ENGLISH
09.02.2012
09.04.2010 11:20


Dr. Murat Yılmaz
SDE Uzmanı
myilmaz@sde.org.tr
CV

Demirel ve Cindoruk Menderes’i Siyasi Sermaye Yapabilir mi?

Merhum Başbakan Adnan Menderes’in anılacağı bir panele katılması düşünülen Süleyman Demirel, Menderes’in oğlu Aydın Menderes tarafından veto edilmiş. Aydın Menderes bir süre önce de, 50 yıldır Adnan Menderes’in avukatı olduğu iddiasını siyasette sermaye yapan Hüsamettin Cindoruk’a Menderes’in hiçbir şekilde avukatı olmadığını ve bu iddiayı tekrarlamaması gerektiğini ihtar etmişti. Aydın Menderes’in bu iki hayırlı ihtarıyla Demirel ve Cindoruk’un demokrasi şehidi Adnan Menderes’i istismar etmelerinin ve onun gölgesi sığınarak kendilerini demokrasi konularında ibra etmelerinin imkanı kalmadı. Bilhassa 28 Şubat 1997 post-modern askeri müdahalesiyle dikkat çeken Demirel ve Cindoruk’un demokrasiyle telif edilemez siyasi kariyerleri, Menderes ve Demokrat Parti halesinden kurtarıldıktan sonra daha berrak bir şekilde değerlendirilebilecektir. Keza Adnan Menderes ve Demokrat Parti de, Demirel ve Cindoruk’un bozuk siyasi sicillerinden bağımsız şekilde tahlil edilebilecektir. 

Bu vesileyle Türkiye’de demokrasinin, sivil yönetimin ve askeri müdahalelerin zalimliğinin bir sembolüne dönüşen Adnan Menderes ve ailesinin Türkiye için taşıdığı sembolizmin altını çizmekte fayda var. Demokrasilerde, belli ailelerin adeta hanedanlaşarak siyasi bir rol üstlenmesine zaman zaman rastlanabiliyor. Siyaset, sembollerin ve geleneklerin etrafında şekilleniyor. Bu anlamda kişiler, bir süre sonra bir sembol ve geleneğin ifadesine dönüşebiliyor.
 
Siyasi kimliği kazanmış bir kişi ise soyadı marifetiyle bu kimliği gelecek nesillere aktarabiliyor. Bu durum, bir ailenin bizzat kendisinin bir siyasi sembol ve geleneğin taşıyıcısı olmasına yol açabiliyor. Özellikle kurumsallaşma düzeyinin düşük olduğu ve siyasi partilerin sık sık kapatıldığı otoriter ülkelerde, bir siyasi lider ve ailesi ister istemez bu rolü üstlenebiliyor. Siyaset bu kişi veya aile etrafında şekilleniyor. Böylece seçmene eski partinin veya geleneğin devam ettiği yer, kişi veya aile üzerinden işaret edilebiliyor. Mamafih daha demokratik ülkelerde de benzeri örnekler görülebilir. Bu şekilde siyasetle sosyalleşen aile fertleri, toplumun da beklentileriyle uyumlu bir anlayışa siyasi misyonla üstlenmesinin bir çok örneği vardır. Bir aile üzerinden siyasetin sembol, gelenek ve hafıza ihtiyacı karşılanabiliyor.
 
İşte Menderes ailesi, Türkiye’deki demokrasi ve merkez sağ için bu ölçeklerde bir ehemmiyete sahiptir. Toprakla meşgul bir ailenin oğlu olarak doğan Adnan Menderes’in hayatı Türkiye tarihiyle kesişen dram, mücadele ve başarılarla doludur. Milli Mücadele dolayısıyla yarım kalan tahsil ve Serbest Fırka ile Aydın’da başlayan siyasi hayat, CHP’de devam edecektir. Kendini TBMM komisyonlarında yetiştiren ve bu arada Hukuk Fakültesini bitiren Menderes, hava dönünce tıpkı Serbest Fırka döneminde olduğu gibi demokratik mücadeleye katılmaktan çekinmeyecektir.
 
Demokrasiye geçiş döneminde Meclis’te yaptığı konuşmalarla Türkiye’de merkez sağın, liberal iktisat ve siyasetin koordinatlarını çizen Menderes, 1946 seçimleri ve sonrasında demokratik muhalefetteki performansıyla bir siyasi lidere dönüşecektir. 1950’den sonra bu performansıyla başvekil olarak ortaya çıkan ve yılların siyasetçileri arasından sıyrılarak bir markaya dönüşen Menderes, döneme silinemeyecek bir şekilde damgasını vurmuştur. 1950-1960 yılları arasında büyük iktisadi ve siyasi başarılara imza atan Menderes, Türkiye’nin demokratikleşmesini sekteye uğratan 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle sandıkla geldiği başbakanlıktan süngü zoruyla ayrılmıştır. Darbe sonrasında kendisine yönelik işkence, iftira ve karalama kampanyasına rağmen milletin gönlündeki yerini muhafaza eden Menderes, bu korku yüzünden idam edilmiştir. Kendisinin ve ailesinin nezaketi ve baskılar karşısında teslim olmayan tavırlarıyla ölümünden sonra da, Türkiye demokrasi tarihinin en itibarlı isim ve ailesi olmaya devam edegelmişlerdir. İdam sonrasında da devam eden iftira ve karalama kampanyalarına, milli eğitim müfredatında yer alamayan büyük hizmetlerine rağmen Menderes’in sembol değerini kaybetmeyişi başlı başına bir başarıdır.
 
Adnan Menderes Demokrat Parti içinde daha devletçi bir kanadı temsil eden Celal Bayar’a nispetle millete daha yakın ve demokrat kanadı temsil etmektedir. Dramatik idam sahnesinin de merkez sağ partilerin asıl atıfta bulunduğu isim Adnan Menderes olagelmiştir. Demirel ve Cindoruk da yaklaşık 50 yıldır, Menderes’in dramını itibarını siyasi sermaye yapmışlardır. Aslında daha 1960’ların ikinci yarısından itibaren Demirel, içerideki Demokrat Partililerin affedilmesini kendi siyasi çıkarlarına karşı gördüğü için bu affı engellemeye çalışmıştır. Demirel bu engelleme çalışmasında hiçbir ölçü tanımayarak askerleri tahrik etme cihetine giderek TBMM üzerinde askeri vesayeti tahrik etmiştir. Bu bakımdan 9 Mart ve 12 Mart cuntacılarının tahrik edilmesinde, orduyu siyasete sokmaya çalışan Demirel’in sorumluluğu da ihmal edilemez. Ancak çok paradoksal bir şekilde 12 Mart müdahalesi Adalet Partisi’ni yönetemeyen, bölünmesine ve oy kaybına yol açan Süleyman Demirel’in parti içinde demokratik yollarla devrilmesine mani olmuş ve onu kahramanlaştırmıştır.
 
27 Mayıs 1960 sonrasında Menderes’ten ziyade Bayar’ı kendisine model alan Demirel, orduyu komünizm bahanesiyle tahrik ederek hasımlarına karşı kullanma siyasetinin de tatbikatçısıdır. 1970’lerde de bu argümanla Türkiye’deki kutuplaşmayı arttıran baş aktörlerden biri Demirel’dir. 12 Eylül 1980 darbesinde de, parti içinde hesaplaşmadan kurtularak yeniden bir kahraman olarak siyasete dönen Demirel, bu sefer yanında Cindoruk’la beraber bir demokrasi mücadelesi veriyormuş imajı yaratmayı yine darbeciler sayesinde başaracaktır. DYP- SHP koalisyon hükümetiyle kısa sürede demokrasi sırları dökülen ikilinin asıl olarak 28 Şubat sürecinde darbenin içinde üstlendikleri rol şaşırtıcı olmuştur. Bu dönemdeki büyük ve affedilmez hatalarına rağmen siyasete dönmeye cesaret etmeleri hele de Menderes’i yeniden kendilerine sermaye yapmaya cüret etmeleri Demirel ve Cindoruk’un gerçek yüzlerinin teşhiri için bulunmaz bir nimet olmuştur. Bugün itibarıyla Demirel ve Cindoruk siyaseten yaşamamaktadırlar. Musalla taşındaki siyasi cenazeleri artık defin işlemini beklemektedir.

YAZARIN TÜM YAZILARI


SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya