2005’deki olaylar öncesinde, ABD Kırgızistan’da askeri gücünü artırmak için AWACS uçaklarını konuşlandırmayı planlamıştı. Bu durum Rusya ve Çin’in tepkisini çekmişti. Bu yılın başında da ABD Kırgızistan’ın güneyinde bir askerî eğitim merkezi kurmaya girişti. Bu gelişme doğal olarak Rusya’nın tepkisini çekmektedir. Dolayısıyla mevcut Cumhurbaşkanı Bakiyev’in devrilmesi şimdilik Rusya’nın lehine olmuştur. Dolaylı olarak Çin’in de bölgedeki çıkarlarına uymaktadır. Neticede Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev aynen devrik Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in kaderini paylaşmış ve başkentten kaçmıştır, ancak Askar Akayev gibi Moskova’ya değil.
Kırgızistan’da demokrasi sistemi tam anlamıyla oturtulamamıştır ve muhalif güçlerin normal kanaldan karşı görüşlerini beyan etmesine imkân verilmemiştir. Aynı bu sebeple ülkede adaletsizlik, yolsuzluk ve yoksulluk gibi toplumsal sorunlar da yaygın yaşanmaktadır. Özellikle Kırgızistan’ın kuzey-güney bölgelerinin dengesiz gelişmesi sonucunda meydana gelen sorunlara çözüm bulunamamıştır. 2005’te Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev’in devrilmesinin tetikleyici olay ise ülkenin fakir olan güney bölgesinden başlamıştı. Son olayın kuzey bölgesinde başlaması ise Kırgızistan’daki memnuniyetsizliğin bütün ülkeye yayılması anlamına gelebilir. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev’in idare kabiliyeti zayıf kaldığı için yönetimi de istikrarsız kalmıştır.
Bakiyev ailesinin yolsuzluğa bulaştığı iddiaları vardır ve toplumun tepkisini çekmektedir. Cumhurbaşkanı Bakiyev’in kamuoyu desteği de giderek düşmüştür. Kırgızistan’da iktidar ile ilgili diğer bir sorun, hükümetin muhalefete yönelik baskıcı politikasıdır. Bu yıl Mart ayından itibaren ülke çapında muhalifleri tutuklama operasyonları başlamıştı. Tutuklananların parti yöneticileri, bağımsız televizyon muhabirleri ve insan hakları savunucuları olması toplumda gerginlik yaratmıştır.
Ekonomik sorunlar ve özelleştirme sürecinde adaletsiz paylaşım da nedenler arasındadır. Zaten ekonomisi zayıf, dış destek ve yabancı güçleri ülkesinde barındırma karşılığında aldığı ücretle yaşamını sürdüren Kırgızistan’da, küresel kriz de ülkenin kırılgan ekonomisini tahrip etmiştir. Muhalefetin fiyatları indirme ve vergi düşürme taleplerinden anlaşıldığı gibi son olayın patlak verme nedenlerinin biri ekonomidir. Küresel ekonomik kriz nedeniyle Rusya ve komşu ülkelerde çalışan Kırgızların ülkesine dönmesi ve iş bulamaması birçok toplumsal problem yaratmaya başlamıştı. Son yıllarda çoğu ailenin temel gelir kaynağını kaybetmesi ve halkın yaşam standartlarının düşmesi olayların tırmanma sebebi olmuştur.
Diğer bir ekonomik sebep ise özelleştirme sürecinde adaletsiz paylaşımdır. Muhalefetin taleplerine göre, enerji, telekomünikasyon ve network gibi sektörlerin kamulaştırılması lazım. Muhalefete göre; Kırgızistan devlet kaynaklarının özelleştirilmesi, kapitalistleri zengin etmiş ve kapitalistler sadece para kazanma peşinde olduğu için halkın yaşamı zorlaşmış ve haklın dayanabilecek kapasitesi kalmamıştır.
Diğer bir neden, büyük güçlerin arasında kalan küçük ülkelerin izlediği güç dengesi politikasıdır. Kırgızistan ülke güvenliği ve istikrarını koruyabilmek için yanı başındaki Rusya ve Çin gibi ülkelerin baskısını azaltma düşüncesi ile bu güçlerin ülkesinde güç dengesi oluşturmasına izin vermişti. 11 Eylül olayları sonrası Kırgızistan’a ABD güçleri de girmişti. Bugün başkent Bişkek yakınında ABD ordusunun konuşlandırdığı Manas Hava Üssü vardır. Rusya’nın konuşlandırdığı Kant kenti ise Bişkek’ten 20 kilometre uzaklıktadır.
Çin Kırgızistan’da askerî güç konuşlandırmadığı halde Kırgızistan ile terörizmle mücadele ya da Şanghay İşbirliği Örgütü çerçevesinde devamlı askerî tatbikat ve diğer güvenlik güçleri arasındaki işbirliğini arttırmaya çalışmaktadır. Ancak bu güçlerin Orta Asya ve Kırgızistan’daki çıkarları farklı olması nedeniyle bazen çıkar çatışması yaşanmaktadır. Örneğin, Şubat 2009’da Kırgız Hükümeti Rusya’dan 2 milyar dolarlık bir destek kredisi ve 150 milyon dolarlık yardım paketi sağlamıştı.
Ardından Kırgız Hükümeti ABD’nin Kırgızistan’da bulunan askerî üssü kapatacağını beyan etmişti. Ancak Kırgızistan Rusya’dan bu 2 milyar dolar destek paketini alamamıştı. Bu gelişmeler doğal olarak Kırgız Hükümeti’ni hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu durumda Kırgız Hükümeti ABD ile pazarlık yapmakla ikili ilişkilerini geliştirmeye başlamıştı. Buna benzer büyük güçlerin arasındaki çıkarlar çatışması Kırgızistan’ın siyasal ve toplumsal sorunlara sebep olmaktadır.
2005’deki olaylar öncesinde, ABD Kırgızistan’da askeri gücünü artırmak için hava gözetleme E-3 keşif uçakları (AWACS) konuşlandırmayı planlamıştı. Bu durum Rusya ve Çin’in tepkisini çekmişti. Bu yılın başında da ABD Kırgızistan’ın güneyinde bir askerî eğitim merkezi kurmaya planlamıştı ve kuzeydeki askerî üs ile birlikte ABD’nin Kırgızistan’daki gücünü pekiştirecekti. Bu gelişme doğal olarak Rusya’nın tepkisini çekmektedir. Mart ayından itibaren Rusya medyası Kırgızistan Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev’in yolsuzlukları hakkında yoğun eleştiriler yazılmaya başlamıştı. Bunun üzerene Kırgızistan Rusya’ya diplomatik nota vererek Rusya medyasının cumhurbaşkanı ailesine yönelik karalama kampanyasını protesto etmişti. Dolayısıyla mevcut Cumhurbaşkanı Bakiyev’in devrilmesi şimdilik Rusya’nın lehine olmuştur. Dolaylı olarak Çin’in de bölgedeki çıkarlarına uymaktadır. Neticede Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev aynen devrik Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in kaderini paylaşmış ve başkentten kaçmıştır, ancak Askar Akayev gibi Moskova’ya değil.
Muhalefetin iktidarı elde tutabilmesi için öncelikle, idare kabiliyetini isyancılara kabul ettirmesi gerekmektedir. 2005’deki isyan hareketi sırasında Kurmanbek Bakiyev de itibarlı ve kabiliyetli olarak görünmüştü. Muhaliflerin iktidarda kalabilmesi Bişkek’i terk eden Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev ve ekibinin geri dönüp dönememesine de bağlı. Devrik Cumhurbaşkanı Askar Akayev 2005’te başkent Bişkek’i terk edikten sonra geri dönüş yapamamış ve adamlarının bir kısmı da Kurmanbek Bakiyev’in liderliğini tanımıştı. Son olarak isyancıların dış güçlerin desteğini alıp alamaması süreci belirleyecektir. Kırgızistan’daki kanlı iktidar değişimi en çok ABD, Rusya ve Çin gibi ülkelerin çıkarını ilgilendirmektedir. Öteden beri Kırgızistan üzerinde güç yarışı yapan bu ülkelerin yeni durumda nasıl tavır alacağı yeni yönetimin kaderini de dolaylı olarak değiştirebilir.