Ortadoğu Barış Sürecini canlandırmak amacıyla, Başkan Obama’nın gösterdiği çabaların olumlu bir sonuca varabilmesi için, mevcut konjonktürün pek de elverişli olmadığı söylenebilir. Beyaz Saray’ı devraldığı günden bu yana, kendinden önceki başkanların yeterince önem verip üzerine gitmediklerine inandığı dış politika sorunlarının başında gelen, Filistin-İsrail uyuşmazlığının çözümüne yönelik Ortadoğu Barış Sürecini canlandırabilmek amacıyla, büyük bir gayret içinde olduğu görülen Başkan Obama, bu kez aynı istikamette yeni bir hareketlilik yaratmanın peşinde olduğunu ortaya koymaktadır.
Filistin-İsrail ihtilafında rol oynamak üzere atadığı, eski Senato Başkanlarından, Lübnan asıllı George Mitchell’i defalarca Bölgeye gönderen ve 2009 Eylül ayında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları vesilesiyle, New York’da bulunduğu sırada, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile üçlü doruk toplantısı bile düzenleyen Başkan Obama, bu çabalarının da akim kalmak üzere olduğu şu sıralarda, Başkan Yardımcısı Joe Bidden’i Bölgeye göndererek, İsrail ve Filistinli yöneticiler arasında bir müzakere sürecinin başlatılması amacıyla çalışmalar yaptırmaktadır.
Biden’in, barış müzakereleri alanında çekince ve duraksamaları olduğu bilinen Benjamin Netanyahu’yu, Filistinlilerle askıya alınmış olan görüşmelerin yeniden başlatılması hususunda ikna etmeye çalışması beklenmektedir.
Kuşkusuz, bu çerçevede, İran’ın nükleer alandaki çalışmalarının kontrol altına alınmasına büyük önem veren İsrail’in, bu endişe ve beklentileri doğrultusunda, İran konusunun da gündemde olması ve bu ülkeye karşı alınmasına çalışılan ilave yaptırım kararı alınması konusunda Amerikan Yönetiminin ciddi bir davranış içinde olacağı hususunda, Biden’in İsrail tarafına gerekli garantileri vermesi beklenir.
Hatırlanacağı üzere, Arap Ligi Genel Sekreteri Amr Musa, son resmi açıklamasında, Filistin’le İsrail arasında aracılı görüşmelerin başlatılmış olduğunun altını çizmiştir. 16 yıl devam eden barış görüşmeleri sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra, büyük bir başarıymış gibi takdim edilen dolaylı görüşmelerden öte yeni bir doğrudan barış sürecinin başlatılabilmesi, özellikle İsrail’in Batı Yakası’nda 112 ünitelik bir yerleşim projesine izin verdiği bir sırada, pek de gerçekçi gözükmemektedir.
İran’a karşı askeri bir harekat olasılığından dahi dem vuran İsrail’in böyle bir eyleme kalkışmasını Amerikan Yönetimi kesinlikle arzulamamaktadır.
Filistin tarafını aşırı tedirgin eden ve İsrail’in yerleşim merkezleri inşaına ara vereceği sözüne ters düşen Batı Yakası’ndaki yeni çalışmalar Netanyahu ile Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın bir araya gelebilmeleri yollarını da tıkamış durumdadır. Bugün için Amerika’nın tek yapabildiği, taraflarla ayrı ayrı temas ve görüşmelerde bulunan George Mitchell aracılığıyla bir mekik diplomasisini gerçekleştirmekten ibaret kalmaktadır. Gerek Filistin gerek İsrail’in ısrarla üzerinde durdukları ve tarafların uymadıkları bilinen ön şartlar dolayısıyla liderlerin bir araya gelmesi, Joe Biden’a rağmen olanak dışıdır denebilir. Dikkate alınması gereken husus, 1967 İsrail işgalinden bu yana, gerek Batı Yakası gerek, Arapların yoğun yaşadıkları, Doğu Kudüs bölgelerinde yüzden fazla Yahudi yerleşim projesi gerçekleştirilmiş ve buralarda halen yarım milyona yakın Yahudi yaşamaktadır.