ENGLISH
30.07.2010
08.03.2010 13:30


Prof. Dr. Yasin Aktay
SDE Başkanı
yaktay@sde.org.tr
CV

Soykırım Söyleminin Ekonomi-Politiği

Ermeni soykırımı tasarısının ABD'de dışişleri komisyonunda bir oy farkla kabul edilmesi karşısında Türk kamuoyunun sergilediği tepki siyasette mutabakatın değilse bile refleks ortaklığının hiç de imkansız olmadığını gösteriyor. Demek ki tartışma ne kadar derinleşirse derinleşsin, gerilim ne kadar artarak siyaseti imkansız hale getirirse getirsin, bir yerlerde ortaya çıkan yeni bir durum başka bir halimize bizi uyandırabiliyor.

Gerçi bizi uyandıranın bizi ne ölçüde uyanık tuttuğu ayrı bir konudur. Dahası bizi uyandıran, ayaklandıran, tepkimizi tetikleyen hadisenin içinde hasımlarımız için bir tepeleme fırsatı barındıran bir müjde gibi mi geldiği, yoksa onu gerçekten de samimi bir üzüntüyle mi karşıladığımız bambaşka ama mutlaka önemli bir konudur.

Ermeni meselesinde iş gerçekten karmakarışık. Bir tarihsel yüzleşmeye gerçekten ihtiyacımız olsa bile bunu bize tarihi binbir türlü katliam ve savaş kabahati ile dolu olan Amerika'nın hatırlatmasının ne münasebeti ne de faydası var. Ama doğrusu kimsenin yüz yıl önce Ermenilerin veya başka herhangi bir ademoğlunun acısını hissettiği yok. Yüzyıl önceki Ermenilerin acılarını duymaya ve duyurmaya soyunanların günümüzde burunlarının dibinde gerçekleşen hadiselere karşı bir nebze benzer bir duyarlılık taşımasını beklemek bir haktır. Bu kadar duyarlılık daha kötüsü olmasın diye gösteriliyorsa saygı duyulacak bir tutum olabilir ama o taktirde bu tutumun bugünkü vahşetleri durdurabiliyor olması gerekirdi.

Kuşkusuz bu mantık da ihtiyatla karşılanması gereken bir değerlendirmedir. Geçmişle ilgili bir adalet iddiası günümüzdeki vahşetlerden elbetteki sorumlu tutulamaz. Ama sözkonusu olan Amerika, Fransa, Hollanda gibi ülkelerse, bu ülkelerin Türkiye'nin tarih sicilini kaydetmeye kalkışmaları kelimenin tam anlamıyla münasebetsizliktir.

Tarihsel bir olayın parlamento kararıyla tespit edilmesi ise aslında tarih dediğimiz şeyin de çıplak hakikatini sergileyen bir durumdur. Tarih hiçbir zaman geçmiş olayların objektif bir şekilde bilinmesi ile ilgili bir durum değildir. Herhangi bir tarihsel olaya bizi bugünden ilgili kılan bir yan yoksa olay tarih bile değildir. Olayla "ilgili" olduğumuz andan itibaren de olayın hakikatine değil, bizim iddiamıza yaklaşmışız demektir. Kelimenin hak ettiği anlamıyla nesnel bir tarih varsa bu ancak bizim "ilgisiz" olduğumuz ölçüde mümkün olan bir tarih olsa gerek. Oysa bir anahtar kelime olarak "ilgi" kişiyi nesnel olmaktan konuyla ilgili "çıkar sahibi" (kelimenin İngilizcesi: interest) olmaya yönelten bir süreçtir.

O yüzden 1915 yılında veya daha gerisinde veya daha ilerisinde olanlara dair bugünden bir adaleti tesis edecek ne bilişsel imkânlara ne de adil bir yargı merciine sahibiz. Sıcağı sıcağına kurulmuş mahkemeler genellikle bu delil imkânlarına daha fazla sahiptir, ama bu durumda da mahkemeyi kuranın genellikle bir savaşın galip tarafı olması durumunda mahkemeden istediği kararı çıkartması da kaçınılamayan bir tarih gerçeğidir. Tarihi galipler yazar. Galiplerin yazdığı tarih saf vicdanları tatmin etmedikçe buna dair bir isyan küçük veya büyük dalgalar halinde gelişir.

Tarihin eninde sonunda çıplak gerçekleri bulup çıkaracağı beklentisi bu itibarla boş bir beklentidir. Mümkünse tarihi olayların kaydını zamanında tutmak, adaleti de mümkünse gecikmeden yerine getirmenin yoluna bakmak gerekiyor.

Geciken adalet adalet değildir. Tarih alanında da durum bundan farklı değildir. Tarihsel sorumlulukları olanlar bu dünyadan göçüp gittikten sonra gerçekleşmiş bir yüzleşme veya bundan sadır olacak bir adaletin adalet değil ancak günümüzün siyasi hesaplarıyla ilgili olduğu açıktır.

Tarihin bir döneminde kendilerine zulüm yapıldığından hareketle adalet arayanların günümüzde bu adaleti tesis için dünyanın baş zalimleriyle ittifaklara girişmeleri, aradıklarının adalet değil intikam veya iktidar olduğunu ayan beyan ortaya koyuyor. Açıkçası bu durumda "geçmişte yaşanmış acılar" bir iktidar veya çıkar talebi uğruna pazara çıkarılmış bir edebiyattan başka bir anlam ifade etmemiş oluyor.

Ne acıları çekenlere bir faydası olan ne de bu acıları çektirmiş olanlara bir yaptırım doğruma ihtimali bulunan bu yüzleşmenin kime ne fayda getireceğini anlamak da bir tür ekonomi-politik bilimi gerektirir artık.

Soykırım söylemleri bir ekonomi-politik meselesidir ve günümüzde Türkiye'nin yükselen trendine karşı hissedilen iyimserliğin bir kırılma noktası olabilir. Türkiye'nin etkisini hızla artıran dış politika etkinliğinin bütün dünyada sorunsuz karşılanıyor olmadığına dair bir uyarı olarak okunabilir. Bu uyarı elbetteki Türkiye'yi giriştiği yoldan caydıracak şekilde dikkate alınması gereken bir uyarı değildir. Ancak, güçlü ve çevresinde etkin, bağımsız bir Türkiye'nin mümkün olsa bile bunun tabii ki her zaman alkış ve tezahüratla karşılanmayacağını gösteren bir örnektir. Doğrusu Türkiye'nin bu daha genel perspektifi dikkate alsa da, özelde her yıl bu zamanlarda Türkiye'yi yakalayan bu konuya karşı daha farklı, yine ezber bozucu yeni bir yaklaşım sergilemesinin vakti gelmiştir. ABD soykırımı tanıyacaksa tanısın, belli ki bu mevzuyla Türkiye'yi rehin tutmaya çalışıyor, şimdiye kadar da ne yazık ki tuttu, ama buna bir son vermek, mevzuyu bir kompleks konusu olmaktan çıkarmak Türkiye'nin elinde.


YAZARIN TÜM YAZILARI
Hem "Hayır" Demek, Hem de Darbeci Olmamayı İstemek - 27 Temmuz 2010 Salı 10:40
Ağlayamayanların Acıları - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 11:14
Herkesin Oyu Kendine - 20 Temmuz 2010 Salı 10:01
Liderlerin Görüşmesi Sadece Liderlerin Görüşmesi Değildir - 19 Temmuz 2010 Pazartesi 16:30
PKK'lıların Cesetleri - 13 Temmuz 2010 Salı 10:02
AYM'ni Günaha Davet Edenlerin Hiç mi Suçu Yok? - 12 Temmuz 2010 Pazartesi 14:05
ESOF 2010 ve Avrupalı Bilimin Kimlik Arayışı - 06 Temmuz 2010 Salı 14:50
Madımak'ta Hayırlı Bir Noktaya Doğru - 05 Temmuz 2010 Pazartesi 11:16
Vesayet ve Demokrasi - 29 Haziran 2010 Salı 12:09
PKK'da "Başarının Sırrı" - 28 Haziran 2010 Pazartesi 13:40
PKK Yine Kimin Mesajını Taşıyor? - 21 Haziran 2010 Pazartesi 18:17
Türkiye'nin Kaybolan Yıllarını Güney Kore'de Görmek - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:06
Tamamen Duygusal Analizler - 15 Haziran 2010 Salı 10:11
Anayasa Mahkemesi Aradan Çekilmek Zorundadır - 14 Haziran 2010 Pazartesi 13:21
Dış Siyasette Çıkar’dan Erdem’e Doğru Bir Eksen Kayması - 09 Haziran 2010 Çarşamba 09:21
Kaderin Enstrümanları - 08 Haziran 2010 Salı 18:15
Yüz Kızartıcı Bir Suç Olarak Darbe - 01 Haziran 2010 Salı 17:33
CHP'nin 18 Brumaire Arayışı - 01 Haziran 2010 Salı 17:29
Bayat Mala Yeni Pazarlamacı - 25 Mayıs 2010 Salı 11:09
Türkiye'nin Yeni Dış Politikasının Yeni Riskleri - 25 Mayıs 2010 Salı 10:25
Muhalefetle İktidar Ne Zaman Aynı Ligde Oynayacak? - 17 Mayıs 2010 Pazartesi 15:07
Beyaz Kürtlerin Siyaseti ve Değerleri - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 15:55
Prof. Arato’nun Etkileyici CV’si - 05 Mayıs 2010 Çarşamba 13:40
İdeoloji ve Danıştay - 29 Nisan 2010 Perşembe 15:00
Namus Davası - 19 Nisan 2010 Pazartesi 14:43
“Ermeni Sorununun Yeni Boyutları” - 10 Nisan 2010 Cumartesi 17:25
Küçük Ama Mümkün Bir Anayasa Düzeltmesine Doğru - 09 Nisan 2010 Cuma 09:39
Muhalefete Katkı - 06 Nisan 2010 Salı 14:45
Anayasa temrinleri - 30 Mart 2010 Salı 10:03
1915'e Dair Yeni Belgeler mi Bulundu? - 25 Mart 2010 Perşembe 10:38
Bir Oy Farkıyla Soykırım - 16 Mart 2010 Salı 09:54
Soykırım Söyleminin Ekonomi-Politiği - 08 Mart 2010 Pazartesi 13:30
Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı - 01 Mart 2010 Pazartesi 09:36
Yargı Reformu Açılış Konuşması - 25 Şubat 2010 Perşembe 15:41
Meziyeti ‘Çılgınlık’ Olan Darbecide Rasyonellik Aramak - 11 Şubat 2010 Perşembe 13:39
Alevi Açılımında 7. Çalıştay - 04 Şubat 2010 Perşembe 19:43
PKK Kürt Siyasetini, Anayasa Mahkemesi DTP’yi Kapattı - 14 Aralık 2009 Pazartesi 15:06
Açılım'a Kandil Molası - 19 Kasım 2009 Perşembe 11:53
Açılım Siyaseti Bağlamında Alevi ve Kürt Sorunları - 07 Kasım 2009 Cumartesi 11:57


SDE, “Türkiye’de İletişimin Denetlenmesi” analizi yayınlandı...
19.07.2010 11:06:02

SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın yeni kitabı “Korku ve İktidar” kitapçılarda...
09.07.2010 09:38:27

SDE "Yeni Rusya" Çalışması Yayınladı...
07.07.2010 11:11:11

"Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi" 10-12 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilecektir...
28.06.2010 16:15:43


<Temmuz 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
2829301234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930311
2345678

Anayasa Paketinin oylanacağı referandumda ne yönde oy kullanırsınız?

Evet
Hayır


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya