ENGLISH
23.05.2012
05.03.2010 14:17


Prof. Dr. Birol Akgün
SDE Uzmanı
bakgun@sde.org.tr
CV

Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı

Amerikan Kongresinin alt kanadı olan Temsilciler Meclisinin Dış İlişkiler Komitesi, Ermeni iddialarına dayanarak hazırlanan ve 1915 olaylarının soykırım olduğunu kabul eden bir karar tasarısını 22’ye karşı 23 oyla kabul etti. Bu karar kendi başına bir sonuç ifade etmiyor. Tasarının Amerikan sistemi açısından bağlayıcı olabilmesi için Genel Kurula getirilmesi ve kabul edilmesi gerekiyor. Geçmiş yıllardaki örnekler gösteriyor ki (2007 yılında olduğu gibi), soykırım iddialarını tanıma kararının Temsilciler Meclisi Genel kurul gündemine hiç getirilmemesi de yüksek olasılık. Hatta gelse bile reddedilmesi de mümkün görünüyor. Ancak önemli olan alt komiteden kararın geçmiş olması ve bunun Türk-ABD ilişkileri üzerinde doğuracağı muhtemel siyasi ve diplomatik etkileri. 

Ermeni lobisinin ABD kongresinden 1915 olaylarının soykırım olarak tanınmasına ilişkin çabaları yıllardır sürüyor. Nitekim 38 Eyalet parlamentosunda benzer tanıma kararları alınmış durumda. Soğuk Savaş döneminde ABD yönetimleri ve Kongredeki siyasi liderler, güvenlik kaygıları nedeniyle bu tür iddiaların gündeme alınmasını kolayca önlerlerdi. Soğuk savaş sonrasında ise işler değişti. Artık güvenlik kaygıları eskisi kadar ön planda değil. Üstelik Washington’daki pek çok çevre Azeri-Ermeni çatışmasında Türkiye’nin Azerilerin yanında yer alarak Ermenistan’a karşı diplomatik ve ekonomik ambargo uygulamasını haksız buluyor. Erivan yönetimi savaşı kendisinin başlatmasına ve Azeri topraklarının yüzde 20’sini işgal altında tutmasına rağmen uluslararası topluma ve Amerikan halkına kendisini mağdur olarak göstermeyi başardı. Dış İlişkiler Komitesinde karara evet diyen parlamenterlerin davranışında, hem Ermenilerin bu haksız mağduriyet propagandasının etkisini hem de yaklaşan Kasım ayı seçimleri öncesinde Ermeni asıllı seçmenleri küstürmeme gayretinin izlerini bulmak mümkün. Ancak en çok üzerinde durulması gereken konu ise Beyaz Saray’ın Kongre üzerindeki gücünü neden yeterince kullanmadığıdır.
 
Obama Yönetiminin tavrını anlamak
 
Burada esas sorgulanması gereken konu, Obama yönetiminin bu kararın alınmasındaki rolü neydi? Beyaz Saray gerçekten Ermeni tasarısının komiteden geçmesini önlemek istedi mi, yoksa yarım evet-yarım hayır (ha-vet) bir tavır alarak hem stratejik müttefiki Türkiye’yi hem de söz verdiği Ermenileri tatmin eden bir orta yolu bilerek mi benimsedi? Zira 23’e karşı 22 oyla alınan sonuç tam da böyle bir amaca hizmet ediyor. Tarihsel olarak Demokratlar, dış politikada insan hakları söylemini Cumhuriyetçilere göre daha fazla kullanmışlardır. Üstelik Demokratların seçmen tabanını ülkedeki farklı azınlıklar (Siyahi, Hispanik, Ermeni vs) oluşturmaktadır. Bu nedenle, Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları eyaletlerden seçilen milletvekilleri bu tür etnik lobi çalışmalarına karşı daha duyarlıdırlar. Örneğin yasama organında Temsilciler Meclisi Başkanı görevini yürüten ve konumu gereği Demokrat Parti içinde Obama’dan sonra en etkili isim olarak sivrilen Bayan Pelosi, yerel düzeyde Ermeni seçmenlerin oylarıyla seçilmiş biridir ve Ermeni tasarısının aktif destekleyicisidir.
 
Ermeni tasarısını önlemeye yönelik Türkiye’nin en üst düzeydeki diplomatik baskıları karşısında Amerikan Dışişleri Bakanı Hilary Clinton oylamaya saatler kala, Komite Başkanını telefonla arayarak karar tasarısına karşı oldukları mesajını iletti. Ancak Komite Başkanı Berman’ın oylama sırasındaki tavrına bakılırsa, Beyaz Saray yönetiminin bu mesajı tasarıyı engellemek için değil, yönetim olarak Türkiye’ye karşı zevahiri kurtarma davranışı olarak okumak gerekir. Kaldı ki, Pelosi’nin Komite Başkanı Berman üzerindeki etkisi de unutulmamalıdır. Sonuç olarak, Demokrat Obama yönetimi Kasım ayındaki milletvekili seçimleri yaklaşırken Türkiye’yle ilişkileri germeyi göze alarak, kendi iç siyaseti doğrultusunda bir adım attığı söylenebilir.
 
Karar Türkiye’nin barışçı vizyonunu dikkate almıyor 
 
Oysa Başkan Obama’nın bu konuda siyasi ve stratejik bir liderlik sergilemesi beklenirdi. Başkanlığının 75. gününde Türkiye’yi ziyaret eden ve ardından Kahire’ye kadar giderek İslam dünyası ile ABD arasında bozulan ilişkileri onarmaya çalışan Obama’nın Ermeni tasarısı konusunda gerekli hassasiyeti göstermemesi yeni yönetimin iç ve dış politikadaki kararsız tutumunun bir yansıması olarak görülebilir. İç politikada Sağlık reformunu bir yıldır geçiremeyen Obama, dış politikada ise gerek İsrail-Filistin sorunu gerekse Afganistan-Pakistan konusunda bir ileri-iki geri attığı adımlarla kararsız bir liderlik sergilemekle suçlanıyor. Foreign Affairs dergisinin son sayısında ünlü stratejist Brzezinski, bu kararsız tutumu nedeniyle Obama’nın başkanlığının ilk yılında yakaladığı pek çok şansı kaçırdığını ve Başkanlığının geri kalan zamanında tarihe not düşmek için daha cesaretli adımlar atması gerektiği konusunda-haklı olarak-açıktan uyarıyor. Beyaz Saray’ın ikircikli-orta yol politikasını, ne yazık ki Ermeni tasarısının Komite aşamasındaki görüşmeleri sırasında da gözlemledik. Ermeni diasporasının baskısı karşısında, Türkiye gibi Amerikan’ın küresel politikalarında stratejik çıkar işbirliği içinde bulunan bir ülkenin kaybedilmesini göze almak vizyoner bir liderlik ve model bir ortaklık söylemiyle örtüşmemektedir. Obama yönetiminin bu son olayda sergilediği tavır, aslında kendisinin de çok eleştirdiği Fransız lider Sarkozy ve Alman lider Merkel’in Türkiye’ye kaşı sergilediği popülizme dayalı yönetim anlayışıyla paralellik göstermektedir. İç politikayı önceleyen bir tercih, küresel aktör olmak isteyen AB’ye nasıl engel oluyorsa, Obama’nın tavrı da temel vizyon olarak benimsediği bölgesel güçlerle ittifaklar yoluyla Amerika’nın küresel liderliğini sürdürme projesini engelleyecektir. Umarız bu tavrını 24 Nisan’da yayınlayacağı 1915 olaylarını anma mesajında da sürdürmez.
 
Obama yönetimi bu yaklaşımıyla, 24 Nisan yaklaşırken Türkiye’ye baskı uygulamak ve böylece imzalanan protokollerin TBMM’den geçirilme sürecine ivme kazandırmak istemektedir. Ancak Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun da vurguladığı gibi, komite kararı Türk-Ermeni ilişkilerindeki açılım sürecine katkı değil, yeni bir siyasi-psikolojik engel koyacaktır. Zira Türkiye’nin dış politika söz konusu olduğunda baskıyla karar almayacağını en iyi ABD bilir. 2003’teki 1 Mart tezkeresinin izleri politik hafızamızdaki canlılığını koruyor.  Kaldı ki, Protokollerin meclisteki onay süreci siyasi bir konudur ve Türk iç siyasetindeki son gelişmeler dikkate alındığında, Ermeni tasarsının Kongredeki kabulü onay sürecini yavaşlatması ve hatta tamamen durdurması da mümkündür. Çünkü çoğu zaman dış politika iç politikanın bir uzantısıdır ve seçimlerin yaklaştığı bir Türkiye’de, zaten ciddi bir toplumsal dirençle karşılaşan ve ağır bir siyasi polemik konusu olan Ermeni açılımlarının hemen hayata geçirilmesini beklemek hayalcilik olur.
 
Siyasi hasarların tamiri Obama yönetimine düşüyor
 
Özetle, Karar tasarısının Komiteden geçmesi bizim için dünyanın sonu değildir. Ancak bu sonuç ve Obama yönetiminin mevcut tavrı incelendiğinde, Türkiye’nin iyi niyetli barış çabalarının ve bölgesel barışa yönelik katkılarının Washington tarafından yeterince algılanmadığı anlaşılmaktadır. Oysa kürsel barış söylemi ile iktidara gelen ve Avrupa’dan Ortadoğu’ya ve hatta Çin’e kadar geniş bir coğrafyada büyük bir heyecan dalgası ve barış ümidi uyandıran Obama, 90 yıllık derin bir siyasi sorunun aşılması konusunda taraflar arasında imzalanan protokollerin uygulanmasına zaman tanımak için gerekli basireti ve sabrı gösterememiştir. Türk-ABD ilişkileri bu kararla gereksiz şekilde zehirlenmiştir. Siyasi elitler arasında zor tesis edilen güven yeniden zedelenmiştir. Washington’daki elçimiz geri çağrılmıştır. Bu güven bunalımı devam ettiği sürece, Türk-ABD ilişkilerinin Afganistan, Irak, Lübnan ve diğer alanlardaki işbirliği sarsılacaktır. Türkiye’yi kaybeden bir ABD’nin İslam ülkeleri nezdindeki imajı da olumsuz etkilenecektir. Şimdi sağduyu zamanıdır ve Beyaz Saray, ilişkilerdeki hasarı tamir için etkin tedbirler almalıdır. Top artık Obama’nın sahsındadır ve zaman liderliğini gösterme zamanıdır.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Kritik Seçimler ve Demokrasi Daralması - 09 Mayıs 2012 Çarşamba 18:12
Suriye Post-Hegemonik Düzenin İlk İşareti mi? - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:29
Suriye Açmazı ve Türkiye - 06 Şubat 2012 Pazartesi 09:36
Mısır'da Devrim Sürüyor - 25 Kasım 2011 Cuma 11:52
Kaddafi Sonrasında Libya - 24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:13
İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması - 06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:29
Yemin Krizinin Anatomisi - 12 Temmuz 2011 Salı 16:29
Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor - 01 Haziran 2011 Çarşamba 21:03
Obama’nın Filistin Açılımı mı? - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:51
Beşşar Esad'ın siyasi intiharı - 27 Nisan 2011 Çarşamba 09:50
Türkiye’nin Barış Diplomasisi - 07 Nisan 2011 Perşembe 15:56
Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı? - 23 Mart 2011 Çarşamba 21:18
Afganistan İzlenimleri - 07 Mart 2011 Pazartesi 13:28
Kaddafi Direnebilir mi? - 23 Şubat 2011 Çarşamba 09:57
Mısır Musa’sını Arıyor - 15 Şubat 2011 Salı 09:54
Yasemin Devrimi Sömürge Sonrası Düzenin Çöküşü mü? - 18 Ocak 2011 Salı 12:54
Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010 - 20 Aralık 2010 Pazartesi 12:48
İsviçre Yükselen Türkiye’yi Keşfediyor - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
Taksim Saldırısında Üç Senaryo Tek Gerçek - 02 Kasım 2010 Salı 16:16
Davutoğlu'nun Kaşgar Ziyareti ve Değişen Türk-Çin İlişkileri - 01 Kasım 2010 Pazartesi 14:05
Çin İzlenimleri-(II): Doğu Türkistan ve Uygurlar - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:40
Çin İzlenimleri-(I): Ejderin Ayak Sesleri - 30 Eylül 2010 Perşembe 17:59
Sivil Toplumun Vicdanı Derin PKK’yı Yendi - 18 Ağustos 2010 Çarşamba 15:55
Türk-Kürt Kutuplaşması ve Siyasi Üslup Meselesi - 29 Temmuz 2010 Perşembe 11:49
Ortadoğu’da Savaşlara Son Verecek Barış - 08 Temmuz 2010 Perşembe 17:05
G-20 Zirvesi ve Erdoğan-Obama Görüşmesi - 29 Haziran 2010 Salı 11:18
Ortadoğu’da Pax Turcica’nın Doğuşu - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
İsrail Türkiye’ye Savaş mı Açtı? - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:51
Medvedev’in Ziyareti ve Türk-Rus Yakınlaşması - 13 Mayıs 2010 Perşembe 13:24
Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye - 21 Nisan 2010 Çarşamba 12:22
Anayasayı Değiştirmek İçsel Sömürüyü Yıkmaktır - 03 Nisan 2010 Cumartesi 10:44
Avrupa PKK’yı Neden Şimdi Anlıyor? - 11 Mart 2010 Perşembe 15:18
Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı - 05 Mart 2010 Cuma 14:17
Münih Güvenlik Konferansı ve Çin - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:22
Yemen Nereye Gidiyor? - 23 Ocak 2010 Cumartesi 12:11
İran’da Muhalefet Ne İstiyor? - 02 Ocak 2010 Cumartesi 09:34
ABD Ziyaretinin Olası Siyasi Sonuçları - 15 Aralık 2009 Salı 13:26
Erdoğan Obama’ya Ne Söylemeli? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 01:05
Gıda Güvenliği Yada Malthus'un Geri Dönüşü - 29 Kasım 2009 Pazar 14:36


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya