ENGLISH
09.02.2012
02.03.2010 09:54


Doç. Dr. Ahmet Uysal

auysal@sde.org.tr
CV

Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – I

Komşu ülke marketlerinde rafları Türk mallarının doldurması ve mobilyadan elektroniğe, gıdadan tekstile birçok Türk mağazasının açılması göğsümüzü kabartmaktadır. Türk dizileri sayesinde Türk kültürü ve sanatı Ortadoğu’yu kasıp kavurmaktadır. Daha da önemlisi, çıkar uğruna savaşların çıktığı ve insanların öldüğü dünyada Türkiye’nin barışçıl dış politikası da ayrı bir prestij kaynağıdır. Ekonomi, siyaset ve kültürel ürünleriyle giderek önem kazanan Türkiye’nin bölgesinde güç olabilmesi için küresel dinamikleri iyi anlayarak küresel dünyadaki ekonomi, kültür ve siyasetini beraber düşünmesi gerekmektedir.

Küreselleşme denen olgu, son yirmi otuz yılda ortaya çıkan internetin hızlı iletişim imkanlarını yaygınlaştırmasıyla yeni bir şekil almıştır. Serbest ticaretin yaygınlaşmasıyla da milyarlarca dolarlık para ve mal dünya üzerinde sürekli dolaşmaktadır. Dolayısıyla, dünyanın herhangi bir köşesinde üretilen bir ürün de diğer bir köşesinde tüketilebilmektedir. Küresel ekonomik düzen Dünya Ticaret Örgütü, İMF ve Dünya bankası ile desteklenmektedir. Küresel ekonomik düzene uymayan ülkelere yaptırım uygulanmakta ve uluslararası ticari faaliyetleri kısıtlanmaktadır. 

Ticaret, iletişim ve etkileşimin artması dolayısıyla bütün dünya şehirleri birbirinin kopyası haline geldiği gibi, giyim kuşam ve yeme içme alışkanlıkları benzeşmekte ve daha çok batı kültürünü yaygınlaşmaktadır. İngilizce’nin dünya dili olması da bu gelişmelerin hem sonucudur hem de bu sürece yardımcı olmaktadır. Siyasi alanda ise Doğu Blok’unun çökmesiyle de dünya tek kutuplu hale gelmiştir. ABD’nin öncülüğündeki küresel siyasi düzenin şemsiyesini BM oluşturmaktadır. Liderliğini ekonomik ve askeri gücüne borçlu olan ABD’nin öncülüğünde Batı, NATO’nun askeri koruma şemsiyesine girerek küresel misyona uygun olarak yeniden yapılandırmaya çalışmaktadır.
 
Ancak, küresel dinamikleri büyük ölçüde Batı kendi lehine kullansa da hiçbir ülke bu dinamikleri kontrol edememektedir. Çünkü küreselleşme kendi içinde karşıt gelişmelerin de ortaya çıkmasına yol açmakta ve hatta eylemlerini kolaylaştırmaktadır. Küreselleşmenin motorunu oluşturan ekonomik yönü, Çin ve Hindistan gibi ucuz işgücüne sahip kalabalık ülkelerde üretimi teşvik ettiği gibi, önemli enerji sağlayıcısı ve askeri güç olan Rusya’ya da ciddi hareket alanı sağlamaktadır. Ayrıca, ekonomik ve siyasi dışlanmışlığın getirdiği dezavantajlar, doğuda ve batıda küreselleşme karşıtı hareketlere zemin hazırladığı gibi, bölünmüşlük, dağınıklık, baskıcı rejimler, geri kalmışlık ve yoksulluk yüzünden özellikle İslam Dünyası’nda da batı karşıtı radikal hareketler artmaktadır.
 
Siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel açıdan Türkiye’nin küreselleşmeye karşı durması mümkün olmadığı gibi böyle bir girişime gerek de yoktur. Ülkemiz, küresel dünyada adaletten ve doğrudan yana farklı bir ses olarak da katkıda bulunmaya başlamıştır. Türkiye, doğrudan sömürü yaşamadığı için Batı ile kompleksiz bir ilişkide bulunabilmektedir. Çünkü Osmanlı’dan beri dünya üzerindeki rolü dolayısıyla da farklı düzeylerde ve faklı bölgeleri ilgilendiren sorunların çözümüne katkıda bulunmaktadır. Özellikle barışçıl ve insancıl tutumu dikkat çekmektedir.
 
Prof. Davutoğlu’nun geliştirdiği ve Osmanlı ve Cumhuriyet birikimlerinin kullanılmasıyla ortaya çıkan AK Parti dönemi dış politikası, reel ve ideal politikaların bir harmanlaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir anlamda, Osmanlı dönemindeki başka inanç ve kültürlere hoşgörülü yaklaşım ile Cumhuriyet döneminin “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” prensipleri sentezlenmiştir. Dış ilişkilerinde stratejik derinlik gözeten ve komşularıyla sıfır sorun öngören bu yaklaşım, daha da ileri giderek bütün dünyada barış ve huzuru savunarak çatışmaların azaltılmasına çalışmaktadır. Bütün komşularıyla iyi ilişkiler geliştirmeye çalışması ve barışçıl tutumu hem komşularından hem de dünya tarafından büyük takdir toplamıştır. Belki de bu yüzden Obama ilk ziyaretinden birini Türkiye’ye yapmıştır.
 
Barış ve huzur için, Kafkaslarda Gürcistan ve Rusya çatışmasının tavsamasına yardımcı olmuş, Irak’ta gruplar arasındaki gerilimleri azaltmaya yardımcı olmaya sürdürmektedir. Lübnan’daki ve Filistin’deki iç çatışmalarında da benzer çabada bulunmuştur. ABD-İran, ABD-Suriye, Lübnan-Suriye, Afganistan-Pakistan, Ermenistan-Azerbaycan, İran-Arap ülkeleri, Arap-İsrail ve Suriye-İsrail ilişkilerinin düzelmesine önemli katkıda bulunmuştur ve bulunmaya devam etmektedir. Belki de dünya ve bölge barışında yaptığı katkıdan dolayı Nobel Barış ödülü Amerikan Başkanı Obama’ya değil Türkiye’ye verilmeliydi. İsrail ve Suriye arasında arabuluculuk konusunda geçen yıl Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinin biraz bozulması yüzünden,  bu rol azalmış görülmektedir. Çünkü arabuluculuğu Suriye istediği halde İsrail’de başa gelen aşırı sağcı hükümet istememektedir. Davos olayının özetlediği şekilde hükümetin ve Türkiye’nin bu tutumu da aslında barışçıl ve insancıl bir tutumdan kaynaklandığı için genel politikadan bir sapma değil bir teyit anlamı taşımaktadır. Diğer bir deyişle, Türkiye sırf arabuluculuk kaygısıyla değil, hak ve adalet için uğraşmaktadır ve uğraşmalıdır.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Tunus Devrimi İlerliyor, Mısır'ın Yolları Taşlı - 19 Ocak 2012 Perşembe 12:00
Arap Baharı ve Erdoğan’ın Mısır Ziyareti - 12 Eylül 2011 Pazartesi 12:21
'Zenga Zenga' Kaddafi veya Diktatörün Hazin Sonu - 22 Ağustos 2011 Pazartesi 15:32
Suriye'nin Kanlı Oyalama Taktikleri ve Türkiye - 08 Ağustos 2011 Pazartesi 11:37
Suriye’de Geri Dönüş İmkanı Yok - 01 Haziran 2011 Çarşamba 16:55
Otoriter Rejimlerin Reformu Mümkün mü ? - 29 Nisan 2011 Cuma 17:59
Mısır’da Demokrasi Çarkı Dönüyor - 22 Nisan 2011 Cuma 17:04
Suriye Reform Şansını Kaçırıyor mu? - 01 Nisan 2011 Cuma 09:45
Mısır’da Referandum veya Demokrasinin Tadı - 22 Mart 2011 Salı 13:25
Mısır'da Burjuvazi-Asker İttifakı Bozuldu - 08 Şubat 2011 Salı 12:06
Türkiye Mısır’daki Yangını Söndürmelidir - 01 Şubat 2011 Salı 12:35
‘İnzil Paşa’ ya da Mübarek’in Son Hamleleri - 30 Ocak 2011 Pazar 15:41
Lübnan’da Kritik Dönem - 25 Ocak 2011 Salı 15:12
Tunus’ta “Dijital” Devrim - 15 Ocak 2011 Cumartesi 14:18
2011’in İlk Kurbanı: Mısır - 05 Ocak 2011 Çarşamba 09:44
İsrail’le Gizli Görüşme ve Tutarsızlık Görüntüsü - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 09:31
Türkiye’nin Ortadoğu Politikalarının Gayri İktisadi Yararları - 30 Haziran 2010 Çarşamba 17:07
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü – II - 22 Haziran 2010 Salı 17:00
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü - I - 15 Haziran 2010 Salı 11:24
İsrail’le Krizde Türkiye Ne Yapmalı? - 09 Haziran 2010 Çarşamba 17:03
İsrail’le Krizde Kazanan ve Kaybeden - 03 Haziran 2010 Perşembe 10:56
Kılıçdaroğlu ve Dış Politika - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 14:55
Arap Milliyetçiliği Nereye? - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 12:02
Arapça TRT ve Türkiye’nin Yumuşak Gücü - 12 Nisan 2010 Pazartesi 11:07
Arap Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı? - 01 Nisan 2010 Perşembe 09:25
Süpergüçlerin Meşruiyeti Var Mı? - 23 Mart 2010 Salı 17:59
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – II - 10 Mart 2010 Çarşamba 09:43
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – I - 02 Mart 2010 Salı 09:54
Artan Azeri-İsrail İlişkileri Üzerine - 18 Şubat 2010 Perşembe 13:50


SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya