ENGLISH
30.07.2010
01.03.2010 09:36


Prof. Dr. Yasin Aktay
SDE Başkanı
yaktay@sde.org.tr
CV

Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı

 

HSYK'nın kendisine yasalarda tanınmış olan yetkileri hiçe sayarak devam etmekte olan bir davanın savcılarını görevden alması üzerine, yargı sorununun toplumu ne kadar acıtıcı bir yara olduğu, tekrar, bütün şiddetiyle hissedildi.
 
Türkiye'de yargı sorununu konuşurken yargının bürokratik yönetimi ile yerel mahkemeler arasındaki ilişki genellikle göz ardı ediliyordu. Belki HSYK'nın son tasarrufu sorunun ne kadar çarpıcı olduğunu ve bütün bir adalet idealini nasıl ifsat ve iptal edici bir defo olduğunu gösterdi. Belki bu vesileyle yargı sorunu bütün bu çarpıcılığıyla toplumun gündemine geldi. Arka arkaya birçok yerde yargının yeniden yapılandırılması üzerine bilimsel ve sivil toplantılarda yargı üzerine yeni bir paradigmanın bütün çizgileri belirginleşmeye başlıyor.
 
Geçtiğimiz iki günde Ankara'da Stratejik Düşünce Enstitüsü'nde düzenlenen Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı Konferansı'nda Türkiye'nin en seçkin hukuk adamları ve akademisyenler özellikle yargı kurumlarının sorunlarını enine boyuna tartıştılar. Konferansın ilk gününde Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ikinci gününde Devlet Bakanı Cemil Çiçek ve eski adalet bakanlarından Hikmet Sami Türk de katıldı.
 
Cevabı aranan en önemli sorulardan biri hukukun üstünlüğü ilkesini gerçek anlamda gözetecek ve uygulamaya koyabilecek bir yargı sisteminin yapılandırılması oldu. Zira mevcut haliyle yargının yapısı hukukun üstünlüğünü sağlamaktan çok uzakta, aksine her yönüyle bir hukukçunun üstünlüğü düzenini tesis edecek şekilde çalışmaktadır. Yüksek yargının denetimden ve sorgulanmaktan muaf yetkileri onları yasaların üstünde tutuyor. Aldıkları kararlara karşı bir düzeltme veya itiraz yolu kapalı olan merciler oldukları halde bunu suiistimal etmekten hiç kaçmayan bir davranış tarzı sergiliyor olmaları, yargı meselesini salt yasal mevzuat konusu olmanın çok ötesine taşıyor.
 
Bırakınız yetki aşımını, yasalarda çok açık bir şekilde kendilerine girmelerini yasaklayan alanlara destursuzca giriyor yüksek yargıçlar. Anayasa HSYK savcı ve hakimlerin sadece idari bir kurumu olduğunu bir yargı kurumu olarak çalışamayacağını söylediği halde bu kurum bir yargılama yaparak kendi atadığı savcıları ellerindeki davaya yaklaşımlarını beğenmeyerek, yargılama sürecinden geçirmeksizin görevlerinden alabiliyor, çünkü kararlarının "kesin" olması gibi bir durumları var ve bu durumu bir silah olarak kullanmaktan geri durmuyorlar.
 
Oysa her yönüyle mutlakıyetçi bir yaklaşımla tesis edilmiş bu gücün hukuk metinlerini aşarak siyasete girdiğinde kendisine karşı siyasetin elinin kolunun bağlı olması bir kader değildir. Kararlarını keen lem yekûn (yok hükmünde) sayıp Resmi Gazetede yayınlamamak gibi göz ardı edilmemesi gereken bir yol vardır.
 
Bütün yargı kurumlarının bugün yargı reformu için ifade ettikleri tek endişe konusu siyasetin müdahalesinin artacak olması ihtimali veya tehlikesidir. Oysa bizzat adalet bakanlığının şu andaki gündeminde yer alan yargı reformu bu konuda hükümetlerin elini daha fazla bağlayacak ve müdahale imkanlarını azaltacak tedbirleri fazlasıyla içeriyor. Ayrıca bundan şikâyetçi olan yargı mensupları siyasetin âlâsını yapmaktan geri durmuyorlar. Hatta kendi yetki alanlarını bir hinterland mantığıyla sürekli genişleterek aldıkları kararlarla siyasetçiye neredeyse siyaset yapacak hiçbir alan bırakmamış oluyorlar. Cemil Çiçek'in toplantıdaki konuşmasında ifade ettiği bu sözlere katılmamak mümkün değil "emin olun bize onların yaptıkları siyasetten sadece arta kalanı yapmak düşüyor. Siyasetin tamamını neredeyse kendileri kapatmış durumda, bize ise iaşe ve ibate düşüyor".
 
Bu durum aslında gerçekten de son zamanlarda yaşamakta olduğumuz bütün siyasi sorunların nasıl bir şekilde yargının işleyişinden kaynaklandığını açıklıyor. Türkiye'de siyaseti yargı yapıyor ama hesabını buna rağmen siyaset ödüyor. Alabildiğine sorumsuz bir makamda bulunan yargının yönetimiyle Türk milletinin bütün kaynakları heba olup giderken o millet adına karar veren yargının o millete ödediği hiçbir hesap, duyduğu hiçbir sorumluluk yok. Çok tuhaf bir durum değil mi bu?
 
Toplantıda cevabı aranan bir diğer soru da bu meclisin anayasa veya anayasa değişikliği yapıp yapamayacağıydı. Cevabın bir kısmı teknik bir soruna, yani AYM'nin muhtemel iptal potansiyeline atıf yapıyordu ki, kişisel olarak bu duyarlılığı çok yanlış buluyorum. AYM'nin ne yapıp edip olası bir değişikliği iptal edeceğini dile getiren endişeler bir süre sonra AYM'nin aslında hiç de yetkisi olmayan, kendisi için yasalarda açıkça yasaklanmış olan bir alana girme ihtimalini meşrulaştırdıklarının, onun muhtemel suiistimalini şimdiden kolaylaştırdıklarını hesaba katmıyorlar.
 
Oysa AYM'ye herkesin yüksek sesle bu yasak alana giremeyeceğini bunu yaptığı takdirde meşruiyetini tamamen bitirmiş olacağını sürekli hatırlatmaktan başka yol yoktur. Zira AYM de Anayasayı ihlal ediyor diye oturup ağlayıp insafa gelmesini beklemenin alemi yok.
(YeniŞafak, 27 Şubat 2010 )

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Hem "Hayır" Demek, Hem de Darbeci Olmamayı İstemek - 27 Temmuz 2010 Salı 10:40
Ağlayamayanların Acıları - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 11:14
Herkesin Oyu Kendine - 20 Temmuz 2010 Salı 10:01
Liderlerin Görüşmesi Sadece Liderlerin Görüşmesi Değildir - 19 Temmuz 2010 Pazartesi 16:30
PKK'lıların Cesetleri - 13 Temmuz 2010 Salı 10:02
AYM'ni Günaha Davet Edenlerin Hiç mi Suçu Yok? - 12 Temmuz 2010 Pazartesi 14:05
ESOF 2010 ve Avrupalı Bilimin Kimlik Arayışı - 06 Temmuz 2010 Salı 14:50
Madımak'ta Hayırlı Bir Noktaya Doğru - 05 Temmuz 2010 Pazartesi 11:16
Vesayet ve Demokrasi - 29 Haziran 2010 Salı 12:09
PKK'da "Başarının Sırrı" - 28 Haziran 2010 Pazartesi 13:40
PKK Yine Kimin Mesajını Taşıyor? - 21 Haziran 2010 Pazartesi 18:17
Türkiye'nin Kaybolan Yıllarını Güney Kore'de Görmek - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:06
Tamamen Duygusal Analizler - 15 Haziran 2010 Salı 10:11
Anayasa Mahkemesi Aradan Çekilmek Zorundadır - 14 Haziran 2010 Pazartesi 13:21
Dış Siyasette Çıkar’dan Erdem’e Doğru Bir Eksen Kayması - 09 Haziran 2010 Çarşamba 09:21
Kaderin Enstrümanları - 08 Haziran 2010 Salı 18:15
Yüz Kızartıcı Bir Suç Olarak Darbe - 01 Haziran 2010 Salı 17:33
CHP'nin 18 Brumaire Arayışı - 01 Haziran 2010 Salı 17:29
Bayat Mala Yeni Pazarlamacı - 25 Mayıs 2010 Salı 11:09
Türkiye'nin Yeni Dış Politikasının Yeni Riskleri - 25 Mayıs 2010 Salı 10:25
Muhalefetle İktidar Ne Zaman Aynı Ligde Oynayacak? - 17 Mayıs 2010 Pazartesi 15:07
Beyaz Kürtlerin Siyaseti ve Değerleri - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 15:55
Prof. Arato’nun Etkileyici CV’si - 05 Mayıs 2010 Çarşamba 13:40
İdeoloji ve Danıştay - 29 Nisan 2010 Perşembe 15:00
Namus Davası - 19 Nisan 2010 Pazartesi 14:43
“Ermeni Sorununun Yeni Boyutları” - 10 Nisan 2010 Cumartesi 17:25
Küçük Ama Mümkün Bir Anayasa Düzeltmesine Doğru - 09 Nisan 2010 Cuma 09:39
Muhalefete Katkı - 06 Nisan 2010 Salı 14:45
Anayasa temrinleri - 30 Mart 2010 Salı 10:03
1915'e Dair Yeni Belgeler mi Bulundu? - 25 Mart 2010 Perşembe 10:38
Bir Oy Farkıyla Soykırım - 16 Mart 2010 Salı 09:54
Soykırım Söyleminin Ekonomi-Politiği - 08 Mart 2010 Pazartesi 13:30
Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı - 01 Mart 2010 Pazartesi 09:36
Yargı Reformu Açılış Konuşması - 25 Şubat 2010 Perşembe 15:41
Meziyeti ‘Çılgınlık’ Olan Darbecide Rasyonellik Aramak - 11 Şubat 2010 Perşembe 13:39
Alevi Açılımında 7. Çalıştay - 04 Şubat 2010 Perşembe 19:43
PKK Kürt Siyasetini, Anayasa Mahkemesi DTP’yi Kapattı - 14 Aralık 2009 Pazartesi 15:06
Açılım'a Kandil Molası - 19 Kasım 2009 Perşembe 11:53
Açılım Siyaseti Bağlamında Alevi ve Kürt Sorunları - 07 Kasım 2009 Cumartesi 11:57


SDE, “Türkiye’de İletişimin Denetlenmesi” analizi yayınlandı...
19.07.2010 11:06:02

SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın yeni kitabı “Korku ve İktidar” kitapçılarda...
09.07.2010 09:38:27

SDE "Yeni Rusya" Çalışması Yayınladı...
07.07.2010 11:11:11

"Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi" 10-12 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilecektir...
28.06.2010 16:15:43


<Temmuz 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
2829301234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930311
2345678

Anayasa Paketinin oylanacağı referandumda ne yönde oy kullanırsınız?

Evet
Hayır


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya