ENGLISH
23.05.2012
26.02.2010 14:05


Aydın Bolat
SDE Stratejik Planlama Kurulu Başkanı
abolat@sde.org.tr
CV

Balyoz Darbe Planlarına Hukuk Tokmağı

Balyoz Operasyonu ile içerisinde Kuvvet ve  Ordu komutanlarının, Genelkurmay ikinci başkanlarının, Özel Kuvvetler komutanlarının ve önemli görevlerde bulunmuş generallerin, amirallerin, subayların bulunduğu emekli ve muvazzaf 70 civarında asker gözaltına alındı ve bir kısmı da tutuklandı.

Bilindiği gibi 2003 yılından itibaren tarih sırasıyla Balyoz, Sarıkız, Ayışığı, Eldiven, Yakamoz, Kafes, İMEP (İrtica ile Mücadele Eylem Planı) gibi darbe planlarına ait belgeler, bilgiler, ifşaatlar, iddialar ve ihbarlar 2007 yılından itibaren basınımızda kamuoyuna açıklandı. Bu çerçevede Ergenekon davası kapsamında daha öncede gözaltılar, tutuklamalar yapılmış darbe iddiaları Ergenekon iddianamelerinde de yer almıştı. Bugün yaşanan ise tamamı üst rütbeli asker kişiler olan kalabalık bir grubun soruşturmaya bir anda alınmasıdır. 1. Ordu bölgesinde hazırlıkları yapılan Balyoz Darbe Planlarına ait iddiaları içeren bilgi, belge ve dokümanların asıllarının Ergenekon savcılarına ulaşması bu zamana kadar elde edilen bulgular ile günümüze kadar süregelen ihbarlar ve iddialar, HSYK kararı ve ona destek mesajlarıyla pozisyon alan yüksek yargı ile bu duruşun arka planındaki asker katkısı; darbeci- cuntacı geleneğin darbe planlarını birbirine ekleyerek, güncelleyerek günümüzde de devam ettiği kuşkusunu kuvvetlendirmiştir.
 
Bu çerçevede ellerindeki bilgi, belge, doküman ve iddiaları değerlendiren Ergenekon savcıları kapsamlı bir operasyona karar vermişlerdir. Elbette önemli görevler ifa etmiş askerlerin böyle bir iddia ile soruşturuluyor olmaları fevkalade üzücüdür. Ancak demokrasiyi, hukuk devletini, halkın temel hak ve özgürlüklerini korumak sözkonusu olduğunda hiçbir makamın ve rütbenin ayrıcalığının da olamayacağını kabul etmeliyiz. Suçsuzluk karinesi herkes için geçerlidir. Beraat-ı zimmet asıldır. Ama ortaya dökülen dudak uçuklatan planlar ve iddialar araştırılmadan, soruşturulmadan toplumun güvende olması da mümkün değildir. Bütün bu ortaya dökülen dehşet senaryolarının gerçek olmadığının anlaşılması, itham edilen zevatın beraat etmesi temennimizdir. Ancak bu durum yargı sürecinin sonunda ortaya çıkabilecektir.
 
Bu operasyonun TSK’yı küçük düşürmek için değil onu arındırmak, yanlış yapanları ayıklamak, karargâhın elini güçlendirmek ve işini kolaylaştırmak için yapılması gerektiğini anlamalıyız. Zaten TSK’da hem askeri mahkemelerle hem de askeri şura kararlarıyla kendince zararlı unsurları bünyesi dışına atmıyor mu? Sivil mahkemelerin yetki alanına giren darbe soruşturmaları da aynı amaca hizmet etmiyor mu? Bundan rahatsızlık duyulmamalı. “İçerideki çürük elmaları istersem ben temizlerim kimseye temizletmem” yaklaşımı demokratik sistemde doğru bir tavır değildir.
 
Maalesef ordumuzun son 50 yıllık periyotta darbe sicili çok temiz de değildir. 27 Mayıs 1960, 9 Mart-12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 darbeleri sayısız muhtıra ve müdahaleler bunun acı örnekleridir. İçerisindeki yapısal bir zaafla hep darbeci geleneği yaşatmış, cunta oluşumlarına, muhtıra heveslerine, demokrasiye ve siyasete müdahale çabalarına yakın tarihimiz defalarca şahit olmuştur. Bu gerçeklik dikkate alındığında Türkiye’nin bugün geldiği toplumsal şartlar, darbe geleneğinin sürdürülmesini kabullenecek durumda değildir.
 
Türkiye’de açılımların, değişimlerin, önünü açmak, reformları sürdürmek, tam demokrasiye ulaşmak, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerin ileri götürülmesi için devlet bu tehditlerden kurtarılmalıdır. Askeri vesayeti sonlandırmak, orduyu asli görevi olan ülke savunmasına yönlendirmek, siyasete müdahalesine engel olmak, rütbeli demokrasiye yeter demek, darbeci geleneğe son vermek için devlet bu tedbirleri almak ve kurumsal aktörleri bütün çağdaş demokrasilerde olduğu gibi yerli yerine oturtmak zorundadır. Buna, darbeci sicilinden kurtulmak için her şeyden önce TSK’nın ihtiyacı vardır. Asker demokratik sistemde olması gereken yerde hukuk içinde, halkın iradesiyle seçilmiş iktidarın emrinde, onun siyasi ve hukuki denetiminde olmak durumundadır. Bütün Avrupa ve dünya demokrasilerindeki durumda tam olarak budur. Partileri kapatmak, hükümetlere darbe yapmak, halkını fişlemek, iç düşman yaratarak toplumsal barışı bozmak, sürekli iktidar mücadeleleri yapmak, hukuk devletiyle, demokratik değerlerle bağdaşamaz. Bu Türkiye’ye de TSK’ne de yakışmaz. Millete balyoz kaldıran her kimlerse başlarına hukukun tokmağının ineceğini bilmelidir artık.
 
“Ordu göreve” ancak asli görevine, yurt savunmasına, Cumhuriyeti, devleti, vatanı korumak ve kollamak her vatandaşın görevidir. Bu görev hiçbir kişinin, kurumun, kesimin tekelinde değildir. Hukuk devletinin şemsiyesinde her birey, her kurum yasalarda belirlenmiş görev ve sorumluluklarının bilinciyle hareket etmelidir. Ülkemizi, vatanımızı, birlik ve bütünlüğümüzü, temel hak ve hürriyetlerimizi, kimliğimizi, varlığımızı, özgürlüklerimizi korumanın yolu budur.
 
Balyoz operasyonu; bürokratik vesayeti baskılayan, demokratik hukuk devletini güçlendiren, darbeci-cuntacı oluşumlara dur diyen ‘Yeni Türkiye’nin önünü açan demokratik hukuk devleti olma yolunda ilklerin yaşandığı önemli bir kilometre taşıdır. Hiç kimsenin milletin verdiği silah gücüne güvenerek kendi hukukunu dayattığı, halkı sindirdiği, devleti zapt ettiği, iktidarı gasp ettiği, haksızlığı, hukuksuzluğu, kaba kuvveti dayattığı bir emri vakiye bu milleti artık zorlayamaz. Ya tam demokrasi ya da ‘darbe hukuku’, bunun ortası yok. Bedelini seksen yıldır ödediğimiz demokrasinin huzuruna, barışına, hukukuna ve istikrarına kavuşmak milletimizin hakkıdır artık.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Milli Eğitim Sisteminde Üç Dörtlük Değişim - 02 Nisan 2012 Pazartesi 21:12
28 Şubat Ergenekon’un Çocuğu, Balyoz’un Ebesidir - 29 Şubat 2012 Çarşamba 19:21
TSK Reformu Acilen Yapılmalıdır - 03 Şubat 2012 Cuma 16:52
Yeni Yılda Neler Olacak? - 02 Ocak 2012 Pazartesi 19:20
Joe Biden Neden Geldi? - 07 Aralık 2011 Çarşamba 19:39
Türkiye ve Mısır'da Demokratik Dönüşümler - 27 Ekim 2011 Perşembe 18:26
Yükselen Türkiye'nin Risk ve Engelleri - 11 Ekim 2011 Salı 15:40
Türkiye’de NATO Füze Radarları / Doğu-Batı Denklemi - 07 Ekim 2011 Cuma 14:30
Teröre Karşı Yeni Strateji ve Demokratik Açılım - 25 Ağustos 2011 Perşembe 13:02
Yeni İslam Dünyası - 02 Temmuz 2011 Cumartesi 17:07
Türkiye’nin Seçimi: Yeni Anayasa İle Tam Demokrasi - 14 Haziran 2011 Salı 15:25
Türkiye’nin Seçimi Ya Vesayet Ya Tam Demokrasi - 06 Haziran 2011 Pazartesi 11:37
Seçim Virajında MHP, Terör ve PKK - 30 Mayıs 2011 Pazartesi 16:17
Türkiye Bölgenin Vicdanı... Filistin Birleşti, Libya Nereye? - 27 Mayıs 2011 Cuma 19:38
Suriye Nereye Gidiyor? - 18 Mayıs 2011 Çarşamba 14:20
Bin Ladin 3,5 Yıl Önce Eceliyle Ölmüştü! - 03 Mayıs 2011 Salı 18:26
Sorgulanan Devlet / Ergenekon - 28 Mart 2011 Pazartesi 14:21
Ortadoğu Değişim Sürecinde Aktörler ve Gerçek Dinamikler - 28 Şubat 2011 Pazartesi 16:24
Kadim Bir Dostun Tüm Sevdiklerine Mesajı - 05 Ocak 2011 Çarşamba 13:38
NATO Füze Savunma Sistemi - 26 Ekim 2010 Salı 16:43
12 Eylül: Darbe Değil Demokrasi - 08 Ağustos 2010 Pazar 18:44
Türkiye’nin Batıya Bağlılığını Göstermeye İhtiyacı Var mı? - 03 Temmuz 2010 Cumartesi 16:22
Referandum Sürecinde Türkiye’nin Ateşle Sınavı - 23 Haziran 2010 Çarşamba 15:37
Yalnızlaşan İsrail, Büyüyen Türkiye - 07 Haziran 2010 Pazartesi 15:47
Değişim CHP’yi de Etkiledi (mi?) - 03 Haziran 2010 Perşembe 13:18
Yakın Geleceğe Dair: Statüko Bitecek Değişim Sürecek - 29 Nisan 2010 Perşembe 16:02
Demokrasiye Evet Vesayet Rejimine Hayır! - 27 Mart 2010 Cumartesi 18:56
Balyoz Darbe Planlarına Hukuk Tokmağı - 26 Şubat 2010 Cuma 14:05
Plan Semineri Balyoz Darbe Planına Nasıl Dönüşür? - 25 Ocak 2010 Pazartesi 20:20
Aslında Ne Oluyor? Değilse Ne? - 15 Ocak 2010 Cuma 16:35
Ne ist(em)iyoruz? - 29 Aralık 2009 Salı 14:57
Eksen Kayması Değil Yeni Türkiye Vizyonu - 29 Aralık 2009 Salı 14:39
Açılıştan Kapanışa mı? Yoksa Kaos Bitecek Değişim Sürecek mi? - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:27
Ermenistan Açılımı - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:24
Demokratik Değişim Sürecinde Devlet, Siyaset ve Halk - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:57
Demokratik Açılım ve Yeni Türkiye - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya