ENGLISH
23.05.2012
20.02.2010 15:30


Prof. Dr. Talip Özdeş
SDE Uzmanı
tozdes@sde.org.tr
CV

Katsayı Düzenlemesinin İptali Kamu Vicdanına Nasıl Yansır?

YÖK’ÜN KATSAYI UYGULAMASINA YÖNELİK DÜZENLEMESİNİN DANIŞTAY TARAFINDAN İPTAL EDİLMESİ KAMU VİCDANINA NASIL YANSIMAKTADIR? 

Eğer herhangi bir müessese, toplumsal zeminde ve geniş halk kitleleri nazarında güven yitirip değersizleşiyorsa, ilgili alanda köklü bir kurumsallaşma gerçekleşemiyorsa, varlığı bin yıllara ulaşacak uzun soluklu bir gelenek oluşturulamıyorsa, bunun nedenini, kurum üyelerinin seçiminden/atanmasından tutunuz verilen yetkilerin hukuki zemininin oluşturulmasına, mahiyet ve sınırının tayin edilmesine kadar bütün bir süreci düzenleyen sistemdeki hatalarda aramak kadar, o kuruma mensup bazı zevatın yanlış tutumlarında ve kararlarında da aramak gereklidir.
 
Hukuk adamlarının ve yargı mensuplarının bazı toplumsal konularda ideolojiyi ve siyasi çıkarları öne çıkarıp, bütün insanlığın üzerinde ittifak ettiği hukukun evrensel ilkelerini ve hukuk etiğini hiçe sayarak aldıkları kararların en büyük zararlarının yine o kararları alan kişi ve kurumlara dönmekte olduğu konusunda hiç kimsenin şüphesi yoktur. İdeolojik ve politik nutuklar atarak, insanları kutuplaştırarak, sunî iç tehditler ve korkular yaratarak, zanlardan hareket ederek çağı yakalayan bir hukuk, eğitim ve üniversite seviyesini, arzu edilen kurumsallaşmayı gerçekleştirmek mümkün değildir. Toplumun vicdanında ve sağduyusunda olumlu yankı bulmayan, adalet anlayışına ters düşen hiçbir kararın onaylanması mümkün değildir. Danıştay’ın, YÖK’ün üniversitelere girişte katsayı uygulaması ile ilgili son düzenlemesini iptal etmesine matuf son kararının da toplum vicdanında ne şekilde yankı bulduğu, sözkonusu karara karşı birçok sivil toplum kuruluşu tarafından sergilenen toplumsal tepkide ve konu etrafında medyaya yansıyan yazı ve yorumlarda görülebilir.
 
Sözkonusu tepki ve yorumlardan hareketle, Danıştay’ın aldığı kararın üniversiteye girmeye aday konumundaki gençliğin çok önemli bir bölümünü engellemeye, dışlayıp mağdur etmeye matuf ideolojik ve politik bir karar olduğu konusunda toplumda genel bir kanaatin varlığı sözkonusudur. İdeolojik ve politik nedenlerle Danıştay’ın kararına destek veren belirli bir çevrenin var olması, toplumun bu konudaki genel kanaatini değiştirebilecek bir mahiyete sahip değildir. Alınan karar, toplum vicdanında asla meşruiyet kazanmış değildir. İlgili karara karşı ortaya konulan toplumsal tepkilerde, kararın, millete haddini bildirmeye, milletin değerlerini hükümsüzleştirmeye matuf bir karar olduğu, post-modern darbe olarak da nitelenen 28 Şubat müdahalesi artığı adaletsiz bir uygulamayı sürdürmeyi ve onu yargı korumasına almayı amaçladığı, bir tür yetki gaspı olduğu ifade edilmektedir. Ülkede demokratikleşmeye, milletçe birbiriyle kucaklaşmaya, kalkınmaya ve 21. Yüzyıla yakışır bir sistem oluşturmaya yönelik adımlar atılıp bazı reformlar gerçekleştirilmeye çalışılırken, 1960 darbesinin doğurduğu, 1980 darbesinin beslediği, 28 Şubat müdahalesinin dinamikleştirdiği çeşitli yapıların söz konusu sürece direnç gösterdiği vurgulanmaktadır. Bu kararın, genelde İttihat Terakki mantığı ile halka rağmen halkçılık yapmanın, milletin değerleriyle birtakım elit kesimin kan uyuşmazlığının, jakoben bir yönetim ve toplum mühendisliği anlayışının, herkesin fark gözetilmeksizin birinci sınıf vatandaş sayılacağı bir Türkiye’yi içine sindirememenin bir tezahürü olduğu ifade edilmektedir.
 
Olaylara ve problemlere yaklaşımda objektif ve tarafsız olması, ideolojiyi ve siyaseti değil, adaletin ikame edilmesini, kamu vicdanının rahatlatılmasını itibara alması gereken bir kurumun, aynı konuda daha önce verdiği kararlarla zıtlık oluşturacak şekilde her yönüyle adaletsiz bir karara imza atmış olması, ülkemizdeki eğitim ve hukuk sisteminin nasıl bir ideolojik temel üzerine yapılandırılmış olduğunu göstermesi açısından anlamlıdır. Ülkemizin en önemli hukuk kurumlarından birisi olan Danıştay’ın gençliği harcayacak, heba edecek kararlara değil; gençliğe moral ve destek verecek, onları iyi yönde motive edecek, mağduriyetlere son verecek kararlara imza atması gerekmez miydi? Ama ne yazık ki, söz konusu kurumun ülkemizin, çocuklarına ve gençlerine sahip çıkma noktasında iyi bir imtihan verdiği söylenemez. Bu ülke siyaset, menfaat ve darbe oyunları içerisinde heba edilen, enerjisi tüketilen, kamplaştırılıp birbiriyle vuruşturulan, gelecekle ilgili ümitleri kaybettirilen nice kuşaklara şahit olmadı mı? Gençliğin kaybedilmesi ülkenin kaybetmesi anlamına gelmiyor mu? Gençliğin önemli bir bölümünü en temel eğitim hakkından mahrum bırakmayı amaçlayan söz konusu karar, içerisinde bu gençliğe karşı gösterilmesi gereken en ufak bir sevgiyi, şefkat ve merhameti bünyesinde taşıyor mu? Gençlik hakkında ön yargılarla ve şartlanmalarla ideolojik kararlar alındığı bir ortamda ideal manada hukukun gerçekleştiğinden bahsedilebilir mi?
 
Bu ülkede çok uzun yıllardan beri belirli çevreler tarafından sergilenmekte olan bir imam hatip düşmanlığı, bir İslamî değerler karşıtlığı sürdürülüp gitmektedir. İmam hatip mezunları ve onların velileri vergilerini verseler de, askerlik yapsalar da, cephede şehit olsalar da, ülkenin gelişip kalkınması, demokrasinin yerine oturması için her türlü gayret ve fedakârlığı yapsalar da ne hikmetse bir türlü hedef tahtasına oturtulmaktan, düşman(!) safına yerleştirilmekten, mağduriyetlere uğratılmaktan, ikinci sınıf kabul edilmekten kurtulamıyorlar. İdol haline getirilen ve içeriği müphem bırakılarak üzerinden politika yapılan laiklik, onların inanç, düşünce, eğitim ve çalışma hakkını bir türlü garanti etmiyor; aksine baskı altına alıp engelliyor ve nice mağduriyetlere, hak ve hukuk ihlallerine neden oluyor? Ülkemizi, vatanımızı ve milletin geleceğini gerçekten düşünüyor isek, bütün bunları sorgulamak gerekmez mi? Ama ne garip ki kendilerini ilerici(!) zanneden birileri, kendi düşünce ve ideolojilerinin asla sorgulanamayacağını, sorgulanmasının teklif bile edilemeyeceğini(!) ısrarla savunmaya devam ediyorlar; kendileri gibi düşünmeyen, ideolojilerini paylaşmayan herkesi de düşman safına yerleştirip mahkûm ediyorlar. Ancak sahip oldukları bu sorgulamama/sorgulanmama mantığı ile temelinde düşünce ve olaylara, olgulara, beşeri olan her şeye kritikçi bakışın mutlak olarak yer aldığı bilim mantığını/ilerici mantığı nasıl olup da uzlaştırabildiklerinin yöntem ve sırrını şimdiye kadar yeryüzünde hiçbir Âdemoğlu çözebilmiş değil!
 
Üniversiteye girişte haksız katsayı uygulamasının ortadan kaldırılmasının “telafisi imkânsız zararlar doğuracağı” kehanetinde bulunanlar, bu telafisi imkânsız zararların ne olduğunu açıkça ortaya koysalar ya! Bu ülkeye telafisi imkânsız zararlar verenler, üniversiteye girebilmeleri için önlerine engeller konulan, bin bir türlü zorluklar içerisinde eğitimini sürdürüp hayatını kazanmaya çalışan saf ve temiz duyguların sahibi masum gençlik olamaz. Telafisi imkânsız zararların kaynağını, bu ülkenin birlik ve beraberliğinin temellerine dinamit koymayı; toplumu kutuplaştırıp kamplara bölmeyi, toplum kesimlerini birbiriyle vuruşturmayı amaçlayan plan ve teşebbüslerde aramak gerekmez mi?  Ülkemizde hukuk ve demokrasinin yeterince oturmamasından kaynaklanan birçok sıkıntı ve problemler gibi, meslek lisesi mezunlarının yaşadıkları ideolojik merkezli sıkıntılar da ortadadır. Eğitim boyutu öne çıkan bu problem, aslında entelektüel, siyasi ve hukuki boyutlarından bağımsız değildir.
 
Problemin çözümü, evrensel anlamda insan hakları, hukuk ve demokrasinin ülke bürokrasisi, hukuk kurumları ve siyasi kadroları tarafından özümsenmesinde yatmaktadır. Hukuku ve demokrasiyi kollayıp geliştirmek bütün bir toplumun ve kurumların ortak görevidir. Bunun için, toplumuyla, çevresiyle ve bütün bir insanlık dünyasıyla barışık bir ruh ve düşünce dünyasına sahip olmak, demokratik kültürü, demokratik işleyiş ve süreçleri desteklemek gerekir. Hukuk ve siyasetin problemleri çözme gücü, demokratik sistemin sağlıklı işleyişi ile paralel seyretmektedir. Toplumun temel değerlerinden ve olumlu manada insanlığın ortaya koyup geliştirdiği bütün evrensel tecrübelerden ilhamını alan; barışı, uzlaşıyı, çoğulculuğu, özgürlüklerin geliştirilmesini ve bütün vatandaşların hukuk ve devlet önünde eşitliğini esas alan demokratik bir sistem inşa edilmesinin zamanı gelmiştir.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Seçmeli Kur’an-ı Kerim Dersi - 13 Nisan 2012 Cuma 18:37
Suriye Yangını - 11 Şubat 2012 Cumartesi 16:33
Tarihten Günümüze Muharremin Hatırlattıkları - 05 Aralık 2011 Pazartesi 15:15
Yeni Anayasa, Değerler ve İlkeler - 12 Kasım 2011 Cumartesi 23:49
Somali’deki Açlık ve Terörün Perde Arkası - 12 Ekim 2011 Çarşamba 10:30
Çağa Yemin Olsun Ki! - 06 Eylül 2011 Salı 16:53
Norveç Olayının Fikri ve İdeolojik Altyapısı Üzerine - 05 Ağustos 2011 Cuma 18:02
Halkın Siyasi Partilerden Beklediği - 11 Temmuz 2011 Pazartesi 13:11
Cemaat-Siyaset İlişkisine Dair Bir Değerlendirme - 11 Haziran 2011 Cumartesi 08:38
İslam Üzerinden Tırmandırılan Şiddetle Ne Amaçlanıyor? - 16 Mayıs 2011 Pazartesi 09:29
Âlemlere Rahmet Olarak Gönderilen Peygamberin Ümmeti Olmak - 12 Nisan 2011 Salı 16:35
İslam Dünyası Siyasetini Düze Çıkarabilecek mi? - 14 Mart 2011 Pazartesi 14:45
İslam Coğrafyasına Yayılan Değişim Rüzgarı - 09 Şubat 2011 Çarşamba 17:55
Kilise Bombalama Hadisesinin Düşündürdükleri - 11 Ocak 2011 Salı 18:43
Wikileaks Belgeleriyle Ne Amaçlanmış Olabilir? - 04 Aralık 2010 Cumartesi 15:24
Cumhuriyetin Cumhurla Buluşması - 31 Ekim 2010 Pazar 14:44
Kur’an Yakma Eylemi ve Tepkiler Üzerine Bir Değerlendirme - 24 Eylül 2010 Cuma 18:24
Ramazan: İslam Algımızı Mihverine Oturtup Arınma Vesilemiz - 26 Ağustos 2010 Perşembe 11:26
Aydınlık Sabahlara Doğru - 24 Temmuz 2010 Cumartesi 17:34
Türkiye ve Terör Çıkmazı - 02 Temmuz 2010 Cuma 19:32
Siyonizmin Doğuşundan Günümüze İsrail Korsanlığı - 04 Haziran 2010 Cuma 11:04
Tecavüz ve Cinayet Olayları Neyin Göstergesidir? - 05 Mayıs 2010 Çarşamba 13:59
Değişim İradesi ve Değişimin Önündeki Engel - 19 Nisan 2010 Pazartesi 09:12
Kadın Hakları İnsan Haklarından Bağımsız Düşünülemez - 16 Mart 2010 Salı 16:22
Katsayı Düzenlemesinin İptali Kamu Vicdanına Nasıl Yansır? - 20 Şubat 2010 Cumartesi 15:30
Etnik Milliyetçilik-Cahiliyye İlişkisinin Analizi - 03 Şubat 2010 Çarşamba 12:07
Toplumsal Uzlaşı İçin Aydın Sorumluluğu - 25 Ocak 2010 Pazartesi 20:35
Çeteleşme ve Kitlesel Kutuplaştırma Olgusunun Zemininde Yatan Zihniyet ve Ahlak Problemi - 09 Ocak 2010 Cumartesi 18:19
Danıştay Kararı Hukuk’un Neresinde Duruyor? - 06 Aralık 2009 Pazar 17:52


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya