ENGLISH
05.02.2012
08.02.2010 11:50


Dr. Kaan Dilek
SDE Uzmanı
kdilek@sde.org.tr
CV

İran Nükleer Meselesindeki Yeni Gelişmeler Ve Türkiye

İran’a yönelik Batılı ülkelerin baskılarının yeniden nüksettiği bir dönemde ABD öncülüğünde BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Daimi Üyeleri arasında da politik ve ekonomik rekabet alanları ile bloklaşmalar arası dengelerde de değişim gözlemlenmektedir. Bugüne kadar İran’a yönelik BM yaptırım kararlarının alınmasında BMGK Daimi Üyelerinden kararları veto hakkına sahip Çin ve Rusya, yaptırımla ilgili kabul edilebilir bir çerçeveyi ABD, İngiltere ve Fransa’ya bildirmekte ve bu üç ülke Çin ve Rusya’nın veto hakkını kullanmayacağı bir karar taslağı hazırlayarak BMGK’ne sunmaktaydı. İran’a karşı uygulanması düşünülen yeni yaptırım kararları alınması arifesinde özellikle Rusya ve Çin’in İran konusunda diğer BMGK Daimi üyeleri arasındaki eksende gelişmeler yaşandığı görülmektedir. Rusya, İran’a uygulanması düşünülen yeni BM kararları konusunda geçmiş dönemlerdeki tutumlarının aksine ABD, Fransa ve İngiltere karşısında daha esnek bir duruş sergilemektedir. Bunun aksi bir durum da Çin’in İran konusunda BMGK üyelerine karşı daha sert muhalefet başlatmasıdır.

Burada sorulması gereken soru Rusya’nın İran’a yönelik BM’de yeni yaptırım kararları alınması karşısında tutum değişikliğine gitmesine hangi etkenler neden olmuştur? Yine Çin’in İran konusunda BMGK üyelerine direnişi ve karşı çıkışının nedenleri nelerdir ve Çin bu tutumunu sürdürmekte ne kadar başarılı olacaktır?
 
Rusya’nın ve öncelikle de Çin’in son yıllarda ekonomik ve siyasal gelişim sürecinin ele alınması gerekmektedir. Pekin yönetimi son yıllarda uyguladığı ekonomi politikalarıyla ülkede üretim hacmini Batılı ülkelerle Japonya seviyesine yükseltmeyi başarmış ve dünyanın en büyük ilk üç ekonomisinden biri olmuştur. Çin, ekonomisinin gelişmesine paralel olarak dünyanın gelişmiş ve büyük devletleri karşısında siyasal eşitlik ve politik etkinlik taleplerini de artırmıştır. Ama henüz Çin’in uluslar arası arenada söz konusu taleplerini hayata geçirecek diplomatik ve politik mekanizmaları oluşturamadığı da görülmektedir. Buna rağmen uluslar arası arenada yankı yapan özellikle Asya’daki bölgesel sorunlar karşısında ağırlık koyarak, Pekin yönetiminin etkinliğini sağlamaya ve dış politikasında bağımsız hareket ettiğini göstermeye çalışması, Pekin yönetimini Washington karşısında iki yönlü bir açmaza götürmektedir. Çin, bir yandan ABD ile işbirliği yapmayı gözden çıkaramazken diğer taraftan da ABD karşıtı bir tutum sergilemektedir. Pekin yönetimi, ABD eksenli politikalar yerine bağımsız dış politikalar geliştirerek uluslar arası arenada kendine yer açacağını düşünmektedir. Çin’in İran konusunda politikaları da bu ince hesaplar üzerine kuruludur. Çin’in son olarak İran’a yönelik yeni yaptırım kararlarına karşı sert çıkışı da ABD’ye Pekin’in dikkate alınması gereken bir aktör olduğunun vurgusudur. Ayrıca Rusya’nın BMGK’nin diğer üyeleriyle aşamalı olarak çatışmadan kaçınan ve esnekleşen tutumu da Çin’in tepkisine neden olmaktadır. Çin, Rusya’nın Batılı ülkelerle giriştiği bu yeni oyunda kendisinin Rusya, ABD, AB ve Japonya’nın da katıldığı bir blokla çevrelenmeye ve oyun alanlarının dışına itilmeye çalışıldığı kaygısı içindedir. Pekin yönetimi Rusya’nın tutumunda görülen bu değişim sürecinde, bağımsız dış politika izlediği vurgusuna daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Ama Çin’in bu karşıt duruş sergilediği fotoğrafın uzun süreli olmasını beklememek gerekir. Uluslararası arenada Rusya’ya tanınan şansın Çin için de tanınması halinde Pekin yönetiminin İran politikalarının değişmesini gözlemleyebiliriz. Bütün bu gelişmeleri yakından izleyen Tahran yönetimi de kendisine sonuna kadar güvence olamayacak Pekin’in İran konusunda bu tutumunun değişkenliği karşısında nüfuz sahibi olduğu bölgesel aktörleri kullanarak uluslar arası baskı ve yaptırımlara karşı koymayı düşündüğü görülmektedir.
 
Tahran yönetiminin tüm bu gelişmeleri izleyerek, nükleer faaliyetleriyle ilgili tutum değişikliğine gittiği de ortadadır. Zira İran, nükleer yakıtın takas önerisini başta kabul etmezken bugün gelinen noktada söz konusu öneriyi masada tuttuklarını, nükleer yakıt takasına hazır olduklarını ve konu üzerinde çalıştıklarını ilan etmiştir. İran’ın nükleer meseleyle ilgili tutum değişikliğine etki eden en önemli faktörlerin başında Rusya’nın Batılı ülkeler karşısında İran konusunda daha esnek olması ve Çin’in istediklerini elde ettikten sonra İran konusunda geri adım atma ihtimali gelmektedir. İran Dışişleri Bakanının Münih’te düzenlenen 46. Güvenlik Konferansına katılımı da bu bağlamda ele alınabilir[1] ve İran’ın nükleer meseleleriyle ilgili yeni açılımlar peşinde olduğu düşünülebilir. İran’ın nükleer meseleleriyle ilgili uluslar arası arenada çeşitli açılımlar peşinde olduğu bir süreçte İran’ın Türkiye açılımı yapması da beklenmektedir.
 
Suriye’nin uluslar arası sisteme dahil edilmesinde etkin rol oynayan ve bölgesel gelişmeler karşısında geliştirdiği politikalarla son yıllarda öne çıkan Türkiye’nin İran için de Batı dünyasına açılımına yardımcı olacak önemli bir aktör olduğunun düşünüldüğü, Türkiye ve ABD ilişkilerini yakından ilgilendiren İran konusunun tartışıldığı[2] bir ortamda İran Dışişleri Bakanı Mutteki Ankara’yı ziyaret etti.
 
Bu noktada İran Dışişleri Bakanı Mutteki’nin Ankara ziyareti ve bu ziyaret kapsamında yaptığı açıklamalar dikkate değerdir. Mutteki, Ankara’da yaptığı açıklamada, “Nükleer yakıtın takas önerisi kendilerine sunulduğunda, bunu diğerlerine göre İran için güven teşkil eden bir formül olarak değerlendirdiklerini ve karşı tarafın davranışlarına göre bir güven sağladıklarını ve bu nedenle bu formülü şu an masa üstünde tuttuklarını ifade etti.”[3] İran Dışişleri Bakanının Ankara temaslarında bu tür konuların görüşmelerde ne tür detayların bulunduğuna dair ne Türk tarafından ne de İran tarafından haberler çıkmadı. Ama tarafların büyük bir ihtimalle söz konusu meseleleri de görüştüğünü düşünebiliriz. Mutteki Ankara temaslarında yaptığı açıklamaların devamında “Nükleer yakıtın takas önerisinin nasıl bir mekanizma ile işleyeceği üzerinde çalıştıklarını” da söyledi. Mutteki’nin Ankara’da İran’ın nükleer meselesiyle ilgili diyalog taraflarının Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK), ABD, Fransa, Rusya ve İran olduğunu, bu ülkelerde dolaylı ve direkt müzakerelerin devam ettiğinin altını çizmesi de kayda değerdir. Zira Türkiye, İran nükleer meseleleriyle ilgili uluslar arası arenada arabulucu olabileceğini, nükleer yakıt takası konusunda işbirliğine hazır olduğunu defalarca ilan etmiş ve Tahran yönetimi Ankara’nın bu çağrılarına olumlu bir yanıt vermemişti.
 
İran-Türkiye arasında nükleer meselelerle ilgili taraflarca her hangi bir güvensizlik ortamı bulunmadığı açıklansa da iki ülke yetkililerinin çekincelerinin olduğu hissedilmektedir. Bu bağlamda Tahran yönetiminin, iç ve dış politikalar bağlamında gerçekleşen açılımlarıyla ilgili Ankara’nın düşünce ve stratejilerini çok iyi okuması gerekmektedir.
 
Mutteki’nin Ankara ziyareti ardından yaptığı açıklamalar sonrası çeşitli sorular akla geliyor: Acaba Mutteki, BMGK Geçici Üyeliği yapan Ankara’da bir kez daha Türkiye’nin arabuluculuk çağrısına olumsuz yanıt verdiğinin farkında olarak mı bu açıklamayı yapmıştır? Acaba Tahran yönetimi, nükleer meseleleriyle ilgili Batılı ülkelerle Türkiye üzerinden iletişim geliştirmenin iki ülke arasında bölgesel rekabet alanlarıyla ilgili Ankara’nın elini güçlendirmekten mi çekiniyor? Acaba İran, Türkiye’nin Suriye’yi Batılı ülkeler nezdinde kenara itilmişlikten kurtardığı ve uluslar arası sisteme dahil ettiği modeli sakıncalı mı bulmaktadır? İran, Türkiye’yi kendisini bölgede yalnızlaştırılmadan kurtaracak ve uluslar arası sisteme dahil edebilecek bir aktör olarak mı görmüyor?
 
Tüm bu sorulara verilecek yanıtlar iki ülke arasındaki gelişen ilişkilerin daha sağlam bir işbirliği sürecine dönüşmesi için hayati önem taşımaktadır.
 

 

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
İran ve Türkiye, Suriye’yi Kurtarabilir mi? - 01 Aralık 2011 Perşembe 16:01
Ortadoğu’da Arap Baharı ve İran’da Yeşil Hareketi - 10 Kasım 2011 Perşembe 09:39
Bağımsızlıklarının 20. Yılında Türk Cumhuriyetleri - 09 Ekim 2011 Pazar 04:27
Esad Rejimi Nasıl (D)Evrilir? - 17 Ağustos 2011 Çarşamba 12:57
İsrail Özür Diler mi? - 26 Temmuz 2011 Salı 13:03
İran ve Suriye’nin Türkiye Karşıtlığı - 15 Haziran 2011 Çarşamba 13:18
İran ve S. Arabistan Rekabetinde Yeni Cepheler - 02 Mayıs 2011 Pazartesi 12:56
Suriye, Ortadoğu’da Mezhep Savaşlarını Başlatır mı? - 12 Nisan 2011 Salı 12:24
İran-Suudi Çekişmesinde Son Cephe: Bahreyn mi? - 23 Mart 2011 Çarşamba 14:45
İran’da Dijital ve Renkli Devrimler Mümkün mü? - 02 Mart 2011 Çarşamba 14:55
İran’da “Fitne” ve Politik Oyunlar - 09 Şubat 2011 Çarşamba 11:41
İran’da Kritik Bir Süreç mi Başlıyor? - 07 Şubat 2011 Pazartesi 12:27
İran Nükleer Meselesinin Çözümü Kimin İşine Yarar? - 24 Ocak 2011 Pazartesi 12:39
İran’ın Nükleer Bilmecesinde Yeni Gelişmeler - 27 Eylül 2010 Pazartesi 11:40
Halkın Mücahitleri Kandil’e Çıkarsa! - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 13:09
İsrail’in “Sivil Yardım Katliamı”, Türkiye-İsrail İlişkileri ve Ortadoğu - 05 Haziran 2010 Cumartesi 12:09
Türkiye Açısından “Nükleer Takas Anlaşması” - 20 Mayıs 2010 Perşembe 12:34
Irak'ı Bekleyen Kader: Kaos mu İstikrar mı? - 12 Nisan 2010 Pazartesi 14:38
İran’da Yeni Yıl: Umutlar-Kaygılar-Korkular - 30 Mart 2010 Salı 15:07
Nükleer Ortadoğu’ya Doğru - 15 Mart 2010 Pazartesi 10:21
Jeopolitik Savaşın Arenası Irak - 06 Mart 2010 Cumartesi 13:03
Petrol Oyunlarında Bir Darbe İki Ülke: İran-Türkiye - 19 Şubat 2010 Cuma 14:53
İran Nükleer Meselesindeki Yeni Gelişmeler Ve Türkiye - 08 Şubat 2010 Pazartesi 11:50


SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29

SDE'de "Köpükler ve Para Politikası" başlıklı seminer gerçekleştirildi...
17.12.2011 14:55:26


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya