ENGLISH
23.05.2012
25.01.2010 20:35


Prof. Dr. Talip Özdeş
SDE Uzmanı
tozdes@sde.org.tr
CV

Toplumsal Uzlaşı İçin Aydın Sorumluluğu

 

Dünyamızın ve ülkemizin bugün geldiği noktada, yakın geçmişiyle yüzleşmek durumunda kalan Türkiye, büyük bir değişimin sancısını yaşamaktadır. Artık Batı karşısında yenilmişlik psikolojisinden kurtulan, kendisine güven kazanan, bulunduğu coğrafyada liderliğe oynayan bir Türkiye var! Bütün eksikliklerine ve olumsuz yönlerine rağmen, yaklaşık yüz elli - iki yüz yıldan beri kaybettiği tarih, kültür ve medeniyet bilincini yeniden idrak etme yolunda düşüncesine vurulan prangaları söküp atma arzusu ve azmiyle ileri adımlar atan bir Türkiye var! Bu değişim süreci içerisinde Türkiye insanı bir taraftan kendi öz değerlerine, kültür ve medeniyetinin asli kaynaklarına yönelirken, diğer taraftan en yakın çevresinden başlayarak dünyaya açılmakta; bilim, teknoloji, kültür, siyaset, ekonomi, hukuk vb. alanlarda insanlığın geliştirdiği olumlu tecrübeleri, fıtrat gereği üzerinde ittifak ettiği değerleri içselleştirmeye çalışmaktadır.
 
Aslında bu uyanış, bu silkiniş sadece Türkiye insanı ile sınırlı değil. Bütün bir İslam coğrafyasında ve dünyanın birçok yerinde insanlık, materyalist, pozitivist, sekülerist, Darvinist ve ırkçı zihniyetlerin baskısı altında, çıkara endekslenen dünyevileştirme ve sömürme politikalarının baskısı altında yitirdiği değerleri yeniden idrak etme yolundadır. İnsanı en temel manevi değerlerinden, varlık ve yaratılış amacından uzaklaştırıp fıtratı bozan, onu insanlığından uzaklaştıran ideolojiler dürülüp tarihin çöp sepetine atılırken, değişik kılıflar ve makyajlar altında kutsallaştırılarak insanlığın önüne konulan sahte tanrıların saltanatları sarsılmaktadır. Bu değişim dalgaları sonucu saltanatları sarsılanlar, insanlık ve milletler üzerinde kurdukları haksız hakimiyetleri inkıraza maruz kalanlar ellerinde bulundurdukları bütün güçleri seferber ederek, Makyavelist bir siyaset mantığı ve yönteminden hareketle nehri tersine akıtmak istercesine bu değişimi durdurmaya, ona ruh ve yön veren düşünce ve dinamikleri yok etmeye çalışmaktadırlar. Halbuki iç ve dış dinamiklerin belirlediği bu değişim ırmağı kendi istikametinde akmaya devam edecek, sonuçta ilahi takdir tecelli edecektir.
 
11 Eylül senaryosunun sahnelenmesinden sonra İslam coğrafyasına karşı hazırlanıp sahnelenen bütün saldırı ve işgaller, hak ve hukuk ihlalleri, kirli projeler, karanlık planlar, provokasyonlar, terör eylemleri, dezenformasyon, yalan ve iftiralar hep bu değişimin önünü kesmeye, bir şekliyle onu durdurmaya matuftur. Jeo-politik ve stratejik yönden Ortadoğu’nun en önemli bölgesinde yer alan, tarihi ve kültürel geçmişiyle Türk ve İslam dünyası içerisinde son derece önemli bir yere sahip Türkiye’nin bu senaryolardan, kirli ve karanlık oyunlardan nasibini almaması düşünülemezdi. Ülkeler ve insanlar için felaket senaryoları üreten güç merkezleri, ne yazık ki dünyanın her yerinde uğursuz planlarına maşa olabilecek birtakım ortakları, pastadan pay almayı amaçlayan çıkar gruplarını, taş örenleri ve tetikçileri bulabilmektedirler. Bugün yeryüzünde mevcut çarpışmalar gerçekte medeniyetler arasında değil; fakat hak, hukuk, adalet, insanlık, ahlak ve özgürlük arayışı içerisinde olanlarla medeniyetleri de kendi ihtiras ve çıkarları uğruna belirli bir çerçeveye oturtup yönlendirmeye çalışan medeniyet istismarcıları, haksız saltanat ve hakimiyet sahipleri arasında gerçekleşmektedir. Ama milletimiz ve insanlığın büyük çoğunluğu, artık bu oynanan oyunların ve kirli senaryoların farkındadır. Bu millet kendisini dünyaya kapatacak, üzerine prangalar geçirecek, deli gömleği giydirecek, geleceğini karartacak bütün bu siyaset oyunlarından, darbe planlarından, kutuplaştırıp düşmanlaştırma senaryolarından bıkmış bir durumdadır. Bu millet artık terörü, kan ve gözyaşı akıtılmasını, en temel hak ve hürriyetlerin baskı altına alınmasını, hukuk ihlallerini, provokasyonları, çeteciliği, düşman kutuplar yaratmaya matuf plan ve projeleri, darbe senaryolarını istemiyor! Menfaatlerini, emperyalist güç merkezlerinin bu milletin ve coğrafyanın üzerinde gerçekleştirmek istedikleri menfur emelleriyle birleştirenler, onların kirli ve karanlık oyunlarına alet olanlar, tarihin, milletin ve Allah’ın önünde er geç hesap vermek durumundadırlar.
 
Kaynağını tarih, kültür ve medeniyet bilincinden alan; insanlığın bilim, siyaset, hukuk ve ekonomi alanlarında gerçekleştirdiği olumlu tecrübelerle harekete geçen değişim akıntısının yönü, toplumsal uzlaşma, barış, adalet, özgürlük, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve şeffaflık yönünde gelişmektedir. Değişimin iç ve dış dinamikleri militarizm, despotizm, terörizm ve savaş senaryolarını devreye sokacak bir zeminin oluşumuna hiç de müsait görünmüyor. İçeride farklılıkları tolerans ve hoşgörü ile karşılayan, saygı ve sevgi zemininde birbirinin haklarını gözeten, ahlaki değerlerin içselleştirildiği temiz ve dürüst bir toplum talebi öne çıkarken, dışarıda en yakın komşularından ve çevresinden başlayarak dünyaya doğru yayılan bir barış projesi, adil paylaşım ve beraber kalkınma modelleri gündeme gelmektedir. Türkiye’nin son zamanlarda içeride hukuk, demokrasi ve diğer alanlarda attığı önemli ve cesur adımlar; dışarıda gerek AB’ye katılım süreci ile ilgili ve gerekse yakın komşuları, Türk ve İslam dünyası, Afrika, ABD, Rusya, Ermenistan ve Çin’le barışa, iyi ilişkilerin geliştirilmesine matuf gerçekleştirmekte olduğu atılımlar söz konusu model ve projelerle ilgilidir.
 
Böyle bir ortamda gerçek manada aydınlara, bilim insanlarına, yazarlara, hukuk ve siyaset adamlarına, asker ve sivil bürokratlara, iş ve ekonomi dünyasının temsilcilerine, sivil toplum örgütlerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Tarihi bir dönemden geçmekte olan ülkemizde, köhnemiş fikir ve ideolojilerden hareketle emperyalizmin jandarmalığına soyunarak bütün olumlu gelişim ve açılımların önünü tıkamak isteyenler; karanlık mahfillerde tiranlık ve despotizm özlemi içerisinde bütün ülkeyi ilkel bir kasabaya dönüştürme arzusu ile planlar kuranlar; bilim, felsefe ve düşünce planında ortaya çıkan bütün gelişmelerden kopuk, hiçbir medeniyet iddiası olmayan, her yönden geri kalmış, hukuk hakimiyetinin olmadığı, özgürlüklerin yok edildiği dünyaya kapalı bir ülke yaratmak isteyenler aradıkları zemini bulamayacaklardır. Onların kirli planlarının boşa çıkarılması için duyarlılıkları harekete geçirmeye, uzlaşmaya, koordinasyona, meşru ve medeni zeminde gelişmelere müdahil olmaya ihtiyaç vardır. Yüzyıllar boyunca yeryüzünde hak ve adalete dayalı bir medeniyetin temsilciliğini yapmış yüce bir milletin, şerefli bir ecdadın torunları ve cennet vatanımız kötü şeyleri değil, güzel şeyleri hak ediyor. Gerçek aydınların, yazarların, bilim ve hukuk adamlarının tiranlık ve despotizm özlemi çekenlerin ellerinden alacakları yıldız ve madalyalara ihtiyaçları yoktur. Onlar, tarihin şeref sayfalarında zaten hak ettikleri yeri alacaklardır.

 

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Seçmeli Kur’an-ı Kerim Dersi - 13 Nisan 2012 Cuma 18:37
Suriye Yangını - 11 Şubat 2012 Cumartesi 16:33
Tarihten Günümüze Muharremin Hatırlattıkları - 05 Aralık 2011 Pazartesi 15:15
Yeni Anayasa, Değerler ve İlkeler - 12 Kasım 2011 Cumartesi 23:49
Somali’deki Açlık ve Terörün Perde Arkası - 12 Ekim 2011 Çarşamba 10:30
Çağa Yemin Olsun Ki! - 06 Eylül 2011 Salı 16:53
Norveç Olayının Fikri ve İdeolojik Altyapısı Üzerine - 05 Ağustos 2011 Cuma 18:02
Halkın Siyasi Partilerden Beklediği - 11 Temmuz 2011 Pazartesi 13:11
Cemaat-Siyaset İlişkisine Dair Bir Değerlendirme - 11 Haziran 2011 Cumartesi 08:38
İslam Üzerinden Tırmandırılan Şiddetle Ne Amaçlanıyor? - 16 Mayıs 2011 Pazartesi 09:29
Âlemlere Rahmet Olarak Gönderilen Peygamberin Ümmeti Olmak - 12 Nisan 2011 Salı 16:35
İslam Dünyası Siyasetini Düze Çıkarabilecek mi? - 14 Mart 2011 Pazartesi 14:45
İslam Coğrafyasına Yayılan Değişim Rüzgarı - 09 Şubat 2011 Çarşamba 17:55
Kilise Bombalama Hadisesinin Düşündürdükleri - 11 Ocak 2011 Salı 18:43
Wikileaks Belgeleriyle Ne Amaçlanmış Olabilir? - 04 Aralık 2010 Cumartesi 15:24
Cumhuriyetin Cumhurla Buluşması - 31 Ekim 2010 Pazar 14:44
Kur’an Yakma Eylemi ve Tepkiler Üzerine Bir Değerlendirme - 24 Eylül 2010 Cuma 18:24
Ramazan: İslam Algımızı Mihverine Oturtup Arınma Vesilemiz - 26 Ağustos 2010 Perşembe 11:26
Aydınlık Sabahlara Doğru - 24 Temmuz 2010 Cumartesi 17:34
Türkiye ve Terör Çıkmazı - 02 Temmuz 2010 Cuma 19:32
Siyonizmin Doğuşundan Günümüze İsrail Korsanlığı - 04 Haziran 2010 Cuma 11:04
Tecavüz ve Cinayet Olayları Neyin Göstergesidir? - 05 Mayıs 2010 Çarşamba 13:59
Değişim İradesi ve Değişimin Önündeki Engel - 19 Nisan 2010 Pazartesi 09:12
Kadın Hakları İnsan Haklarından Bağımsız Düşünülemez - 16 Mart 2010 Salı 16:22
Katsayı Düzenlemesinin İptali Kamu Vicdanına Nasıl Yansır? - 20 Şubat 2010 Cumartesi 15:30
Etnik Milliyetçilik-Cahiliyye İlişkisinin Analizi - 03 Şubat 2010 Çarşamba 12:07
Toplumsal Uzlaşı İçin Aydın Sorumluluğu - 25 Ocak 2010 Pazartesi 20:35
Çeteleşme ve Kitlesel Kutuplaştırma Olgusunun Zemininde Yatan Zihniyet ve Ahlak Problemi - 09 Ocak 2010 Cumartesi 18:19
Danıştay Kararı Hukuk’un Neresinde Duruyor? - 06 Aralık 2009 Pazar 17:52


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya