· Ankara’nın Olaylara Yönelik Tutumu
· Pekin’in Türkiye Tepkisi
· Olaylar Sonrası Türkiye-Çin İlişkileri
· Ankara’nın Olaylara Yönelik Tutumu
5 Temmuz 2009 günü akşam saatlerinde meydana gelen Urumçi olaylarının ertesi günü Türk Dışişleri Bakanlığı derhal tepkisini göstermişti. Ankara’nın bu hızlı tepkisi Türkiye’nin olaya olan duyarlılığını göstermektedir. Dışişleri Bakanlığı 6 Temmuz’da yayınlanan beyannamesinde olaydan üzüntü duyduğunu belirtmiş ve “
Olaylara sebebiyet veren sorumluların en kısa zamanda tespit edilmesini ve adaletin tecelli etmesini bekliyoruz.” ifadesini kullanmıştı. Ayrıca “
Çin Halk Cumhuriyeti’nde bu tür olayların ileride meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyoruz.” ve “
Başta Sincan Uygur Özerk Bölgesi halkı olmak üzere tüm Çin halkına başsağlığı diliyoruz.” diyerek temennilerini belirtmişti.
[1] Dışişleri Bakanlığının bu diplomatik beyannamesi Çin basınında “
Çin hükümetinin bir an önce failleri yakalayıp adalete teslim etmesini umuyoruz. Çin istikrarlı ve müreffeh bir ülke olmaktadır. Çin hükümetinin bu tür olayların ileride meydana gelmemesi için gerekli tedbirleri alacağına inanıyoruz.” biçiminde çevrilmiştir.
[2] Bu da Çin kamuoyunda Türkiye’nin Çin hükümetine verdiği bir destek olarak algılanmıştır. Birinci beyannamenin izahı olarak 8 Temmuzda Dışişleri Bakanlığı olay ile ilgili tekrar bir beyanname yayınlamış, “
Olayların daha da büyümemesi ve ilgili grupların itidal içinde davranarak yeni gerginlikleri önleyecek bir olgunluk içinde hareket etmeleri gerektiğine inanılmaktadır.” diyerek önceki beyannamenin beklentilerini yinelemiştir. Bununla birlikte “
Sivil halkın can güvenliğini ön planda tutulması ve uluslararası insan hakları norm ve prensiplerini ihlal etmeyecek bir dikkatle hareket edilmesi ümit edilmektedir.” diyerek Türkiye tarafının ümidini de dile getirmiştir. En önemlisi Türkiye-Çin arasındaki hassas nokta olan Uygur meselesi üzerinde Türkiye’nin tutumunu göstermiştir: “
Türk halkı, akrabalık bağları bulunan Uygur halkına kendini çok yakın hissetmekte, onların acılarını paylaşmaktadır.” Bu çerçevede “
Uygur halkı Türkiye ile Çin arasında güçlü bir dostluk köprüsü oluşturmaktadır.”
[3] Yine birinci beyannamenin izahı olarak 10 Temmuzda Dışişleri Bakanlığı Türk-Çin ilişkilerine vurgu yapan üçüncü beyannamesini yayınlamıştı. Beyannameye göre,
“
Türkiye, Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkilerine çok önem vermektedir. Çin’in toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve ülkede yaşayan tüm etnik ve milli grupların barış, huzur, uyum ve refah içinde yaşamalarına da önem veren Türkiye’nin Çin Halk Cumhuriyeti’nin iç işlerine karışmak gibi bir niyeti yoktur, olmamıştır. Çin Halk Cumhuriyeti’nden de aramızda bir dostluk köprüsü oluşturan Uygurların, barış, güven ve huzur içinde yaşamaları için gerekli ortamı sağlamasını bekliyoruz. Bunun, uluslararası toplum ve Türkiye için haklı bir beklenti olduğunu düşünüyoruz.”…“
Çin ile gelişmekte olan ilişkilerimizin, Sayın Cumhurbaşkanımızın kısa süre önce gerçekleştirdikleri ziyaretinin kazandırdığı ivmeden de yararlanarak her alanda ileriye götürülmesi için karşılıklı çabalarımız da tabiatıyla devam edecektir.”
[4]
Türkiye’nin Urumçi Olayları üzerine üç kez beyanname yayınlaması Ankara’nın Çin ve Doğu Türkistan politikasının henüz olgunlaşmamış olduğu izlenimini bırakmakla birlikte, aslında Ankara’nın bu politikasının Urumçi Olayları ile birlikte şekil aldığını da göstermektedir.
Urumçi Olayları bağlamında en sert tepki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan gelmiştir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve hatta DTP tarafından da Çin’e tepki gösterilmesine rağmen, Çin tarafı daha çok Başbakan Erdoğan’ı hedef almıştır.
[5] Başbakan Erdoğan, 9 Temmuz günü “
Şu anda Çin’deki bu olay adeta bir soykırımdır. Bunu daha farklı bir şekilde yorumlamanın bir anlamı yok.” ifadesini kullanmıştı. Başbakan, 10 Temmuz’daki açıklamasında da Urumçi’deki olaylarla ilgili olarak ‘
vahşet’ ifadesini Türkiye’de kullandım. Arkasındayım. Çünkü yüzlerce insanın öldürüldüğü ve bini aşkın insanın yaralandığı bir olayı, adeta bir soykırımı, herhalde başka bir kelime ifade etmez.” diyerek önceki beyanının arkasında durduğunu ifade etmişti. Yine 10 Temmuz’da Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı politikayı eleştirerek “
Böyle bir asimilasyon peşinde koşan Çin yönetimine biz diyoruz ki bu asimilasyon bir şey kazandırmaz. Bunlardan vazgeçin. Bizim Çin yönetiminden talebimiz bu. Böyle bir vahşete, ister Uygur Türk’ü olsun, ister Çinli olsun hiçbir zaman müsamaha ile bakamayız. Uygur Türklerinin yaşadığı acı, acımızdır.” demişti. Ayrıca Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rabia Kadir’e vize verilebileceğini açıklamıştı. Başbakan Erdoğan’ın bu sözlerine Çin Hükümeti tarafından henüz resmi bir tepki gelmezken, Çin hükümetine bağlı olan
China Daily gazetesi 14 Temmuz’da yayımladığı imzasız bir yorum yazısı ile bu tepkiyi göstermişti. “Gerçekleri Saptırmayın” başlıklı bu yazıda, Başbakan Erdoğan’ın sözleri için “asılsız” ve “sorumsuzca yapılan bir açıklama” ifadeleri kullanılmıştır. Söz konusu yazıda “Sayın Erdoğan’a Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde olup bitenler üzerine söylediklerini geri alması tavsiye edilmektedir. Sayın Erdoğan’ın Xinjiang’daki ayaklanmayı ‘bir tür soykırım’ şeklinde tanımlaması sorumsuz ve temelsiz bir suçlamadır. Ayaklanmada ölen 184 kişiden 137’sinin Han Çinlisi olması, gerçeği ortaya koymaktadır.” denmektedir.
[6] Açıkça anlaşıldığı kadarıyla bu yazıda Başbakanın “adeta soykırım” (like genocide) ifadesi, “bir tür soykırım” (a kind of genocide) olarak tercüme edilmiştir.
· Türk-Çin Gerginliğinin Yumuşaması
Çin medyası Türkiye’yi özellikle Başbakan Erdoğan’ı ağır sözlerle eleştirmişti. Çin’in yükselmesi ile birlikte son yıllarda Çin milliyetçiliği de güçlenmektedir. Batılıların Urumçi olaylarına gösterdiği tepki, Dışişleri Bakanlığı’nın birinci beyannamesinde olduğu gibi, Çin Hükümeti ile Uygurların her ikisini de uyarmak biçiminde olmuştur. Yani Çin Hükümeti’ni nispeten en ağır eleştiren Türkiye olmuştu. Bu durum, öteden beri Doğu Türkistan meselesini Çin’e yönelik bir stratejik koz olarak kullanmasından endişe duyan Pekin Hükümeti’ni kaygılandırmış ve Türkiye’den yükselen eleştiri seslerine medya yoluyla karşı koymaya çalışmış olmalıdır. Çin basınında uzmanlar Ermeni ve Kürt meselesini bağlamında Türkiye’ye karşı konulmasını hükümetine önermeye çalışmışlarsa da
[7], Türkiye’yi yakından takip eden Çin uzmanları Çin’e karşı Türkiye’nin daha avantajlı olduğunu dile getirmektedir.
[8] Çin tarafı Türk kamuoyunun Urumçi olayları üzerindeki “ani çıkış”ın sebebini anlamaya ve Türk medyasının “yanlışı”nı düzeltmeye çalışmıştır. Türk kamuoyundan gelen tepkiler üzerine Çin Hükümeti, Çin Dışişleri Bakanlığı Batı Asya ve Kuzey Afrika Dairesi Müdürü, Çin’in eski Türkiye ve Güney Kıbrıs Büyükelçisi Song Aiguo’nun başkanlığındaki bir heyeti Türkiye’ye gönderilmesine gerek duymuştu. Yaklaşık 15 sene Türkiye’de bulunmuş olan Büyükelçi Song Aiguo, Türk Dışişleri Bakanlığı dâhil bazı temasları hemen sonuca ulaşamamışsa da, Çin’in Türk kamuoyunun ifadelerinden duyduğu rahatsızlığı ve olay yaratan Uygurların Dünya Uygur Kongresi tarafından yönlendirildiğini Türkiye’nin ilgili makamlarına iletmiştir.
Çin’in Türkiye’ye yönelik en üst düzey tepkisi Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı (Assistant Foreign Minister) Zhai Jun’den gelmiştir. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Zhai Jun, Türk basınında Çinlilerin Uygurları öldürdüğü şeklinde “yalan” haberlerin verildiğini savunmuştu. “Katliam” ve “soykırım” gibi ifadelerin kullanılmasını “sorumsuzluk” olarak nitelendiren Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Zhai Jun, Türkiye ile zedelenen ilişkilerin yeniden rayına oturtulmasının önemini vurgulamıştı. Zhai Jun, Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rabia Kadir’den ise “bölücü” diye söz etmiş ve Türkiye’nin Rabia Kadir’e vize vermeyeceğini umduklarını belirtmişti.
[9] Ancak Çin’in resmi basınında bu ifadelere hiç yer verilmemiştir.
[10] Çin’in Türkiye Büyükelçisi Gong Xiaosheng, Çin’den Türkiye’ye yönelik tepkilerin genellikle Çin medyasından geldiğini ve hükümetin böyle bir tepkisinin olmadığını belirterek, “
Çin hükümeti sağduyulu davrandı. Rapor veya bildiri yayımlamadı. Çin boyutunda konuyu kontrol altında tuttu” demişti.
[11] Bu ifade Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Zhai Jun’un sözleri ile çelişkilidir. Bu çelişkili durum, Çin hükümet organları arasında Türkiye’ye yönelik politikada henüz ortak görüşe varılamamış izlenimini vermektedir. Dışişleri Bakan Yardımcısı Zhai Jun, Erdoğan’ın sözlerini “sorumsuzluk” olarak nitelendirmiş, Büyükelçi Gong Xiaosheng ise “Başbakan Erdoğan’ın sözlerinin amacını aşan bir şekilde anlaşıldığı ve kastının bu olmadığının güvencesinin alındığını” belirtmişti.
[12] Yani Çin hükümetinin, Başbakan Erdoğan’ın sözlerini “yanlış anlaşılmış” bir ifade olarak okumaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu gelişmeler, Çin’in Urumçi olayları yüzünden Türkiye ile gerginlik yaratacak ilişkilere girmekten kaçındığının işaretini vermektedir. Nitekim Türkiye-Çin arasında yaşanan gerginlikler Çin’in ileriye yönelik Avrasya politikası, yani Yeni İpekyolu Projesi’nin gerçekleşmesini engelleyebilir.
Aynı şekilde Türkiye tarafı da bu dönemsel gerginliklere son vermek için bazı çabalar göstermiştir. Urumçi olayları, Türk-Çin ilişkilerini belli bir düzeyde etkilemiş olmasına rağmen, Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Murat Salim Esenli’nin Çin basınına verdiği mesajı ise “Türk-Çin ilişkilerinde problem yok.” olmuştu.
[13] Büyükelçi Esenli’nin Çin’in Xinhua Ajansı’na verdiği röportajda Türkiye’nin Urumçi olayları üzerine görüşünü: 1. Bu tamamen Çin’in iç işleridir, 2. Türkiye Çin’in toprak bütünlüğüne saygılıdır, 3. Faillerin yasal çerçevede yargılanarak adaletin tecelli etmesini destekliyoruz, olarak özetlemişti.
[14] Büyükelçi Esenli, Çin’in en önemli gazetesi olan Remin Ribao’ya verdiği röportajda, Urumçi olaylarını kast ederek olayın yurtdışında tezgâhlandığını; terörizm, radikalizm ve bölücülüğün herhangi bir ülkenin ekonomik kalkınma ve toplumsal istikrarını tehdit ettiğini ve Türkiye’nin de Çin gibi “üç güce” karşı kararlı olduğunu ifade etmişti.
[15] Büyükelçi Esenli ikili ilişkilerin bu gerginlik dönemini atlatarak normalleşme sürecine sokabilmesi için her fırsatı değerlendirmişti. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 60. yılını kutlama mesajında da ikili ilişkilerin daha sağlıklı gelişeceğini ümit ettiğini belirtmişti.
[16] 23 Ekim’de Çin’in en ileri gelen üniversitesi olan Remin Üniversitesi’nde “Kültürel, Ekonomi ve Siyasî Perspektifle Türk-Çin İlişkileri” konulu konferans vermişti.
Büyükelçi Esenli yalnızca Türkiye ile Çin ilişkilerini değil, aynı zamanda Türkiye’nin Doğu Türkistan siyasetini de değerlendirmişti. Büyükelçi Esenli, 10-14 Ağustos 2009 tarihleri arasında Çin makamlarının davetlisi olarak bazı ülkelerin büyükelçileri ile Doğu Türkistan’a bir ziyaret yapmıştı. Ziyaret dönüşünde Büyükelçi Esenli’nin Çin Uluslararası Radyosu’na verdiği röportajda Türkiye’nin Doğu Türkistan politikasını ayrıntılı bir şekilde anlatmıştı:
“Sayın Cumhurbaşkanımız o bölgeye gittiğinde çok net bir mesaj vermişti. Bu mesajı, Uygurların Çin Halk Cumhuriyeti'nin üretken, kanuna uyan vatandaşları olarak Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında dostluk köprüsü olması yönündeydi. Bu mesajda herhangi bir değişiklik yok. Biz aynı mesajı tekrar etmek istiyoruz ve oradaki Uygur kardeşlerimizin de bu köprü rolünü iyi üstlenmesini istiyoruz. Tabii köprü rolü üstlenmek için de oradaki kardeşlerimizin belli bir standartta yaşaması önemli ve onların iyiliği, onların huzur içinde olması, onların eğitimlerinde, ibadetlerinde, işlerinde huzur içerisinde olması bizim için önemli. Bu bizim açımızdan önemli bir konu, çünkü Uygurlarla bizim kardeşlik bağımız var, Uygurlarla dil bağımız var, din bağımız var. Ama inanıyoruz ki Çin Halk Cumhuriyeti, zaten bizim bu hassasiyetlerimizin farkında, onlar da ellerinden geleni yapıyor. Bu doğrultuda biz, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'yle bağlarımızı sıkı tutmak da istiyoruz.” [17]
Türk hükümetinin gerginleşen Türk-Çin ilişkilerini yumuşatmak için en önemli çıkışı ise Devlet Bakan Zafer Çağlayan’ı Başbakan Erdoğan’ın özel temsilcisi olarak 30 Ağustos-2 Eylül 2009 tarihleri arasında Çin’e göndermesi olmuştu. 30 Ağustos’ta Çin Dışişleri Bakanı Yang Jie-chi ve 31 Ağustos’ta Çin Ticaret Bakanı Chen Deming ve Çin Başbakanı Wen Jiabao ile görüşen Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın özel mesajını Çin Başbakanı Wen Jiabao’ya iletmişti. Bakan Çağlayan bu özel mesajı basına vermezken, Çin basını bu mesajı yayınlamıştı. Başbakan Erdoğan’ın mesajına göre, Türkiye hükümeti “Tek Çin” politikasını tanımaktadır ve Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti bütün Çin halkının tek yetkili vekilidir. Türkiye, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar veren faaliyetlere izin vermeyecektir. Xinjiang (Doğu Türkistan)’da istikrar, toplumsal uyum ve müreffehin sağlanacağına inanmaktadır. Türkiye tarafı, karşılıklı egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygılı, iç işlerine karışmama, eşit ve karşılıklı kar sağlama prensipleri üzerinde Çin ile üst düzey ilişkilerini geliştirmek, ikili ticaret ilişkilerini genişletmek ve BM ile uluslararası ilişkilerdeki işbirliğini sıkılaştırmak istemektedir. Böylece iki ülke ilişkileri uzun vadeli stratejik ortaklık düzeyine yükseltilecektir. Çin Başbakanı Wen Jiaobao, Başbakan Erdoğan’ın bu mesajına hitaben, Türkiye hükümeti ve Başbakan Erdoğan’ın, ikili ilişkilerin gelişmesine verilen önemi gösterdiğini ifade ederek, Devlet Bakanı Çağlayan’ı Başbakan Erdoğan’ın özel temsilcisi olarak Pekin’e göndermesini kastederek, ikili ilişkilerin devam etmesi için Türkiye’nin ve Başbakanının önemli bir girişimde bulunduğunu belirtmiştir.
[18]
Çin Başbakanı Wen Jiaobao, Devlet Bakanı Çağlayan’ı kabulünde, Çin’in Türkiye’ye yönelik görüşlerini de beyan etmişti. Wen Jiabao’ya göre, “
Çin hükümeti, Türkiye ile dostluk ve iş birliği ilişkilerinin inkişafına fevkalade önem vermektedir. Karşılıklı saygı, eşitlik ve kar sağlama prensipleri üzerinde ikili ilişkilerin gelişmesi ve sağlamlaştırılması iki ülke halkının çıkarları ve ihtiyaçlarına uygun olacaktır.”[19] Çin Başbakanı Wen Jiabao’ya göre,
“Çin ile Türkiye, milli bölücülük, dinî radikalizm ve terörizm gibi üç gücün tehdidi ile karşı karşıya kalan, aynı zamanda gelişmekte olan ve çok uluslu iki devlettir. Bu nedenle iki ülkenin temel çıkarlarını ilgilendiren önemli meselelerinde daha çok karşılıklı anlayış ve destek içinde olması, çetin durumları el ele birlikte vererek zorlukları karşılaması gerekmektedir.” Wen Jiaobao bazı görüşlerini tekrarlayarak Türkiye’ye mesaj göndermiştir: “
Karşılıklı egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygılı olmak, karşılıklı iç işlerine karışmamak uluslararası ilişkilerin önemli kurallarıdır, aynı zamanda Çin-Türk dostluğu ve işbirliğinin siyasî temelleridir. Çin, stratejik düzeyde Türkiye ile olan ilişkilerine önem vermektedir, iki ülke halkının dostluk hissiyatlarına değer vermektedir. Çin, Türkiye ile birlikte “üç güce” (milli bölücülük, dini radikalizm ve terörizm
) kararlılıkla karşı çıkmayı istemektedir. Karşılıklı siyasî güven ve karşılıklı çıkara dayalı işbirliği arttırılmalı, kültürel ilişkiler güçlendirilmeli ve böylece ortak çıkarlar daha iyi korunup geliştirilmelidir.”
[20] Çin Başbakanı Wen Jiabao’nun bu görüşleri Devlet Bakanı Çağlayan’ın Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi ile görüşmesi sırasında da gündeme gelmişti. Çin Başbakanı Wen Jiaobao’nun beyan ettiği görüşlerinde, 5 Temmuz Urumçi olayları üzerinde Türkiye’nin tepkisinin Çin’in iç işlerine karışması olarak algılandığı açıktır. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 23 Eylül’de Çin Uluslararası Radyosu’na verdiği röportajda bu endişelerin gidermesine dönük çabalar olarak görmek mümkündür: “
Türkiye’nin Tek Çin politikasını desteklemeyi sürdürdüğünü ve Urumçi olaylarını kast ederek Türkiye’nin Çin’in iç işlerine karışmasının söz konusu olmadığını belirtmişti. Bakana göre, Türk basınında bu son olaylar konusunda çok yanlış değerlendirmeler yapılmış ve bazı olaylar yanlış yansıtılmıştır”.
[21] Çin aslında daha fazlasını istemekte ve Pekin’in “üç güç” olarak nitelenen Doğu Türkistan meselesinde daha aktif bir yanıt beklemektedir.
Urumçi olayları sonrası Büyükelçi Esenli’nin Çin’deki çabaları ve Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile Bakan Mehmet Şimşek’in Çin ziyaretleri ikili ilişkilerin buzlarını eritmeye yardımcı olmuştu. Türk-Çin yetkililer arasındaki karşılıklı açıklamalar ikili ilişkileri olumlu yöne çekmeyi başarmış ve Çin ile birçok alanda işbirliği yapma ve Türkiye’ye yatırım çekme gayretleri sonuç vermeye başlamıştır. Artık Türkiye, Çin ile her alanda işbirliği yapmak istiyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Çin Uluslararası Radyosu’na verdiği röportajda, iki ülke arasında işbirliği alanları oldukça geniş ve iki ülkenin bu işbirliğinden elde edebileceği fırsatların çok büyük olduğunu, ancak şu anda potansiyelin çok altında kalındığı tespitini yaparak, Türkiye için büyük bir pazar ve önemli bir ülke olan Çin ile stratejik ortaklık ilişkilerinin geliştirilmesini istediğini ifade etmişti.
[22] Bu atmosfere paralel olarak Çin’den de bazı işaretler ortaya çıkmaya başlamıştır. Pekin tarafından gelen olumlu işaretler daha önce sıkça rastlanmayan bir inceliği sergilemeye başlamıştır. AK Parti Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in 24. TBMM Başkanı seçilmesi nedeniyle Çin Ulusal Halk Kongresi Başkanı Wu Bangguo 7 Ağustos 2009’da bir kutlama mesajı yollamıştır. Aynı şekilde Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi 10 Eylül’de İstanbul’da yaşanan sel felaketinden dolayı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na başsağlığı dilemiştir. Türk-Çin ilişkilerinin yumuşama sürecinin dönemsel olup olmadığı ilerleyen zaman içerisinde anlaşılacaktır, ancak şu andaki bu yumuşama süreci her iki ülkenin birbirine ihtiyaç duyduğunu ve birbiriyle çatışmanın mevcut çıkarlarına zarar vereceği konusunda duyarlı davrandığını göstermektedir.
· Olaylar Sonrası Türkiye-Çin İlişkileri
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 25 Haziran’da Çin Devlet Başkanı Hu Jintao ile görüşmesi sırasında, Çin tarafı Türkiye-Çin ilişkilerinin geliştirilmesi için beş maddelik politikasını ortaya koymuştu.
[23] Bundan önce 28 Kasım 2008’de Çin Ulusal İstişare Komitesi Başkanı Jia Qinglin, Türkiye ziyareti sırasında TBMM Başkanı Köksal Toptan ile görüşmüş ve Çin’in Türkiye ile ilişkileri hakkında dört maddelik politikasını da belirtmişti.
[24]
|
Çin Ulusal İstişare Komitesi Jia Qinglin
|
Çin Devlet Başkanı Hu Jintao
|
|
1. Siyasal ilişkilerini güçlendirmelidir, çok düzeydeki diyalogu geliştirmekle karşılıklı anlayışı derinleştirmeli ve karşılıklı siyasî güveni artırmalıdır.
|
1. Geleneksel dostluk ilişkilerine dayandırarak siyasal ilişkiler derinleştirmelidir. İki ülke liderleri düzenli temaslar içinde bulunmalı, iki ülke hükümetinin bakanlıkları iletişim ve koordinasyonu güçlendirmeli, iki taraf varılan ortak görüşlerini ve anlaşmalarını ciddiyetle uygulamalı, karşı tarafın temel çıkarlarını ilgilendiren önemli meselelerde karşılıklı anlayış ve destek verilmeli, iki ülkenin yasama organları ve siyasal partileri çok düzeyli temaslarını geliştirerek anlayışı derinleştirmeli ve dostluğu artırmalıdır.
|
|
2. Karşı tarafın temel çıkarlarını ilgilendiren meselelerinde karşılıklı destek vermeye devam etmeli, dinî radikalizme, milli bölücülüğe ve uluslararası teröre karşı çıkmalı, bölgenin istikrarını ve huzurunu sağlamalıdır.
|
2. Ekonomik ve ticari ilişkilerini genişletmeli ve birlikte kalkınmayı gerçekleştirmelidir. Çin tarafı Türkiye ile birlikte iki ülke ticaretinin sağlıklı büyümesi için önlem almalı, karşılıklı yatırımı teşvik etmeli, işbirliği potansiyeli aramalı, işbirliği alanını genişletmeli, yeni modeller aramalı, yeni platformu inşa etmeli ve yeni bir büyüme noktasını sağlamak için çaba göstermelidir.
|
|
3. İki ülkenin ekonomik ve ticari işbirliği için kapsamlı açılım yapmalı, karşılıklı yatırım yapma ve işbirliği yapmanın yeni yollarının arayışı içine girmeli, ikili ticaret ilişkilerini karşılıklı çıkarları sağlama temelinde yürüterek daha büyük gelişmelere ulaşmalıdır.
|
3. Güvenlik alanında ve “Üç Güce” (dinî radikalizme, milli bölücülere ve uluslararası teröre) karşı işbirliği yapılmalıdır. İki taraf ilgili diyalog mekanizmasını geliştirmeli, daha etkili önlem almakla “Üç güce” ve uluslararası organize suç örgütlerine karşı koymalı, kendi ülkesinin ve bölgenin barış ve huzuru korumalıdır.
|
|
4. Uluslararası ve bölgesel meselelerde iletişim ve işbirliğini güçlendirmelidir.
|
4. Kültürel ilişkilerini ilerletmeli ve dostluk ilişkilerini genişletmelidir. Çin tarafı Türkiye ile eğitim, turizm, medya, sağlık ve spor alanlarında işbirliği ilişkilerini genişlemesini ve mevcut dostluğun toplumsal temelini daha da sağlamlaştırma konusunda isteklidir.
|
|
|
5. Çok taraflı işbirliği ve dünya ile uyumluluğu sağlanmalıdır. Çin tarafı Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel işlerinde daha çok rolü icraat etmesini desteklemektedir. Türkiye ile birlikte Ortadoğu sorunu, Aden Körfezi ve Somali sularında korsanlarla mücadele konularında iletişim ve koordinasyonu güçlendirmede, sürdürebilir kalkınmada, küresel sorunlarla başa çıkmada karşılıklı destek ve işbirliğini esirgemeyecektir. Uluslararası toplum ile birlikte el ele dünyanın kalıcı barışı, müşterek refahı ve uyumlu dünya için çabalamalıdır.
|
Çin Devlet Başkanı Hu Jintao ile Çin Ulusal İstişare Komitesi Başkanı Jia Qinglin’nin Türkiye-Çin ilişkileri üzerindeki politika beyanları ve Çin Başbakanı Wen Jiaobao’nun Devlet Bakanı Çağlayan’ı kabulünde dile getirilen benzer ifadeler, Çin’in Türkiye’ye yönelik politikasının biçimlendiğini göstermektedir. Adı geçen Çin liderleri Çin yönetiminin en üst düzey yöneticileridir ve bundan dolayı Türkiye’ye yönelik politikanın da ciddi şekilde hazırlanıp ortaya konduğu anlaşılmaktadır. Pekin Hükümeti’nin Çin-Türkiye ilişkilerine verdiği önem diğer bir gelişmeden de anlaşılmaktadır: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Urumçi ziyaretini tamamlandıktan sonra 29 Haziran 2009’da Türkiye’ye dönmüştü. Çin’in Türkiye Büyükelçisi Gong Xiaosheng, Urumçi’de kalarak 30 Haziran’da Doğu Türkistan Komünist Parti Genel Sekreteri Wang Lequan ile görüşmüş ve Doğu Türkistan’ın Çin-Türkiye ilişkilerindeki konumunu değerlendirmişlerdi. Bu görüşmede Xinjiang ile Türkiye arasındaki ticaret ve yatırım işbirliği ilişkilerinin çok yönlü götürülmesi ve Türkiye ile olan üst düzey ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda karşılıklı görüşlerini aktarmıştı.
[25] Çin’in Türkiye politikası biçimlenirken Urumçi Olayları meydana gelmiş ve Çin’in Türkiye politikası bir sınavdan geçirilmişti.
Türkiye’nin Çin politikası bu çerçevede yanıtsal olarak geliştirilecekse, ilk problem Doğu Türkistan meselesi olacaktır. Çin’in dile getirdiği ikili siyasî ve kültürel ilişkilerini derinleştirme ve Pekin’in bir “siyasî imtiyaz” ile ikili ekonomi ve ticaret ilişkilerini hızlı bir şekilde yüksek düzeye çıkarmasında bir problem yoktur. Ortaklaşa üçüncü bir ülkede girişim yapma ve Ortadoğu sorunları gibi söz konusu meselelerde diyalog ve koordine yapmasının da bir engeli olmamalıdır. Zor olan kısım ise Doğu Türkistan ayrılıkçı güçleri bağlamında Çin Hükümeti’nin tanımıyla “üç güce” (milli bölücülük, dinî radikalizm ve terörizm) karşı işbirliği konusu Türkiye’yi zorlayabilir. Çin’in Türkiye politikasının en ilgi çekici maddesi ise Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası arenada daha fazla rol almasını desteklemesi olmuştur. Belki bu desteğinin karşılığı da Doğu Türkistan meselesinin çözümlenmesi ile alakalıdır. Ancak Çin, “üç güce” karşı işbirliği teklifinde PKK’yı dâhil edecek mi? Doğu Türkistan ayrılıkçı hareketinin büyük bir kısmının siyasal yolla faaliyet göstermesi ve demokrasi ile insan hakları gibi değerleri kabul etmiş olması nedeniyle bunları “üç güce” dâhil etmesi mümkün mü? Bu durumda Ankara’nın ideal bir “Doğu Türkistan politikası” oluşturması zorunlu olacaktır.
Ankara’nın Doğu Türkistan meselesi bağlamında yürüttüğü Çin politikası, 1998 yılından beri Başbakan Yardımcı Bülent Ecevit’in “Çin’in toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygılı ve Türkiye’de Çin’e karşıtı faaliyetlere izin vermeyeceği” beyanı ile 2000 yılından beri Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin’e “Uygurların Türk-Çin arasında köprü rolünü üstleneceği” ifadesi önem kazanmıştır. Eski Başbakan Ecevit’in ifadesi uluslararası ilişkilerindeki kurallarıdır, özel bir Çin politika sayılmaz, ancak Ankara’nın Türkiye’deki Doğu Türkistan ayrılıkçı faaliyetleri üzerinde bu ifadeyi dile getirmesi ayrı bir anlam kazandırmaktadır. 9. Cumhurbaşkanı Demirel’in “Uygur köprüsü” düşüncesi hem Çin’in çıkarlarını hem de Uygurların menfaatlerini kapsayan Türkiye’nin lehine uygun olan bir politika idi. Ancak Çin tarafı henüz buna cevap verilmemiştir. Bazen Türk tarafı “Tek Çin” politikası ifadesini de kullanmaktadır. Türkiye tarafından kullanılan “Tek Çin” politika sözcüğü daha çok Doğu Türkistan meselesi ile ilişkilendirerek vurgu yapılmaktadır. Halbuki “Tek Çin” politikası daha çok Tayvan meselesi ile alakalıdır.
[26] Türk-Çin arasında Tayvan sorunu henüz yoktur, Ankara’nın “Tek Çin” politikası söylemi ister istemez Çin’in Türkiye’nin Tayvan meselesini örtülü olarak gündeme getirme algısını yaratacaktır. Bütün bu politikalar Çin’in Türkiye’ye olan güvenini kazanmış değildir. Bu durum Urumçi olayları sonrası Türkiye ve Çin’in dalgalanan ilişkilerinden anlaşılmaktadır.
Türkiye’nin Doğu Türkistan meselesi bağlamındaki Çin politikası ile Çin’in Doğu Türkistan meselesi bağlamındaki Türkiye politikası arasında örtüşen taraf olmasına rağmen, en büyük farkı Uygur politikası üzerinde olmuştur. Uygur meselesini ya Çin’in belirttiği gibi “radikal dincilik, milli bölücülük ve uluslararası terör” tanımı üzerinde Uygur meselesine çözüm getirilecek ya da Uygurların ikili ilişkilerine katkıda bulunması düşüncesi üzerinde “Uygur köprüsü” ile çözümlenecektir. Türkiye açısından birinci seçeneğin uygulanması oldukça zordur; çünkü Türkiye’de yaşayan Uygurların çoğu Türkiye vatandaşıdır. Türk kamu vicdanının tepkisi ve önemlisi Türkiye’deki Doğu Türkistanlılar sadece yurtdışındaki bir kısmı olmasından dolayı mesele çözümsüz kalacaktır. O halde Türkiye’nin “Uygur köprüsü” politikası bir seçenek olmaktadır. Ancak, “Uygur köprüsü” politikasının uygulanmasında da birçok problem mevcuttur: 1. Türkiye’nin “Uygur köprüsü” politikası henüz Çin tarafından kabul etmiş değil. Çin’in Doğu Türkistan meselesinin arkasında Türkiye vardır algılaması devam edikçe, Türk-Çin ilişkileri belli bir düşük düzeyde devam edecektir; 2. “Uygur köprüsü” politikası henüz Uygurlar arasında ortak bir fikre gelmiş değil; 3. Uygurlar bu politika sürecinin dışında tuttuğu için ikili ilişkilerine katkıda bulunamaz. Özellikle Uygurların iştirak etmediği “Uygur köprüsü” politikası başarısız olacağı ihtimali yüksektir: 1. “Uygur köprüsü” politikasında Uygurların iştirak etmemesi bu politikanın inanılırlığını düşürür; 2. Uygurlar bu politikayı sahiplenmez, bundan dolayı “Uygur köprüsü” politikasına katkısı olamaz; 3. “Uygur köprüsü” politikası sürecin oluştuğu sistemin içinde olmadığı için bazı Uygurlar sistem dışına çıkmakla bazen Türk-Çin ilişkilerine zarar veren suçlarını da işleyebilir. Yani Türkiye’nin “Uygur köprüsü” politikasının içeriğini doldurması gerekmektedir.
Ayrıca Ankara’nın Türkiye-Çin politikası sadece Çin’in vurguladığı politikasına göre yanıtsal politikayı geliştirme ile kalmamalıdır. Yükselmekte olan Çin ile birçok alanda işbirliği yapması muhakkak kaçınılmaz bir eğilim olacaktır; Türkiye’nin yükselişiyle birlikte aynı orantılı dış politika geliştirmek zorundadır. Ancak, Çin’e giden bakanlar ve heyetler sadece ticaret ve ekonomi konusu üzerinde durmaktadır.
[27] Hâlbuki siyasî ilişkiler ülke çıkarları için vardır; Güvenlik alanındaki işbirliği ilişkileri yine ülke çıkarlarının sağlamlaştırılması için ideal ortam yaratmayı hedeflenmektedir. Kültürel ilişkileri ise bu çıkarları sağlayan zemini daha da muhkem hale getirmesi açısından yararı vardır. Böyle bir ortamında, yani istikrar ortamda karşılıklı çıkarlarını ancak sağlayabilecekler.
[28] Ticaret ve ekonomi çıkarların sadece önemli parçalarını oluşturmaktadır. Türkiye’nin aleyhine gelişen ticari ilişkiler konusunda, diğer ekonomik, siyasî, kültürel, güvenlik ve işbirliği ilişkilerini pekiştirmeden kârlı çıkmak güçtür. Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini daha kapsamlı ele alarak geliştirmeyi hedefleyen bir stratejik zihniyete ihtiyacı vardır.
|
2008 Yılında Türkiye-Çin İlişkileri
|
|
Siyasî
|
Ekonomi
|
Kültürel
|
Partiler
|
Askerî
|
|
30 Mart, Devlet Bakanı Mehmet Aydın 2015 İzmir EXPO için Çin’i ziyaret etmişti.
|
|
|
Mart, Çin Komünist Parti Gençlik Kolları Genel Sekreteri Erkin Turahun Türkiye’yi ziyaret etmişti
|
|
|
6-11 Nisan, TBMM Başkanı Köksal Toptan Çin’i ziyaret etmişti.
|
|
|
|
12-17 Nisan, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu Çin’i ziyaret etmişti.
|
|
8-14 Ağustos, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Çin’i ziyaret etmişti
|
8-24 Ağustos, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen Çin’i ziyaret etmişti.
|
|
|
|
|
|
|
|
Eylül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar Göksel Çin’i ziyaret etmişti.
|
|
|
|
|
Ekim, Çin Kızılhaç Derneği Başkanı Peng Peiyun Türkiye’yi ziyaret etmişti.
|
|
|
|
26-30 Kasım, Çin Ulusal İstişare Komitesi Başkanı Jia Qinglin’in Türkiye ziyaretinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve TBMM Başkanı Köksal Toptan ile görüşmüştü.
|
28 Kasım, Çin Ulusal İstişare Komitesi Başkanı Jia Qinglin, İstanbul Otel’inde düzenlenen Ekonomik ve Ticari İşbirliği Forumu’na iştirak etmişti.
|
Kasım, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak Mustafa İsen Çin’i ziyaret etmişti.
|
17-24 Kasım, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat Çin Komünist Partisi’nin davetlisi olarak Çin’i ziyaret etmişti.
|
|

(Kasım 2009)
[1] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Beyannamesi, No:115, “06 Temmuz 2009, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Başkenti Urumçi’de Meydana Gelen Olaylar Hk.”, < http://www.mfa.gov.tr/no_115_-06-temmuz-2009_-sincan-uygur-ozerk-bolgesi_nin-baskenti-urumci_de-meydana-gelen-olaylar-hk_.tr.mfa>.
[2] ???, ???, <????????????????“7•05”?????????>, «???», 2009
?07?07?01:20. http://world.people.com.cn/GB/1029/9603289.html
[3] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Beyannamesi, No:118, “08 Temmuz 2009, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Meydana Gelen Olaylar Hk.”, < http://www.mfa.gov.tr/no_118_-08-temmuz-2009_-sincan-uygur-ozerk-bolgesi_nde-meydana-gelen-olaylar-hk_.tr.mfa>.
[4] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Beyannamesi, No:120, “10 Temmuz 2009, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Meydana Gelen Olaylar Hk.”, < http://www.mfa.gov.tr/no_120_-10-Temmuz-2009_-sincan-uygur-ozerk-bolgesi_nde-meydana-gelen-olaylar-hk_.tr.mfa>.
[5] Erkin Ekrem, “Urumçi Olayı: Çin Mediyasında Türkiye Karşıtı Yorumlar”,
Türkiye Günlüğü, Sayı 98 (Yaz 2009), s. 43-45.
[6] “Don’t Twist Facts”,
China Daily, 14 July, 2009, page 9. http://www.chinadaily.com.cn/opinion/2009-07/14/content_8424256.htm
[7] Erkin Ekrem, “Urumçi Olayı: Çin Mediyasında Türkiye Karşıtı Yorumlar”, 2009:45-46.
[8] ??, <???????????: ?????????>, «????» 2008??1? ?35.
[9] “Çin: 'Soykırım' ifadesi sorumsuzca bir açıklama”, Ntvmsnbc, Güncelleme: 17:06 TSİ 23 Temmuz. 2009 Perşembe. http://www.ntvmsnbc.com/id/24985655/; “Beijing critical over Erdoğan's ‘genocide' description”,
Today Zaman, 24 July 2009. http://www.todayszaman.com/tz-web/news-181877-100-beijing-critical-over-erdogans-genocide-description.html; ??, <????????????????>, «??????», 2
009?7?23?. http://www.rfa.org/mandarin/yataibaodao/tu-07232009165823.html
[10] <??????????????>, «????????????», 2009
?7?23?. http://www.fmprc.gov.cn/chn/gxh/tyb/wjbxw/t574870.htm; ??, <????????????>,«???»2009?07?24? 15:53:02. http://news.xinhuanet.com/zgjx/2009-07/24/content_11766224.htm
[11] Güneri Cıvaoğlu, “Bu Küçük Dalgayı Aşarız (Yazarın Çin Büyükelçisi Gong Xiaosheng ile yapılan röportaj)”,
Milliyet Gazetesi, 25 Temmuz 2009.
[12] Güneri Cıvaoğlu, “Bu Küçük Dalgayı Aşarız”,
Milliyet Gazetesi, 25 Temmuz 2009.
[13] <???????:?????????>, «???», 2009-07-18 14:27:42. < http://cn.chinareviewnews.com/doc/1010/2/5/3/101025306.html?coluid=7&kindid=0&docid=101025306>.
[14] ???, ???, ???, <?????????????-???????????•???•??? >, «???», 2009?08?12? 00:13:40. <http://news.xinhuanet.com/politics/2009-08/12/content_11865569.htm>.
[15] ???, <???????:????????>, ???-«????», 2009
?08?28?00:00. < http://world.people.com.cn/GB/9943942.html >.
[16]??, <??????????????60??>, «???», 2009
?09?01?23:22. < http://world.people.com.cn/GB/8212/158335/158337/9968004.html>.
[17] Çin Uluslararası Radyosu, “T.C. Beijing Büyükelçisi: Türkiye’de Xinjiang Hakkında Bilgi Eksikliği Var”,
China Radio International, <http://tr1.chinabroadcast.cn/882/2009/09/02/141s118642_3.htm#none>, 2009-09-02 10:12:56.
[18] <???????????,???????????>, «???», < http://news.xinhuanet.com/politics/2009-08/31/content_11972734.htm>, 2009?08?31? 18:53:39.
[19]??, <??????????????????????>, «?????», < http://www.chinanews.com.cn/gn/news/2009/08-31/1842706.shtml>, 2009?08?31? 16:36.
[20] <???:???????????????????>, «???», <http://www.china.com.cn/news/txt/2009-08/31/content_18436986.htm>, 2009?08?31?.
[21] Çin Uluslararası Radyosu, “T. C. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le Söyleşi: Çin’le İşbirliğimizin Çok Büyük Potansiyeli Var”,
China Radio International, <http://tr1.chinabroadcast.cn/882/2009/09/23/1s119411.htm>, 2009-09-23 15:32:44.
[22] Çin Uluslararası Radyosu, “T.C. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le Söyleşi: Çin’le İşbirliğimizin Çok Büyük Potansiyeli Var”,
China Radio International, <http://tr1.chinabroadcast.cn/882/2009/09/23/1s119411.htm>, 2009-09-23 15:32:44.
[23] ???, <????????????? ????????????,??????????????????>,
???-«????», 2009
?06?26?08:13. < http://cpc.people.com.cn/BIG5/64093/64094/9545661.html>.
[24] ???, <???????????????????>, ???-«????», 2008
?11?28?05:11. < http://politics.people.com.cn/GB/1024/8424624.html>.
[25] ??, <????????????>, «???», <http://cpc.people.com.cn/GB/64093/64094/9577115.html >, 2009?07?01?16:00.
[26] 1970’li yılarında başında ABD’nin hem Çin hem de Tayvan’ın BM üyeliğine kabul edilmesi için iki Çin politikasını önermişti. Ancak Arnavutluk tarafından sunulan tek Çin teklifi BM genel kurulu tarafından kabul edilince ve döneminde Tayvan devlet başkanı Ciang Kai-shek de ayrı bir Tayvan devleti kurma niyetinin olmayışı gibi sebeplerden dolayı “İki Çin” önergesi oylanmadan geri çekmişti. 1971’den sonra gelişen ABD-Çin ilişkilerinde Tayvan sorunu hassas bir noktayı oluşturmuş ve iki taraf arasında yapılan üç adet deklarasyonda hep “Tek Çin” politikası vurgulanmıştı.
[27] Örneğin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 23 Eylül 2009’da Çin radyo muhabirinin “Ekonomi üzerinde epey durdunuz, bunun siyasi ayağı ve kültürel ayağı...” sorusuna verdiği cevap ise: “
Biz belki diyebiliriz ki biz dost, kardeş ülkeyiz deriz. Ama içini ekonomiyle doldurmazsanız, zaten somutlaşmıyor. Çok uzakta, "iyi, bizim ilişkilerimiz iyi, siyasi anlamda iyi diyalog var, uluslararası arenada mesela yeni uluslararası mimarisinin oluşmasında benzer düşünürüz" dememiz yeterli olmaz. O nedenle ben ekonomi üzerinde daha çok durdum. Çünkü sonunda iki ülkenin refah düzeyinin, vatandaşlarının daha yüksek bir refah düzeyine ulaşmasının temel koşulu, tabii ki ticaret ve ekonomi alanında, yatırımlar alanında daha fazla işbirliğini gerektirir” (Çin Uluslararası Radyosu, “T.C. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le Söyleşi: Çin’le İşbirliğimizin Çok Büyük Potansiyeli Var”, <http://tr1.chinabroadcast.cn/882/2009/09/23/1s119411.htm>).
[28] Hans J. Morgenthau’nun çıkarlar ile siyaset arasındaki ilişkileri hakkında önemli tespitleri vardır, bakınız Hans J. Morgenthau,
Politics Among Nations: The Struggle forPower and Peace (6th edition) New York: McGraw-Hill, 1985, p. 5, 12.