Yemen’de Batılı ülkelere yönelik terör tehdidinin ciddi bir boyuta varması üzerine, bu ülke başkenti Sanaa’daki büyükelçiliklerini geçici süre ile kapatan ABD ve İngiltere’ye, daha sonra İspanya ve Fransa da katılmıştır. Bu kapatmanın ikinci gününde Büyükelçiliklerin yeniden açıldığı görülmektedir.
El-Kaide terör örgütünün giderek yerleşmeye çalıştığı ülkeler arasında Yemen’i seçmesinin özel nedenleri olduğu görülmektedir. Bu nedenlerin başında Yemen genelinde iç sarsıntı ve karmaşanın giderek artmakta oluşu olgusu önemlidir. Gerçekten Yemen Yönetiminin birçok dert ile bir arada baş etmeye çalışması gerekiyor. Bu teröristlerin Somali üzerinden Yemen kıyı şeridine gelerek ülkeye girişleri, artırılan güvenlik önlemlerine rağmen, durdurulamamaktadır. Yemen Hükümeti El-Kaide tehdidine karşı koymaya çalışırken, ülkenin kuzeyinde Şii kalkışmacılarla savaşım vermekte, ülkenin güneyinde ise ayrılıkçı güçlerin baskısı her geçen gün artmaktadır.
Tehdit altındaki Batılı ülkeler, Yemen makamlarına önlemleri artırması yolunda baskı yaparken Hükümetin maddi açıdan sıkıntısını duyduğu eksiklikleri gidermek yolunda ciddi bir gayret içinde olmadıkları da söylenebilir. Yemen Hükümeti’ne yardım alanında en ciddi eylemler, yine de ABD’den gelmektedir. ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in Sanaa’yı ziyaretle Cumhurbaşkanı ile görüşmesinden sonra Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da Yemen Yönetimi’ni alınacak önlemler konusunda yüreklendirici beyanlarda bulunmuştur.
Hillary Clinton’a göre, “Yemen genelindeki sorunlar hem bölgesel hem de küresel güvenlik açılarından tehdit oluşturmaktadır. El-Kaide’nin terörist eylemleri bağlamında bu ülkeyi bir üs olarak kullanması sadece Yemen’i değil, bölgeyi ve onun da ötesini tehdit eder bir karakter taşımaktadır.”
El-Kaide’ye mensup bir Nijeryalı’nın, Noel günü, Amerika’nın Detroit şehrine giden bir uçağı patlatma girişimi, Noel tatilinden dönen Başkan Obama’nın, ilk iş olarak Amerikan güvenlik birimlerinin başkanları ile bir dizi toplantı düzenlemesi sonucunu vermiştir. Başkan Obama, böyle bir saldırı konusunda güvenlik servislerinin önceden bilgisi olduğu halde gerekli önlemleri alamayışlarını büyük bir güvenlik sorunu olarak gördüğünü açıklamıştır.
ABD, ülkeye gelen Küba, İran, Sudan ve Suriye vatandaşı yolculardan sonra Afganistan, Cezayir, Irak, Lübnan, Libya, Nijerya, Pakistan, Suudi Arabistan, Somali ve Yemen’den gelen yolculara da çok sıkı ek güvenlik önlemleri getirme kararı almıştır.
İran’ın nükleer alandaki çalışmalarına engel olabilmek amacıyla, uluslararası düzeyde, Obama Yönetiminin çabaları da olumlu bir sonuca varmaktan uzaktır. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, yeni yaptırımlar konusunda, ABD ile aynı şekilde düşünen dost ve müttefik ülkeler nezdinde girişimlerini sürdüredursun, bu ay başından itibaren, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Başkanlığı’nı üstlenen Çin’in BM nezdindeki Büyükelçisi bu görevi devraldıktan hemen sonra yaptığı ilk beyanlarında, İran’a karşı alınması istenen ek yaptırım önlemleri için henüz daha erken olduğunu, müzakere ve diplomasi sürecinin devam ettiğini ileri sürmüştür. Böylece, ABD’nin işinin, bu alanda da, hiç kolay olmadığı bir kez daha açığa çıkmaktadır.