ENGLISH
23.05.2012
02.02.2012 09:27


Zeynep Songülen İnanç


CV

Almanya Avrupa’yı Yönetirken

30 Ocak 2012’de düzenlenen AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi bir kez daha Avrupa’nın içerisinden geçtiği yönetim krizini ortaya koydu ve Almanya’nın sistemin en güçlü ülkesi olarak diğer üyelere önceliklerini tekrar benimsettiği bir toplantı olarak gerçekleşti. Almanya’nın, göze aldığı siyasi ve ekonomik riskler karşılığında diğer üyeleri son derece zorlayıcı bir yöntemle karşı karşıya bıraktığı görüldü. Bu itibarla Almanya’nın üstlendiği sorumluluklar ile doğru orantılı biçimde hakkını aradığı söylenebilir.

AB’nin ve özelde Avro bölgesinin krizden çıkmasında Birliğin en güçlü üyesi olarak Almanya’nın liderlik rolünü Fransa ile birlikte üstlendiği biliniyor. Ancak Fransa’nın daha çok onaylayıcı ve dengeleyici olarak işlev gördüğü bu sistemde, yol haritalarının ve politikaların Almanya’nın belirlediği yönde oluştuğu öne sürülebilir. Pazartesi günü gerçekleşen Zirve’de de Almanya’nın ağırlığı hissedildi ve tüm Avrupa’yı ilgilendiren ekonomik ve siyasi kararları Almanya şekillendirdi.

Zirve’de mali birlik kurulması öncesindeki aşamalardan biri olarak görülen “Mali Sözleşme” 25 üye devletin katılımıyla imzalandı. Çek Cumhuriyeti ve daha önceden ilan ettiği üzere İngiltere, sözleşmenin dışında kaldılar. Buna ek olarak zayıf durumdaki üyelere yardım etmek üzere öngörülen Avrupa İstikrar Mekanizması kabul edildi. Almanya’nın desteklediği Yunanistan’a bir bütçe yetkilisi atanması fikri ise Sarkozy’nin de araya girmesiyle gündemden düşürüldü. Almanya başta olmak üzere Kuzey ülkelerinin, Yunanlıların tembelliğinin bedelini ödemek zorunda kalmamak için önerdikleri bu denetleme mekanizması, ulusal egemenlik kaygılarının dile getirilmesiyle ertelendi. Ayrıca Zirve’de mali işlem vergisiyle ilgili olarak uzlaşıya varıldı.

Zirve’de alınan kararların bütününe bakıldığında kamu harcamalarının artırılması yoluyla istihdam ve büyüme yaratılmasından ziyade mali önlemlerin tercih edildiği saptanıyor. Buna göre bütçelerin daha etkin biçimde kontrol edilmesi ve mali disiplinin sağlanması öncelikler olarak beliriyor. Avrupa seviyesinde harcamaların azaltılması yoluyla borç sorununun çözüleceğine ve krizden çıkılacağına inanıldığı dile getirilebilir. Söz konusu maliye merkezli politikaların Almanya tarafından formüle edildiği ve diğer üyelere benimsetildiği biliniyor.

İşsizliğin %10’lar civarında seyrettiği Avrupa’da kemer sıkma politikalarının sertleştirilmesinden ve derinleştirilmesinden doğrudan vatandaşların etkilendiği söylenebilir. Yüksek işsizliğin yanı sıra sosyal güvenlik haklarının zayıflaması ve/veya ortadan kalkması ve zaten geliri azalan vatandaşların daha fazla kamu borcu üstlenmesi gibi unsurlar, Avrupa’nın geleceğindeki zorluklara işaret ediyor. Bu noktada hemen her gün Avrupa’da görülen yaygın grev hareketleri, sosyal sorunlar, vb. vatandaşlardaki memnuniyetsizliğin ve sosyal patlamanın işaretlerini veriyor. Avrupa bunun en belirgin örneğine Yunanistan’da tanıklık ediyor. Evsizlerin hali, çocuğunu doyuramayacak hale gelen aileler, bedava yiyeceklerin yağmalanması gibi son derece vahim ve Avrupa’da görülmeye alışık olunmayan tablolar ortaya çıkıyor.

Almanya, krizden çıkış için kendisine adeta muhtaç durumda olduğu bilinen diğer üyelerin mecburi desteğiyle tek başına belirlediği politikaları uygulayabiliyor. Orta ve Doğu Avrupa’ya genişleme politikasının en güçlü destekçisi ve mimarı Almanya’nın, bu deneyimden önemli bir ders çıkardığı anlaşılıyor. Genişlemenin maliyetini önce kendi üzerine alan ve daha sonra tedrici biçimde diğer üyelere paylaştıran Almanya’nın bu sefer en başından fırsat-risk analizini yaptığı söylenebilir. Ancak söz konusu analizde Avrupa’yı oluşturan bireylerin beklentilerinin ve algılarının görmezden gelindiği ifade edilebilir. Bu çerçevede Avrupa’daki vatandaşların seçimlerinin ve yönelimlerinin dikkate alınmadığı ve bu sürecin geleceğe ilişkin kaygıları artırdığı ileri sürülebilir. Zira Avrupa’daki yönetim krizinin temel nedeninin siyasetsizliğe dayandığı düşünüldüğünde Almanya’nın yaklaşımlarına ilişkin kuşkular güçleniyor. Krizin en önemli nedenlerinden birisi siyasi olanın masadan kaldırılması iken daha fazla siyasetsizlikten yana olmanın ne ölçüde akıllıca olduğunu zaman içerisinde görmek mümkün olacak. Merkel’in, anketlerde seçilmesine zor gözüyle bakılan Sarkozy’nin seçim kampanyasına katılacağını duyurması ise kuşkuların büyümesine yol açıyor.


YAZARIN TÜM YAZILARI
Türkiye – Avrupa İlişkileri Yeniden - 22 Mayıs 2012 Salı 16:21
Avrupa’daki Seçimlerin Ardından - 10 Mayıs 2012 Perşembe 15:49
Yunanistan’daki Seçimlerden Fazlası - 01 Mayıs 2012 Salı 16:17
İngiltere ve AİHM - 20 Nisan 2012 Cuma 15:43
8 Nisan: Dünya Romanlar Günü - 11 Nisan 2012 Çarşamba 17:48
Suriye’nin Dostlarından - 03 Nisan 2012 Salı 17:08
Fransa’daki Saldırılar - 22 Mart 2012 Perşembe 10:16
Fransa Seçimlerinde Sarkozy - 13 Mart 2012 Salı 10:48
Hocalı’dan Nefret Suçlarına - 01 Mart 2012 Perşembe 16:37
Avrupa’da Ayrımcılık ve Dışlayıcılık - 20 Şubat 2012 Pazartesi 16:47
Suriye: Rekabet Alanı - 10 Şubat 2012 Cuma 12:02
Almanya Avrupa’yı Yönetirken - 02 Şubat 2012 Perşembe 09:27
28. AB Üyesi: Hırvatistan - 23 Ocak 2012 Pazartesi 18:01
Ortadoğu ve Demokrasi Beklentisi - 12 Ocak 2012 Perşembe 11:17
2012'de Avrupa - 02 Ocak 2012 Pazartesi 17:00
1915’ten Fransa’ya - 21 Aralık 2011 Çarşamba 13:01
Yeni Kriz: İngiltere? - 12 Aralık 2011 Pazartesi 17:22
Avrupa Krizinde Türkiye - 01 Aralık 2011 Perşembe 16:19
Avrupa’nın Geleceği -2 - 21 Kasım 2011 Pazartesi 16:20
Avrupa’nın Geleceği - 1 - 11 Kasım 2011 Cuma 09:33
Avronun Geleceği İçin - 01 Kasım 2011 Salı 16:27
Yeter Terör - 20 Ekim 2011 Perşembe 18:56
Ermenistan-Türkiye İlişkilerinde Sarkozy - 11 Ekim 2011 Salı 09:30
Dış Politika Açısından “Bugün” - 03 Ekim 2011 Pazartesi 09:29
Nükleer Filmin Sonu - 20 Eylül 2011 Salı 12:38
Ekonomi Bütünleşirken - 22 Ağustos 2011 Pazartesi 15:36
Somali ve İnsanlık - 11 Ağustos 2011 Perşembe 13:32
Norveç, Nefret - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:13
Kıbrıs - 20 Temmuz 2011 Çarşamba 17:19
Belçika’da Kriz - 13 Temmuz 2011 Çarşamba 09:17
Seçim Sonrası - 01 Temmuz 2011 Cuma 15:29
Obama İngiltere’de - 01 Haziran 2011 Çarşamba 09:27
DSK ve IMF - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:45
9 Mayıs: Avrupa Günü - 10 Mayıs 2011 Salı 17:07
Schengen ve Ötekiler - 02 Mayıs 2011 Pazartesi 09:09
Akdeniz Havzasında Değişim - 20 Nisan 2011 Çarşamba 11:45
Almanya ve Fransa’daki Konferanslar ve İslam - 11 Nisan 2011 Pazartesi 10:32
Portekiz’de ve Avrupa’da İstikrarsızlık - 01 Nisan 2011 Cuma 16:11
İtalya 150 Yaşında - 22 Mart 2011 Salı 19:32
İrlanda’da Seçim - 10 Mart 2011 Perşembe 18:19
Bir Dış Politika Aracı Olarak Avrupa Etkisi - 01 Mart 2011 Salı 17:48
Vizesiz Avrupa - 19 Şubat 2011 Cumartesi 11:35
Mısırlıları Anlamak - 09 Şubat 2011 Çarşamba 17:40
AB’den Tunus’a, Mısır’a Bakmak - 02 Şubat 2011 Çarşamba 09:07
Hırvatistan’ın AB Üyeliği - 20 Ocak 2011 Perşembe 17:06
Macaristan Dönem Başkanlığı - 11 Ocak 2011 Salı 10:43
Almanya ve Avro - 10 Aralık 2010 Cuma 10:33
İlerleme Raporu - 17 Kasım 2010 Çarşamba 00:30
AB Zirvesi: Yine Ekonomi - 03 Kasım 2010 Çarşamba 15:58
AB, Türkiye, Demokrasi - 30 Ekim 2010 Cumartesi 14:39
Almanya Cumhurbaşkanı Wulff’un Ziyareti - 21 Ekim 2010 Perşembe 17:37
Fransa ile Mış Gibi - 14 Ekim 2010 Perşembe 16:28
Avrupa ve İçerden Terör - 08 Ekim 2010 Cuma 21:01
Yeniden Kültürel Farklılık - 29 Eylül 2010 Çarşamba 09:26
Avrupa Gündemi - 22 Eylül 2010 Çarşamba 11:52
AB – ABD Zirvesi’ne Doğru - 23 Ağustos 2010 Pazartesi 10:29
Her İnsana İnsan Hakkı - 16 Ağustos 2010 Pazartesi 09:52
Ne Kadar Avrupalıyız? - 09 Ağustos 2010 Pazartesi 09:24
David Cameron'ın Türkiye Gezisi - 02 Ağustos 2010 Pazartesi 09:16
Türkiye – AB İlişkilerinde Yumuşamaya Doğru? - 27 Temmuz 2010 Salı 09:47
Fransa’daki Yolsuzluk İddialarından Dönüşüm Sancılarına - 16 Temmuz 2010 Cuma 09:41
Diyarbakırlı Nene’nin Düşündürdükleri - 09 Temmuz 2010 Cuma 15:20
Türkiye – AB İlişkilerinde Uzun Vadeli Hesaplar - 02 Temmuz 2010 Cuma 22:49
AB Ekonomide Küresel Oyuncu Olabilir mi? - 26 Haziran 2010 Cumartesi 21:13
Toplumlar Arası Bir Mola: Dünya Kupası - 18 Haziran 2010 Cuma 11:56
AB’den Gelen Ekonomi Haberlerinden Siyasi Açmazlara - 10 Haziran 2010 Perşembe 16:35


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya