Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, göreve atandığı ilk günden itibaren seleflerinden farklı olacağının sinyallerini verdi. Öncelikle ünlü 27 Nisan Bildirisi Genelkurmay’ın internet sitesinden kaldırıldı. 2011’in Kasım ayında daha önce hiç tanık olmadığımız bir uygulamaya imza attı, Özel: Silahlı Kuvvetlere mensup asker sayısını açıkladı. Bugüne dek konuyla ilgili araştırma yapanların Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) asker sayısı ile ilgili yurtiçi kaynaklardan net bir bilgi alması mümkün olmuyordu. Söz konusu rakamlar, NATO başta olmak üzere çeşitli uluslararası oluşumlardan ya da yabancı düşünce kuruluşlarının tahminlerinden çıkarılmaya çalışılıyordu. Bundan sonra, doğrudan TSK tarafından açıklanan veriler bu konudaki bilgi eksikliğini büyük ölçüde kapatacak. Elbette askerlerin kullanıldıkları alanlara göre dağılımı bilinmeden yalnızca genel rakamların verilmesi tüm ihtiyacı karşılamıyor. Ancak bu açıklama bir başlangıç olması bakımından büyük önem taşıyor.
Özel’in son uygulaması ise orduevlerinde rütbe ve sınıf uygulamasına son vermek oldu. Bundan sonra, orduevlerinin ortak kullanım alanlarında “general, üstsubay ve subay” ayrımı yapılmayacak. İşin detayını bilmeyenler için belirtelim: Daha önceki süreçte orduevlerinde özellikle üst düzey rütbedeki askerlerin yararlanmaları için özel bölümler oluşturulmuş ve hizmet aldıkları alanlar ayrılmıştı. Örneğin restoran kısımlarında yer alan masalar, asansörler ve berber vb. bazı hizmetler bakımından üst rütbelilerin lehine düzenlemeler içeriyordu. 16 Ocak 2012 tarihinde askeri birliklere gönderilen talimata göre artık bu tür bir uygulamaya gidilemeyecek. Genelkurmay, bu uygulama ile “personel arasındaki sevgi, saygı ve bağlılığın artırılmasına katkı sağlayacak sonuçlara ulaşılmasını” hedefliyor.
Söz konusu farklı uygulamalar, daha önceki dönemlerde sıkça eleştiri konusu olmaktaydı. Mesleğin doğası gereği, “silah arkadaşlığı” yapan askerlerin dayanışma duygularının üst düzeye çıkarılması gerekiyor. Ayrıca siviller ile askerler arasında var olan zihinsel uçurumun kapanmasının en etkili yolu, hiyerarşinin etkilerinin gündelik hayata yansıyan yüzünü azaltmak. Askerlerin yaptıkları işin niteliği gereği oluşan profesyonel ilişkinin hayatın tüm aşamalarında geçerli olmadığını görmeleri, sivilleşme sürecinin hız kazanması bakımından anlam taşıyor. Açıkça söylemek gerekirse, son dönemde Türkiye’de yaşanan demokratikleşme ve sivilleşme dalgası kaçınılmaz bir şekilde TSK’yı da etkiliyor ve olumlu anlamda dönüştürüyor. Bu süreçte, Orgeneral Özel’in önemli bir işleve sahip olduğu da açıkça görülüyor.
Öte yandan söz konusu düzenlemelerin bu tesislerden zaten sınırlı şekilde yararlanma imkânları bulunan astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sivil memurları kapsamadığı da anlaşılıyor. Bu anlamda, Genelkurmay Başkanlığı’nın yazısında subay ve astsubay orduevlerinin birleştirileceği yönünde bir vurgu bulunmuyor. Dolayısıyla basında yer alan, bundan sonra, orduevlerinden yararlanma açısından “orgeneral ile çavuş” arasında bir fark kalmadığına yönelik haberlerin doğru olmadığı söylenebilir. Tekrar altını çizmek gerekirse, subay ve astsubayların yararlandıkları orduevleri zaten farklı ve son düzenleme bunların kendi içlerinde önceden meydana getirilen ekstra ayrıcalıkları kaldırıyor.
Bu noktada başka bir soruna değinmeden geçmeyelim: Özellikle uzman jandarma ve uzman erbaşların askeri tesislerden yararlanma imkânları oldukça sınırlı. Başlayan sürecin en önemli halkalarından biri de söz konusu tesislerin tüm askeri personelin makul düzeyde yararlanmasına açık bir görünüm sergilemesi olacak. Yeni başlayan düzenlemenin ilerleyen aşamada tüm rütbe ve unvanları kapsayacak şekilde genişleyip genişlemediğini zaman gösterecek. Kuşkusuz, aslında tartışmanın orduevlerinin ne ölçüde gerekli olduğu veya piyasa koşullarında hizmet verip vermediği ekseninde yürütülmesi gerekiyor. Ancak meselenin diğer boyutlarını görmeden yalnızca orduevlerine odaklanmak çok da doğru değil.
Bu noktada, başka bir sorunlu durumu hatırlatarak bitirelim: Özel’in inisiyatifiyle askeri tesislerden rütbelere göre farklı şekilde yararlanma durumu sona erdi belki ama diğer kamu kurumlarının birçoğunda benzer farklılıklar halen devam ediyor. Örneğin pek çok kamu kurumunda üst düzey yöneticiler ile diğer memurların yemek yedikleri yerler birbirinden ayrı. Aynı şekilde üniversitelerde akademik ve idari personel için farklı yemekhaneler kullanılıyor. Ayrıca, kamuda, sivil bürokratlar için makam arabası ve lojman saltanatı da artarak devam ediyor. Silahlı Kuvvetlerin yaşadığı bu değişim sürecinden söz ederken diğer kurumlardaki durumun aynen devam etmesini görmezden gelmek çok hakkaniyetli bir tutum olmayacaktır. Dolayısıyla Özel’in başlattığı değişim dalgasının tüm kamu kurumlarını saracak şekilde genişlemesini ümit etmek gerekiyor.