ENGLISH
23.05.2012
19.01.2012 12:00


Doç. Dr. Ahmet Uysal

auysal@sde.org.tr
CV

Tunus Devrimi İlerliyor, Mısır'ın Yolları Taşlı

Tam bir yıl önce, 17 Ocak'ta Tunus'u demir yumrukla yöneten diktatör ülkesini terketti. Bir domino etkisiyle Arap devrimci hareketler Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn ve Suriye'ye sıçradı. Hatta Fas'tan Ürdün'e ve bazı körfez ülkelerinde de hareketlenmeler olsa da fazla yol alındığı söylenemez. Bir çokülkede Arap Baharı'ın yol alamadığı veya bahar mevsiminin fırtınalı gök gürültülü, şimşekli ve dolu yağışlı olduğu görülüyor. Daha yolun başında olsak da Tunus, Libya, Mısır ve Yemen'de asırlık dikta çınarları devrildi.

Devrimler arasında en çok yol alan Tunus oldu. Libya kanlı bir çatışmadan sonra yaralarını sarmaya çalışıyor, Suriye'de mezhepsel ve dış destek yüzünden koltuğunu bırakmayan bir rejim var, yerinde kaldığı ölçüde iç savaş riski artıyor. Yemen ve Bahreyn'de yol alınmamasının sebebi ise görevdeki rejimlerin ABD ve Suud destekli olmaları. Bin Ali'nin Suudi Arabistan'da olması da tesadüf değildir. Dolayısıyla, Arap Baharı büyük bir savrulma getirdikten sonra sular durulacak gibi görünüyor. Ancak Tunus fazla hasarsız ve doğru yolda ilerliyor.

Şimdiye kadar Tunus'ta parlamento seçimleri sorunsuz atlatıldı, laikler ve İslamcılar arasında bölünen tablodan koalisyon hükümeti kuruldu. Devlet başkanı seçildi ve yeni bir anayasa için komisyon kuruldu ve çalışmalar hızlandı. Ancak, Mısır'da üç ay süren parlamenter seçimler yeni bitti. Yeni anayasa ve başkanlık seçimi için takvim daha yeni netleşiyor. Geçiş sürecini Tunus'taki gibi sivil bir mekanizma değil Mübarek'in atadığı komutanlarından oluşan Yüksek Askeri Konsey yönetiyor. Peki diğerlerinin başaramadığını Tunus nasıl başarıyor?

Özellikle Mısır ile Tunus arasındaki farkı anlamak için bireysel, kurumsal ve uluslararası boyutlara dikkat etmemiz gerekir. Sonuncudan başlayarak Mısır bölge jeo-politiğinde ve uluslararası sistemde kritik bir rol oynarken Tunus aynı kritik öneme sahip değildir. Nüfusu ve entelektüel ağırlığı ile Mısır'daki değişim herkesi etkileyeceği için Mısır'daki değişime direnç içerde ve dışarda daha fazladır. Hatta bu gerekçeyle Ali Abdallah Salih ile kıyaslandığında ABD ve Batı, Mübarek'ten kolay vazgeçmiştir çünkü kaptanı feda ederek gemiyi aynı yolda ilerletmek istiyorlardı. Kaptanda direnilmesi gemiyi tehlikeye atacaktı. Mısır'da şu anda devrimden çok tedrici geçiş ve reform süreci işletilmektedir. Tunus ise hem küçük hem de yalnızca Fransız nüfuzunda bir ülke olduğu için Mısır kadar önem verilmediğinden iç dinamikler için alan açıldı.

Mısır ve Tunus'ta ilerleyiş farkını özellikle kurumsal yapıda ve ordunun siyasetteki rolünde aramak gerekir. Tunus'ta Bin Ali kendisi bir tür darbe ile geldiği için güçlü bir ordu beslemekten uzak durmuştur. Ayrıca, güçlü bir orduyu gerekli kılacak dış düşmanı yoktur. Mısır'da tarihsel olarak güçlü bir ordu bulunması yanında bu durum bir potansiyel dış tehdit olarak İsrail'in varlığı ile de bağlantılıdır. Mısır'da halkın tepkisi Mübarek'i indirmeye yeter miydi bilinmez ama ordu Mübarek'i indirirken onun yetkilerini devraldı ve geçiş sürecinde etkili olmaya devam ediyor. 'Siyaset siyasetçilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir' diye düşünerek yeni anayasa hazırlanmasını ve başkanlık seçimi sürecini kontrol etmeye çalışıyor ve etkili de oluyor. Bu durum da demokrasiye geçiş sürecini hem daha sancılı yapıyor hem de uzatıyor.

Tunus ve Mısır arasındaki diğer fark ise liderlikte yaşanıyor. Tunus'ta En-Nahda lideri Raşid Gannuşi'nin –belki de dışarda yaşamasındandır– özellikle batıyı ve ülkedeki laikleri korkutmamaya özen gösterdiği çok açıktır. Sık sık Türkiye'yi örnek alacaklarını söylerken başka dünya görüşlerine saygıyı da vurguluyordu. Mısır'a göre daha laik olan Tunus'ta İslamcı korkusunun oluşmasına engel olmaya çalıştı, bunu başarmış sayılır. Mısır'da ise temel muhalif hareket olan İhvan-ı Müslimin ülke içinde örgütlenmişti. Sık sık tutuklamalar ve operasyonlarla baskı altında tutuluyor ve doğal gelişimine müdahale ediliyordu. Mübarek'in düşmesiyle siyaset meydanının İhvan'a kaldığı söylenebilir. Liderlikle değil kurumsal yapısıyla siyasi ve sosyal faaliyetlerini sürdürmektedir. Hem halkın daha dindar olması, hem askeriye ile İhvan'ın vardığı söylenen anlaşma, hem de laik hareketlerin parçalı ve zayıf oluşu, orduya demokrasiye geçiş konusunda baskı yapma ve yön gösterme konusunda sıkıntılara yol açıyordu. Laikler ile İslamcılar arasında yaşanan ciddi bir güvensizlik ve çekişme demokrasi treninin yol almasına engel oluyordu.

Kısaca, Tunus Gannuşi'nin liderliğinde daha yumuşak bir geçiş ile yol alırken, Mısır'da çok sert ve bazen kanlı bir siyasi geçiş süreç ilerlemeyi yavaşlatmaktadır. Tunus ordusu Bin Ali'yi korumadığı gibi geçiş sürecine de müdahil olmamıştır, ancak Mısır'da durum tam tersidir. Uluslararası dengeler de Fransa dışında Tunus'u rahat bırakırken, Mısır'ın demokratikleşmesi ve güçlenmesini istemediği için süreç zorlaştırılmaktadır. Özellikle de devrimin yıldönümü 25 Ocak'ta çıkabilecek gösteriler ve tartışmaların yönü yolu açabilir.


YAZARIN TÜM YAZILARI
Tunus Devrimi İlerliyor, Mısır'ın Yolları Taşlı - 19 Ocak 2012 Perşembe 12:00
Arap Baharı ve Erdoğan’ın Mısır Ziyareti - 12 Eylül 2011 Pazartesi 12:21
'Zenga Zenga' Kaddafi veya Diktatörün Hazin Sonu - 22 Ağustos 2011 Pazartesi 15:32
Suriye'nin Kanlı Oyalama Taktikleri ve Türkiye - 08 Ağustos 2011 Pazartesi 11:37
Suriye’de Geri Dönüş İmkanı Yok - 01 Haziran 2011 Çarşamba 16:55
Otoriter Rejimlerin Reformu Mümkün mü ? - 29 Nisan 2011 Cuma 17:59
Mısır’da Demokrasi Çarkı Dönüyor - 22 Nisan 2011 Cuma 17:04
Suriye Reform Şansını Kaçırıyor mu? - 01 Nisan 2011 Cuma 09:45
Mısır’da Referandum veya Demokrasinin Tadı - 22 Mart 2011 Salı 13:25
Mısır'da Burjuvazi-Asker İttifakı Bozuldu - 08 Şubat 2011 Salı 12:06
Türkiye Mısır’daki Yangını Söndürmelidir - 01 Şubat 2011 Salı 12:35
‘İnzil Paşa’ ya da Mübarek’in Son Hamleleri - 30 Ocak 2011 Pazar 15:41
Lübnan’da Kritik Dönem - 25 Ocak 2011 Salı 15:12
Tunus’ta “Dijital” Devrim - 15 Ocak 2011 Cumartesi 14:18
2011’in İlk Kurbanı: Mısır - 05 Ocak 2011 Çarşamba 09:44
İsrail’le Gizli Görüşme ve Tutarsızlık Görüntüsü - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 09:31
Türkiye’nin Ortadoğu Politikalarının Gayri İktisadi Yararları - 30 Haziran 2010 Çarşamba 17:07
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü – II - 22 Haziran 2010 Salı 17:00
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü - I - 15 Haziran 2010 Salı 11:24
İsrail’le Krizde Türkiye Ne Yapmalı? - 09 Haziran 2010 Çarşamba 17:03
İsrail’le Krizde Kazanan ve Kaybeden - 03 Haziran 2010 Perşembe 10:56
Kılıçdaroğlu ve Dış Politika - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 14:55
Arap Milliyetçiliği Nereye? - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 12:02
Arapça TRT ve Türkiye’nin Yumuşak Gücü - 12 Nisan 2010 Pazartesi 11:07
Arap Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı? - 01 Nisan 2010 Perşembe 09:25
Süpergüçlerin Meşruiyeti Var Mı? - 23 Mart 2010 Salı 17:59
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – II - 10 Mart 2010 Çarşamba 09:43
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – I - 02 Mart 2010 Salı 09:54
Artan Azeri-İsrail İlişkileri Üzerine - 18 Şubat 2010 Perşembe 13:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya