Tam bir yıl önce, 17 Ocak'ta Tunus'u demir yumrukla yöneten diktatör ülkesini terketti. Bir domino etkisiyle Arap devrimci hareketler Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn ve Suriye'ye sıçradı. Hatta Fas'tan Ürdün'e ve bazı körfez ülkelerinde de hareketlenmeler olsa da fazla yol alındığı söylenemez. Bir çokülkede Arap Baharı'ın yol alamadığı veya bahar mevsiminin fırtınalı gök gürültülü, şimşekli ve dolu yağışlı olduğu görülüyor. Daha yolun başında olsak da Tunus, Libya, Mısır ve Yemen'de asırlık dikta çınarları devrildi.
Devrimler arasında en çok yol alan Tunus oldu. Libya kanlı bir çatışmadan sonra yaralarını sarmaya çalışıyor, Suriye'de mezhepsel ve dış destek yüzünden koltuğunu bırakmayan bir rejim var, yerinde kaldığı ölçüde iç savaş riski artıyor. Yemen ve Bahreyn'de yol alınmamasının sebebi ise görevdeki rejimlerin ABD ve Suud destekli olmaları. Bin Ali'nin Suudi Arabistan'da olması da tesadüf değildir. Dolayısıyla, Arap Baharı büyük bir savrulma getirdikten sonra sular durulacak gibi görünüyor. Ancak Tunus fazla hasarsız ve doğru yolda ilerliyor.
Şimdiye kadar Tunus'ta parlamento seçimleri sorunsuz atlatıldı, laikler ve İslamcılar arasında bölünen tablodan koalisyon hükümeti kuruldu. Devlet başkanı seçildi ve yeni bir anayasa için komisyon kuruldu ve çalışmalar hızlandı. Ancak, Mısır'da üç ay süren parlamenter seçimler yeni bitti. Yeni anayasa ve başkanlık seçimi için takvim daha yeni netleşiyor. Geçiş sürecini Tunus'taki gibi sivil bir mekanizma değil Mübarek'in atadığı komutanlarından oluşan Yüksek Askeri Konsey yönetiyor. Peki diğerlerinin başaramadığını Tunus nasıl başarıyor?
Özellikle Mısır ile Tunus arasındaki farkı anlamak için bireysel, kurumsal ve uluslararası boyutlara dikkat etmemiz gerekir. Sonuncudan başlayarak Mısır bölge jeo-politiğinde ve uluslararası sistemde kritik bir rol oynarken Tunus aynı kritik öneme sahip değildir. Nüfusu ve entelektüel ağırlığı ile Mısır'daki değişim herkesi etkileyeceği için Mısır'daki değişime direnç içerde ve dışarda daha fazladır. Hatta bu gerekçeyle Ali Abdallah Salih ile kıyaslandığında ABD ve Batı, Mübarek'ten kolay vazgeçmiştir çünkü kaptanı feda ederek gemiyi aynı yolda ilerletmek istiyorlardı. Kaptanda direnilmesi gemiyi tehlikeye atacaktı. Mısır'da şu anda devrimden çok tedrici geçiş ve reform süreci işletilmektedir. Tunus ise hem küçük hem de yalnızca Fransız nüfuzunda bir ülke olduğu için Mısır kadar önem verilmediğinden iç dinamikler için alan açıldı.
Mısır ve Tunus'ta ilerleyiş farkını özellikle kurumsal yapıda ve ordunun siyasetteki rolünde aramak gerekir. Tunus'ta Bin Ali kendisi bir tür darbe ile geldiği için güçlü bir ordu beslemekten uzak durmuştur. Ayrıca, güçlü bir orduyu gerekli kılacak dış düşmanı yoktur. Mısır'da tarihsel olarak güçlü bir ordu bulunması yanında bu durum bir potansiyel dış tehdit olarak İsrail'in varlığı ile de bağlantılıdır. Mısır'da halkın tepkisi Mübarek'i indirmeye yeter miydi bilinmez ama ordu Mübarek'i indirirken onun yetkilerini devraldı ve geçiş sürecinde etkili olmaya devam ediyor. 'Siyaset siyasetçilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir' diye düşünerek yeni anayasa hazırlanmasını ve başkanlık seçimi sürecini kontrol etmeye çalışıyor ve etkili de oluyor. Bu durum da demokrasiye geçiş sürecini hem daha sancılı yapıyor hem de uzatıyor.
Tunus ve Mısır arasındaki diğer fark ise liderlikte yaşanıyor. Tunus'ta En-Nahda lideri Raşid Gannuşi'nin –belki de dışarda yaşamasındandır– özellikle batıyı ve ülkedeki laikleri korkutmamaya özen gösterdiği çok açıktır. Sık sık Türkiye'yi örnek alacaklarını söylerken başka dünya görüşlerine saygıyı da vurguluyordu. Mısır'a göre daha laik olan Tunus'ta İslamcı korkusunun oluşmasına engel olmaya çalıştı, bunu başarmış sayılır. Mısır'da ise temel muhalif hareket olan İhvan-ı Müslimin ülke içinde örgütlenmişti. Sık sık tutuklamalar ve operasyonlarla baskı altında tutuluyor ve doğal gelişimine müdahale ediliyordu. Mübarek'in düşmesiyle siyaset meydanının İhvan'a kaldığı söylenebilir. Liderlikle değil kurumsal yapısıyla siyasi ve sosyal faaliyetlerini sürdürmektedir. Hem halkın daha dindar olması, hem askeriye ile İhvan'ın vardığı söylenen anlaşma, hem de laik hareketlerin parçalı ve zayıf oluşu, orduya demokrasiye geçiş konusunda baskı yapma ve yön gösterme konusunda sıkıntılara yol açıyordu. Laikler ile İslamcılar arasında yaşanan ciddi bir güvensizlik ve çekişme demokrasi treninin yol almasına engel oluyordu.
Kısaca, Tunus Gannuşi'nin liderliğinde daha yumuşak bir geçiş ile yol alırken, Mısır'da çok sert ve bazen kanlı bir siyasi geçiş süreç ilerlemeyi yavaşlatmaktadır. Tunus ordusu Bin Ali'yi korumadığı gibi geçiş sürecine de müdahil olmamıştır, ancak Mısır'da durum tam tersidir. Uluslararası dengeler de Fransa dışında Tunus'u rahat bırakırken, Mısır'ın demokratikleşmesi ve güçlenmesini istemediği için süreç zorlaştırılmaktadır. Özellikle de devrimin yıldönümü 25 Ocak'ta çıkabilecek gösteriler ve tartışmaların yönü yolu açabilir.