ENGLISH
23.05.2012
17.01.2012 17:44


Prof. Dr. Yasin Aktay
SDE Başkanı
yaktay@sde.org.tr
CV

Ergenekon Davaları ve Yeni Türkiye için Yeni Sözleşme İhtiyacı

Türkiye'nin darbeci geleneğiyle, yönetim tarzıyla, idare anlayışıyla hesaplaşma zarureti konusunda yakın geçmişe kadar sözümona "kamuoyu"nda daha büyük bir istek kaydedilebiliyordu. Ergenekon davası özellikle Danıştay davasını kapsayacak aşamaya geldiğinde Türkiye'deki komplonun bir teoriden ibaret olmadığı, onun ülkenin iliklerine kadar sirayet etmiş gerçek bir pratik olduğu ayan beyan ortaya çıktı.

Bu ortaya çıktığında komplonun uygulama dairesi içinde kalanların dışında hiç kimsenin bu yargılama sürecine itiraz etmeyeceği, hatta bu yargılama sürecinin herkes tarafından büyük bir heyecanla karşılanacağı zannedildi.

Öyle ya, daha on yıl kadar önce Susurluk vakası dolayısıyla başlayan yargılama sürecine toplumdan nasıl bir destek ve baskı gelmişti, değil mi? Neredeyse yüzde yüz bir mutabakatın oluştuğu bir "Aydınlık Türkiye" talebi izlenimi nasıl da doğmuştu. Oysa gerçek bir soruşturma karşısında o mutabakatın hiç de ilerleyemeyeceğini tahmin etmek bugün zor değil.

O gün Susurluk davasında tamamına erişilemeyeceğine sonsuz bir güven duyulduğu için "temiz Türkiye" talebinin tam bir toplumsal mutabakat konusu olduğu izleniminin önü de güvenle açık tutulmuştu.

Nihayetinde bugünkü davalarla ilgili hüsnü niyetin aynı zamanda Türkiye gerçeğinden ne kadar uzak, ne kadar saf olduğu da bu vesileyle ortaya çıkmış olacaktı. Çünkü başta Susurluk davasında şeffaflık, hukuk, temiz yönetim gibi sloganlarla öne çıkanlar olmak üzere entrikacı darbeciliğin büyük bir toplumsal tabana sahip olduğu da görülmüş oldu.

Açık konuşmak lazım. Hukukun üstünlüğü, entrikacılık ve darbeciliğe karşı toplumda tartışılmaz bir mutabakatın olmaması, Türkiye'de darbeci zamanlara dönüş yolunun tamamen kapalı olmadığını, halen hiç bir şekilde güvende olmadığımızı gösteriyor. Bu da devam eden davalarda işi ciddiye almanın ne kadar önemli olduğunun işareti…

Darbe’ye Karşı Duruş ve Başbuğ’un Yargılanması

Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklu veya tutuksuz, Yüce Divan veya adli mahkemede yargılanması hususu tartışılıyor. Ama hiç kimsede artık genelkurmay başkanı seviyesine kadar yükselmiş birinin kendisine isnat edilen suçlardan dolayı yargılanıp yargılanamayacağını tartışmıyor. Buna hukukun üstünlüğünün ve eşitlik idealine giderek daha fazla yaklaşmış olmanın, bunun da herkes tarafından yeterince kanıksanmış olmasının bir işareti olarak bakmak mümkün.

Elde çuvallar dolusu belgeler var olduğu halde herhangi bir dava hakkında insanların kanaatleri sorulduğunda, ne belgelerin ne de davanın içeriğine bakmaya zahmet etmeyip "olumlu" veya "olumsuz" kanaatlerini bir çırpıda söyleyiveren bir kamuoyu gerçeğimiz var.

Davaların içeriği ve ciddiyeti bir noktadan sonra önemli olmayabiliyor. "Kamuoyu" denilen şey olayların birçoğuna akılla, belgeyle, sabırla, vicdanla, dikkatle değil tamamen halet-i ruhiye ile, üstünkörü, kulaktan duymayla, aceleyle ve önyargıyla bakar. O yüzden kamuoyu denilen gerçeği etkilemek için birçok kişi belge yerine söylenti ileri sürer, yakından değil uzaktan bakmayı veya göstermeyi yeterli görür, böylece detaylardan gözleri uzaklaştırmayı, böylece göz yanıltmasıyla gerçekleri istediği gibi göstermeyi başarmış olur.

Yargılamalar karşısında çok kolay mevzi ele geçirebilen lakaytlık, süren davaların ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Hâlen darbelere karşı toplumda bir ortak duyarlılık, bir konsensus oluşmuş değil. Bir Danıştay cinayetinin organizasyonunda, delillerin karartılmasında, cinayet sonrası psikolojik ortamın yönlendirilmesinde nereden bakarsanız yüzlerce insanın çalışmış olduğu anlaşılıyor.

Bu inanılmaz bir şey. Yüzlerce insan Türkiye'de halkın bir kesimine karşı böyle hasmane duygularla, üstelik arada masum insanların canına mal olan bir entrikanın içinde yer alabiliyor ve bugün bütün bu eyleme dair hiç kimseden ne bir özür ne bir yüzleşme ne de bir itiraf alabilmiş değiliz.

Olayla ilgili bütün gerçekler kılı kırk yarmak zorunda kalan ve sistematik biçimde karartılmaya çalışıldığı halde kalıntısı kalmış maddi delillerin değerlendirilmesiyle ortaya çıkıyor. Olaya karışan hiç kimse burnundan kıl aldırmıyor ve bu bazı kalem erbabını hiç düşündürtmüyor, ama hala Ergenekon davasının fazla uzamış olduğundan ve davanın giderek bir siyasi hesaplaşmaya dönüştüğünden rahatlıkla bahsedebiliyorlar.

Hukukun Üstünlüğünün Tesis Edilmesi

Türkiye'de demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü açısından bu çapta yaşanan değişimin bir aşamasında işi bir noktada bırakmak ve geçmişe bir sünger çekmek alternatif bir yol olabilir. Bu yol toplumda "tarafların helalleşmesi" ve yeni bir dönem için yeni kurallarda herkesin uzlaşmasının akabinde sonuna kadar açılabilir. Zira davalar uzadıkça bu tür entrikalara karışan insanların sayısının zannedildiğinden çok daha fazla olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü işlenmiş suçlar geçmişte suç gibi kabul edilmemiş; askerinden polisine, gazetecisinden hâkimine, savcısından işadamına, sivil toplum yöneticisinden vakıf mensubuna kadar bir korporatizm anlayışıyla görev yüklenilmiş.

Bu korporatist yapılanma "sürekli darbe" düzenini sağlamak için zannedildiğinden çok daha fazla insanı belli bir sistemin içinde tutmuş. O yüzden Ergenekon yapılanması basit bir örgüt değil, yerine göre devletin en üst tepesini de içine alan veya oradan itibaren bütün bir yönetim ve toplum kademelerine sirayet eden bir düzenin ta kendisi. Neresi kurcalansa benzer şeyler çıkıyor. Bir çok yasadışı faaliyete neredeyse bir kurumun rutin işi olarak bütün hiyerarşik kademelerce iştirak edilmiş. Dahası bu faaliyetlerin mahiyeti ne olursa olsun, bütün sonuçlarını destekleyecek önemli toplumsal tabanın reflekslerine de ciddi bir yatırım yapılmış.

O yatırımın verimleri de şu anda bile tahsil ediliyor. Ergenekon davasına olan inancın yitmesi diye yansıtılan şey tam da o. Gerçekte davaya inancın yitmesi diye bir şey sözkonusu değil. Olay bu darbe düzenini normal görenlerin savunma stratejilerinin işlemesinden ibaret. Devletin bütün vatandaşları için açık bir sözleşme yerine gizli bir örgüt gibi yapılanmış olmanın sonuna gelinmesinin doğal sonucu bu. Şimdi gelinmesi gereken nokta, bu gizli örgüt yapılanmasının çağımızın dünyasında Türkiye Cumhuriyeti devletinin yeni misyonunu taşıyamayacağı gerçeğidir.

Bu noktaya bir ölçüde gelinmiştir. Ancak, yeni dönem yeni bir mutabakatı da gerektirmektedir. Ergenekon yapılanmasına bulaşmış herkesin yargılanması, tutuklanması, ceza alması, mutlak adalet açısından arzulanan bir şey olabilir, ancak bu, gerçekçi olunacaksa, kolay bir şey değil. Başka ülkelerdeki benzer tecrübelerle karşılaştırıldığında bunun başka yolları da var. Yeni Türkiye için yeni vatandaşlar bulmak veya dışardan vatandaş ithal etmek mümkün olmayacağına göre eski vatandaşların yeni Türkiye'nin yeni değerleri ve kuralları etrafındaki bir sözleşmesine razı edilmeleri gerekecektir. Ancak bunun bile yapılabilmesi için başta asgari bir yüzleşmenin olması, ikincisi ise yine birincisine bağlı olarak eski yönetim anlayışının veya mevzilerinin tamamen terkedilmiş olduğunun temin edilmiş olması gerekir.

Sorun şu ki ne asgari bir yüzleşmenin henüz başarılmış olduğundan sözedilebilir ne de eski tarz entrika ve komplo iradesinin terkedilmiş olduğuna dair yeterli bir niyet ve irade sözkonusudur. Ergenekon veya sair darbe davalarına konu olan suçları hala "fasa fiso" göstermeye çalışan bu ölçüde organize kampanyalar bütün hızıyla devam ederken yeni sayfalar açmak ne vicdana ne de yeni bir toplum imkânına sığar.


YAZARIN TÜM YAZILARI
Kahire'den Siyaset Notları - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:38
Ergenekon Davaları ve Yeni Türkiye için Yeni Sözleşme İhtiyacı - 17 Ocak 2012 Salı 17:44
Arap Baharının Küresel ve Bölgesel Etkisi - 19 Aralık 2011 Pazartesi 13:09
Arap Baharında Seçim Rüzgarları ve Türkiye Algısı - 07 Aralık 2011 Çarşamba 16:37
Türkiye ve Mısır’ın Demokratik Deneyim Paylaşımı - 31 Ekim 2011 Pazartesi 18:30
Suriye İmtihanında Türkiye ve Dünya - 16 Ağustos 2011 Salı 14:26
Siyasi Sorumluluk ve Yeni Anayasa - 21 Haziran 2011 Salı 21:22
Niçin "O" kazanıyor? - 16 Haziran 2011 Perşembe 09:29
Seçime Giderken… - 23 Mayıs 2011 Pazartesi 15:45
Kürt Sorununu Metalaştırıp Satmak - 10 Mayıs 2011 Salı 09:45
Siyasal İletişim ve Temsil - 02 Mayıs 2011 Pazartesi 17:02
Darbe, Tecavüzden Daha Yüz Kızartıcı Bir Suçtur - 18 Nisan 2011 Pazartesi 12:22
Aday Listelerindeki Algoritma - 18 Nisan 2011 Pazartesi 12:16
Bir Meslek Olarak Siyaset ve "Milletvekilliği" - 15 Nisan 2011 Cuma 10:13
Alevi Çalıştayları Raporu - 07 Nisan 2011 Perşembe 13:05
Ortadoğu Devrimleri: İslamcılığın Bitişi mi Evrimi mi? - 28 Mart 2011 Pazartesi 13:21
Arap Dünyasında Değişim: Gelecek, Gelmiş midir? - 18 Mart 2011 Cuma 10:12
AP'nin hayli "öğretici" raporu - 14 Mart 2011 Pazartesi 12:21
Sosyal Deprem Olarak Devrim - 23 Şubat 2011 Çarşamba 10:13
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İran Ziyareti - 21 Şubat 2011 Pazartesi 11:29
Mısır'dan Bakınca Çeşitlenen Türkiye Modeli - 15 Şubat 2011 Salı 10:06
11 Şubat Mısır Devrimi Hayırlı Olsun - 15 Şubat 2011 Salı 10:02
Devrim’in Öznesi ve İslamcı Siyaset - 10 Şubat 2011 Perşembe 18:30
Devrim Dalgalarını Sen, Oyun mu Sandın? - 01 Şubat 2011 Salı 13:03
Arap Dünyasında Değişim Zamanı - 01 Şubat 2011 Salı 12:56
Endişeler ve Tecrübeler - 26 Ocak 2011 Çarşamba 10:11
Hasan Ünal Nalbantoğlu'nun Ardından - 24 Ocak 2011 Pazartesi 12:44
Osmanlıyı Anlatan Kendini Anlatır - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:56
"Araplar Osmanlı'yı Değil Bugünün Türkiye'sini Seviyor" - 12 Ocak 2011 Çarşamba 09:35
Kul Hakkı - 10 Ocak 2011 Pazartesi 11:33
Demokratik özerklik: "Bu mudur?" - 04 Ocak 2011 Salı 16:00
Diyarbakır'dan vicdana sesleniş - 04 Ocak 2011 Salı 10:56
Bu Ne Acele ? - 27 Aralık 2010 Pazartesi 10:44
Kürt Meselesinde Siyasetin Dönüşü(mü)? - 21 Aralık 2010 Salı 12:52
CHP'nin "İktidar" Kurultayı - 20 Aralık 2010 Pazartesi 13:17
Bir Siyaset Olarak "Kendini Değiştirmek" Arap Türk Sosyal Bilimler Kongresi-2 - 15 Aralık 2010 Çarşamba 09:48
Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi (ATCOSS) - 15 Aralık 2010 Çarşamba 09:46
Komplo Okuma Kılavuzu - 07 Aralık 2010 Salı 11:36
Kürt sorununa "kapatma" muamelesi yapmak - 06 Aralık 2010 Pazartesi 12:55
YÖK'ü Kaldırmak - 30 Kasım 2010 Salı 09:42
Kürt Siyasetçinin Sorunu - 29 Kasım 2010 Pazartesi 18:02
İktidar Hevesi - 23 Kasım 2010 Salı 12:12
Bayram ve Endişeli Modernler - 23 Kasım 2010 Salı 12:08
Davutoğlu'ndan "Demokratik NATO" Mesajı - 08 Kasım 2010 Pazartesi 10:49
Çin'den Bakınca Türkiye, Türkiye'den Bakınca Çin - 01 Kasım 2010 Pazartesi 11:38
Toplumsal Talepler AK Parti'nin Uhdesinde Değildir - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:46
Tophane'yle Beşiktaş'ın Arası... - 19 Ekim 2010 Salı 13:28
CHP 29 Ekim'de Haremlik-Selamlık mı İstiyor? - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:34
Değişen Küresel Güç Dengeleri ve Türkiye - 11 Ekim 2010 Pazartesi 12:42
Değiştirilmesi Teklif Dahi Edilemeyen - 05 Ekim 2010 Salı 14:13
Cumhurbaşkanının TBMM Açılış Konuşması - 04 Ekim 2010 Pazartesi 11:58
İçkinin Siyasallaşması - 28 Eylül 2010 Salı 09:44
Tophane'de "Mahalleye Baskı" - 27 Eylül 2010 Pazartesi 12:01
Yüzde 42'yi Anlama Kılavuzu - 21 Eylül 2010 Salı 10:08
Mayını Kimin Döşediğinin Ne Önemi Var? - 20 Eylül 2010 Pazartesi 09:23
Hayır Diyenleri de Rahatlatacak Bir Sonuç - 13 Eylül 2010 Pazartesi 11:53
Bir Tuhaf Operasyon - 13 Eylül 2010 Pazartesi 10:55
"Bir Tatlı Huzur"un Bedeli - 07 Eylül 2010 Salı 10:13
Hukukun Geçerli, Siyasetin Geçersiz Sayamadığı Ses Kayıtları - 06 Eylül 2010 Pazartesi 10:26
Cumhurbaşkanından Şık Hareketler - 31 Ağustos 2010 Salı 10:21
Toplumsal Sözleşme Olarak Anayasa - 24 Ağustos 2010 Salı 11:12
Alevilerin Oyu Kimin Heybesinde? - 21 Ağustos 2010 Cumartesi 17:07
Niyet - 17 Ağustos 2010 Salı 10:52
Yargı Ele Geçirilmiyor, Elden Gidiyor - 16 Ağustos 2010 Pazartesi 09:44
27 Mayıs'ın Hesabı 12 Eylül'de Görülecek - 10 Ağustos 2010 Salı 09:15
Teamül İllüzyonu - 09 Ağustos 2010 Pazartesi 09:05
Bir Darbe Ukdesi Kalmış Kılıçdaroğlu'nda - 02 Ağustos 2010 Pazartesi 09:07
Hem "Hayır" Demek, Hem de Darbeci Olmamayı İstemek - 27 Temmuz 2010 Salı 10:40
Ağlayamayanların Acıları - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 11:14
Herkesin Oyu Kendine - 20 Temmuz 2010 Salı 10:01
Liderlerin Görüşmesi Sadece Liderlerin Görüşmesi Değildir - 19 Temmuz 2010 Pazartesi 16:30
PKK'lıların Cesetleri - 13 Temmuz 2010 Salı 10:02
AYM'ni Günaha Davet Edenlerin Hiç mi Suçu Yok? - 12 Temmuz 2010 Pazartesi 14:05
ESOF 2010 ve Avrupalı Bilimin Kimlik Arayışı - 06 Temmuz 2010 Salı 14:50
Madımak'ta Hayırlı Bir Noktaya Doğru - 05 Temmuz 2010 Pazartesi 11:16
Vesayet ve Demokrasi - 29 Haziran 2010 Salı 12:09
PKK'da "Başarının Sırrı" - 28 Haziran 2010 Pazartesi 13:40
PKK Yine Kimin Mesajını Taşıyor? - 21 Haziran 2010 Pazartesi 18:17
Türkiye'nin Kaybolan Yıllarını Güney Kore'de Görmek - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:06
Tamamen Duygusal Analizler - 15 Haziran 2010 Salı 10:11
Anayasa Mahkemesi Aradan Çekilmek Zorundadır - 14 Haziran 2010 Pazartesi 13:21
Dış Siyasette Çıkar’dan Erdem’e Doğru Bir Eksen Kayması - 09 Haziran 2010 Çarşamba 09:21
Kaderin Enstrümanları - 08 Haziran 2010 Salı 18:15
Yüz Kızartıcı Bir Suç Olarak Darbe - 01 Haziran 2010 Salı 17:33
CHP'nin 18 Brumaire Arayışı - 01 Haziran 2010 Salı 17:29
Bayat Mala Yeni Pazarlamacı - 25 Mayıs 2010 Salı 11:09
Türkiye'nin Yeni Dış Politikasının Yeni Riskleri - 25 Mayıs 2010 Salı 10:25
Muhalefetle İktidar Ne Zaman Aynı Ligde Oynayacak? - 17 Mayıs 2010 Pazartesi 15:07
Beyaz Kürtlerin Siyaseti ve Değerleri - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 15:55
Prof. Arato’nun Etkileyici CV’si - 05 Mayıs 2010 Çarşamba 13:40
İdeoloji ve Danıştay - 29 Nisan 2010 Perşembe 15:00
Namus Davası - 19 Nisan 2010 Pazartesi 14:43
“Ermeni Sorununun Yeni Boyutları” - 10 Nisan 2010 Cumartesi 17:25
Küçük Ama Mümkün Bir Anayasa Düzeltmesine Doğru - 09 Nisan 2010 Cuma 09:39
Muhalefete Katkı - 06 Nisan 2010 Salı 14:45
Anayasa temrinleri - 30 Mart 2010 Salı 10:03
1915'e Dair Yeni Belgeler mi Bulundu? - 25 Mart 2010 Perşembe 10:38
Bir Oy Farkıyla Soykırım - 16 Mart 2010 Salı 09:54
Soykırım Söyleminin Ekonomi-Politiği - 08 Mart 2010 Pazartesi 13:30
Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı - 01 Mart 2010 Pazartesi 09:36
Yargı Reformu Açılış Konuşması - 25 Şubat 2010 Perşembe 15:41
Meziyeti ‘Çılgınlık’ Olan Darbecide Rasyonellik Aramak - 11 Şubat 2010 Perşembe 13:39
Alevi Açılımında 7. Çalıştay - 04 Şubat 2010 Perşembe 19:43
PKK Kürt Siyasetini, Anayasa Mahkemesi DTP’yi Kapattı - 14 Aralık 2009 Pazartesi 15:06
Açılım'a Kandil Molası - 19 Kasım 2009 Perşembe 11:53
Açılım Siyaseti Bağlamında Alevi ve Kürt Sorunları - 07 Kasım 2009 Cumartesi 11:57


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya