ENGLISH
23.05.2012
13.01.2012 10:42


Doç. Dr. Erkin Ekrem
SDE Uzmanı
eekrem@sde.org.tr
CV

Obama’nın Yeni Savunma Stratejisi ve Çin

ABD'nin Yeni Savunma Stratejisi
 
2012 yılının ilk haftasında ABD Başkanı Barack Obama yeni askerî stratejisini ilan etti. 5 Ocak 2012’de Başkan Obama, ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey ve diğer üst düzey askerî komutanlarla Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında ABD’nin yeni askerî stratejisini açıkladı. Başkan Obama’nın bizzat Pentagon’a giderek bu açıklamayı yapması söz konusu askerî stratejinin önemini ve kendisinin de bu strateji belgesinin arkasında olduğunu göstermiştir. Başkan Obama’nın ABD’nin yeni savunma stratejisi hakkındaki konuşmasından önce, Pentagon, ABD’nin Küresel Liderliğini Sürdürmek: 21. Yüzyıl Savunma Öncelikleri (Sustaining U.S. Global Leadership: Priorities for 21st Century Defense) adlı raporunu yayımlamıştı. Başkan Obama konuşmasında söz konusu rapor üzerinde durdu.
 
Başkan Obama konuşmasının başında, ABD askerî kuvvetleri, mevcut küresel ortamda ABD’nin özgürlük ve güvenliğini koruyan en kuvvetli güç olduğunu ve bu gücün askerî eğitim, liderlik kabiliyeti ve silah ile teçhizat alanında dünyanın en iyisi olmasına dayandığını belirtmiştir. ABD’nin ülke içi ekonomisinin canlandırması gerektiğini ve bunun da ABD’nin dünyada lider olmasının temelini oluşturduğundan bahseden Obama, bu bağlamda ilk olarak harcamaların rasyonalize edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Küresel bağlamda hızlı gelişmelere karşı ABD’nin kendi stratejik çıkarlarını belirleyerek ulusal savunmanın önemli görevlerini ve gelecek 10 yılda savunma harcamasını tespit edecek şekilde oluşturması gerektiğini vurgulamıştır. Bunun nedeni de ABD silahlı kuvvetlerinin büyüklüğü, yapısı ve savunma bütçesi bu strateji ile ancak sürdürebilmektedir. Başkan Obama, Pentagon’un hazırladığı ABD’nin Küresel Liderliğini Sürdürmek: 21. Yüzyıl Savunma Öncelikleri raporunu oluşturmasına bizzat iştirak etmiş ve cevaplanmasını istediği temel konu ise savaş yıllarının sona ermesinden sonra nasıl bir orduya ihtiyaç duyulacağıydı.  
 
ABD, Asya Pasifik’teki varlığını güçlendirecektir, bütçenin azaltılması kilit alanlardaki gücü zayıflatma anlamına gelmez; NATO dâhil kritik ortaklıklar ve müttefiklerle işbirliği devam edecektir; bununla birlikte özellikle Ortadoğu’da ihtiyatlı olmayı sürdürecektir. ABD, sadece Irak ve Afganistan savaşları ötesine bakmakla ve askerî güç kullanımına son verilmesi ile birlikte uzun vadeli ulus-inşa politikası ile kalmayacaktır. ABD, daha küçük konvansiyonel kara kuvvetleri ile ulusal güvenliğini koruyacak ve Soğuk Savaş döneminin modası geçmiş sistemlerinden kurtulacaktır. Bu bağlamda istihbarat, izleme, devriye, terörle mücadele ve kitle imha silahları gibi gelecek için ihtiyaç duydukları kapasitelere ve çevreye girmesini engelleyen düşmana karşı savaş yeteneğine yatırım yapacaktır. ABD askerî üstünlüğünü korumaya devam edecek ve dünyanın öngörülmeyen tehditlerle başa çıkmak için bir dizi esneklik stratejileri uygulayacaktır.
 
Geçmişteki 10 yıl içerisinde, 11 Eylül olayı sonrası savunma bütçesinde büyük ölçüde bir artış olmuştu. Önümüzdeki on yıl içinde her ne kadar savunma bütçesinin artışı yavaş olacaksa da, aslında hala büyümeye devam edecektir. Çünkü, ABD küresel sorumluluğu üstlenmekte ve ayrıca dünya liderlik konusunda ABD’ye ihtiyaç duymaktadır. Aslında Obama Hükümeti’nin savunma bütçesi Bush Hükümeti’nin son dönemindekinden daha fazladır. Büyük miktarlı savunma bütçesi, güçlü bir askerî gücün sağlanması ve ulusal güvenliğinin sağlanması için önemlidir. Mevcut savunma bütçesi ABD’den sonra gelen ilk 10 ülkenin toplamından daha fazladır. Başkan Obama, konuşmasının sonunda söz konusu savunma raporunun hedefini açıklayarak, 21. yüzyılda ABD’nin güçlü ve güvenli olması, askerî kuvvetinin küresel liderliğini devam ettirmesi gerektiğini belirtmiştir.
 
Başkan Obama’nın konuşmasının bir kısmı Pentagon’un ABD’nin Küresel Liderliğini Sürdürmek: 21. Yüzyıl Savunma Öncelikleri raporunun ön sözünde de yer verilmiştir. Raporda en iyi ordu konumunu sağlayacağını belirten Başkan Obama, geleceğe yönelik ABD ordusunun yeniden yapılandırılması sürecinde ordunun çevik, esnek ve her türlü acil olaylara karşı hazır olacağını belirtmiştir. Dünya liderliğini sağlayan 21. yüzyıl askerî strateji rehberini oluşturduğunu ifade eden ABD Savunma Bakanı Leon Panetta ise, savaştan sonra ABD’nin stratejik bir dönüm noktasında olduğunu ve bu nedenle çevik, esnek, hazırlıklı ve ileri teknoloji ile donatılmış birleşik orduyu yaratması gerektiğini açıklamıştır. 
 
Pentagon’un söz konusu savunma raporu, Irak ve Afganistan savaşından sonra ABD ordusunun geri çekilmesi ve hızlı değişen koşullar ortamında ABD’nin ekonomik refah ve güvenlik çıkarlarını koruması konusunda önemli bir dönüm noktası olarak değişen jeopolitik ortam ve finansal arka plan çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu rapor, öngörülen güvenlik ortamı ve Savunma Bakanlığı’nın hazırlayacak önemli askerî misyonlarının rehberi olacaktır. Yani rapor 2020 yılına doğru birleşik kuvvetlerin planı olacaktır.
 
ABD askerî, küresel güvenlik için katkıda bulunmaya devam edecek, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesine doğru yeniden stratejik ayarlamalar yapacaktır. ABD, Asya’daki müttefikleri ve ortakları ile arasındaki ilişkilerini arttıracaktır, bu da bölgedeki güvenliği ve diğer ortak çıkarları açısından önemlidir. Ayrıca ABD, Hindistan ile uzun vadeli stratejik işbirliği ilişkilerini geliştirmiştir, Hindistan’ın bölgesel ekonomik güç ve Hint Okyanusu bölgesinde güvenlik sağlayıcısı rolünü desteklemektedir.
 
Raporda, Çin’in yükselişinin yarattığı sonuçlar, Kuzey Kore’nin meydan okumaları, Arap Uyanışı, İsrail’in güvenliği, İran nükler sorunu, Avrupa müttefikler ve işbiliği ortaklarının önemi ve NATO’nun Avrupa ve diğer bölgelerdeki önemli rolü, NATO müttefikleriyle “akıllı savunma (Smart Defense) yaklaşımı geliştirmesi, Rusya ile ortak çıkarlar üzerinde işbirliğinin önemi ve küresel güvenlik ve işbirliği alanında Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin dahil olması gibi konulara da yer verilmiştir.
 
Ekonomik büyüme ve serbest ticareti teşvik etme de raporun önemli bir konusuydu. Amerika, dünyanın çeşitli bölgelerindeki müttefikleri ve ortaklarıyla birlikte çalışırken (hareket ederken), evrensel ortak varlıklara (global common) erişim özgürlüğünün korunmasının yollarını arayacaktır-ki bu bölgeler doğrudan ABD’nin ulusal yargılama ve yetki alanının dışındadır ve uluslararası sistemin önemli bir bağ dokusunu oluşturmaktadır. Küresel güvenlik ve refahın, (hava veya deniz yoluyla taşınan) mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına olan bağımlılığı giderek artmaktadır. Devlet ya da devlet niteliği kazanmamış aktörler, mevcut normlara, kurallara ya da diğer serbest erişim yaklaşımlarına muhalefet ederek ve karşı çıkarak evrensel ortak varlıklarda sözü edilen mal ve hizmetlerin ulaşımına potansiyel bir tehdit oluşturmaktadır. 
 
 
Ayrıca siber casusluk, potansiyel siber saldırılar, uzay çalışmaları ile ilgilenen ülkelerin giderek çoğalması uzay ortamını tartışmalı hale getirdiği gibi emniyet ve güvenliğini de tehdit etmeleri raporda değinilen diğer konulardır. ABD, müttefikleri ve ortakları ile birlikte dünyaya liderlik yapacaklar ve kendi politikalarını uluslararası standartlara kavuşturmak ve ilgili karşılıklı işbirliği askerî kapasitesini devam ettirme aracılığıyla ortak kaynakları paylaşacaklardır. Nükleer, biyolojik ve kimyasal silah teknolojisinin yayılması yapay tehditleri yaratabilmekte, ABD’nin çıkarlarına da zarar vermektedir. Bu silahların teröristlerin eline geçmesi, ABD için felaket sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle ABD, bütün işbirliği ortakları ile birlikte kitle imha silahlarının yayılmasına karşı tedbir alacaktır.
 
Bu bağlamda raporde 10 maddeli ABD kuvvetlerinin temel görevleri belirtilmiştir. 2020 yılına doğru ABD’nin birleşik ordusunun yeni yapılandırılması da 8 maddelik öngörüde yer almıştır. Daha önceki savunma strateji konsepti ile farklı olarak Obama Hükümeti’nin yeni stratejisinde aynı anda iki cephede savaşma anlayışından vaz geçilmiştir. Çünkü yaşanan tecrübeler ve mevcut ABD askerî bütçesiyle aynı anda iki cephede savaşması güç olmuştur.
 
 
 
ABD Savunma Stratejisinde Çin’in Yeri
 
Başkan Obama’nın konuşmasında Çin’in adı geçmemektedir, ancak Asya Pasifik’te ABD’nin çıkarlarını tehdit edebilecek gücün Çin olduğunu işaret etmiştir. Ancak, Pentagon’nun raporunda Çin adı üç yerde geçmektedir. Raporun Değişen Küresel Güvenlik Çevre bölümünde ABD’nin Çin ile olan stratejik ilişkileri anlatılmaktadır:
 
Barışın ve istikrarın temini sürdürülmesi, ticari faaliyetlerin ve ürünlerin serbest dolaşımı ve ABD etkinliğinin bu dinamik bölgede sağlanması askerî kapasite ve mevcudiyetinin devamında saklıdır. Uzun vadede ele alındığında, Çin’in bölgesel bir güç olarak ortaya çıkışının, ABD ekonomisi ve bizim güvenliğimize çeşitli şekillerle yollarla potansiyel etkileri olacaktır. Doğu Asya’da barışın ve istikrarın sürdürülmesi ve işbirliğine dayalı karşılıklı ilişkilerin inşası konularında iki ülkenin (ABD ve Çin) birbirine sıkı sıkıya bağlı ve güçlü temellere dayanan çıkarları vardır. Fakat, Çin’in askeri gücünde yaşanan büyüme, Çin’in stratejik niyetlerin daha açık bir biçimde tasvirine ihtiyaç duymaktadır; böylece bölgede doğacak sürtüşmelerin engellenmesini de mümkün kılacaktır. ABD, gerekli yatırımları yaparak bölgesel erişimin sağlanması ve anlaşmalarımıza dayanan yükümlülükler ve uluslararası hukuka bağlı kalınarak, serbestiye dayalı özgürce faaliyetlerini sürdürmeye devam edecektir. Müttefiklerimiz ve ortaklarımızla kurduğumuz ağlarımız yoluyla çalışarak; temel istikrarın teminini sağlayan, yeni güçlerin barışçıl yükselişini teşvik eden, ekonomik dinamizm ve yapıcı savunma işbirliğini özendiren bir kurallara (hukuka) dayarlı uluslararası düzenin devamını sağlamaya kararlıyız”.
 
 
Raporun ABD Kuvvetlerinin Temel Görevleri bölümünde Çin, İran ile anılmaktadır:
 
Çin ve İran gibi devletler asimetrik araçların kullanımını sürdürerek, güç projeksiyonu kapasitemize karşı çıkmaya devam edeceklerdir, bunu yaparken de karmaşık silah sistemleri ve teknolojilerinin devlet-dışı aktörlere yayılmasına yardımcı olmayı da sürdüreceklerdir. Bu nedenle ABD ordusu gereken yatırımları yaparak, girişimi engelleme (Anti-Access) ve bölgeye hapisetmede (Area Denial)(A2/AD) etkin bir şekilde faaliyetlerini sürdürmenin yollarını arayacaktır. Bu faaliyetler, Ortak Operasyonel Erişim Konsepti kavramı’nın uygulanmasını da kapsayacak, deniz-altı faaliyet kapasitelerimizi geliştirilmesi sürdürülecek, radara yakalanmayan yeni bir hayalet avcı bombardıman uçağı geliştirilecek, füze savunma sistemleri geliştirilecek ve kritik öneme sahip uzay merkezli kapasitemizin esneklik ve etkinliğinin artırılması, geliştirilmesi bağlamındaki çabalarımızın devamı sağlanacaktır.
 
Başkan Obama ve Pentagon raporunda Çin ile ilgili ifedeler sadece bunlardan ibaret değildir. Aşağıda hazırlanan özet ve raporun yazılış sebeplerinden de anlaşıldığı gibi değinilen bütün konular Çin’i yakından ilgilendirmektedir.
 
Başkan Obama’nın konuşması ve Pentagon raporunun özeti:
 
1. Washington’un stratejik ağırlığı Asya Pasifik bölgesine kaydırılmıştır. Bununla birlikte Avrupa’daki askerî varlığı azaltılmaktadır.
2. ABD Ortadoğu’daki çıkarlarını ve İsrail’in güvenliğini koruma gibi bazı geleneksel misyonunu korumaya devam edecektir.
3. ABD kuvvetlerinin sayısal ve bütçe konusunda azaltma yoluna gitmiş olmasına rağmen ileri askerî teknolojisiyle dünyanın en güçlü ordusu olmada kararlıdır.
4. ABD savunma strateji düşüncesi olarak daha önceki “aynı anda iki cephede savaşı başarma” planını değiştirmiş ve tek bir savaşı başarmanın yanında küçük çaptaki operasyonları başarmak olarak ortaya koymuştur.
5. ABD’nin çıkarlarına meydan okuyan güçlerle ve terörle mücadelesi devam edecektir.
 
Obama Hükümeti’nin geleceğe yönelik savunma stratejisini yenileştirmenin bazı önemli sebepleri vardır:
 
1. Yeni yükselen bölgesel güçler ve yeni yükselen ekonomiler İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD’nin oluşturduğu uluslararası siyasal ve ekonomi sistemine meydan okumaya başlamıştır.
2. Çin gibi bölgesel güçler artık ABD’nin Asya Pasifik bölgesindeki çıkarlarına ve üstünlüğüne zarar vermektedir. Hatta uzayda ve denizde ABD’yi tehdit edebilecek konuma gelmiştir. İran gibi bölgesel güçler de ABD’nin Ortadoğu’daki geleneksel çıkarlarını tehdit etmeye başlamıştır.
3. Yüksek askerî teknolojinin yayılması ve modern enformasyon savaş koşulları ABD aynı anda iki cephede savaşmanın yükünü artık kaldıramamaktadır.
4. 2008 yılından buyana ABD dâhil bütün dünyayı saran ekonomik kriz ve Afganistan ile Irak savaşları, ABD’nin bütçe açığının tarihî rekor kırmasına yol açmıştır. ABD artık büyük çapta bir orduyu beslemek ve savaş masraflarını kaldırabilecek durumda değildir.
 
Çin’in Tepkisi
 
Başkan Obama’nın konuşmasında ve Pentagon’un raporunda Çin’i hedef alan konulara ilişkin Çin’den 9 Ocak’ta resmi yanıtı geldi. Çin Dışişleri Sözcüsü Liu Weimin Çin’in stratejik niyeti net, açık ve şeffaftır. Çin, barışçıl gelişme yolunda hiç sapmadan ilerlemektedir, bağımsız ve barışçıl dış politika ve müdafi savunma politikası izlenmektedir. Sözcü Liu Weimin’in açıklamasına göre, Çin’in savunma alanındaki modernizasyonu ulusal güvenlik ve kalkınma ihtiyaçları için hizmet etmektedir, bölgesel barış ve istikrar için olumlu bir faktördür ve hiçbir ülke için tehdit oluşturmamaktadır. Pentagon’un raporundaki Çin’e yönelik suçlamalar asılsızdır dolayısıyla insanları inandıramazlar. Açıklamasını Çin tarafının söz konusu raporun muhtevasını ayrıntılı incelemek için ele alacağı şeklinde devam ettiren sözcü Liu Weimin şu uyarıyı da yaptı: “Asya-Pasifik’te barış, istikrar ve refahın bölge ülkelerinin ortak çıkarları olduğu bir gerçektir, ABD’nin bu konuda yapıcı bir rol oynaması gerektiğini umuyoruz.” Çin Dışişleri Sözcüsü Liu Weimin, Asya Pasifik bölgelerinin güvenliği ve istikrarını bozan Çin değil, ABD olduğunu işaret etmiştir.
 
Çin Savunma Bakanlığı’nın ABD’deki gelişmelere ilişkin tepkisi de yine 9 Ocak’taydı. Çin Savunma Bakanlığı basın sözcüsü Geng Yansheng, ABD tarafından yayımlanan savunma stratejisi rehberine dikkat ettiğini ve ABD’nin askerî stratejisinin Asya-Pasifik bölgesinde küresel güvenliği nasıl etkileyeceğini yakından ilgileneceğini ifade etmiştir. Sözcü Geng Yansheng’e göre, Asya-Pasifik bölgesinde barış ve istikrar bir trenddir, kalkınma ve refah ise bölge insanların arzusudur. ABD’nin çağın gidişatına ters düşmeden objektif ve rasyonel bir yaklaşım ile Çin ordusuna bakmalıdır; ABD, sözlerinde ihtiyatlı ve hareketlerinde dikkatli olmalıdır; ABD, iki ordu arasındaki ilişkilerinin gelişmesine kolaylık sağlamalı, bölgenin barış ve istikrarını sağlayan işlerle meşgul olmalıdır. Sözcü Geng Yansheng, ayrıca söz konusu rapordaki suçlamaların asılsız olduğunu ve Çin’in savunma gücünün ve askerî modernleşmesinin stratejisi tutarlı ve açık olduğunu ifade ederek, Çin’in barışçıl gelişmeleri ABD dâhil bütün uluslararası toplum için bir fırsat olduğunu ve meydan okuma olmadığının altını çizmiştir.
 
Çin uzmanları öteden beri 2012 yılının Çin-ABD ilişkileri açısından çok zor olacağı kanaatindedir. Ayrıca Çin uzmanları Çin-ABD ilişkilerinin 2012 yılında tarihî bir döneme gireceği kanaatindedirler. Onlara göre, 2012 yılında iki ülke arasında daha fazla yapısal riskler ve bilirsiz faktörler mevcut olacaktır, yaşanacak olaylara dönük gerçekçi yaklaşım ve zorluklara karşı aktif girişimde bulunmakla ancak değişken ve riskli 2012 yılı atlatabilecektir. Bazı uzmanlara göre, ABD başkanlık seçimleri, Çin-ABD ticaret ve döviz kuru anlaşmazlıkları ve ABD’nin Asya’ya geri dönüş stratejisi, ikili ilişkileri daha da zor duruma sokabilir. ABD’nin Çin uzmanlarına göre, Asya Pasifik’te ABD-Çin çatışması kaçınılmaz, iki ülke bu gerilimi yönetemediği takdirde ciddi sorunlar yaratabilecektir.
 
Ancak, Başkan Obama’nın konuşması ve Pentagon raporu sonrası Çin’in ABD uzmanları arasında yine iki çeşit görüş ortaya çıkmıştır. Genel bir görüş, ABD’nin söz konusu Çin politikasının Çin’e zarar vereceği ve ABD’ye karşı tedbir almasıdır. Çin-ABD arasındaki çatışma kaçınılmaz bir durum yaratmaktadır. ABD’nin Çin uzmanlarının bazıları, ABD’nin söz konusu savunma stratejisine karşı Çin’in 2012 yılında karşı koyma ihtimali olduğu görüşündedir. Diğer bir görüş ise, ABD’nin söz konusu stratejisi Çin’e fazla zarar veremeyeceği ve iki ülke arasında bir çatışmanın çıkmayacağıdır. China Foreign Affairs University rektör yardımcısı ve China Institute of International Relations kuruluşu başkanı Wang Fan, ABD’nin Asya’ya dönüşü ile birlikte Çin’i değiştirebilecek kapasiteye sahip olmadığını, ABD’nin sadece bölgedeki müttefiklerle işbirliği yapma arzusunda olmadığını aynı zamanda Çin ile işbirliği yapmak istediğini vurgulamaktadır. Çin Renmin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Prof. Jin Canrong, söz konusu raporun sadece ABD Savunma Bakanlığı’nın uluslararası duruma yaptığı bir tespit ve plan olduğunu, ABD’nin umumi görüşü olmadığını ileri sürmekte ve Çin’in bu durumu rahatlıkla karşılaması gerektiği şeklinde görüşünü belirtmiştir. Pekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Prof. Zhu Feng’a göre ise, bu rapor kısa vadede Çin-ABD ilişkilerini ciddi bir zarara uğratmayacaktır, Çin’in tutumu nispeten sakindir ve acele bir şekilde ABD’ye karşı koymaya çalışmamıştır, çünkü neticede bu durum yeni bir Soğuk Savaş’a dönüşebilir, böyle bir savaşı ne Çin ne de ABD görmek ister.

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Annan Barış Planı ve Çin’in Suriye Planı - 03 Nisan 2012 Salı 12:02
Çin’in Savunma Bütçesi ve Asya’da Silahlanma Yarışı - 15 Mart 2012 Perşembe 16:54
Çin’in Müstakbel Devlet Başkanı Xi Jinping - 20 Şubat 2012 Pazartesi 16:35
Çin’in Veto Kararı ve Suriye Endişeleri - 10 Şubat 2012 Cuma 12:08
Obama’nın Yeni Savunma Stratejisi ve Çin - 13 Ocak 2012 Cuma 10:42
Çin-Kaddafi Silah Ticaretinin Diplomasi Yansımaları - 13 Eylül 2011 Salı 14:04
Doğu Türkistan’da Şiddet Olayları: Sorunlar ve Çözümler - 05 Ağustos 2011 Cuma 11:54
Çin’in Sudan Politikası: Yükselen Gücün Yeni Diplomasisi - 22 Temmuz 2011 Cuma 14:43
Çin’in Yeni Libya Politikası: İçişlerine Karışma? - 30 Haziran 2011 Perşembe 20:15
Afganistan’ın ŞİÖ Üyeliği ve Çin - 27 Mayıs 2011 Cuma 12:59
Usame Bin Ladin Sonrası ve Çin - 05 Mayıs 2011 Perşembe 18:47
Çin’in Askeri Harcamaları ve Doğan Endişeler - 31 Mart 2011 Perşembe 17:00
Libya Saldırısı ve Çin'in Tutumu - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:56
Mısır Olayları ve Çin’in Tutumu - 08 Şubat 2011 Salı 14:55
ABD-Çin İlişkileri: Jon Huntsman’ın Başkanlık Adaylığı Üzerine - 04 Şubat 2011 Cuma 16:08
Çin-ABD Zirvesi ve Kuzey Kore Sorunu - 31 Ocak 2011 Pazartesi 13:35
Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun ABD Ziyareti - 18 Ocak 2011 Salı 13:07
Japonya-Rusya Kuril Adaları Sorunu ve Çin - 12 Ocak 2011 Çarşamba 09:41
Türk ve Çin İlişkileri: Düşünce Kuruluşları Arasında İşbirliği - 26 Ekim 2010 Salı 11:23
Çin’in Orta Asya Güvenlik İşbirliği Politikası: Barış Misyonu-2010 Tatbikatı - 30 Eylül 2010 Perşembe 09:37
Türkiye-Çin İlişkileri: Çin’in Gözünde Türkiye - 13 Eylül 2010 Pazartesi 11:20
Dünyanın İkinci Büyük Ekonomi Gücü Olan Çin Neden Sevinemedi? - 24 Ağustos 2010 Salı 11:24
Kırgızistan Olayları ve Tarihsel Düşünceler - 16 Haziran 2010 Çarşamba 18:14
AİGK ve Çin’in Katılımı - 07 Haziran 2010 Pazartesi 18:16
Kore Yarımadası Gerginliği: Üçlü Zirve ve Çin - 03 Haziran 2010 Perşembe 17:25
Kore Yarımadası’nda Gerginlik ve Çin’in Tutumu - 29 Mayıs 2010 Cumartesi 13:00
İran Nükleer Sorunu: Türkiye ve Çin - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 20:47
Japonya-Çin Gerginliği: Yükselen Çin’e Karşı Arayışlar - 28 Nisan 2010 Çarşamba 17:16
Çin’in Nükleer Sorun Üzerindeki Tutumu - 10 Nisan 2010 Cumartesi 18:58
Kırgızistan’da Yeni Sivil Darbe - 08 Nisan 2010 Perşembe 12:07
Güney Asya Açılımı: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ziyareti - 17 Şubat 2010 Çarşamba 16:44
Türkiye-Çin İlişkileri: Tanımak ve Anlamak - 06 Şubat 2010 Cumartesi 11:36
Çin-Tibet Görüşmeleri ve Yaşanması Muhtemel Çıkmazlar - 01 Şubat 2010 Pazartesi 09:27
Hindistan-Japonya Güvenlik İşbirliği ve Çin: Hindistan’ın Güvenlik Tehdit Algılaması - 18 Ocak 2010 Pazartesi 20:40
ABD - Çin İlişkileri Analizi: Çin Rakip mi Ortak mı? - 18 Ocak 2010 Pazartesi 20:37
Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun Orta Asya’ya ‘Enerji’ Ziyareti - 18 Ocak 2010 Pazartesi 20:30
Urumçi Olayları Sonrası Türkiye-Çin İlişkileri - 18 Ocak 2010 Pazartesi 20:19
ABD - Çin İlişkileri Analizi: Çin Rakip mi Ortak mı? - 12 Ocak 2010 Salı 14:44


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya