Terörle mücadeledeki yeni yaklaşımın uygulamasındaki ciddi başarı, Uludere’de 35 kaçakçının F-16’lar marifetiyle öldürülmesiyle tartışılmaya başlandı. İlk günlerdeki sessizlik hatanın kabulü, taziye ve tazminat sözleriyle aşılmaya çalışılıyor. Konunun idari ve hukuki soruşturmalarla genişliğine araştırılması, mağduriyetlerin tazmin edilmesi ve nihayet güvenlik güçleri adına açıkça özür dilenmesi terörle mücadele ve Kürt sorununun çözümü bakımından hayati ehemmiyettedir. Hükümetin ve bürokrasinin bu hata karşısında, daha hızlı hareket edememesi de ayrıca tartışılmalıdır. Konu, idari ve hukuki veçheleri kadar siyasi boyutuyla da dikkat çekicidir. Hükümetin idari ve hukuki soruşturmaların neticelerini beklemeden ve seri olarak siyasi bir tavır sergilemesi elzemdir.
PKK ve BDP çizgisindeki bazı odaklar, son Uludere olayı da dahil olmak üzere son dönemdeki çatışmaları ve KCK operasyonlarını bir duygusal kopuş zeminine dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Bu kopuşu devrimci halk savaşına dönüştürmek için olağanüstü gayretler gösteren odakların bugüne kadar başarısız kalmaları, güvenlik güçlerinin ve AK Parti’nin hatalardan kaçınma basiretinin sayesinde mümkün olabilmiştir. Uludere olayı, bu tür büyük hatalardan biri olabilme potansiyeline sahipti. Hükümetin ve güvenlik güçlerinin gecikerek de olsa hatayı kabul etmeleri, hatanın büyümesini önledi. Bilhassa CHP’nin hatayı açıkça eleştirmesi ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bölgeyi ziyaret etmesi, duygusal kopuşu engelleyen önemli siyasi hamlelerden birisidir.
Türkiye’nin terörle mücadelede siyasi ve sivil otoritenin yönetiminde asker, istihbaratçı ve polis güçlerini eşgüdüm içersinde kullanabilmesiyle yakaladığı etkinlik, mevzuat ve kurumsal yapıda reformların ertelenmesine değil tamamlanmasına hizmet ederse bu tür hataların azalmasına ve hatalara karşı daha hızlı siyasi cevaplar verilmesine hizmet edebilecektir. Bu itibarla hükümet ve kamuoyu, kişilere bağlı değişiklik ve uyumlarla yetinmemelidir.
PKK üzerindeki baskıyı azaltmak ve güvenlik güçlerini hareketsiz kılmak maksadıyla Uludere faciasını ziyadesiyle istismar edecektir. Muhtemelen bunu büyük bir karakol baskınını kolaylaştırmak için kullanacaktır. Bu yüzden istihbarat ve güvenlik güçlerinin bu ihtimali de değerlendirmesi yerinde olacaktır.
AK Parti Hükümeti demokratikleşme, güvenlik reformu ve Yeni Anayasa konularında ileri adımlar attıkça Kürt sorununun sivil ve şiddetsiz çözüm yoluyla terör örgütünün tecridini aynı anda yapabilecektir. Bilhassa Irak’taki kaotik durumun konunun ehemmiyetini arttırdığı unutulmadan tartışmaya devam etmekte fayda var.