ENGLISH
23.05.2012
08.12.2011 17:56


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları

Tarihi olaylar her ülkenin hafızasında kalıcı izler bırakır. Bu yüzden devletlerin günahlarını örtbas etmek için kurguladıkları resmi tarihin tüm çabasına karşın geçmişle yüzleşme hayatın akışı içinde yaşanmaktadır. Başbakan'ın 1936-38 arasında yaşanan ve büyük bir trajedi ile sonuçlanan Dersim olayları hakkında yaptığı tarihi konuşmayla birlikte Türkiye’nin yakın tarihindeki olaylar yeniden tartışılmaya başlanmıştır. Devletin karanlık ve kirli işlerini görmezden gelerek ya da bu ilişkiler ağının gücünden yararlanarak siyasi rant elde eden aktörlerin tersine Erdoğan’ın, üstelik Dersim gibi hakkında söz söylemenin dahi cesaret istediği bir konuda devleti mahkum eden “resmi özrü” psikolojik eşiğin aşılması bakımından çok önemlidir. Bu vesileyle otoriter rejimin kirli çamaşırları bir kez daha gün yüzüne çıkarken, toplumsal hafızanın geçmişten alınan dersler ekseninde canlılığını koruması ve duyarlılığını sürdürebilmesi beklenebilir.   
 
CHP’nin Dersim katliamındaki siyasi sorumluluğunu açıklayan Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’e karşı kendi partisi tarafından başlatılan linç girişimi, bu partideki otoriter cumhuriyetçi elitlerin gücünü yansıtması bakımından anlamlıdır. Nitekim Dersim kökenli Kılıçdaroğlu parti içindeki jakoben elitlerin tehdidine boyun eğmiş görünmekte ve siyasi aczinin faturasını Erdoğan’a ödetmeye çalışmaktadır. Diğer taraftan BDP, Kürtlerin yakın tarihini ilgilendiren en önemli konulardan biri olan fail-i meçhul cinayetlerin aydınlatılması çabalarına karşı gösterdiği isteksizliği Dersim tartışmalarında da göstermekte ve tabiri caizse “topa girmeye” yanaşmamaktadır. Oysa tek parti döneminden bu yana işlenen bütün insanlık suçlarıyla yüzleşmek ve toplumsal muhalefeti kan dökerek sindirmeye çalışan eski devlet geleneği ile hesaplaşmak için Erdoğan’ın açıklamaları son derece elverişli bir siyasi zemin yaratmış bulunmaktadır.
 
Dersim örneğinden yola çıkarak değerlendirdiğimizde birbirinden farklı etnik ve dini gruplara yönelik devletin silahlı unsurları tarafından işlenen ya da devlet adına faaliyet gösterdiğine inanılan kişi ya da gruplarca gerçekleştirilen sistematik katliam ve kitlesel cinayetlerin nasıl aydınlatılacağı önemli bir sorundur. Bir diğer ayrıntı da bu olaylar neticesinde maddi-manevi zarara uğrayanların mağduriyetlerinin giderilmesinde izlenecek yönteme ilişkindir. Dolayısıyla tarihsel olaylarla yüzleşmeyi siyasi çekişmenin sığ alanına hapsetmeye çalışmadan hukuk temelde ele almak ve yeniden inşa sürecine katkıda bulunmak gerekmektedir. Otoriter devlet geleneğine rağmen Türkiye’nin kayıp tarihini ve bu tarihin öznesi durumundaki mağdurlara ait bilgi ve belgeleri tüm gerçekliği ile ortaya çıkarmak için sahici bir yüzleşmeye ihtiyaç vardır. Başbakan’ın Dersim halkından devlet adına özür dilemesiyle başlayan olumlu sürecin bütün mağdur kesimleri içine alacak biçimde ilerleyebilmesi bakımından atılabilecek belli başlı adımları şöyle sıralamak mümkündür;
 
Arşivlerin Açılması
 
Türkiye’de resmi tarihin belgelendiği sivil ve askeri nitelik taşıyan arşivin tamamı araştırmacıların hizmetine sunulmamaktadır. Uygulama böyle olunca da 1915 olayları başta olmak üzere ilerleyen dönemde yaşanan pek çok olayla ilgili gerçeğe ulaşmak ve tarihi doğru okumak imkansız hale gelmektedir. Kendi geçmişinden korkan devlet anlayışının tipik bir tezahürü olan bu yaklaşımın değişmesi için kamu idarecilerinin cesur davranması şarttır.
 
Başbakanlığa bağlı Cumhuriyet ve Osmanlı arşivlerinin halihazırda açık olduğu ve araştırmacıların istifadesine sunulduğu bilgisi doğru olmakla birlikte temel sorun bu arşivlerdeki “saklı” belgelerin bağımsız uzmanların incelemesine kapalı olmasıdır. Başbakanlık yetkililerinin (şayet henüz imha edilmemiş ise) herhangi bir tasnif yapılmadan saklanan devlet arşivini koruma altına alarak biran önce bu belgeleri uzmanlardan oluşacak bir komisyonun incelemesine açması, yakın tarihin aydınlatılmasına çok büyük katkı yapabilir.
 
Öte yandan Dışişleri ve Genelkurmay arşivinin dış dünyaya tamamen kapalı olmasını anlamak mümkün değildir. Tarihi olayları aydınlatmak ve buna bağlı olarak geçmişle yüzleşmek isteyen bir devletin yapması gereken en önemli şey, bu yüzleşmenin vazgeçilmez aracı olan bilgi ve belgelere ulaşmayı kolaylaştırmak olmalıdır. Ne var ki uzman tarih araştırmacılarının hizmetine açılmadığı için her iki kurum arşivinin ne kadarının imha edilip edilmediği de bilinememektedir. En önemli bilgi ve belgelerin yer aldığına inanılan söz konusu arşivlerin açılabilmesi ve belgelerin imha edilmesinin önlenmesi için ortak bir siyasi iradenin oluşmasına ve kurulacak komisyonun bu arşivlere doğrudan girebilmesine olanak sağlanmalıdır.
 
Yüzleşme Komisyonu ve Ulusal Anma Töreni
 
Geçmişte yaşanan acı olaylar nedeniyle devletin sorumluluğunu kabul etmesi ve bu uygulamalardan üzüntü duyduğunu mağdurlardan “özür dileyerek” göstermesi aynı zamanda toplumun çoğunluğu adına yapılmış bir eylemdir. Bu yüzden devlet özrünün hukuki bir nitelik taşıması ve mağdurlar bakımından bir anlam ifade etmesi için yapılan haksızlıkların en ince ayrıntısına kadar araştırılması gerekir. Parlamento kararı ile aralarında milletvekilleri, hukukçular, tarihçiler ve sivil toplum temsilcileri gibi birden fazla mesleki çevreden uzmanların yer alacağı bağımsız nitelikteki “yüzleşme komisyonu” oluşturularak yakın tarihin aydınlatılmasına öncülük edilebilir.
 
Yüzleşme komisyonu tarafından elde edilecek bulguların ayrıntılı bir rapor haline getirilmesi ve kamuoyu ile paylaşılmasının ardından mağdur kesimlerin tüm temsilcileriyle birlikte parlamentoda bir tören düzenlenebilir. Bu törende okunacak bildiri ile devlet adına mağdurların acıları bir kez daha paylaşılır ve sembolik bir anlam taşısa dahi zararların karşılanacağı ifade edilebilir. Ardından zarar tespiti yapmaya yetkili bir başka komisyonun devreye girmesi sağlanabilir. Her ne kadar Avustralya’nın yaşadığı yüzleme örneğinde olduğu gibi tüm mağdurları sembolize edecek bir “ulusal anma günü” ilan edilebilmesi günümüz Türkiye koşullarında zor gibi görünse de bu tür bir eylemin toplum-devlet ilişkilerine muazzam etkilerinin olacağı unutulmamalıdır.
 
Dersim katliamı ile gündeme gelen tarihle yüzleşmek bizdeki devlet geleneğini tamamen değişime uğratacak kadar önemli ve gerekli bir davranış biçimidir. Yüzleşmenin sorumluluğunu taşıması gereken devletin atacağı veya atmayacağı adımlar bundan sonraki süreç için belirleyici olacaktır. Başbakan’ın gösterdiği cesur tutuma karşılık devlet bürokrasisinin direncinin kırılıp kırılmayacağını hep birlikte göreceğiz. Şayet siyaset kurumu geçmişle yüzleşme ve hesaplaşmanın önünü açamaz ve basit politik çıkarlara göre hareket ederse otoriter devlet geleneği önemli bir zafer elde etmiş olacaktır.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya