ENGLISH
23.05.2012
28.12.2009 14:57


Aydın Bolat
SDE Stratejik Planlama Kurulu Başkanı
abolat@sde.org.tr
CV

Demokratik Değişim Sürecinde Devlet, Siyaset ve Halk

2003 yılından beri Türkiye’de yaşanan paradigma değişimi “Yeni Türkiye Vizyonu” dur. Bunun anlaşılması, tanınması ve hazmedilmesi ülkedeki, bölgedeki ve dünyadaki aktörler bakımından önemlidir. Bu değişimin esası: Ülkenin bağımsızlığı, halkın egemenliği, temel hak ve hürriyetlerinin sağlanması yani Türkiye’nin demokratikleşmesidir. Bu değişim dinamiğinin dayandığı özel bir ideolojik form söz konusu değildir.

 

“Yeni Türkiye Vizyonu”nu aşağıdaki başlıklar altında özetleyebiliriz.
 

*          3 Kasım 2002 seçimleriyle Türkiye’de eski paradigma ve siyaset sınıfı tasfiye edilerek yeni bir sistem inşa edilmiştir.

 
*          Türkiye bugün paradigma değişikliğinin yaşandığı geçiş sürecini yaşamaktadır.
 
*          Bu “paradigma değişimi” bir zihniyet yenilenmesidir. Türkiye’nin dünü, bugünü ve kendisiyle yüzleşmesidir. Krizler üzerine bina olan siyasi, ekonomik ve kültürel yapısı artık reform, tartışma, müzakere ve mutabakat süreci ile demokrasi içinde şeffaf yöntemlerle şekillenmektedir.
 
*          Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarını uzun vadede kalıcı kılacak unsur ülkenin bağımsızlığı, milletin egemenliği, temel insan hak ve hürriyeti konularında varılan temel mutabakattır. Bu devlet ile halk katmanlarının ortak tavrıdır.
 
*          “Yeni Türkiye” paradigmasının temeli bağımsız ve yeni bir sistem (devlet) inşasıdır.
 
*          Türkiye, soğuk savaş döneminin politika ve üslûbunu terk etmiştir.
 
*          Türkiye’nin güç ve tehdit değerlendirme politikası ve bu politikaya ilişkin düşünce üreten aktörleri de değişmiştir.
 
*          Ekonomik ve siyasi alanda olduğu gibi bilgi, politika ve strateji üretimindeki tekelcilik kırılmış statükonun etkinliği zayıflamıştır.
 
*          Türkiye’nin gücü zor yerine ikna kabiliyeti kullanabileceği “yumuşak gücü”nden gelmektedir. “Güçlü ordu güçlü Türkiye” yani “TSK güçlü olduğu ölçüde Türkiye güçlüdür” düşüncesi artık geçerli değildir.
 
*          Türkiye’nin demokratik gelişimi, kalkınması stratejik güvenliği ve menfaatleri açısından sivil toplum kuruluşlarının sayı, kapasite ve çeşitliliğinin artması hayati önemdedir.
 
*         Türkiye’nin bu dönüşümü kesin, ciddi ve geri dönülmez bir politik ve stratejik kararlılıktır. (Ok yaydan çıkmış, Türkiye kararını vermiştir. Ülkenin eski rejime dönmeyeceğini ülke kamuoyu, temel kurumlar, bölge ve dünya aktörleri net olarak bilmeli ve anlamalıdır. Sorunları aşmanın ilk adımı bu gerçeğin kavranmasıdır. Eski rejim taraftarlarının, eski statükocularının, eski dost ve müttefiklerin, eski komşu ve çevrelerin yani dostun düşmanın “Yeni Türkiye” dönüşümünü görmesi ve kabul etmesi gerekmektedir.)
 
*          Türkiye’nin ana siyasi ve iktisadi aktörleri, artık kriz ve darbeye meyletmeyen, normal ve demokratik rejim esasında karar kılmıştır.
 
*          Yeni rejimin siyasi ayağı AB’ye uyum sürecinde Kopenhag siyasi kriterleri, ekonomik ayağı da IMF ile yürürlüğe konulan yeniden yapılanma programı ve Mastrich kriterleri ile çelişmez (uyumludur).
 
*          Türkiye iki partili demokrasiye kendini hazırlıyor. Değişim sürecinde yaşanan “Kontrollü gerginlik” Türkiye’nin dengelerini ve istikrarını bozmayan ancak taşların yerli yerine oturmasını sağlayan bir aşamadır.
 
*          Türkiye’deki bu değişim aslında siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, askeri ve stratejik temelleri olan bir “sessiz devrim”dir. Bu “sessiz devrim” in bölge ve dünya için sarsıcı etkisi en az 1908 Meşrutiyetin ilânı şiddetindedir.
 
Bugün Türkiye Demokratik bir değişim sürecini yaşamaktadır. Vesayet rejimi, güdümlü demokrasi, yerleşik köhne statüko sarsılmaktadır. Devlet kurumlarını kuşatmış oligarşik yapı artık ülkeyi, toplumu taşıyamaz bir durumdadır. Sistemi kilitleyen, siyaseti bloke eden, toplumsal düzeni krizlere, kaoslara ve istikrarsızlığa götüren bu statüko değişmelidir. Devletin anayasal temeli, kamu yönetim, yargı, ekonomik ve siyasi sistemleri yani topyekün (düzen) bütünüyle demokratik anlamda yeniden yapılandırılmalıdır. 85 yıllık demokrasi deneyiminin ortaya koyduğu sorunlar, geri kalmışlık, yaşanmış siyasi-askeri darbeler, ekonomik ve sosyal krizler, halka rağmen seçkinci elitlerin dayattığı yönetim anlayışı artık son bulmalıdır.
 
Gücünü halktan değil, dış güç merkezlerinden alan derin devlet formatı, ülkeyi yönetmekten ziyade kontrol eden, yönlendiren, güdemediği, halkını tehdit olarak gören, milletin değerleriyle çatışan, anarşi ve terör üreten, küresel güvenlik endişelerine göre toplumsal mühendislik operasyonlarıyla sosyal yapının tabii gelişmesini engelleyen, barış ve huzur ortamını bozan, toplumu kamplaştıran, kutuplaştıran sürekli ‘öteki’ tartışmaları üreten köhnemiş yönetim anlayışı artık bugünkü toplumsal yapıyı taşıyamıyor.
 
Anadolu insanının artık gözü açıldı. Eğitimli ve kültür seviyesi yükselmiş, şehir kültürüne adapte olmuş, demokrasiyi öğrenmiş, temel hak ve hürriyetlerini kavramış, dünyayı tanımış, bilişim ve internet çağını yakalamış bu halkı artık hiçbir güç yok sayamaz, aldatamaz, görmezden gelemez, taleplerini bastıramaz, insanca, uygarca yaşama isteğini engelleyemez, hak ve hukukunu çiğneyemez. Anadolu insanı artık uyanmıştır. Hak ve özgürlüklerinin bilincindedir. Bürokratik katı devletçi baskılarla, korkularla yönetilemez. Bu insanlar; ekonomik özgürlükleriyle, siyasi bilinçleriyle, eğitilmiş beyinleriyle, kendi kaderlerine, kendi bağımsız yönetimlerine ve çağdaş insanın hak ettiklerine lâyıktır. Yıllardır kendilerini köle gibi gören, verilenle yetinen, koyun gibi güdülen halk artık kendi değerleriyle, yaşam tarzlarıyla devletten vatandaşlık haklarının eksiksiz tamamına taliptir. Bu Anadolu dalgası; kendi siyasetini, kendi ekonomisini, kucaklaşacağı devlet yönetimini, insanca yaşamanın standartlarını biliyor ve istiyor.
 
İşte Türkiye’nin değişim dinamiğinin sosyolojik temeli budur. Bu değişim Türkiye’de her bölgede, her katmanda, okulda, sokakta, devlet dairesinde, siyasette, ticarette her alanda kendini göstermekte ve hissettirmektedir. Halk; devletini, demokrasisini, özgürlüğünü, kimliğini, vatandaşlığını, hakkını talep ediyor. Bunu alana kadar da demokratik mücadele vermeye kararlı gözüküyor.
 
Devlet kurumlarında yaşanan değişim bunun apaçık göstergesidir. Türkiye artık eski Türkiye, halk artık eski halk değildir. Siyasetteki değişim, bürokrasideki değişim, ekonomideki değişim, sosyal yapıdaki çeşitlilik bunun apaçık göstergesidir. “Böyle gelmiş hep böyle gidecek” düşüncesinde olanlar; birlikte bir arada yaşamayı, ortak olan herşeyi paylaşmayı, halkı ve değer yargılarını kabullenmeyi öğrenmek, gerçek demokrasiyi özümsemek ve anlamak zorundadır.
 
Türkiye bunu kendi devlet kurgusunda, siyasal alanında, yönetim anlayışında, sosyal bünyesinde başarabilirse büyük devlet olacak. Kendisinden sonra çevresine, bölgesine, kültür ve medeniyet coğrafyasına ve bütün dünyaya insanlık adına ciddi açılımlar sunabilecektir. Akraba topluluklarına, Türk dünyasına, İslâm dünyasına çağdaş insani demokratik değerler üzerine, refah, barış ve güvenlik ihraç edebilecektir.
 
Bu bir medeniyet hamlesidir. Milletimizin emperyal vizyonunun tarihsel geri dönüşü ve insanlığın kazanımıdır.
 
Asırlardır birarada yaşamış, etle tırnak gibi kaynaşmış, milletleşmiş bu vatanı, bu coğrafyayı yurt edinmiş bu asil millet yeniden küresel vizyona çıkıyor.
 
Türkiye’nin bu tarihsel dönüşümü ve demokratik değişimi; gelişmenin, kalkınmanın, yücelmenin temel dinamiğidir. Bu, milletimizin kökleriyle, tarihiyle ve değerleriyle barışıdır. Bu yeni bir uygarlığın ayak sesleridir.
 
Bu büyük Türkiye’nin yeniden doğuşudur.
( Ekim 2009)

YAZARIN TÜM YAZILARI
Milli Eğitim Sisteminde Üç Dörtlük Değişim - 02 Nisan 2012 Pazartesi 21:12
28 Şubat Ergenekon’un Çocuğu, Balyoz’un Ebesidir - 29 Şubat 2012 Çarşamba 19:21
TSK Reformu Acilen Yapılmalıdır - 03 Şubat 2012 Cuma 16:52
Yeni Yılda Neler Olacak? - 02 Ocak 2012 Pazartesi 19:20
Joe Biden Neden Geldi? - 07 Aralık 2011 Çarşamba 19:39
Türkiye ve Mısır'da Demokratik Dönüşümler - 27 Ekim 2011 Perşembe 18:26
Yükselen Türkiye'nin Risk ve Engelleri - 11 Ekim 2011 Salı 15:40
Türkiye’de NATO Füze Radarları / Doğu-Batı Denklemi - 07 Ekim 2011 Cuma 14:30
Teröre Karşı Yeni Strateji ve Demokratik Açılım - 25 Ağustos 2011 Perşembe 13:02
Yeni İslam Dünyası - 02 Temmuz 2011 Cumartesi 17:07
Türkiye’nin Seçimi: Yeni Anayasa İle Tam Demokrasi - 14 Haziran 2011 Salı 15:25
Türkiye’nin Seçimi Ya Vesayet Ya Tam Demokrasi - 06 Haziran 2011 Pazartesi 11:37
Seçim Virajında MHP, Terör ve PKK - 30 Mayıs 2011 Pazartesi 16:17
Türkiye Bölgenin Vicdanı... Filistin Birleşti, Libya Nereye? - 27 Mayıs 2011 Cuma 19:38
Suriye Nereye Gidiyor? - 18 Mayıs 2011 Çarşamba 14:20
Bin Ladin 3,5 Yıl Önce Eceliyle Ölmüştü! - 03 Mayıs 2011 Salı 18:26
Sorgulanan Devlet / Ergenekon - 28 Mart 2011 Pazartesi 14:21
Ortadoğu Değişim Sürecinde Aktörler ve Gerçek Dinamikler - 28 Şubat 2011 Pazartesi 16:24
Kadim Bir Dostun Tüm Sevdiklerine Mesajı - 05 Ocak 2011 Çarşamba 13:38
NATO Füze Savunma Sistemi - 26 Ekim 2010 Salı 16:43
12 Eylül: Darbe Değil Demokrasi - 08 Ağustos 2010 Pazar 18:44
Türkiye’nin Batıya Bağlılığını Göstermeye İhtiyacı Var mı? - 03 Temmuz 2010 Cumartesi 16:22
Referandum Sürecinde Türkiye’nin Ateşle Sınavı - 23 Haziran 2010 Çarşamba 15:37
Yalnızlaşan İsrail, Büyüyen Türkiye - 07 Haziran 2010 Pazartesi 15:47
Değişim CHP’yi de Etkiledi (mi?) - 03 Haziran 2010 Perşembe 13:18
Yakın Geleceğe Dair: Statüko Bitecek Değişim Sürecek - 29 Nisan 2010 Perşembe 16:02
Demokrasiye Evet Vesayet Rejimine Hayır! - 27 Mart 2010 Cumartesi 18:56
Balyoz Darbe Planlarına Hukuk Tokmağı - 26 Şubat 2010 Cuma 14:05
Plan Semineri Balyoz Darbe Planına Nasıl Dönüşür? - 25 Ocak 2010 Pazartesi 20:20
Aslında Ne Oluyor? Değilse Ne? - 15 Ocak 2010 Cuma 16:35
Ne ist(em)iyoruz? - 29 Aralık 2009 Salı 14:57
Eksen Kayması Değil Yeni Türkiye Vizyonu - 29 Aralık 2009 Salı 14:39
Açılıştan Kapanışa mı? Yoksa Kaos Bitecek Değişim Sürecek mi? - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:27
Ermenistan Açılımı - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:24
Demokratik Değişim Sürecinde Devlet, Siyaset ve Halk - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:57
Demokratik Açılım ve Yeni Türkiye - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya