ENGLISH
23.05.2012
25.11.2011 11:52


Prof. Dr. Birol Akgün
SDE Uzmanı
bakgun@sde.org.tr
CV

Mısır'da Devrim Sürüyor

Arap baharının en önemli ayaklarından birini oluşturan Mısır'da demokrasi ve özgürlük talebiyle 2011 Ocağında başlayan halk ayaklanması, yüzlerce kişinin hayatına mal olduktan sonra eski diktatör Mübarek'in iktidarı bırakmasıyla sonuçlandı. Herkes devrim gerçekleşti, artık demokrasiye geçiliyor derken aradan dokuz ay geçti. Bu sürede yönetim fiilen Yüksek Askeri Konseyin elinde kaldı. Halen de fiili iktidar ordunun elinde. Nisan ayında Anayasa referandumu yapıldı ve otoriter anayasa kısmen revize edilebildi. Kalıcı bir anayasa henüz yapılmış değil. Bu arada ülkede onlarca siyasi parti kuruldu. 28 Kasım'da ise halk parlamento seçimi için sandık başına gitmeyi bekliyor. Devlet başkanlığı seçimlerinin ne zaman yapılacağı ise belirsizliğini koruyor. Askeri yönetime bırakılırsa belki de hiç yapılmayabilir.

Bugünlerde halkın yeniden sokağa dökülmesi boşuna değil. Zira kan akıtılarak, demokrasi uğruna şehit verilerek elde edilen zafer ne yazık ki askeri liderlik tarafından gasp edilmeye çalışılıyor. Tahrir meydanının kontrolünün gençlerle polis güçleri arasında sık sık el değiştirmesinin anlamı büyük. Amaç yalnızca alan hakimiyeti değil elbette. Bu, bir anlamda ülkenin yakın geleceğine kimin hakim olacağına ilişkin bir mücadelenin mekana yansımasıdır. Tahriri kontrol eden, ülkenin geleceğini de kontrol edecek demektir. Özellikle Mısır gençliği bunun farkında görünüyor.

Askeri konseyin liderlik kadrosu uzun süre Mübarek ile birlikte çalışmış kişilerden oluşuyor. Bu nedenle halkı düşman gören ve liderleri Mübarek'i de halkın yükselen talepleri karşısında feda etmek zorunda kaldıklarına inanan bir güvenlik eliti var halkın karşısında. Bu anlamda dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, Mısır'da da askerler halk iradesine asla güvenmiyorlar. Gelişmelere gençliğin geçici hevesi olarak bakıyorlar. Tam da bu nedenle bugünlerde kendi vesayetlerini kalıcı kılmak için yeni Anayasaya seçilmiş hükümetlerin askerlerin kontrolü altında kalmasını sağlayacak maddeler yazdırmak için uğraşıyorlar.

Halk Vesayetçi Demokrasiye Direniyor

Askerler için amaç 1961 model bir Türkiye Anayasasına sahip olmak. Bir yandan halkın beklentilerini karşılıyor görünürken, diğer yandan bizdeki 35. madde gibi düzenlemeleri Anayasal düzeye taşıyarak kendi geleceklerini ve iktidarlarını garanti altına almaya çalışıyorlar. Oysa, Mısır gençliği olan bitenin farkında. Üstelik Türkiye tecrübesini didik didik inceliyorlar. Zor elde ettikleri özürlüklerini Anayasal garanti altına almak için Tahrir meydanında kanları pahasına demokrasi nöbeti tutuyorlar.

Aslında Batı dünyası ve Mısır'ın komşusu İsrail'in de bu ülkede istediği şey, tam ve kusursuz işleyen bir demokrasi değil. Askeri bir vesayetin devam etmesi, özellikle Mısır'ın izleyeceği dış politika bakımından gerekli görülüyor. Zira açık ve adil seçimlerde İslamcı güçlerin iktidara geleceği beklentisi yüksek ve bu da batıda kaygı uyandırıyor. Mısır'daki en güçlü siyasi hareket olan Müslüman kardeşler de batının bu kaygılarını azaltmak için çaba harcıyorlar. Örneğin seçim çevrelerinin tamamında değil, yarısında aday gösteriyor. İslamcılar geçmişten ders almış durumdalar. Kendileri için zamanın önemi yok. Önce özgürlük ortamının garantiye alınmasını gerekli görüyorlar. Yoksa güç ve iktidar açlığı çekmiyorlar. Kaldı ki, sokakları ve halkın nabzını elinde tuttuktan sonra İhvan hareketi için iktidarda olup olmamanın bir önemi de yok. Zamanın kendi lehlerine işleyeceğine inanıyorlar.

Özetle, Mısır demokrasi devriminin ikinci dalgasını yaşıyor. Firavun'un yıkılması önemli değil. Önemli olan Kenan illerinin sulh ve selamete kavuşması için Hz. Musa ruhunun bu topraklarda yeniden diriltilmesi ve kalıcı kılınması. Halkın güvenliğini, siyasal özgürlükleri ve toplumsal adaleti sağlayacak bir sistemin kurulması her şeyden önemli bulunuyor. Bunun bilincinde olan Mısır halkı ve özelikle gençlik ülkede devrimci ruhun devamı için hazır ve kararlı gözüküyor. Bu dinamizmi anlamak istemeyen askerlerin ise işi gerçekten çok zor.


YAZARIN TÜM YAZILARI
Kritik Seçimler ve Demokrasi Daralması - 09 Mayıs 2012 Çarşamba 18:12
Suriye Post-Hegemonik Düzenin İlk İşareti mi? - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:29
Suriye Açmazı ve Türkiye - 06 Şubat 2012 Pazartesi 09:36
Mısır'da Devrim Sürüyor - 25 Kasım 2011 Cuma 11:52
Kaddafi Sonrasında Libya - 24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:13
İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması - 06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:29
Yemin Krizinin Anatomisi - 12 Temmuz 2011 Salı 16:29
Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor - 01 Haziran 2011 Çarşamba 21:03
Obama’nın Filistin Açılımı mı? - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:51
Beşşar Esad'ın siyasi intiharı - 27 Nisan 2011 Çarşamba 09:50
Türkiye’nin Barış Diplomasisi - 07 Nisan 2011 Perşembe 15:56
Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı? - 23 Mart 2011 Çarşamba 21:18
Afganistan İzlenimleri - 07 Mart 2011 Pazartesi 13:28
Kaddafi Direnebilir mi? - 23 Şubat 2011 Çarşamba 09:57
Mısır Musa’sını Arıyor - 15 Şubat 2011 Salı 09:54
Yasemin Devrimi Sömürge Sonrası Düzenin Çöküşü mü? - 18 Ocak 2011 Salı 12:54
Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010 - 20 Aralık 2010 Pazartesi 12:48
İsviçre Yükselen Türkiye’yi Keşfediyor - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
Taksim Saldırısında Üç Senaryo Tek Gerçek - 02 Kasım 2010 Salı 16:16
Davutoğlu'nun Kaşgar Ziyareti ve Değişen Türk-Çin İlişkileri - 01 Kasım 2010 Pazartesi 14:05
Çin İzlenimleri-(II): Doğu Türkistan ve Uygurlar - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:40
Çin İzlenimleri-(I): Ejderin Ayak Sesleri - 30 Eylül 2010 Perşembe 17:59
Sivil Toplumun Vicdanı Derin PKK’yı Yendi - 18 Ağustos 2010 Çarşamba 15:55
Türk-Kürt Kutuplaşması ve Siyasi Üslup Meselesi - 29 Temmuz 2010 Perşembe 11:49
Ortadoğu’da Savaşlara Son Verecek Barış - 08 Temmuz 2010 Perşembe 17:05
G-20 Zirvesi ve Erdoğan-Obama Görüşmesi - 29 Haziran 2010 Salı 11:18
Ortadoğu’da Pax Turcica’nın Doğuşu - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
İsrail Türkiye’ye Savaş mı Açtı? - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:51
Medvedev’in Ziyareti ve Türk-Rus Yakınlaşması - 13 Mayıs 2010 Perşembe 13:24
Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye - 21 Nisan 2010 Çarşamba 12:22
Anayasayı Değiştirmek İçsel Sömürüyü Yıkmaktır - 03 Nisan 2010 Cumartesi 10:44
Avrupa PKK’yı Neden Şimdi Anlıyor? - 11 Mart 2010 Perşembe 15:18
Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı - 05 Mart 2010 Cuma 14:17
Münih Güvenlik Konferansı ve Çin - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:22
Yemen Nereye Gidiyor? - 23 Ocak 2010 Cumartesi 12:11
İran’da Muhalefet Ne İstiyor? - 02 Ocak 2010 Cumartesi 09:34
ABD Ziyaretinin Olası Siyasi Sonuçları - 15 Aralık 2009 Salı 13:26
Erdoğan Obama’ya Ne Söylemeli? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 01:05
Gıda Güvenliği Yada Malthus'un Geri Dönüşü - 29 Kasım 2009 Pazar 14:36


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya