Çin-Libya Gizli Silah Ticaret Görüşmesi
Trablus’ta resmi bir binada bulunan 4 sayfalı Arapça nota dayandırılan habere göre, Kaddafi hâkimiyetine silah satın alma departmanı yetkilisi Ahmed Mohammed Ubaidah’in başkanlığındaki bir heyet, 16 Temmuz’da Tunus ve Frankfurt aktarmalı olarak Pekin’e doğru yola çıkmışlardı. 17 Temmuz’da da Çin silah şirketlerinin temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirmişlerdir. Çinli şirket yetkilileri, Libya tarafının talep ettiği silah ve mühimmat listesini kabul edeceğini ve 22 Temmuz’da silah ve mühimmatların fiyat ve teknik özelliklerini gösteren bir liste hazırlamışlardı. Söz konusu Arapça notta, Çin şirketlerinin her türlü silah siparişi kabul edeceğini ve bu konuda niyetlerinin olumlu olduğu yazılmaktaydı.
Bu Arapça notta iki tarafın konu ile ilgili bazı müzakerenin içeriğine de yer verilmiştir: 1. Çin şirketleri, Libya’nın Çin ile silah alım-satım işbirliği olan Cezayir veya Güney Afrika ile sözleşme yapılmasını tavsiye etmektedir. 2. Çin şirketleri, Cezayir deposundaki silah ve mühimmatları derhal satış yapabileceğini ve eksik kalanları ise Northern Industries Corporation ile Xinxing Xiamen Import and Export Corporation Cezayir aracıyla Libya’ya ihraç edileceği belirtilmiştir. 3. Ödeme şekli iki tarafın temsilcileri tarafından düzenlenecektir. 4. Silah ihracatı üçüncü bir ülke üzerinden, yani Cezayir veya Güney Afrika aracılığıyla gerçekleşecektir. 5. Bir sonraki müzakere ve sözleşme imza işlemi yukarıda zikredilen iki Çin şirketinin Cezayir’deki ofisinde gerçekleştirilecektir. 6. Söz konusu iki Çin şirketinin mevcut deposundaki silahları, Ağustos 2011’e kadar satış yapılabilecektir. 7. Eğer daha fazla silah ve mühimmata ihtiyaç duyulduğunda, silah üretimi için gereken zamanı da müzakere ve sözleşme imzalama sürecine dâhil edilmelidir. Arapça notta yer alan tavsiye bölümünde Çin’in bir dost ülke olduğunu ve daha öncelerde Çin’den çeşitli silah, mühimmat ve teçhizat ihraç edildiği; Çin şirketleri, bu müzakerelerinin gizli kalması gerektiğini istediği ve Libya ülkesinin ve devrimin savunulması, bütün suç çetelerin ortadan kaldırılması açısından Libya’nın gereksinimini karşılayacağı bu fırsatı kaçırmaması gerektiği yazılmaktadır. Arapça belgenin sonunda, tüm silah ve mühimmat listesi ve fiyatları da eklenmiş ve Çin silah üreticileri, uçağa karşı roketatarlar, tanksavarlar, QW-18 portatif uçaksavar füzeleri de bulunduğu yaklaşık 200 milyon dolarlık anlaşma önerilmiştir.
Söz konusu silah ticareti, Birleşmiş Milletler kararına rağmen, Çin silah üreticileri Libya’ya uygulanan ambargoyu ihlal etmiştir. Aynı şekilde Libya muhalefet guruplarını da rahatsız etmiştir. Libya Geçici Ulusal Konsey’in eski Maliye ve Petrol Bakanı Ali Tarhouni, Çin silah şirketlerinin Kaddafi hâkimiyetine silah satışını kabul ederse, Konsey’in Çin ile olan ilişkilerini kesinlikle etkileyeceğini
belirtmektedir. Libya Geçici Ulusal Konsey’in askerî Sözcüsü Abdulrahman Busin de verdiği bir röportajda, Konsey’in BM yaptırımını ihlal eden her hangi bir ülke ile olan ticaret ilişkisini gözden geçireceğini ifade etmektedir. Abdulrahman Busin’e göre, Çin ile Kaddafi arasında ticarî anlaşmasına dair Geçici Ulusal Konsey’in elinde kesin kanıt vardır. Bunun bir örneği ise, savaşta Çin yapımı silahların
kullanmasıdır. Libya Geçici Ulusal Konseyi askerî komitesinin Başkanı Ömer Hariri de kesin olarak Çin silahların Libya’ya geldiğini ve Libya halkına karşı kullanıldığını beyan
etmektedir. Libya Geçici Ulusal Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil de, 4 Eylül’de, Kaddafi rejimine ait dondurulmuş paraların serbest bırakılması konusunda Çin’in engellediğini ileri sürmüştür.
Uzmanlara göre, Çin’in amacı baskı yapmakla Libya’daki Çin şirketlerinin mal mülkünün korunmasıdır. Ayrıca, Çin henüz Libya Geçici Ulusal Konsey’ini tanımadığı için, Konsey’in Çin’in Kaddafi rejimi ile yakın ilişkilerini sürdürdüğüne yönelik eleştirilerinden sakınmıyor.
Çin silah şirketlerinin Kaddafi hâkimiyeti ile olan bu tür ilişkilerinin ilerde Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde Çin’i zor durumda bırakacağı
yorumlanmaktadır. Bazı analistlere göre, Kaddafi rejiminin zayıf düşmesiyle Pekin’in Libya’nın muhalefeti ile ilişki kurmaları, muhalefet liderlerini Pekin’e davet ederek görüşme yapmaları ve muhalefet kalesi olan Bingazi’ye özel temsilci göndermeleri, Çin petrol şirketlerinin ilerde Libya’dan pay almasına yararlı olmayabilir. Özellikle, Avrupalı rakiplerine karşı müşkül durumdadır. Avrupa ülkeleri NATO’nun Libya askerî müdahalelerine destek vermişlerdir, Avrupa’nın birçok petrol şirketleri Libya petrol üretimine dâhil edilmiş
durumdadır.
Çin’in Açıklaması
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yü’nün 5 Eylül’deki basın toplantısında ilgili konu sorulmuştur. Sözcü Jiang Yü, ilgili birimlerin incelemesine göre Kaddafi yönetimi Temmuz ayında Çin Hükümeti’nin haberi olmadan Çin’in silah şirketlerine mensup bazı kişilerle temasa geçtiğini ifade ederek, Çin şirketleri Libya tarafı ile silah ticareti anlaşması yapmamıştır, askerî ürünlerini de ihracat etmemiştir diye cevap vermiştir. Sözcü Jiang Yü’nün açıklamasına göre, Çin Hükümeti daima BM Güvenlik Konseyi’nin 1970 sayılı ile 1973 sayılı kararını kesinlikle uygulayarak gelmektedir. Çin’in silah ürünlerin ihracatı her zaman dikkatli ve sorumlu bir tutumunu sergilemiştir. Çin’in uluslararası yükümlülükler ve iç yasa ve yönetmeliklere göre bütün askerî ürünlerin ihracatı sıkı kontrol altına alınmaktadır, herhangi askerî ürünlerinin ihracatı mutlaka Çin Hükümeti’nin ciddi onayı ile gerçekleşecektir. Üçüncü bir ülke aracılığıyla silah ticareti yapılıp yapılmadığına sorusuna da, Çin Hükümeti her zaman ciddi ve sorumlu bir tutum ile Güvenlik Konseyi’nin kararlarını uygulama ve Güvenlik Konseyi kararlarının ihlal edilmesine izin verilmemektedir şeklinde yanıtlamıştır. Sözcü Jiang Yü’nun açıklamasına göre, BM Güvenlik Konseyi’nin 1970 sayılı kararından sonra Çin Hükümeti bütün askerî ticaret şirketlerine kararnameye aykırı ihracat faaliyetleri yasaklamıştır. Çin’in yetkili makamları bütün ciddiyeti ile bu mesele üzerine
gideceklerdir.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yü’nün 6 Eylül’deki basın toplantısında, söz konusu silah ticaretinin bazı Çinlilerin kişisel temasları olduğunu ve ticaretin fiilen gerçekleşmediğini ifade etmiştir. Silah ticareti olayları Çin’in Libya’daki yeni yönetim ile olan ilişkilerini ne derecede etkileyebileceğine dair sorusuna cevap olarak, Çin ile Libya Geçici Ulusal Konseyi yönetimi arasındaki iletişim pürüzsüz devam etmekte ve Libya’nın yeniden yapılandırma sürecine Çin’in de katkısı olacaktır şeklinde konuşmuştur. Sözcüsü Jiang Yü, Çin ile Libya arasındaki ilişkilerinin gelişerek ilerlemeye devam edeceğine inandığını ve en uygun zamanda Libya Geçici Ulusal Konseyi’ni tanıyacağını
belirtmiştir.
Çin Hükümeti’nin söz konusu silah ticareti hakkında bilgisi olmadığı hakkındaki beyanı pek inandırıcı gelmemektedir. Sözcünün açıklamasında, Çin Hükümeti masumdur,
bütün suç kamu şirketlerindedir anlamı çıkmaktadır. Aslında ABD, NATO ve istihbarat örgütlerinin bu konu hakkında haberdar değildi. Çin’in söz konusu silah ticareti üzerindeki açıklamalarının Libya Geçici Ulusal Konseyini ne derecede ikna ettiği bilinmiyor. Geçici Ulusal Konsey üyesi olan Muhammed Sayeh, devlete bağlı olan silah şirketinin ne yaptığı konusunda Çin Hükümeti’nin haberi olmamasını çok şaşırtıcı bulmaktadır. Ancak, Geçici Ulusal Konseyi’nin sözcüsü Celal al-Gallal, Pekin’in verdiği güvenceye inandığını, Pekin’in gerçekten silah ticaretinden haberdar olmadığı ve asıl suçlunun bu silahları nakliye eden Cezayir olduğunu belirtmektedir. Buna rağmen, Çin’in yeni Libya yönetiminin BM’deki temsil etmesi konusundaki isteksizlik ve Çin ile Konsey arasında yaşanan soğukluklar bir süre devam edebilir. Çin, bir yandan BM’nin 1970 ve 1973 kararını dolaylı ve dolaysız desteklemekte, diğer yandan da NATO’nun Libya askerî müdahalesine karşı çıkmaktadır. Pekin’in bu tutumu Geçici Ulusal Konseyi ile geliştirecek ilişkilerini gölgede bırakmaktadır.
Söz konusu silah ticareti, Çin kamuoyunda da farklı yorumlara yol açmıştır. Bazı Çinli uzmanlar söz konusu Arapça notu muhalif Libyalı veya İngiliz ile Amerikan istihbarat servislerinin uydurduğu sahte belge olabileceğini ileri
sürmektedir. Bazı Çin uzmanları, Geçici Ulusal Konseyi üyelerinin tepkilerini Çin’e meydan okuma olarak
algılamaktadır. Yurtdışındaki muhalif Çinli liderleri de bu açıklamaya şüpheyle
yaklaşmaktadır. Bazı Çin yorumcular ise, Çin’in askerî ticaret şirketlerinin böyle bir durumda siyasî hassasiyetten yoksun olmasını
eleştirmektedir. Bazıları, Çin silah ticaretlerinin BM’de önemli statüsü olan Çin’i utanç verici ve pasif konuma düşürmüştür diye
eleştirmektedir.
Çin, son yıllarda dünyanın önde gelen silah ticareti yapan ülkeleri arasında yer almaya başlamıştır. Çin silah şirketlerinin konvansiyonel silah ihracatı hızlı artış göstermiştir. Çin’in bazen füze ve nükleer silahların yayılması konusundaki esneklik tutumu da Batılıların eleştirmelerine ve bazı Çinli şirketlerinin cezalandırmasına maruz kalırken, diğer yandan da, Çin Hükümeti Tayvan sorunundan dolayı silah ticaretine ciddi bakmaktadır. ABD ile Avrupa ülkelerinin Tayvan’a silah satışını şiddetli kınamakta olan Çin, engellemek için elinden geleni yapmaktadır. En son ABD Obama Hükümeti’nin Tayvan’a F16 uçak satışını Çin-ABD ikili ilişkilerini bozacağını ve Çin-Tayvan arasındaki ilişkilerini gerginleştireceğini ileri
sürmüştür.
İkili Oynamak: Çin’in Libya Politikası
Çin’in Libya diplomasisi Libya’daki gelişmelere göre inişli-çıkışlı bir çizgi göstermiştir. Şubat 2011’de, Libya muhalefetleri Kaddafi’nin diktatörlük yönetimine karışı büyük çapta protesto faaliyetleri başladığında, Pekin Hükümeti Kaddafi yönetimini destekleyen bir tutum
sergilemiş ve NATO’nun askerî müdahalesini sert bir üslupla eleştirmiştir. Hâlbuki Çin-Kaddafi ilişkileri sanıldığı gibi
değildir. Mayıs ayında, Kaddafi yönetimi karşıtı grupların güç kazanmasıyla birlikte Pekin’in tutumu değişmeye başlamış ve Haziran’da Libya muhalif güçlerinin liderlerini Çin’e davet etmiştir. Libya muhalefet gücünün önemli bir siyasal güç ve diyalog ortağı olarak değerlendirmiştir. Hatta Çin’in “içişlerine karışmama” diplomasi prensibini bozma pahasına muhalif Libya liderleri ile görüşmeler
yapmıştır. Pekin, Libya’daki gelişmenin belirsizliğin devam ettiği bir ortamda hedge etme diplomasisi yaptığı
açıktır. Ağustos’ta muhalif güçlerin başkent Trablus’a girmesiyle Pekin derhal Libya halkının tercihine saygı göstereceğini ve Libya’nın yeniden yapılandırmasına iştirak edebileceğini
açıklamıştır. Bu pragmatik diplomasi bazen güvensizlik yaratmaktadır. Özellikle, Temmuz ayında, Çin-Kaddafi yönetimi arasındaki silah ticareti girişimi bu güvensizliği güçlendirmektedir.
Bugün, Libya’da Kaddafi rejiminin yıkılacağı ve yeni hükümetin kurulacağına dair şüphe kalmamıştır. Çin hariç ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya dâhil 40’tan fazla ülke Geçici Ulusal Konseyi Libya’nın tek meşru hükümeti olarak kabul etmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin beş üyesi arasında Libya’nın geçiş hâkimiyetini tanımayan tek Çin kalmıştır. Geçici Ulusal Konseyi Libya’yı yönetmek için bütün gücüyle hazırlıklarını yapmaktadır, ülkeyi idare etmek için birçok zorlukla karşı karşıya, Çin’in siyasal ve ekonomik desteğine ihtiyacı vardır, fakat Çin Hükümeti bu fırsatı kullanmamaya direnmektedir. Neticede, Libya’nın Dostları Konferansına Çin sadece gözlemci statüsü ile iştirak etmiştir. Rusya ise, yeni yönetimi kabul etmekle Çin’den daha güçlü konuma gelmiştir. Çin’in Libya eski Büyükelçisi Qin Hongguo bu durumu Çin’in pasif diplomasisi olarak
değerlendirmektedir. Pekin’in bütün bu tutumunu, Libya Geçici Ulusal Konseyi’ne bağlı Arap Körfez Petrol Şirketi (AGOCO) tarafınca Çin’e karşı bir cezalandırma olarak
değerlendirilmiştir. Bazı Çin uzmanları da, Pekin Hükümeti’nin Kaddafi rejiminin katliamını kınamadığı gibi muhalefete de hiçbir yardım etmediği için Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde sesinin kısıldığını
belirtmektedir. Böyle bir durumda Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde ABD ve Avrupa ülkeleri gibi güçlü rakipler söz konusu olursa, Çin’in Libya pazarında kendi payını alması özellikle petrol alanındaki çıkarları sağlanması pek kolay olmayacaktır. Bununla birlikte Çin’in Kaddafi yönetimi döneminde Libya’daki 1,8 milyar dolarlık yatırımı da tehlikeye uğrayabilir.
Bütün bu gelişmelere rağmen, Çin’in Ticaret Bakanlığı uzmanları, Çin şirketlerinin ürün temini ve inşaat sektöründeki ucuzluğu, kaliteli ve verimli gibi avantajlarından dolayı yeni Libya Hükümeti’nin ret etmesi için bir neden olmadığını ileri sürmektedir. Ayrıca ticaret, proje taahhüt ve doğrudan yatırım alanında Çin’in Libya’ya olan ihtiyacından ziyade Libya’nın Çin’e daha çok ihtiyaç duyulacağı savunulmaktadır. Bu nedenlerden ötürü, Çin’in gelecekteki Libya piyasasında iş olanaklarından endişe duyulması ileri sürülmektedir. Çin Ticaret Bakanlığı yetkilileri, Libya’nın siyasal istikrarı sağlandığı andan itibaren yeniden yapılandırma sürecinde Çinli işletmeler için büyük fırsatlar yaratılacağı
kanaatindedir. Bazı Çinli uzmanları da, uluslararası konjonktürü ile Libya’nın iktisadi kalkınma açısından Çin’e daha çok ihtiyaç duyulacağını ve bundan dolayı Libya muhalif guruplardan endişe duyulmadığını ileri
sürmektedir. Çinli uzman ve yetkililerin bu öngörüsü belli ölçüde doğru olabilir, nitekim kalkınmakta olan ülkelerin Çin pazarına ihtiyaç duyduğu gibi, Çin’in yatırımına da muhtaçtır. Geçici Ulusal Konseyi’nin sözcüsü Celal al-Gallal, Libya Hükümeti’nin daha önce imzalanan anlaşmalara saygı duyacağını ve Çin’in bir süper güç olduğunu ve Libya’nın Çin ürünlerine ihtiyaç duyduğunu ifade etmektedir. Celal al-Gallal’e göre, Çin ile yapılan ticaretler Libya halkının çıkarlarına uygun olması önemlidir ve Çin’in kendi tarafında olmasını arzu etmektedir. Libya’nın istikrarı sağlamasından sorumlu yetkilisi Aref el-Nayed de, Çin’in uluslararası toplumun önemli bir üyesi olduğunu ve Çin ile harika bir ilişkileri oluşturmaya arzu ettiğini
açıklamaktadır. Libya’nın yeni hâkimiyeti Çin’in Kaddafi yönetimi ile silah ticaretleri olmasına rağmen Çin gibi büyük bir ülke ile dostça ilişkileri tesis etmesini ve geçmişi unutmak istediğini
belirtmektedir.
Bazı Libya Geçici Ulusal Konseyi yetkililerin bu açıklamaları, Çinli uzmanların tespit ettiği gibi “Libya’nın yeni yönetimi söz konusu silah ticareti bahane ederek Çin’e tehdit yapmakla Pekin’in kendilerini biran önce tanımasını sağlama çabası izlenimi
vermektedir. Çin yorumcuları, Pekin’in Libya muhalifleriyle ters düşme niyeti olmadığını ve aynı zamanda Çin’in Libya muhaliflerine kendini sevdirmesi ile ilgilenmediğini belirterek, Pekin’in Libya muhaliflerine, Çin’in bu ülkedeki çıkarlarını koruma talepleri yerine getiremediği takdirde mutlaka bedelini ödeyeceği şeklinde tehditte bulunmaktadır. Çin yorumcuları, Libya yeni yönetimi eğer Çin’in tanımasını istiyorsa kendisinin “dünya bakışını” düzeltmesi gerektiğini belirtmektedir. Yani Çin’in Libya gibi küçük bir ülkenin tehdidine “
baş eğmesinin” imkânı yoktur. Bazı Çinli yorumcular, Batılıların Çin’i dışlayarak Libya üzerindeki çıkar paylaşmasından endişe duymaması gerektiği ve Çin’in rastlayabilecek en kötü durumun sadece Libya’da yeni ihaleleri almaması olduğunu ileri
sürmektedir.
Çin’in Libya diplomasisi ikili özellikler taşımasına rağmen, gelecekte Libya yönetimine kim gelirse gelsin yine ikili ilişkilerin tesis edilebileceğinin özgüvenini gösterse de, söz konusu silah ticareti, Çin’in iç siyasetinin bazı noksanlarını yansıtmaktadır. Yani tek parti ve merkeziyetçi bir yönetime sahip olan Çin’in, Kaddafi yönetiminin silah alım biriminin yetkilisinin Çin ziyaretine gelmeleri ve en hassas bir dönemde Çin’in silah şirketleri ile temasa geçmesi konusunda haberdar olmayışı aslında endişe vericidir. Çin’in kamu silah üretici şirketlerinin yöneticilerinin çoğu yüksek derece Komünist Partisi üyeleridir, onlar hükümet ve askerî yetkililerle kişisel ve mesleki ilişkileri
vardır. Diğer bir farklı durum ise, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucuların çocukları ve ikinci nesil liderlerin evlatları, Çin’in çeşitli sektörlerinin yöneticileri olmuşlardır. Çinlilerce “Prensler Sınıfı” olarak adlandırılan bu insanlar, Çin’in en zengin tabakasını oluşturmaktadır. Bunlar, Çin’in gerçek yetkililerdir ve bazen siyasî otoriteri etkileyebilmektedir. Eğer, Çin Hükümeti gerçekten söz konusu silah ticaretinden habersiz ise, bu “Prensler Sınıfı” artık Çin’in dış politikasını etkileyebilir anlamına gelmektedir. Çin’in ekonomi pastasını paylaşan bu zengin sınıf, Çin’in gelecekteki lideri Xi Jinping’ni de etkisi altına alabilecektir. Bazı haberlere göre, 2007 yılında Çin Devlet Başkanı olacağı belirlenen ve 2012 yılında görevini icra edecek olan Xi Jinping, çok yetenekli olduğu için değil, onun “Prensler Sınıfı”nın çıkarlarına dokunmayacağı için uygun
görülmüştür. Anlaşılacağı gibi, Çin Hükümeti’nin söz konusu silah ticaretinden haberdar olmayışı doğru olabilir.
Çin-Libya Gizli Silah Ticaret Görüşmesi
Trablus’ta resmi bir binada bulunan 4 sayfalı Arapça nota dayandırılan habere göre, Kaddafi hâkimiyetine silah satın alma departmanı yetkilisi Ahmed Mohammed Ubaidah’in başkanlığındaki bir heyet, 16 Temmuz’da Tunus ve Frankfurt aktarmalı olarak Pekin’e doğru yola çıkmışlardı. 17 Temmuz’da da Çin silah şirketlerinin temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirmişlerdir. Çinli şirket yetkilileri, Libya tarafının talep ettiği silah ve mühimmat listesini kabul edeceğini ve 22 Temmuz’da silah ve mühimmatların fiyat ve teknik özelliklerini gösteren bir liste hazırlamışlardı. Söz konusu Arapça notta, Çin şirketlerinin her türlü silah siparişi kabul edeceğini ve bu konuda niyetlerinin olumlu olduğu yazılmaktaydı.
Bu Arapça notta iki tarafın konu ile ilgili bazı müzakerenin içeriğine de yer verilmiştir: 1. Çin şirketleri, Libya’nın Çin ile silah alım-satım işbirliği olan Cezayir veya Güney Afrika ile sözleşme yapılmasını tavsiye etmektedir. 2. Çin şirketleri, Cezayir deposundaki silah ve mühimmatları derhal satış yapabileceğini ve eksik kalanları ise Northern Industries Corporation ile Xinxing Xiamen Import and Export Corporation Cezayir aracıyla Libya’ya ihraç edileceği belirtilmiştir. 3. Ödeme şekli iki tarafın temsilcileri tarafından düzenlenecektir. 4. Silah ihracatı üçüncü bir ülke üzerinden, yani Cezayir veya Güney Afrika aracılığıyla gerçekleşecektir. 5. Bir sonraki müzakere ve sözleşme imza işlemi yukarıda zikredilen iki Çin şirketinin Cezayir’deki ofisinde gerçekleştirilecektir. 6. Söz konusu iki Çin şirketinin mevcut deposundaki silahları, Ağustos 2011’e kadar satış yapılabilecektir. 7. Eğer daha fazla silah ve mühimmata ihtiyaç duyulduğunda, silah üretimi için gereken zamanı da müzakere ve sözleşme imzalama sürecine dâhil edilmelidir. Arapça notta yer alan tavsiye bölümünde Çin’in bir dost ülke olduğunu ve daha öncelerde Çin’den çeşitli silah, mühimmat ve teçhizat ihraç edildiği; Çin şirketleri, bu müzakerelerinin gizli kalması gerektiğini istediği ve Libya ülkesinin ve devrimin savunulması, bütün suç çetelerin ortadan kaldırılması açısından Libya’nın gereksinimini karşılayacağı bu fırsatı kaçırmaması gerektiği yazılmaktadır. Arapça belgenin sonunda, tüm silah ve mühimmat listesi ve fiyatları da eklenmiş ve Çin silah üreticileri, uçağa karşı roketatarlar, tanksavarlar, QW-18 portatif uçaksavar füzeleri de bulunduğu yaklaşık 200 milyon dolarlık anlaşma önerilmiştir.
Söz konusu silah ticareti, Birleşmiş Milletler kararına rağmen, Çin silah üreticileri Libya’ya uygulanan ambargoyu ihlal etmiştir. Aynı şekilde Libya muhalefet guruplarını da rahatsız etmiştir. Libya Geçici Ulusal Konsey’in eski Maliye ve Petrol Bakanı Ali Tarhouni, Çin silah şirketlerinin Kaddafi hâkimiyetine silah satışını kabul ederse, Konsey’in Çin ile olan ilişkilerini kesinlikle etkileyeceğini
belirtmektedir. Libya Geçici Ulusal Konsey’in askerî Sözcüsü Abdulrahman Busin de verdiği bir röportajda, Konsey’in BM yaptırımını ihlal eden her hangi bir ülke ile olan ticaret ilişkisini gözden geçireceğini ifade etmektedir. Abdulrahman Busin’e göre, Çin ile Kaddafi arasında ticarî anlaşmasına dair Geçici Ulusal Konsey’in elinde kesin kanıt vardır. Bunun bir örneği ise, savaşta Çin yapımı silahların
kullanmasıdır. Libya Geçici Ulusal Konseyi askerî komitesinin Başkanı Ömer Hariri de kesin olarak Çin silahların Libya’ya geldiğini ve Libya halkına karşı kullanıldığını beyan
etmektedir. Libya Geçici Ulusal Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil de, 4 Eylül’de, Kaddafi rejimine ait dondurulmuş paraların serbest bırakılması konusunda Çin’in engellediğini ileri sürmüştür.
Uzmanlara göre, Çin’in amacı baskı yapmakla Libya’daki Çin şirketlerinin mal mülkünün korunmasıdır. Ayrıca, Çin henüz Libya Geçici Ulusal Konsey’ini tanımadığı için, Konsey’in Çin’in Kaddafi rejimi ile yakın ilişkilerini sürdürdüğüne yönelik eleştirilerinden sakınmıyor.
Çin silah şirketlerinin Kaddafi hâkimiyeti ile olan bu tür ilişkilerinin ilerde Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde Çin’i zor durumda bırakacağı
yorumlanmaktadır. Bazı analistlere göre, Kaddafi rejiminin zayıf düşmesiyle Pekin’in Libya’nın muhalefeti ile ilişki kurmaları, muhalefet liderlerini Pekin’e davet ederek görüşme yapmaları ve muhalefet kalesi olan Bingazi’ye özel temsilci göndermeleri, Çin petrol şirketlerinin ilerde Libya’dan pay almasına yararlı olmayabilir. Özellikle, Avrupalı rakiplerine karşı müşkül durumdadır. Avrupa ülkeleri NATO’nun Libya askerî müdahalelerine destek vermişlerdir, Avrupa’nın birçok petrol şirketleri Libya petrol üretimine dâhil edilmiş
durumdadır.
Çin’in Açıklaması
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yü’nün 5 Eylül’deki basın toplantısında ilgili konu sorulmuştur. Sözcü Jiang Yü, ilgili birimlerin incelemesine göre Kaddafi yönetimi Temmuz ayında Çin Hükümeti’nin haberi olmadan Çin’in silah şirketlerine mensup bazı kişilerle temasa geçtiğini ifade ederek, Çin şirketleri Libya tarafı ile silah ticareti anlaşması yapmamıştır, askerî ürünlerini de ihracat etmemiştir diye cevap vermiştir. Sözcü Jiang Yü’nün açıklamasına göre, Çin Hükümeti daima BM Güvenlik Konseyi’nin 1970 sayılı ile 1973 sayılı kararını kesinlikle uygulayarak gelmektedir. Çin’in silah ürünlerin ihracatı her zaman dikkatli ve sorumlu bir tutumunu sergilemiştir. Çin’in uluslararası yükümlülükler ve iç yasa ve yönetmeliklere göre bütün askerî ürünlerin ihracatı sıkı kontrol altına alınmaktadır, herhangi askerî ürünlerinin ihracatı mutlaka Çin Hükümeti’nin ciddi onayı ile gerçekleşecektir. Üçüncü bir ülke aracılığıyla silah ticareti yapılıp yapılmadığına sorusuna da, Çin Hükümeti her zaman ciddi ve sorumlu bir tutum ile Güvenlik Konseyi’nin kararlarını uygulama ve Güvenlik Konseyi kararlarının ihlal edilmesine izin verilmemektedir şeklinde yanıtlamıştır. Sözcü Jiang Yü’nun açıklamasına göre, BM Güvenlik Konseyi’nin 1970 sayılı kararından sonra Çin Hükümeti bütün askerî ticaret şirketlerine kararnameye aykırı ihracat faaliyetleri yasaklamıştır. Çin’in yetkili makamları bütün ciddiyeti ile bu mesele üzerine
gideceklerdir.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yü’nün 6 Eylül’deki basın toplantısında, söz konusu silah ticaretinin bazı Çinlilerin kişisel temasları olduğunu ve ticaretin fiilen gerçekleşmediğini ifade etmiştir. Silah ticareti olayları Çin’in Libya’daki yeni yönetim ile olan ilişkilerini ne derecede etkileyebileceğine dair sorusuna cevap olarak, Çin ile Libya Geçici Ulusal Konseyi yönetimi arasındaki iletişim pürüzsüz devam etmekte ve Libya’nın yeniden yapılandırma sürecine Çin’in de katkısı olacaktır şeklinde konuşmuştur. Sözcüsü Jiang Yü, Çin ile Libya arasındaki ilişkilerinin gelişerek ilerlemeye devam edeceğine inandığını ve en uygun zamanda Libya Geçici Ulusal Konseyi’ni tanıyacağını
belirtmiştir.
Çin Hükümeti’nin söz konusu silah ticareti hakkında bilgisi olmadığı hakkındaki beyanı pek inandırıcı gelmemektedir. Sözcünün açıklamasında, Çin Hükümeti masumdur,
bütün suç kamu şirketlerindedir anlamı çıkmaktadır. Aslında ABD, NATO ve istihbarat örgütlerinin bu konu hakkında haberdar değildi. Çin’in söz konusu silah ticareti üzerindeki açıklamalarının Libya Geçici Ulusal Konseyini ne derecede ikna ettiği bilinmiyor. Geçici Ulusal Konsey üyesi olan Muhammed Sayeh, devlete bağlı olan silah şirketinin ne yaptığı konusunda Çin Hükümeti’nin haberi olmamasını çok şaşırtıcı bulmaktadır. Ancak, Geçici Ulusal Konseyi’nin sözcüsü Celal al-Gallal, Pekin’in verdiği güvenceye inandığını, Pekin’in gerçekten silah ticaretinden haberdar olmadığı ve asıl suçlunun bu silahları nakliye eden Cezayir olduğunu belirtmektedir. Buna rağmen, Çin’in yeni Libya yönetiminin BM’deki temsil etmesi konusundaki isteksizlik ve Çin ile Konsey arasında yaşanan soğukluklar bir süre devam edebilir. Çin, bir yandan BM’nin 1970 ve 1973 kararını dolaylı ve dolaysız desteklemekte, diğer yandan da NATO’nun Libya askerî müdahalesine karşı çıkmaktadır. Pekin’in bu tutumu Geçici Ulusal Konseyi ile geliştirecek ilişkilerini gölgede bırakmaktadır.
Söz konusu silah ticareti, Çin kamuoyunda da farklı yorumlara yol açmıştır. Bazı Çinli uzmanlar söz konusu Arapça notu muhalif Libyalı veya İngiliz ile Amerikan istihbarat servislerinin uydurduğu sahte belge olabileceğini ileri
sürmektedir. Bazı Çin uzmanları, Geçici Ulusal Konseyi üyelerinin tepkilerini Çin’e meydan okuma olarak
algılamaktadır. Yurtdışındaki muhalif Çinli liderleri de bu açıklamaya şüpheyle
yaklaşmaktadır. Bazı Çin yorumcular ise, Çin’in askerî ticaret şirketlerinin böyle bir durumda siyasî hassasiyetten yoksun olmasını
eleştirmektedir. Bazıları, Çin silah ticaretlerinin BM’de önemli statüsü olan Çin’i utanç verici ve pasif konuma düşürmüştür diye
eleştirmektedir.
Çin, son yıllarda dünyanın önde gelen silah ticareti yapan ülkeleri arasında yer almaya başlamıştır. Çin silah şirketlerinin konvansiyonel silah ihracatı hızlı artış göstermiştir. Çin’in bazen füze ve nükleer silahların yayılması konusundaki esneklik tutumu da Batılıların eleştirmelerine ve bazı Çinli şirketlerinin cezalandırmasına maruz kalırken, diğer yandan da, Çin Hükümeti Tayvan sorunundan dolayı silah ticaretine ciddi bakmaktadır. ABD ile Avrupa ülkelerinin Tayvan’a silah satışını şiddetli kınamakta olan Çin, engellemek için elinden geleni yapmaktadır. En son ABD Obama Hükümeti’nin Tayvan’a F16 uçak satışını Çin-ABD ikili ilişkilerini bozacağını ve Çin-Tayvan arasındaki ilişkilerini gerginleştireceğini ileri
sürmüştür.
İkili Oynamak: Çin’in Libya Politikası
Çin’in Libya diplomasisi Libya’daki gelişmelere göre inişli-çıkışlı bir çizgi göstermiştir. Şubat 2011’de, Libya muhalefetleri Kaddafi’nin diktatörlük yönetimine karışı büyük çapta protesto faaliyetleri başladığında, Pekin Hükümeti Kaddafi yönetimini destekleyen bir tutum
sergilemiş ve NATO’nun askerî müdahalesini sert bir üslupla eleştirmiştir. Hâlbuki Çin-Kaddafi ilişkileri sanıldığı gibi
değildir. Mayıs ayında, Kaddafi yönetimi karşıtı grupların güç kazanmasıyla birlikte Pekin’in tutumu değişmeye başlamış ve Haziran’da Libya muhalif güçlerinin liderlerini Çin’e davet etmiştir. Libya muhalefet gücünün önemli bir siyasal güç ve diyalog ortağı olarak değerlendirmiştir. Hatta Çin’in “içişlerine karışmama” diplomasi prensibini bozma pahasına muhalif Libya liderleri ile görüşmeler
yapmıştır. Pekin, Libya’daki gelişmenin belirsizliğin devam ettiği bir ortamda hedge etme diplomasisi yaptığı
açıktır. Ağustos’ta muhalif güçlerin başkent Trablus’a girmesiyle Pekin derhal Libya halkının tercihine saygı göstereceğini ve Libya’nın yeniden yapılandırmasına iştirak edebileceğini
açıklamıştır. Bu pragmatik diplomasi bazen güvensizlik yaratmaktadır. Özellikle, Temmuz ayında, Çin-Kaddafi yönetimi arasındaki silah ticareti girişimi bu güvensizliği güçlendirmektedir.
Bugün, Libya’da Kaddafi rejiminin yıkılacağı ve yeni hükümetin kurulacağına dair şüphe kalmamıştır. Çin hariç ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya dâhil 40’tan fazla ülke Geçici Ulusal Konseyi Libya’nın tek meşru hükümeti olarak kabul etmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin beş üyesi arasında Libya’nın geçiş hâkimiyetini tanımayan tek Çin kalmıştır. Geçici Ulusal Konseyi Libya’yı yönetmek için bütün gücüyle hazırlıklarını yapmaktadır, ülkeyi idare etmek için birçok zorlukla karşı karşıya, Çin’in siyasal ve ekonomik desteğine ihtiyacı vardır, fakat Çin Hükümeti bu fırsatı kullanmamaya direnmektedir. Neticede, Libya’nın Dostları Konferansına Çin sadece gözlemci statüsü ile iştirak etmiştir. Rusya ise, yeni yönetimi kabul etmekle Çin’den daha güçlü konuma gelmiştir. Çin’in Libya eski Büyükelçisi Qin Hongguo bu durumu Çin’in pasif diplomasisi olarak
değerlendirmektedir. Pekin’in bütün bu tutumunu, Libya Geçici Ulusal Konseyi’ne bağlı Arap Körfez Petrol Şirketi (AGOCO) tarafınca Çin’e karşı bir cezalandırma olarak
değerlendirilmiştir. Bazı Çin uzmanları da, Pekin Hükümeti’nin Kaddafi rejiminin katliamını kınamadığı gibi muhalefete de hiçbir yardım etmediği için Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde sesinin kısıldığını
belirtmektedir. Böyle bir durumda Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde ABD ve Avrupa ülkeleri gibi güçlü rakipler söz konusu olursa, Çin’in Libya pazarında kendi payını alması özellikle petrol alanındaki çıkarları sağlanması pek kolay olmayacaktır. Bununla birlikte Çin’in Kaddafi yönetimi döneminde Libya’daki 1,8 milyar dolarlık yatırımı da tehlikeye uğrayabilir.
Bütün bu gelişmelere rağmen, Çin’in Ticaret Bakanlığı uzmanları, Çin şirketlerinin ürün temini ve inşaat sektöründeki ucuzluğu, kaliteli ve verimli gibi avantajlarından dolayı yeni Libya Hükümeti’nin ret etmesi için bir neden olmadığını ileri sürmektedir. Ayrıca ticaret, proje taahhüt ve doğrudan yatırım alanında Çin’in Libya’ya olan ihtiyacından ziyade Libya’nın Çin’e daha çok ihtiyaç duyulacağı savunulmaktadır. Bu nedenlerden ötürü, Çin’in gelecekteki Libya piyasasında iş olanaklarından endişe duyulması ileri sürülmektedir. Çin Ticaret Bakanlığı yetkilileri, Libya’nın siyasal istikrarı sağlandığı andan itibaren yeniden yapılandırma sürecinde Çinli işletmeler için büyük fırsatlar yaratılacağı
kanaatindedir. Bazı Çinli uzmanları da, uluslararası konjonktürü ile Libya’nın iktisadi kalkınma açısından Çin’e daha çok ihtiyaç duyulacağını ve bundan dolayı Libya muhalif guruplardan endişe duyulmadığını ileri
sürmektedir. Çinli uzman ve yetkililerin bu öngörüsü belli ölçüde doğru olabilir, nitekim kalkınmakta olan ülkelerin Çin pazarına ihtiyaç duyduğu gibi, Çin’in yatırımına da muhtaçtır. Geçici Ulusal Konseyi’nin sözcüsü Celal al-Gallal, Libya Hükümeti’nin daha önce imzalanan anlaşmalara saygı duyacağını ve Çin’in bir süper güç olduğunu ve Libya’nın Çin ürünlerine ihtiyaç duyduğunu ifade etmektedir. Celal al-Gallal’e göre, Çin ile yapılan ticaretler Libya halkının çıkarlarına uygun olması önemlidir ve Çin’in kendi tarafında olmasını arzu etmektedir. Libya’nın istikrarı sağlamasından sorumlu yetkilisi Aref el-Nayed de, Çin’in uluslararası toplumun önemli bir üyesi olduğunu ve Çin ile harika bir ilişkileri oluşturmaya arzu ettiğini
açıklamaktadır. Libya’nın yeni hâkimiyeti Çin’in Kaddafi yönetimi ile silah ticaretleri olmasına rağmen Çin gibi büyük bir ülke ile dostça ilişkileri tesis etmesini ve geçmişi unutmak istediğini
belirtmektedir.
Bazı Libya Geçici Ulusal Konseyi yetkililerin bu açıklamaları, Çinli uzmanların tespit ettiği gibi “Libya’nın yeni yönetimi söz konusu silah ticareti bahane ederek Çin’e tehdit yapmakla Pekin’in kendilerini biran önce tanımasını sağlama çabası izlenimi
vermektedir. Çin yorumcuları, Pekin’in Libya muhalifleriyle ters düşme niyeti olmadığını ve aynı zamanda Çin’in Libya muhaliflerine kendini sevdirmesi ile ilgilenmediğini belirterek, Pekin’in Libya muhaliflerine, Çin’in bu ülkedeki çıkarlarını koruma talepleri yerine getiremediği takdirde mutlaka bedelini ödeyeceği şeklinde tehditte bulunmaktadır. Çin yorumcuları, Libya yeni yönetimi eğer Çin’in tanımasını istiyorsa kendisinin “dünya bakışını” düzeltmesi gerektiğini belirtmektedir. Yani Çin’in Libya gibi küçük bir ülkenin tehdidine “
baş eğmesinin” imkânı yoktur. Bazı Çinli yorumcular, Batılıların Çin’i dışlayarak Libya üzerindeki çıkar paylaşmasından endişe duymaması gerektiği ve Çin’in rastlayabilecek en kötü durumun sadece Libya’da yeni ihaleleri almaması olduğunu ileri
sürmektedir.
Çin’in Libya diplomasisi ikili özellikler taşımasına rağmen, gelecekte Libya yönetimine kim gelirse gelsin yine ikili ilişkilerin tesis edilebileceğinin özgüvenini gösterse de, söz konusu silah ticareti, Çin’in iç siyasetinin bazı noksanlarını yansıtmaktadır. Yani tek parti ve merkeziyetçi bir yönetime sahip olan Çin’in, Kaddafi yönetiminin silah alım biriminin yetkilisinin Çin ziyaretine gelmeleri ve en hassas bir dönemde Çin’in silah şirketleri ile temasa geçmesi konusunda haberdar olmayışı aslında endişe vericidir. Çin’in kamu silah üretici şirketlerinin yöneticilerinin çoğu yüksek derece Komünist Partisi üyeleridir, onlar hükümet ve askerî yetkililerle kişisel ve mesleki ilişkileri
vardır. Diğer bir farklı durum ise, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucuların çocukları ve ikinci nesil liderlerin evlatları, Çin’in çeşitli sektörlerinin yöneticileri olmuşlardır. Çinlilerce “Prensler Sınıfı” olarak adlandırılan bu insanlar, Çin’in en zengin tabakasını oluşturmaktadır. Bunlar, Çin’in gerçek yetkililerdir ve bazen siyasî otoriteri etkileyebilmektedir. Eğer, Çin Hükümeti gerçekten söz konusu silah ticaretinden habersiz ise, bu “Prensler Sınıfı” artık Çin’in dış politikasını etkileyebilir anlamına gelmektedir. Çin’in ekonomi pastasını paylaşan bu zengin sınıf, Çin’in gelecekteki lideri Xi Jinping’ni de etkisi altına alabilecektir. Bazı haberlere göre, 2007 yılında Çin Devlet Başkanı olacağı belirlenen ve 2012 yılında görevini icra edecek olan Xi Jinping, çok yetenekli olduğu için değil, onun “Prensler Sınıfı”nın çıkarlarına dokunmayacağı için uygun
görülmüştür. Anlaşılacağı gibi, Çin Hükümeti’nin söz konusu silah ticaretinden haberdar olmayışı doğru olabilir.