ENGLISH
23.05.2012
13.09.2011 14:04


Doç. Dr. Erkin Ekrem
SDE Uzmanı
eekrem@sde.org.tr
CV

Çin-Kaddafi Silah Ticaretinin Diplomasi Yansımaları

Çin-Libya Gizli Silah Ticaret Görüşmesi

 
Kanada’nın The Globe and Mail gazetesinin 2 ve 5 Eylül sayılarında ve New York Times gazetesinin 6 Eylül tarihinde verdiği habere göre, Libya Muammer Kaddafi hâkimiyeti yetkilileri, Temmuz 2011’de, Çin’in Northern Industries Corporation (Kuzey Sanayi Şirketi), China Precision Machinery Import-Export Corporation (Çin Hassas Makine İthalat-İhracat Şirketi) ve Xinxing Xiamen Import and Export Corporation (Xinxing Xiamen İthalat-İhracat Şirketi) gibi askeri malzeme ve lojistik ekipman ihracatı yapan şirketleri ile temasa geçerek silah alım girişiminde bulunmuştur.
 
Trablus’ta resmi bir binada bulunan 4 sayfalı Arapça nota dayandırılan habere göre, Kaddafi hâkimiyetine silah satın alma departmanı yetkilisi Ahmed Mohammed Ubaidah’in başkanlığındaki bir heyet, 16 Temmuz’da Tunus ve Frankfurt aktarmalı olarak Pekin’e doğru yola çıkmışlardı. 17 Temmuz’da da Çin silah şirketlerinin temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirmişlerdir. Çinli şirket yetkilileri, Libya tarafının talep ettiği silah ve mühimmat listesini kabul edeceğini ve 22 Temmuz’da silah ve mühimmatların fiyat ve teknik özelliklerini gösteren bir liste hazırlamışlardı. Söz konusu Arapça notta, Çin şirketlerinin her türlü silah siparişi kabul edeceğini ve bu konuda niyetlerinin olumlu olduğu yazılmaktaydı.
 
Bu Arapça notta iki tarafın konu ile ilgili bazı müzakerenin içeriğine de yer verilmiştir: 1. Çin şirketleri, Libya’nın Çin ile silah alım-satım işbirliği olan Cezayir veya Güney Afrika ile sözleşme yapılmasını tavsiye etmektedir. 2. Çin şirketleri, Cezayir deposundaki silah ve mühimmatları derhal satış yapabileceğini ve eksik kalanları ise Northern Industries Corporation ile Xinxing Xiamen Import and Export Corporation Cezayir aracıyla Libya’ya ihraç edileceği belirtilmiştir. 3. Ödeme şekli iki tarafın temsilcileri tarafından düzenlenecektir. 4. Silah ihracatı üçüncü bir ülke üzerinden, yani Cezayir veya Güney Afrika aracılığıyla gerçekleşecektir. 5. Bir sonraki müzakere ve sözleşme imza işlemi yukarıda zikredilen iki Çin şirketinin Cezayir’deki ofisinde gerçekleştirilecektir. 6. Söz konusu iki Çin şirketinin mevcut deposundaki silahları, Ağustos 2011’e kadar satış yapılabilecektir. 7. Eğer daha fazla silah ve mühimmata ihtiyaç duyulduğunda, silah üretimi için gereken zamanı da müzakere ve sözleşme imzalama sürecine dâhil edilmelidir. Arapça notta yer alan tavsiye bölümünde Çin’in bir dost ülke olduğunu ve daha öncelerde Çin’den çeşitli silah, mühimmat ve teçhizat ihraç edildiği; Çin şirketleri, bu müzakerelerinin gizli kalması gerektiğini istediği ve Libya ülkesinin ve devrimin savunulması, bütün suç çetelerin ortadan kaldırılması açısından Libya’nın gereksinimini karşılayacağı bu fırsatı kaçırmaması gerektiği yazılmaktadır. Arapça belgenin sonunda, tüm silah ve mühimmat listesi ve fiyatları da eklenmiş ve Çin silah üreticileri, uçağa karşı roketatarlar, tanksavarlar, QW-18 portatif uçaksavar füzeleri de bulunduğu yaklaşık 200 milyon dolarlık anlaşma önerilmiştir.
 
Söz konusu silah ticareti, Birleşmiş Milletler kararına rağmen, Çin silah üreticileri Libya’ya uygulanan ambargoyu ihlal etmiştir. Aynı şekilde Libya muhalefet guruplarını da rahatsız etmiştir. Libya Geçici Ulusal Konsey’in eski Maliye ve Petrol Bakanı Ali Tarhouni, Çin silah şirketlerinin Kaddafi hâkimiyetine silah satışını kabul ederse, Konsey’in Çin ile olan ilişkilerini kesinlikle etkileyeceğini belirtmektedir. Libya Geçici Ulusal Konsey’in askerî Sözcüsü Abdulrahman Busin de verdiği bir röportajda, Konsey’in BM yaptırımını ihlal eden her hangi bir ülke ile olan ticaret ilişkisini gözden geçireceğini ifade etmektedir. Abdulrahman Busin’e göre, Çin ile Kaddafi arasında ticarî anlaşmasına dair Geçici Ulusal Konsey’in elinde kesin kanıt vardır. Bunun bir örneği ise, savaşta Çin yapımı silahların kullanmasıdır. Libya Geçici Ulusal Konseyi askerî komitesinin Başkanı Ömer Hariri de kesin olarak Çin silahların Libya’ya geldiğini ve Libya halkına karşı kullanıldığını beyan etmektedir. Libya Geçici Ulusal Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil de, 4 Eylül’de, Kaddafi rejimine ait dondurulmuş paraların serbest bırakılması konusunda Çin’in engellediğini ileri sürmüştür. Uzmanlara göre, Çin’in amacı baskı yapmakla Libya’daki Çin şirketlerinin mal mülkünün korunmasıdır. Ayrıca, Çin henüz Libya Geçici Ulusal Konsey’ini tanımadığı için, Konsey’in Çin’in Kaddafi rejimi ile yakın ilişkilerini sürdürdüğüne yönelik eleştirilerinden sakınmıyor.
 
Çin silah şirketlerinin Kaddafi hâkimiyeti ile olan bu tür ilişkilerinin ilerde Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde Çin’i zor durumda bırakacağı yorumlanmaktadır. Bazı analistlere göre, Kaddafi rejiminin zayıf düşmesiyle Pekin’in Libya’nın muhalefeti ile ilişki kurmaları, muhalefet liderlerini Pekin’e davet ederek görüşme yapmaları ve muhalefet kalesi olan Bingazi’ye özel temsilci göndermeleri, Çin petrol şirketlerinin ilerde Libya’dan pay almasına yararlı olmayabilir. Özellikle, Avrupalı rakiplerine karşı müşkül durumdadır. Avrupa ülkeleri NATO’nun Libya askerî müdahalelerine destek vermişlerdir, Avrupa’nın birçok petrol şirketleri Libya petrol üretimine dâhil edilmiş durumdadır.
 
Çin’in Açıklaması
 
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yü’nün 5 Eylül’deki basın toplantısında ilgili konu sorulmuştur. Sözcü Jiang Yü, ilgili birimlerin incelemesine göre Kaddafi yönetimi Temmuz ayında Çin Hükümeti’nin haberi olmadan Çin’in silah şirketlerine mensup bazı kişilerle temasa geçtiğini ifade ederek, Çin şirketleri Libya tarafı ile silah ticareti anlaşması yapmamıştır, askerî ürünlerini de ihracat etmemiştir diye cevap vermiştir. Sözcü Jiang Yü’nün açıklamasına göre, Çin Hükümeti daima BM Güvenlik Konseyi’nin 1970 sayılı ile 1973 sayılı kararını kesinlikle uygulayarak gelmektedir. Çin’in silah ürünlerin ihracatı her zaman dikkatli ve sorumlu bir tutumunu sergilemiştir. Çin’in uluslararası yükümlülükler ve iç yasa ve yönetmeliklere göre bütün askerî ürünlerin ihracatı sıkı kontrol altına alınmaktadır, herhangi askerî ürünlerinin ihracatı mutlaka Çin Hükümeti’nin ciddi onayı ile gerçekleşecektir. Üçüncü bir ülke aracılığıyla silah ticareti yapılıp yapılmadığına sorusuna da, Çin Hükümeti her zaman ciddi ve sorumlu bir tutum ile Güvenlik Konseyi’nin kararlarını uygulama ve Güvenlik Konseyi kararlarının ihlal edilmesine izin verilmemektedir şeklinde yanıtlamıştır. Sözcü Jiang Yü’nun açıklamasına göre, BM Güvenlik Konseyi’nin 1970 sayılı kararından sonra Çin Hükümeti bütün askerî ticaret şirketlerine kararnameye aykırı ihracat faaliyetleri yasaklamıştır. Çin’in yetkili makamları bütün ciddiyeti ile bu mesele üzerine gideceklerdir
 
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yü’nün 6 Eylül’deki basın toplantısında, söz konusu silah ticaretinin bazı Çinlilerin kişisel temasları olduğunu ve ticaretin fiilen gerçekleşmediğini ifade etmiştir. Silah ticareti olayları Çin’in Libya’daki yeni yönetim ile olan ilişkilerini ne derecede etkileyebileceğine dair sorusuna cevap olarak, Çin ile Libya Geçici Ulusal Konseyi yönetimi arasındaki iletişim pürüzsüz devam etmekte ve Libya’nın yeniden yapılandırma sürecine Çin’in de katkısı olacaktır şeklinde konuşmuştur. Sözcüsü Jiang Yü, Çin ile Libya arasındaki ilişkilerinin gelişerek ilerlemeye devam edeceğine inandığını ve en uygun zamanda Libya Geçici Ulusal Konseyi’ni tanıyacağını belirtmiştir.
 
Çin Hükümeti’nin söz konusu silah ticareti hakkında bilgisi olmadığı hakkındaki beyanı pek inandırıcı gelmemektedir. Sözcünün açıklamasında, Çin Hükümeti masumdur, bütün suç kamu şirketlerindedir anlamı çıkmaktadır. Aslında ABD, NATO ve istihbarat örgütlerinin bu konu hakkında haberdar değildi. Çin’in söz konusu silah ticareti üzerindeki açıklamalarının Libya Geçici Ulusal Konseyini ne derecede ikna ettiği bilinmiyor. Geçici Ulusal Konsey üyesi olan Muhammed Sayeh, devlete bağlı olan silah şirketinin ne yaptığı konusunda Çin Hükümeti’nin haberi olmamasını çok şaşırtıcı bulmaktadır. Ancak, Geçici Ulusal Konseyi’nin sözcüsü Celal al-Gallal, Pekin’in verdiği güvenceye inandığını, Pekin’in gerçekten silah ticaretinden haberdar olmadığı ve asıl suçlunun bu silahları nakliye eden Cezayir olduğunu belirtmektedir. Buna rağmen, Çin’in yeni Libya yönetiminin BM’deki temsil etmesi konusundaki isteksizlik ve Çin ile Konsey arasında yaşanan soğukluklar bir süre devam edebilir. Çin, bir yandan BM’nin 1970 ve 1973 kararını dolaylı ve dolaysız desteklemekte, diğer yandan da NATO’nun Libya askerî müdahalesine karşı çıkmaktadır. Pekin’in bu tutumu Geçici Ulusal Konseyi ile geliştirecek ilişkilerini gölgede bırakmaktadır.
 
Söz konusu silah ticareti, Çin kamuoyunda da farklı yorumlara yol açmıştır. Bazı Çinli uzmanlar söz konusu Arapça notu muhalif Libyalı veya İngiliz ile Amerikan istihbarat servislerinin uydurduğu sahte belge olabileceğini ileri sürmektedir. Bazı Çin uzmanları, Geçici Ulusal Konseyi üyelerinin tepkilerini Çin’e meydan okuma olarak algılamaktadır. Yurtdışındaki muhalif Çinli liderleri de bu açıklamaya şüpheyle yaklaşmaktadır. Bazı Çin yorumcular ise, Çin’in askerî ticaret şirketlerinin böyle bir durumda siyasî hassasiyetten yoksun olmasını eleştirmektedir. Bazıları, Çin silah ticaretlerinin BM’de önemli statüsü olan Çin’i utanç verici ve pasif konuma düşürmüştür diye eleştirmektedir.
 
Çin, son yıllarda dünyanın önde gelen silah ticareti yapan ülkeleri arasında yer almaya başlamıştır. Çin silah şirketlerinin konvansiyonel silah ihracatı hızlı artış göstermiştir. Çin’in bazen füze ve nükleer silahların yayılması konusundaki esneklik tutumu da Batılıların eleştirmelerine ve bazı Çinli şirketlerinin cezalandırmasına maruz kalırken, diğer yandan da, Çin Hükümeti Tayvan sorunundan dolayı silah ticaretine ciddi bakmaktadır. ABD ile Avrupa ülkelerinin Tayvan’a silah satışını şiddetli kınamakta olan Çin, engellemek için elinden geleni yapmaktadır. En son ABD Obama Hükümeti’nin Tayvan’a F16 uçak satışını Çin-ABD ikili ilişkilerini bozacağını ve Çin-Tayvan arasındaki ilişkilerini gerginleştireceğini ileri sürmüştür.
 
İkili Oynamak: Çin’in Libya Politikası
 
Çin’in Libya diplomasisi Libya’daki gelişmelere göre inişli-çıkışlı bir çizgi göstermiştir.  Şubat 2011’de, Libya muhalefetleri Kaddafi’nin diktatörlük yönetimine karışı büyük çapta protesto faaliyetleri başladığında, Pekin Hükümeti Kaddafi yönetimini destekleyen bir tutum sergilemiş ve NATO’nun askerî müdahalesini sert bir üslupla eleştirmiştir. Hâlbuki Çin-Kaddafi ilişkileri sanıldığı gibi değildir. Mayıs ayında, Kaddafi yönetimi karşıtı grupların güç kazanmasıyla birlikte Pekin’in tutumu değişmeye başlamış ve Haziran’da Libya muhalif güçlerinin liderlerini Çin’e davet etmiştir. Libya muhalefet gücünün önemli bir siyasal güç ve diyalog ortağı olarak değerlendirmiştir. Hatta Çin’in “içişlerine karışmama” diplomasi prensibini bozma pahasına muhalif Libya liderleri ile görüşmeler yapmıştır. Pekin, Libya’daki gelişmenin belirsizliğin devam ettiği bir ortamda hedge etme diplomasisi yaptığı açıktır. Ağustos’ta muhalif güçlerin başkent Trablus’a girmesiyle Pekin derhal Libya halkının tercihine saygı göstereceğini ve Libya’nın yeniden yapılandırmasına iştirak edebileceğini açıklamıştır. Bu pragmatik diplomasi bazen güvensizlik yaratmaktadır. Özellikle, Temmuz ayında, Çin-Kaddafi yönetimi arasındaki silah ticareti girişimi bu güvensizliği güçlendirmektedir.
 
Bugün, Libya’da Kaddafi rejiminin yıkılacağı ve yeni hükümetin kurulacağına dair şüphe kalmamıştır. Çin hariç ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya dâhil 40’tan fazla ülke Geçici Ulusal Konseyi Libya’nın tek meşru hükümeti olarak kabul etmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin beş üyesi arasında Libya’nın geçiş hâkimiyetini tanımayan tek Çin kalmıştır. Geçici Ulusal Konseyi Libya’yı yönetmek için bütün gücüyle hazırlıklarını yapmaktadır, ülkeyi idare etmek için birçok zorlukla karşı karşıya, Çin’in siyasal ve ekonomik desteğine ihtiyacı vardır, fakat Çin Hükümeti bu fırsatı kullanmamaya direnmektedir. Neticede, Libya’nın Dostları Konferansına Çin sadece gözlemci statüsü ile iştirak etmiştir. Rusya ise, yeni yönetimi kabul etmekle Çin’den daha güçlü konuma gelmiştir. Çin’in Libya eski Büyükelçisi Qin Hongguo bu durumu Çin’in pasif diplomasisi olarak değerlendirmektedir. Pekin’in bütün bu tutumunu, Libya Geçici Ulusal Konseyi’ne bağlı Arap Körfez Petrol Şirketi (AGOCO) tarafınca Çin’e karşı bir cezalandırma olarak değerlendirilmiştir. Bazı Çin uzmanları da, Pekin Hükümeti’nin Kaddafi rejiminin katliamını kınamadığı gibi muhalefete de hiçbir yardım etmediği için Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde sesinin kısıldığını belirtmektedir. Böyle bir durumda Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde ABD ve Avrupa ülkeleri gibi güçlü rakipler söz konusu olursa, Çin’in Libya pazarında kendi payını alması özellikle petrol alanındaki çıkarları sağlanması pek kolay olmayacaktır. Bununla birlikte Çin’in Kaddafi yönetimi döneminde Libya’daki 1,8 milyar dolarlık yatırımı da tehlikeye uğrayabilir.
 
Bütün bu gelişmelere rağmen, Çin’in Ticaret Bakanlığı uzmanları, Çin şirketlerinin ürün temini ve inşaat sektöründeki ucuzluğu, kaliteli ve verimli gibi avantajlarından dolayı yeni Libya Hükümeti’nin ret etmesi için bir neden olmadığını ileri sürmektedir. Ayrıca ticaret, proje taahhüt ve doğrudan yatırım alanında Çin’in Libya’ya olan ihtiyacından ziyade Libya’nın Çin’e daha çok ihtiyaç duyulacağı savunulmaktadır. Bu nedenlerden ötürü, Çin’in gelecekteki Libya piyasasında iş olanaklarından endişe duyulması ileri sürülmektedir. Çin Ticaret Bakanlığı yetkilileri, Libya’nın siyasal istikrarı sağlandığı andan itibaren yeniden yapılandırma sürecinde Çinli işletmeler için büyük fırsatlar yaratılacağı kanaatindedir. Bazı Çinli uzmanları da, uluslararası konjonktürü ile Libya’nın iktisadi kalkınma açısından Çin’e daha çok ihtiyaç duyulacağını ve bundan dolayı Libya muhalif guruplardan endişe duyulmadığını ileri sürmektedir. Çinli uzman ve yetkililerin bu öngörüsü belli ölçüde doğru olabilir, nitekim kalkınmakta olan ülkelerin Çin pazarına ihtiyaç duyduğu gibi, Çin’in yatırımına da muhtaçtır. Geçici Ulusal Konseyi’nin sözcüsü Celal al-Gallal, Libya Hükümeti’nin daha önce imzalanan anlaşmalara saygı duyacağını ve Çin’in bir süper güç olduğunu ve Libya’nın Çin ürünlerine ihtiyaç duyduğunu ifade etmektedir. Celal al-Gallal’e göre, Çin ile yapılan ticaretler Libya halkının çıkarlarına uygun olması önemlidir ve Çin’in kendi tarafında olmasını arzu etmektedir. Libya’nın istikrarı sağlamasından sorumlu yetkilisi Aref el-Nayed de, Çin’in uluslararası toplumun önemli bir üyesi olduğunu ve Çin ile harika bir ilişkileri oluşturmaya arzu ettiğini açıklamaktadır. Libya’nın yeni hâkimiyeti Çin’in Kaddafi yönetimi ile silah ticaretleri olmasına rağmen Çin gibi büyük bir ülke ile dostça ilişkileri tesis etmesini ve geçmişi unutmak istediğini belirtmektedir.
 
Bazı Libya Geçici Ulusal Konseyi yetkililerin bu açıklamaları, Çinli uzmanların tespit ettiği gibi “Libya’nın yeni yönetimi söz konusu silah ticareti bahane ederek Çin’e tehdit yapmakla Pekin’in kendilerini biran önce tanımasını sağlama çabası izlenimi vermektedir. Çin yorumcuları, Pekin’in Libya muhalifleriyle ters düşme niyeti olmadığını ve aynı zamanda Çin’in Libya muhaliflerine kendini sevdirmesi ile ilgilenmediğini belirterek, Pekin’in Libya muhaliflerine, Çin’in bu ülkedeki çıkarlarını koruma talepleri yerine getiremediği takdirde mutlaka bedelini ödeyeceği şeklinde tehditte bulunmaktadır. Çin yorumcuları, Libya yeni yönetimi eğer Çin’in tanımasını istiyorsa kendisinin “dünya bakışını” düzeltmesi gerektiğini belirtmektedir. Yani Çin’in Libya gibi küçük bir ülkenin tehdidine “baş eğmesinin” imkânı yoktur. Bazı Çinli yorumcular, Batılıların Çin’i dışlayarak Libya üzerindeki çıkar paylaşmasından endişe duymaması gerektiği ve Çin’in rastlayabilecek en kötü durumun sadece Libya’da yeni ihaleleri almaması olduğunu ileri sürmektedir.
 
Çin’in Libya diplomasisi ikili özellikler taşımasına rağmen, gelecekte Libya yönetimine kim gelirse gelsin yine ikili ilişkilerin tesis edilebileceğinin özgüvenini gösterse de, söz konusu silah ticareti, Çin’in iç siyasetinin bazı noksanlarını yansıtmaktadır. Yani tek parti ve merkeziyetçi bir yönetime sahip olan Çin’in, Kaddafi yönetiminin silah alım biriminin yetkilisinin Çin ziyaretine gelmeleri ve en hassas bir dönemde Çin’in silah şirketleri ile temasa geçmesi konusunda haberdar olmayışı aslında endişe vericidir. Çin’in kamu silah üretici şirketlerinin yöneticilerinin çoğu yüksek derece Komünist Partisi üyeleridir, onlar hükümet ve askerî yetkililerle kişisel ve mesleki ilişkileri vardır. Diğer bir farklı durum ise, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucuların çocukları ve ikinci nesil liderlerin evlatları, Çin’in çeşitli sektörlerinin yöneticileri olmuşlardır. Çinlilerce “Prensler Sınıfı” olarak adlandırılan bu insanlar, Çin’in en zengin tabakasını oluşturmaktadır. Bunlar, Çin’in gerçek yetkililerdir ve bazen siyasî otoriteri etkileyebilmektedir. Eğer, Çin Hükümeti gerçekten söz konusu silah ticaretinden habersiz ise, bu “Prensler Sınıfı” artık Çin’in dış politikasını etkileyebilir anlamına gelmektedir. Çin’in ekonomi pastasını paylaşan bu zengin sınıf, Çin’in gelecekteki lideri Xi Jinping’ni de etkisi altına alabilecektir. Bazı haberlere göre, 2007 yılında Çin Devlet Başkanı olacağı belirlenen ve 2012 yılında görevini icra edecek olan Xi Jinping, çok yetenekli olduğu için değil, onun “Prensler Sınıfı”nın çıkarlarına dokunmayacağı için uygun görülmüştür. Anlaşılacağı gibi, Çin Hükümeti’nin söz konusu silah ticaretinden haberdar olmayışı doğru olabilir.
 
 
Çin-Libya Gizli Silah Ticaret Görüşmesi
 
Kanada’nın The Globe and Mail gazetesinin 2 ve 5 Eylül sayılarında ve New York Times gazetesinin 6 Eylül tarihinde verdiği habere göre, Libya Muammer Kaddafi hâkimiyeti yetkilileri, Temmuz 2011’de, Çin’in Northern Industries Corporation (Kuzey Sanayi Şirketi), China Precision Machinery Import-Export Corporation (Çin Hassas Makine İthalat-İhracat Şirketi) ve Xinxing Xiamen Import and Export Corporation (Xinxing Xiamen İthalat-İhracat Şirketi) gibi askeri malzeme ve lojistik ekipman ihracatı yapan şirketleri ile temasa geçerek silah alım girişiminde bulunmuştur.
 
Trablus’ta resmi bir binada bulunan 4 sayfalı Arapça nota dayandırılan habere göre, Kaddafi hâkimiyetine silah satın alma departmanı yetkilisi Ahmed Mohammed Ubaidah’in başkanlığındaki bir heyet, 16 Temmuz’da Tunus ve Frankfurt aktarmalı olarak Pekin’e doğru yola çıkmışlardı. 17 Temmuz’da da Çin silah şirketlerinin temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirmişlerdir. Çinli şirket yetkilileri, Libya tarafının talep ettiği silah ve mühimmat listesini kabul edeceğini ve 22 Temmuz’da silah ve mühimmatların fiyat ve teknik özelliklerini gösteren bir liste hazırlamışlardı. Söz konusu Arapça notta, Çin şirketlerinin her türlü silah siparişi kabul edeceğini ve bu konuda niyetlerinin olumlu olduğu yazılmaktaydı.
 
Bu Arapça notta iki tarafın konu ile ilgili bazı müzakerenin içeriğine de yer verilmiştir: 1. Çin şirketleri, Libya’nın Çin ile silah alım-satım işbirliği olan Cezayir veya Güney Afrika ile sözleşme yapılmasını tavsiye etmektedir. 2. Çin şirketleri, Cezayir deposundaki silah ve mühimmatları derhal satış yapabileceğini ve eksik kalanları ise Northern Industries Corporation ile Xinxing Xiamen Import and Export Corporation Cezayir aracıyla Libya’ya ihraç edileceği belirtilmiştir. 3. Ödeme şekli iki tarafın temsilcileri tarafından düzenlenecektir. 4. Silah ihracatı üçüncü bir ülke üzerinden, yani Cezayir veya Güney Afrika aracılığıyla gerçekleşecektir. 5. Bir sonraki müzakere ve sözleşme imza işlemi yukarıda zikredilen iki Çin şirketinin Cezayir’deki ofisinde gerçekleştirilecektir. 6. Söz konusu iki Çin şirketinin mevcut deposundaki silahları, Ağustos 2011’e kadar satış yapılabilecektir. 7. Eğer daha fazla silah ve mühimmata ihtiyaç duyulduğunda, silah üretimi için gereken zamanı da müzakere ve sözleşme imzalama sürecine dâhil edilmelidir. Arapça notta yer alan tavsiye bölümünde Çin’in bir dost ülke olduğunu ve daha öncelerde Çin’den çeşitli silah, mühimmat ve teçhizat ihraç edildiği; Çin şirketleri, bu müzakerelerinin gizli kalması gerektiğini istediği ve Libya ülkesinin ve devrimin savunulması, bütün suç çetelerin ortadan kaldırılması açısından Libya’nın gereksinimini karşılayacağı bu fırsatı kaçırmaması gerektiği yazılmaktadır. Arapça belgenin sonunda, tüm silah ve mühimmat listesi ve fiyatları da eklenmiş ve Çin silah üreticileri, uçağa karşı roketatarlar, tanksavarlar, QW-18 portatif uçaksavar füzeleri de bulunduğu yaklaşık 200 milyon dolarlık anlaşma önerilmiştir.
 
Söz konusu silah ticareti, Birleşmiş Milletler kararına rağmen, Çin silah üreticileri Libya’ya uygulanan ambargoyu ihlal etmiştir. Aynı şekilde Libya muhalefet guruplarını da rahatsız etmiştir. Libya Geçici Ulusal Konsey’in eski Maliye ve Petrol Bakanı Ali Tarhouni, Çin silah şirketlerinin Kaddafi hâkimiyetine silah satışını kabul ederse, Konsey’in Çin ile olan ilişkilerini kesinlikle etkileyeceğini belirtmektedir. Libya Geçici Ulusal Konsey’in askerî Sözcüsü Abdulrahman Busin de verdiği bir röportajda, Konsey’in BM yaptırımını ihlal eden her hangi bir ülke ile olan ticaret ilişkisini gözden geçireceğini ifade etmektedir. Abdulrahman Busin’e göre, Çin ile Kaddafi arasında ticarî anlaşmasına dair Geçici Ulusal Konsey’in elinde kesin kanıt vardır. Bunun bir örneği ise, savaşta Çin yapımı silahların kullanmasıdır. Libya Geçici Ulusal Konseyi askerî komitesinin Başkanı Ömer Hariri de kesin olarak Çin silahların Libya’ya geldiğini ve Libya halkına karşı kullanıldığını beyan etmektedir. Libya Geçici Ulusal Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil de, 4 Eylül’de, Kaddafi rejimine ait dondurulmuş paraların serbest bırakılması konusunda Çin’in engellediğini ileri sürmüştür. Uzmanlara göre, Çin’in amacı baskı yapmakla Libya’daki Çin şirketlerinin mal mülkünün korunmasıdır. Ayrıca, Çin henüz Libya Geçici Ulusal Konsey’ini tanımadığı için, Konsey’in Çin’in Kaddafi rejimi ile yakın ilişkilerini sürdürdüğüne yönelik eleştirilerinden sakınmıyor.
 
Çin silah şirketlerinin Kaddafi hâkimiyeti ile olan bu tür ilişkilerinin ilerde Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde Çin’i zor durumda bırakacağı yorumlanmaktadır. Bazı analistlere göre, Kaddafi rejiminin zayıf düşmesiyle Pekin’in Libya’nın muhalefeti ile ilişki kurmaları, muhalefet liderlerini Pekin’e davet ederek görüşme yapmaları ve muhalefet kalesi olan Bingazi’ye özel temsilci göndermeleri, Çin petrol şirketlerinin ilerde Libya’dan pay almasına yararlı olmayabilir. Özellikle, Avrupalı rakiplerine karşı müşkül durumdadır. Avrupa ülkeleri NATO’nun Libya askerî müdahalelerine destek vermişlerdir, Avrupa’nın birçok petrol şirketleri Libya petrol üretimine dâhil edilmiş durumdadır.
 
Çin’in Açıklaması
 
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yü’nün 5 Eylül’deki basın toplantısında ilgili konu sorulmuştur. Sözcü Jiang Yü, ilgili birimlerin incelemesine göre Kaddafi yönetimi Temmuz ayında Çin Hükümeti’nin haberi olmadan Çin’in silah şirketlerine mensup bazı kişilerle temasa geçtiğini ifade ederek, Çin şirketleri Libya tarafı ile silah ticareti anlaşması yapmamıştır, askerî ürünlerini de ihracat etmemiştir diye cevap vermiştir. Sözcü Jiang Yü’nün açıklamasına göre, Çin Hükümeti daima BM Güvenlik Konseyi’nin 1970 sayılı ile 1973 sayılı kararını kesinlikle uygulayarak gelmektedir. Çin’in silah ürünlerin ihracatı her zaman dikkatli ve sorumlu bir tutumunu sergilemiştir. Çin’in uluslararası yükümlülükler ve iç yasa ve yönetmeliklere göre bütün askerî ürünlerin ihracatı sıkı kontrol altına alınmaktadır, herhangi askerî ürünlerinin ihracatı mutlaka Çin Hükümeti’nin ciddi onayı ile gerçekleşecektir. Üçüncü bir ülke aracılığıyla silah ticareti yapılıp yapılmadığına sorusuna da, Çin Hükümeti her zaman ciddi ve sorumlu bir tutum ile Güvenlik Konseyi’nin kararlarını uygulama ve Güvenlik Konseyi kararlarının ihlal edilmesine izin verilmemektedir şeklinde yanıtlamıştır. Sözcü Jiang Yü’nun açıklamasına göre, BM Güvenlik Konseyi’nin 1970 sayılı kararından sonra Çin Hükümeti bütün askerî ticaret şirketlerine kararnameye aykırı ihracat faaliyetleri yasaklamıştır. Çin’in yetkili makamları bütün ciddiyeti ile bu mesele üzerine gideceklerdir
 
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yü’nün 6 Eylül’deki basın toplantısında, söz konusu silah ticaretinin bazı Çinlilerin kişisel temasları olduğunu ve ticaretin fiilen gerçekleşmediğini ifade etmiştir. Silah ticareti olayları Çin’in Libya’daki yeni yönetim ile olan ilişkilerini ne derecede etkileyebileceğine dair sorusuna cevap olarak, Çin ile Libya Geçici Ulusal Konseyi yönetimi arasındaki iletişim pürüzsüz devam etmekte ve Libya’nın yeniden yapılandırma sürecine Çin’in de katkısı olacaktır şeklinde konuşmuştur. Sözcüsü Jiang Yü, Çin ile Libya arasındaki ilişkilerinin gelişerek ilerlemeye devam edeceğine inandığını ve en uygun zamanda Libya Geçici Ulusal Konseyi’ni tanıyacağını belirtmiştir.
 
Çin Hükümeti’nin söz konusu silah ticareti hakkında bilgisi olmadığı hakkındaki beyanı pek inandırıcı gelmemektedir. Sözcünün açıklamasında, Çin Hükümeti masumdur, bütün suç kamu şirketlerindedir anlamı çıkmaktadır. Aslında ABD, NATO ve istihbarat örgütlerinin bu konu hakkında haberdar değildi. Çin’in söz konusu silah ticareti üzerindeki açıklamalarının Libya Geçici Ulusal Konseyini ne derecede ikna ettiği bilinmiyor. Geçici Ulusal Konsey üyesi olan Muhammed Sayeh, devlete bağlı olan silah şirketinin ne yaptığı konusunda Çin Hükümeti’nin haberi olmamasını çok şaşırtıcı bulmaktadır. Ancak, Geçici Ulusal Konseyi’nin sözcüsü Celal al-Gallal, Pekin’in verdiği güvenceye inandığını, Pekin’in gerçekten silah ticaretinden haberdar olmadığı ve asıl suçlunun bu silahları nakliye eden Cezayir olduğunu belirtmektedir. Buna rağmen, Çin’in yeni Libya yönetiminin BM’deki temsil etmesi konusundaki isteksizlik ve Çin ile Konsey arasında yaşanan soğukluklar bir süre devam edebilir. Çin, bir yandan BM’nin 1970 ve 1973 kararını dolaylı ve dolaysız desteklemekte, diğer yandan da NATO’nun Libya askerî müdahalesine karşı çıkmaktadır. Pekin’in bu tutumu Geçici Ulusal Konseyi ile geliştirecek ilişkilerini gölgede bırakmaktadır.
 
Söz konusu silah ticareti, Çin kamuoyunda da farklı yorumlara yol açmıştır. Bazı Çinli uzmanlar söz konusu Arapça notu muhalif Libyalı veya İngiliz ile Amerikan istihbarat servislerinin uydurduğu sahte belge olabileceğini ileri sürmektedir. Bazı Çin uzmanları, Geçici Ulusal Konseyi üyelerinin tepkilerini Çin’e meydan okuma olarak algılamaktadır. Yurtdışındaki muhalif Çinli liderleri de bu açıklamaya şüpheyle yaklaşmaktadır. Bazı Çin yorumcular ise, Çin’in askerî ticaret şirketlerinin böyle bir durumda siyasî hassasiyetten yoksun olmasını eleştirmektedir. Bazıları, Çin silah ticaretlerinin BM’de önemli statüsü olan Çin’i utanç verici ve pasif konuma düşürmüştür diye eleştirmektedir.
 
Çin, son yıllarda dünyanın önde gelen silah ticareti yapan ülkeleri arasında yer almaya başlamıştır. Çin silah şirketlerinin konvansiyonel silah ihracatı hızlı artış göstermiştir. Çin’in bazen füze ve nükleer silahların yayılması konusundaki esneklik tutumu da Batılıların eleştirmelerine ve bazı Çinli şirketlerinin cezalandırmasına maruz kalırken, diğer yandan da, Çin Hükümeti Tayvan sorunundan dolayı silah ticaretine ciddi bakmaktadır. ABD ile Avrupa ülkelerinin Tayvan’a silah satışını şiddetli kınamakta olan Çin, engellemek için elinden geleni yapmaktadır. En son ABD Obama Hükümeti’nin Tayvan’a F16 uçak satışını Çin-ABD ikili ilişkilerini bozacağını ve Çin-Tayvan arasındaki ilişkilerini gerginleştireceğini ileri sürmüştür.
 
İkili Oynamak: Çin’in Libya Politikası
 
Çin’in Libya diplomasisi Libya’daki gelişmelere göre inişli-çıkışlı bir çizgi göstermiştir.  Şubat 2011’de, Libya muhalefetleri Kaddafi’nin diktatörlük yönetimine karışı büyük çapta protesto faaliyetleri başladığında, Pekin Hükümeti Kaddafi yönetimini destekleyen bir tutum sergilemiş ve NATO’nun askerî müdahalesini sert bir üslupla eleştirmiştir. Hâlbuki Çin-Kaddafi ilişkileri sanıldığı gibi değildir. Mayıs ayında, Kaddafi yönetimi karşıtı grupların güç kazanmasıyla birlikte Pekin’in tutumu değişmeye başlamış ve Haziran’da Libya muhalif güçlerinin liderlerini Çin’e davet etmiştir. Libya muhalefet gücünün önemli bir siyasal güç ve diyalog ortağı olarak değerlendirmiştir. Hatta Çin’in “içişlerine karışmama” diplomasi prensibini bozma pahasına muhalif Libya liderleri ile görüşmeler yapmıştır. Pekin, Libya’daki gelişmenin belirsizliğin devam ettiği bir ortamda hedge etme diplomasisi yaptığı açıktır. Ağustos’ta muhalif güçlerin başkent Trablus’a girmesiyle Pekin derhal Libya halkının tercihine saygı göstereceğini ve Libya’nın yeniden yapılandırmasına iştirak edebileceğini açıklamıştır. Bu pragmatik diplomasi bazen güvensizlik yaratmaktadır. Özellikle, Temmuz ayında, Çin-Kaddafi yönetimi arasındaki silah ticareti girişimi bu güvensizliği güçlendirmektedir.
 
Bugün, Libya’da Kaddafi rejiminin yıkılacağı ve yeni hükümetin kurulacağına dair şüphe kalmamıştır. Çin hariç ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya dâhil 40’tan fazla ülke Geçici Ulusal Konseyi Libya’nın tek meşru hükümeti olarak kabul etmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin beş üyesi arasında Libya’nın geçiş hâkimiyetini tanımayan tek Çin kalmıştır. Geçici Ulusal Konseyi Libya’yı yönetmek için bütün gücüyle hazırlıklarını yapmaktadır, ülkeyi idare etmek için birçok zorlukla karşı karşıya, Çin’in siyasal ve ekonomik desteğine ihtiyacı vardır, fakat Çin Hükümeti bu fırsatı kullanmamaya direnmektedir. Neticede, Libya’nın Dostları Konferansına Çin sadece gözlemci statüsü ile iştirak etmiştir. Rusya ise, yeni yönetimi kabul etmekle Çin’den daha güçlü konuma gelmiştir. Çin’in Libya eski Büyükelçisi Qin Hongguo bu durumu Çin’in pasif diplomasisi olarak değerlendirmektedir. Pekin’in bütün bu tutumunu, Libya Geçici Ulusal Konseyi’ne bağlı Arap Körfez Petrol Şirketi (AGOCO) tarafınca Çin’e karşı bir cezalandırma olarak değerlendirilmiştir. Bazı Çin uzmanları da, Pekin Hükümeti’nin Kaddafi rejiminin katliamını kınamadığı gibi muhalefete de hiçbir yardım etmediği için Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde sesinin kısıldığını belirtmektedir. Böyle bir durumda Libya’nın yeniden yapılandırma sürecinde ABD ve Avrupa ülkeleri gibi güçlü rakipler söz konusu olursa, Çin’in Libya pazarında kendi payını alması özellikle petrol alanındaki çıkarları sağlanması pek kolay olmayacaktır. Bununla birlikte Çin’in Kaddafi yönetimi döneminde Libya’daki 1,8 milyar dolarlık yatırımı da tehlikeye uğrayabilir.
 
Bütün bu gelişmelere rağmen, Çin’in Ticaret Bakanlığı uzmanları, Çin şirketlerinin ürün temini ve inşaat sektöründeki ucuzluğu, kaliteli ve verimli gibi avantajlarından dolayı yeni Libya Hükümeti’nin ret etmesi için bir neden olmadığını ileri sürmektedir. Ayrıca ticaret, proje taahhüt ve doğrudan yatırım alanında Çin’in Libya’ya olan ihtiyacından ziyade Libya’nın Çin’e daha çok ihtiyaç duyulacağı savunulmaktadır. Bu nedenlerden ötürü, Çin’in gelecekteki Libya piyasasında iş olanaklarından endişe duyulması ileri sürülmektedir. Çin Ticaret Bakanlığı yetkilileri, Libya’nın siyasal istikrarı sağlandığı andan itibaren yeniden yapılandırma sürecinde Çinli işletmeler için büyük fırsatlar yaratılacağı kanaatindedir. Bazı Çinli uzmanları da, uluslararası konjonktürü ile Libya’nın iktisadi kalkınma açısından Çin’e daha çok ihtiyaç duyulacağını ve bundan dolayı Libya muhalif guruplardan endişe duyulmadığını ileri sürmektedir. Çinli uzman ve yetkililerin bu öngörüsü belli ölçüde doğru olabilir, nitekim kalkınmakta olan ülkelerin Çin pazarına ihtiyaç duyduğu gibi, Çin’in yatırımına da muhtaçtır. Geçici Ulusal Konseyi’nin sözcüsü Celal al-Gallal, Libya Hükümeti’nin daha önce imzalanan anlaşmalara saygı duyacağını ve Çin’in bir süper güç olduğunu ve Libya’nın Çin ürünlerine ihtiyaç duyduğunu ifade etmektedir. Celal al-Gallal’e göre, Çin ile yapılan ticaretler Libya halkının çıkarlarına uygun olması önemlidir ve Çin’in kendi tarafında olmasını arzu etmektedir. Libya’nın istikrarı sağlamasından sorumlu yetkilisi Aref el-Nayed de, Çin’in uluslararası toplumun önemli bir üyesi olduğunu ve Çin ile harika bir ilişkileri oluşturmaya arzu ettiğini açıklamaktadır. Libya’nın yeni hâkimiyeti Çin’in Kaddafi yönetimi ile silah ticaretleri olmasına rağmen Çin gibi büyük bir ülke ile dostça ilişkileri tesis etmesini ve geçmişi unutmak istediğini belirtmektedir.
 
Bazı Libya Geçici Ulusal Konseyi yetkililerin bu açıklamaları, Çinli uzmanların tespit ettiği gibi “Libya’nın yeni yönetimi söz konusu silah ticareti bahane ederek Çin’e tehdit yapmakla Pekin’in kendilerini biran önce tanımasını sağlama çabası izlenimi vermektedir. Çin yorumcuları, Pekin’in Libya muhalifleriyle ters düşme niyeti olmadığını ve aynı zamanda Çin’in Libya muhaliflerine kendini sevdirmesi ile ilgilenmediğini belirterek, Pekin’in Libya muhaliflerine, Çin’in bu ülkedeki çıkarlarını koruma talepleri yerine getiremediği takdirde mutlaka bedelini ödeyeceği şeklinde tehditte bulunmaktadır. Çin yorumcuları, Libya yeni yönetimi eğer Çin’in tanımasını istiyorsa kendisinin “dünya bakışını” düzeltmesi gerektiğini belirtmektedir. Yani Çin’in Libya gibi küçük bir ülkenin tehdidine “baş eğmesinin” imkânı yoktur. Bazı Çinli yorumcular, Batılıların Çin’i dışlayarak Libya üzerindeki çıkar paylaşmasından endişe duymaması gerektiği ve Çin’in rastlayabilecek en kötü durumun sadece Libya’da yeni ihaleleri almaması olduğunu ileri sürmektedir.
 
Çin’in Libya diplomasisi ikili özellikler taşımasına rağmen, gelecekte Libya yönetimine kim gelirse gelsin yine ikili ilişkilerin tesis edilebileceğinin özgüvenini gösterse de, söz konusu silah ticareti, Çin’in iç siyasetinin bazı noksanlarını yansıtmaktadır. Yani tek parti ve merkeziyetçi bir yönetime sahip olan Çin’in, Kaddafi yönetiminin silah alım biriminin yetkilisinin Çin ziyaretine gelmeleri ve en hassas bir dönemde Çin’in silah şirketleri ile temasa geçmesi konusunda haberdar olmayışı aslında endişe vericidir. Çin’in kamu silah üretici şirketlerinin yöneticilerinin çoğu yüksek derece Komünist Partisi üyeleridir, onlar hükümet ve askerî yetkililerle kişisel ve mesleki ilişkileri vardır. Diğer bir farklı durum ise, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucuların çocukları ve ikinci nesil liderlerin evlatları, Çin’in çeşitli sektörlerinin yöneticileri olmuşlardır. Çinlilerce “Prensler Sınıfı” olarak adlandırılan bu insanlar, Çin’in en zengin tabakasını oluşturmaktadır. Bunlar, Çin’in gerçek yetkililerdir ve bazen siyasî otoriteri etkileyebilmektedir. Eğer, Çin Hükümeti gerçekten söz konusu silah ticaretinden habersiz ise, bu “Prensler Sınıfı” artık Çin’in dış politikasını etkileyebilir anlamına gelmektedir. Çin’in ekonomi pastasını paylaşan bu zengin sınıf, Çin’in gelecekteki lideri Xi Jinping’ni de etkisi altına alabilecektir. Bazı haberlere göre, 2007 yılında Çin Devlet Başkanı olacağı belirlenen ve 2012 yılında görevini icra edecek olan Xi Jinping, çok yetenekli olduğu için değil, onun “Prensler Sınıfı”nın çıkarlarına dokunmayacağı için uygun görülmüştür. Anlaşılacağı gibi, Çin Hükümeti’nin söz konusu silah ticaretinden haberdar olmayışı doğru olabilir.

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Annan Barış Planı ve Çin’in Suriye Planı - 03 Nisan 2012 Salı 12:02
Çin’in Savunma Bütçesi ve Asya’da Silahlanma Yarışı - 15 Mart 2012 Perşembe 16:54
Çin’in Müstakbel Devlet Başkanı Xi Jinping - 20 Şubat 2012 Pazartesi 16:35
Çin’in Veto Kararı ve Suriye Endişeleri - 10 Şubat 2012 Cuma 12:08
Obama’nın Yeni Savunma Stratejisi ve Çin - 13 Ocak 2012 Cuma 10:42
Çin-Kaddafi Silah Ticaretinin Diplomasi Yansımaları - 13 Eylül 2011 Salı 14:04
Doğu Türkistan’da Şiddet Olayları: Sorunlar ve Çözümler - 05 Ağustos 2011 Cuma 11:54
Çin’in Sudan Politikası: Yükselen Gücün Yeni Diplomasisi - 22 Temmuz 2011 Cuma 14:43
Çin’in Yeni Libya Politikası: İçişlerine Karışma? - 30 Haziran 2011 Perşembe 20:15
Afganistan’ın ŞİÖ Üyeliği ve Çin - 27 Mayıs 2011 Cuma 12:59
Usame Bin Ladin Sonrası ve Çin - 05 Mayıs 2011 Perşembe 18:47
Çin’in Askeri Harcamaları ve Doğan Endişeler - 31 Mart 2011 Perşembe 17:00
Libya Saldırısı ve Çin'in Tutumu - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:56
Mısır Olayları ve Çin’in Tutumu - 08 Şubat 2011 Salı 14:55
ABD-Çin İlişkileri: Jon Huntsman’ın Başkanlık Adaylığı Üzerine - 04 Şubat 2011 Cuma 16:08
Çin-ABD Zirvesi ve Kuzey Kore Sorunu - 31 Ocak 2011 Pazartesi 13:35
Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun ABD Ziyareti - 18 Ocak 2011 Salı 13:07
Japonya-Rusya Kuril Adaları Sorunu ve Çin - 12 Ocak 2011 Çarşamba 09:41
Türk ve Çin İlişkileri: Düşünce Kuruluşları Arasında İşbirliği - 26 Ekim 2010 Salı 11:23
Çin’in Orta Asya Güvenlik İşbirliği Politikası: Barış Misyonu-2010 Tatbikatı - 30 Eylül 2010 Perşembe 09:37
Türkiye-Çin İlişkileri: Çin’in Gözünde Türkiye - 13 Eylül 2010 Pazartesi 11:20
Dünyanın İkinci Büyük Ekonomi Gücü Olan Çin Neden Sevinemedi? - 24 Ağustos 2010 Salı 11:24
Kırgızistan Olayları ve Tarihsel Düşünceler - 16 Haziran 2010 Çarşamba 18:14
AİGK ve Çin’in Katılımı - 07 Haziran 2010 Pazartesi 18:16
Kore Yarımadası Gerginliği: Üçlü Zirve ve Çin - 03 Haziran 2010 Perşembe 17:25
Kore Yarımadası’nda Gerginlik ve Çin’in Tutumu - 29 Mayıs 2010 Cumartesi 13:00
İran Nükleer Sorunu: Türkiye ve Çin - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 20:47
Japonya-Çin Gerginliği: Yükselen Çin’e Karşı Arayışlar - 28 Nisan 2010 Çarşamba 17:16
Çin’in Nükleer Sorun Üzerindeki Tutumu - 10 Nisan 2010 Cumartesi 18:58
Kırgızistan’da Yeni Sivil Darbe - 08 Nisan 2010 Perşembe 12:07
Güney Asya Açılımı: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ziyareti - 17 Şubat 2010 Çarşamba 16:44
Türkiye-Çin İlişkileri: Tanımak ve Anlamak - 06 Şubat 2010 Cumartesi 11:36
Çin-Tibet Görüşmeleri ve Yaşanması Muhtemel Çıkmazlar - 01 Şubat 2010 Pazartesi 09:27
Hindistan-Japonya Güvenlik İşbirliği ve Çin: Hindistan’ın Güvenlik Tehdit Algılaması - 18 Ocak 2010 Pazartesi 20:40
ABD - Çin İlişkileri Analizi: Çin Rakip mi Ortak mı? - 18 Ocak 2010 Pazartesi 20:37
Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun Orta Asya’ya ‘Enerji’ Ziyareti - 18 Ocak 2010 Pazartesi 20:30
Urumçi Olayları Sonrası Türkiye-Çin İlişkileri - 18 Ocak 2010 Pazartesi 20:19
ABD - Çin İlişkileri Analizi: Çin Rakip mi Ortak mı? - 12 Ocak 2010 Salı 14:44


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya