Türkiye Mısır ilişkileri çok eskilere gider ve derindir. 20. yy’da Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı şekilde Türkiye daha çok batı yanlısı ve tek yanlı politikalara yönelmiştir. Bu yüzden Türkiye ile Arap Dünyası arasında ve özellikle de Türkiye ile Mısır arasında bir kopukluk olmuştur. 2000'li yıllarda ise Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yönetime gelmesiyle Türkiye bölgede daha bağımsız ve dengeli dış politika izlerken Mübarek rejimi içerde zayıfladığı ölçüde Batı ve İsrail'e yaklaşmıştır. Bu dönem Türkiye’nin ekonomik ve siyasi olarak da güçlendiği bir dönemdi. Türkiye, Filistin, Irak ve Lübnan sorunlarına sahip çıkarken Mübarek rejimi sorunlara duyarsız kaldığı gibi Gazze sınırına da çelik duvar örmeye çalışmıştır. Baskı, yolsuzluk ve fakirlik gibi nedenler yanında Mübarek'in Filistin sorunundaki yanlış tutumu da rejimin meşruiyetini kaybetmesine yol açmıştır.
AK Parti Hükümeti Türkiye Mısır ile ilişkileri çok ileriye götürmeye çalışmış, iki ülke arasındaki ilişkiler ciddi oranda gelişmiştir. Ancak Mübarek Yönetimi vizelerin ve gümrüklerin kaldırılmasında Türkiye kadar istekli davranmamıştır. Türkiye’den gelen yatırımlar ve artan ticaret ekonomik işbirliğini geliştirmiştir. Türk şirketlerin bu dönemde Mısır'a yaptığı ciddi yatırımlar 50 bin kişiye iş sağlamıştır. İşsizliğin ciddi bir sorun olduğu ülke için yatırımların önemi büyüktür. Aynı dönemde diplomatik ziyaretler arttığı gibi kültürel ilişkiler de gelişmiştir. Örneğin, son bir kaç yılda içinde Mısır'da Yunus Emre Kültür Merkezi ve iki Türk Okulu faaliyete başlamıştır.
Mübarek'in sonunu getiren protestolar esnasında Türkiye demokrasi devrimine destek vererek çıkarlarını değil Mısır halkının haklı taleplerine destek olmuştur. Başbakan Erdoğan'ın biraz da risk alarak zamanlaması mükemmel "Mübarek gitsin" mesajı devrime önemli moral destek olduğu gibi, Batı ülkelerine de örnek olmuştur. Kendisinin demokrasi ile geliştiği gibi Türkiye Mısır'ın da kalkınacağını ve güçleneceğin düşünmektedir. Mısır’ın gelişmesini ve güçlenmesini desteklemektedir.
Mübarek döneminden farklı olarak yeni dönemde Türkiye ile Mısır gizli rekabetten ortaklığa doğru yürüyecektir ve yürümelidir. Devrimden sonra Mısır'ı Cumhurbaşkanlığı düzeyinde ilk ziyaret eden ülke Türkiye olmuştur. Bakan Davutoğlu da sıkça bu ülkeye uğramakta ve demokratik sürece destek vermektedir. İlk ziyaretler daha çok sembolik bir anlam taşıyordu ve önemliydi. Ancak artık sözlü destekten daha fazlası gerekmektedir. Başbakan Erdoğan’ın Mısır ziyareti bu açıdan çok önemlidir.
Geçen yıl Türkiye'nin imajını araştırdığım Mısır'da özellikle ekonomik ve demokratik gelişmelerin çok ilgi çektiğini tespit etmiştim. Müslüman bir ülkenin hem demokrasiyi işletebileceği hem de kalkınabileceğini göstermesi çok önemsenmektedir. Devrim sonrasında Haziran-Temmuz aylarında yeniden bulunduğum Mısır'da Türkiye'ye ilginin daha da arttığını gördüm. Özellikle halk, ilk kez kendi kaderine belirlemeye başladığı için hemen her alanda ve her kesimde Türkiye modeline ve farklı alanlardaki tecrübesine ilgi gösterilmektedir.
Özellike devrimi yapan Tahrir gençleri sağcısıyla ve solcusuyla Türkiye'yi model almaktadırlar. Bu gençlerden bir grubun 12 Haziran seçimlerini görmeleri için Türkiye'deki seçim deneyimi yakından görme fırsatı bulmuştur. Bu ilginin karşılığının somut adımlarla doldurulması gerekir. Mısır içindeki kesimlere mümkün olduğunca tarafsız davranarak Türkiye her kesimden gelen haklı taleplere destek verebilir. Mısır’ın ihtiyacı olan paradan daha çok işleyen ve sorun çözen demokratik bir yapının kurulmasıdır.
Türkiye'nin Mısır'a desteği daha çok tecrübe paylaşımı ve teknik destek biçiminde olabilir. Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA)'nın Mısır'a şube açması yararlı olacaktır. TİKA, hem yaygın olan yoksullukla mücadele uygulamalarıyla Mısır'a yardımcı olabilir hem de teknik destek biçiminde katkıda bulunabilir. Özellikle AK Parti Hükümeti'nin belediyecilik, sağlık, ulaştırma, konut edindirme, eğitim ve siyasal faaliyetler (anayasa, siyasi partiler ve örgütlenme) konusunda Türkiye'nin tecrübeleri paylaşılmalıdır. Nasıl ki demokrasi Türkiye'nin kalkınmasına ciddi katkıda bulunmuşsa yeni demokrasisi de Mısır'ın kalkınmasına ve bölgenin istikrarına yardımcı olacaktır.
Gelecekte Türkiye ile Mısır arasında işbirliği, ticaret ve yatırımlar artacaktır. Ancak belirsizlik ve istikrarsızlık dolayısıyla şu anda ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşanmaktadır. Türkiye Mısır'da demokratik reformların hızlanmasını teşvik ederken dünya piyasalarına Mısır ekonomisine güvenmelerini telkin ederek yatırımların artması teşvik etmelidir. Ekonomisi güçlenen Mısır, yoksulluktan kaynaklanan dış baskı ve manipülasyona daha kapalı hale getirecektir.
Türkiye'deki demokrasi ülkenin yakın komşularıyla daha iyi ilişkiler geliştirmesini sağladığı gibi demokratik bir Mısır ise hem bölge hem de Türkiye ile daha olumlu ilişkiler geliştirecektir. Türkiye Mısır’ı bir rakip olarak değil bir ortak olarak görmektedir, görmelidir. Zaten bölgenin sorunları Mısır veya Türkiye’nin tek başına çözebileceğinden daha büyüktür. Dolayısıyla, Başbakan Erdoğan'ın Mısır'a ziyareti ve Türkiye'nin bu ülkeye şimdilerde vereceği destek çok hayati önem taşımaktadır. Mısır'ın başarısı demokrasinin iyi işlemesine bağlıdır ve bu başarı hem Türkiye'nin hem de bölgenin yararınadır.