Başlarken
Cengiz Aytmatov dünya literatürüne soktuğu ‘mankurt’ kelimesini romanında işlemeden önce, ulu manasçı Sayakbay Ata’ya (Sayakbay Karalaev) yorumlatmış ve bu kelime için ondan onay aldığı, bazı ilmi kaynaklarda geçiyor.
Bakiyev’in devrilmesiyle tekrar hortlayan bazı Kırgız kabilelerinin ayaklanmalarını 60 sene önce Bediüzzaman, ‘Şualar’ adlı kitabında işaret etmesine etmiş ancak ayaklanmaların ne anlama geldiğini hem içerideki hem dışarıdaki siyaset ne kadar kavrayabildikleri tartışılır. Bakiyev rejimine karşı ayaklanmanın sonu Bakiyev’in ülkeyi terk etmesiyle biter mi henüz belli değil. Çünkü sorunun esası ‘büyük güçlerin kavgası’ görünümünde olmasına rağmen, iç dinamiklerin ayaklanmayı ateşlediği gerçeği de unutulmamalıdır.
Kim bu Kırgızlar?
Her Kırgız kendi ailesinin ağaç yapısını (kabilesini) iyi bilir. Ailede gelenek olarak aile ağaç yapısı öğretilir. Sovyet Ekim devrimine kadar Arapça yazılı edebiyat ve pozitif ilim öğretisi yaygın olmadığı için, sancıracı (tarihi anlatan kişi) ve destancıların ağızdan ağıza söylenen sözlü edebiyat kültürleriyle temsili olarak bugünlere gelmiştir. Sancıra ve destan kültüründen kaynaklanan folklorik yapı, Kırgız milletinin karakter yapısını oluşturur. Bu yapıda ‘söylenen söz’ önemlidir. Çünkü Kırgız toplumunda her türlü antlaşmalar ve sözleşmeler geçmişte sözlü olarak yürütülmüştür. Her ağızdan çıkan sözün mana ve muhtevasına önem verilir. Kırgızlarda "geyik yapma" geleneği yoktur. Söz Kırgız geleneğinde mecazi değil doğru, düz ve anlaşılır olmalıdır. Dünyaca ünlü Kırgız destanlarında romantizm kaynaklı ‘gül ve bülbül edebiyatını’ bulmak zordur. Ayrıca ‘aşk edebiyatı da’ cesaret, vatanseverlik ve özgürlükle iç içe sunulmuştur. Uzun-uzun saatlerce hatta günlerce anlatılan Manas destanını Kırgızlar kadar kimse anlamasa gerek. Manas destanında özgürlük, vatanseverlik ve geçmişe saygı işlenir ve insanlar bu yönde müthiş motive edilir. Aslında Kırgızlar’da en az Dede Korkut kadar büyüklükte olan, Manas’ın haricinde onlarca destan daha vardır. Destanların hepsinde muhteva olarak toprağa saygı, vatanı sevmek gibi konular işlenir.
Neden ayaklanıyorlar?
Doksanlarda bağımsızlığa kavuşan Kırgızistan halkı önce Akayev rejiminden medet ummuş ve kendisini aldatılmış hissetmiştir, sonra da Bakiyev rejiminde ‘sözün doğru olmadığını’ farketmiştir. SSCB’nin dağılmasıyla Rusya dahil Çin ile sınırı olan eski SSCB ülkelerinin tamamı Çin’e toprak vermiştir, ancak bu ülkelerin halkları toprak verildiği için protestoya bile çıkmamışlardır. Kırgızistan’da ise Akayev’e karsı yapılan ayaklanmanın balıca sebeplerinden biri, Kırgızistan’ın Çin’e toprak vermesidir. Halk kendisini aldatılmış ve toprağını çaldırmış hissetmiştir.
Geçmişte ne oldu?
1860’lı yıllarda Kuzey Kırgız kabileler S.Petersburg’a gitmiş, Çarı ziyaret ederek, kendi ihtiyarlarıyla Rusya egemenliği altına girmişlerdir. Güneyliler Kokan Hanlığı yönetimine ortak olmuş, hatta Şerali Han’ı kendi içlerinden çıkartmış, tahta oturtmuş ve Rus baskınına karşı yıllarca devam eden savaşı sürdürmüşlerdir. Ruslar ise, savaşı savaşarak değil, Kokon Hanlığı’nın ileri gelenlerini birbirine düşürerek kazanmışlardır. Bu şekilde güney Kırgızistan’a girmek Ruslar için ancak mümkün olmuştur. Kırgızistan’daki bugünkü Güney ve Kuzey ayırımının en büyük sebeplerinden birisi de, Kırgızistan’ın Rusya’ya dahil edilme süreç ve şeklidir.
Ekim devriminden önce Ruslar Kırgızistan’ın Güney kısmına Çüy ve Issık Göl’e yerleşmiş ve tarımcılıkla uğraşıyorlardı. Rus tuzem mekteplerinde Kırgız öğrenciler de okudu ve bu öğrenciler zamanla o zamanki Türkistan özerk cumhuriyeti merkezi olan Taşkent’te yüksek öğrenim gördü. Ekim devriminden sonra bu öğrenciler Kırgızistan’ın ilk önce özerk, daha sonra da bir SSCB Cumhuriyeti statüsünün kazanmasına neden olmuşlardır. 1930’lu yıllardaki Stalin represiyonunda bu kişilerin tamamına yakını öldürülmüştür. Toplu cesetler Bişkek in kuzeyinde perestroyka ile birlikte ancak bulunabilmiş ve cesetlerin bulunduğu yere, "Ata beyit" ismi verilerek tarihi müze ve ziyaretgah haline getirilmiştir. 7 Nisan 2010 ayaklanmasında ölenlerin cesetlerini de "Ata beyit"te toprağa vermişlerdir.
Kabilecilik nasıl kullanıldı?
Turdakun Usubaliev’in KP (Komünist Partisi) birinci sekreterliğine kadar (1961-1985 KP 1. Sekreterliğini yürütmüştür) Kırgızistan’da Güney ve Kuzey ayırımı yapılmamış. KGB’nin bölge ile ilgili politikası sonucu (1970) Kırgızistan’da kuzeyli kabileler yönetime getirilmişti.
Bundan sonra ne olacak?
Bundan sonraki durumlar Kırgızistan için resmin görüntüsünde eskisinden fazla da değişiklik olmayacak. Çünkü tam olarak ulus devlet-ulus millet olamayan Kırgızlar, Rusların etkisini ülkelerinde daha fazla hissedecekler. Buna 7 Nisan 2010’daki ayaklanma öncesi ve sonra Rus devlet adamlarının ve Rus basının yaklaşımı, durum özetliyor. Ruslara göre Kırgızistan a güçlü sert adam gerek, yalnız Kırgız geçici hükümeti ana yasanın değiştirileceği ve parlamenter sisteme geçileceğini ilan etmiş bulunuyor. Geçici hükümet üyeleri yeni anayasada insan haklarını, mal ve can güvenliğini, düşünce ve basın özgürlüklerini garanti altına alınacağını söylüyorlar.
Ruslar baskı yapmaya başladı?
Tabiki, hukuka saygılı bir Kırgızistan’ın hem komşu ülkelerin hem Rusya’nın hoşuna gittiği söylenemez. Bu doğrultuda ideolojik olarak Rus basınında işlenen konular ‘güney ve savaşı’, ‘iç savaş’, ‘ülkeyi Afganlaştırma’, ‘artan milliyetçilik’ oldu. Bu yaklaşımı önce asılsız bir iddiayı ortaya atıp, sonra kamuoyu oluşturarak, bu bağlamda Kırgızistan’daki Rus diplomatlar ve ajanlar konuşturularak yürütülüyor
[i]. Kırgız haber kanalları tamamen Rus bağımlısı hale getirildiği için bu haberler hem Rusya’da hem Kırgızistan’da güçlü etki yapabiliyor.
10 Nisan sonrasında tüm Rus kanallarında Rus uyruklu vatandaşların ırkçı baskılara maruz kaldıkları ve işlerine zorla el konulduğu haberleri bol bol işlendi.14 Nisan’da Rusya, Kırgız Dışişleri Bakanlığına Rus vatandaşlarının can güvenliği kaygıları sebebiyle nota gönderdi. 20 Nisan’da ise Devlet Başkanı Medvedev, şuan için Kırgızistan’da hükümetin olmadığını ve ortalığın karışık olduğunu söyleyip, Kırgızistan da bulunan Rus vatandaşlarının güvenliği için, savunma bakanına talimat verdiğini belirtti. Daha sonra, 22 Nisan’da Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ‘eğer Kırgızistan da sükunet olmazsa, Rus vatandaşlarının güvenliği için müdahalede bulunabileceklerini’ dile getirdi. Kırgızistan Cumhurbaşkanlığı stratejik düşünce kuruluş merkezinin elemanı Elmira Nogoybaeva’nın iddiasına göre bu tür baskıda güdülen sonuçlardan birisi ‘Rus dilinin resmi makamlığı statüsünün devamının korunması’ amaçlanmaktadır. Nitekim 19 Nisan 2010 tarihinde Kırgızistan’da ki Rus derneklerinin bu yönde bildirisi var. Rus dilinin makamının, yeni anayasa halkoyuna sunulduğunda belli olması bekleniyor.
Sonuç
İkinci dünya savaşından sonra Moskova ve Stalingrad a(S.Petersburg) Kırgızistan’dan çok sayıda öğrenci gönderilmiş. Sanat, bilim, siyaset üzerine eğitim görmüş kişiler daha sonra, Kırgızistan’ın aydın kesimini oluşturmuşlardı. Bu gelenek ve düşünce yapısı hep Moskova kaynaklı olmuş, aydınlar bağrından çıktıkları halkın esas güdülerini, kaygılarını ve dertlerini anlamakta ve sosyal problemler üzerinde düşünce üretmede sorun yaşamışlardır. Siyaset, sanat ve ilimle uğraşmayan Kırgızların şehirlerde ikamet etmeye izinleri olmadığı için de, halkla aydın kesimin arası iyice açılmıştı.
21.yüzyıla girerken daha ilk on yılda iki defa ‘halk darbesi’ ile Kırgızistan hükümetin yıkılması tüm dünyada çok ses getirmesine rağmen. Kırgız ‘elitlerinin’ koltuk kavgası Kırgız halkını daha çok yoracağa benziyor. Çünkü bir yanda ülkede Rus ve Özbekler gibi azınlıklar yeni anayasada kendilerine ait hak ve hukuku tartışırken, Kırgız siyasi elitleri ‘kime hangi koltuk’ tartışması ile meşguller. Ayrıca tam olarak uluslaşamamış Kırgız devletinin resmi dili statüsü yine Rus baskısına bağlı kalacak ve uluslaşmadaki ‘dilin’ önemi yine unutturulacak.
Aslında Rusya açısından baktığımız zaman Kırgızistan’ın normale dönme süreci başlamıştır. Çünkü Kırgız etnosu onlara göre dağılma sürecine girmiş bulunmaktadır. Ve bu duruma bir çare olarak Güney Osetya gibi, aslında dili ve dinini kendilerinden başka kimse bilmeyen, Rusça konuşan, geleceği ve geçmişi belli olmayan, Rusyasız gelecek görmeyen bir model biçilme aşamasındadır. Modelin adı ‘Mankurt devlet’tir.
Ek olarak
- Kırgızların geleneksel örf adetlere sımsıkı bağlı yapısı vardır.
- Kabilecilik milliyetleşmenin önünde bir engel değildir. Bir Kırgız kendisini önce bir "Kırgız" olarak tanımlar.
- Kabilecilik 70’li yıllarda KGB’nin Orta Asya siyaseti sonucu siyasi platformda radikal biçimde kullanılmıştır. Oysa Ekim devriminden sonra kabileler folklorik anlamda kullanılırdı.
- "Kendi adamına sahip çıkma" geleneği Kırgızlarda vardır. Akayev kendi köyünde yer bulamadığı için Rusya ya kaçmıştır. Bakiyev’e ise İçkilik boyu sahip çıkmıştır. İçkilik boyu Kırgızistan’ın üçte biridir. Bakiyev İçkilik boyundandı, bu boyun yoğun olduğu Batken ve Celal Abad Akayev zamanında unutulan bölge sayılırdı. Bakiyev döneminde bölgenin altyapısı tekrar ele alınmış, stratejik anlam taşıyan sınıra yakın yollar düzeltilmiş ve Tacikistan a bağlı olan elektrik alt yapısını bağımlılıktan kurtarmış. Ayrıca Oş şehriyle ilgili büyük bir projenin alt yapı hazırlığı bitmişti. Köylerdeki, okullar düzeltmiş, çok sayıda yeni okul inşaası tamamlanmış.
- Bakiyev’in ülkeyi terk etmesi Kırgızistan’daki ayaklanma sonrası "bölünme basıncını" azaltmayacaktır.
Nurlanbek Musaev