ENGLISH
09.02.2012
Ana Sayfa » Orta AsyaGeri Dön «

Afganistan’da Değişen Dengeler ve Hamid Karzai’nin Konumu

23.04.2010 18:09:21

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ABD’nin beklentisi, Karzai’nin kendisine biçilen ‘sözcü’ rolünü aşmaması ve olumsuz bir durumda muhalefet etmemesi yönündeydi. Nitekim 2001-2006 arası dönemde Karzai, bu beklentilerle paralel hareket etmek zorunda kaldı. Karzai’nin Batıya yönelik suçlamalarının bu tarihten sonra artış göstermesi, Karzai’nin ülke içindeki otoritesinin yükselişiyle eş zamanlı bir dönemine rastlamaktadır.

2001 yılında Taliban yönetiminin sona ermesinin ardından, Hamid Karzai, Afganistan İslam Cumhuriyeti’nin en etkili yöneticisi olmuştur. 2001'de imzalanan Bonn Anlaşması ile Geçici Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevlendirilen Karzai, 2002 Haziran ayında toplanan ‘Loya Jirga’ tarafından seçilen geçici hükümetin başkanıydı. Bu hükümet, 2004'e kadar geçen sürede yeni anayasanın hazırlanmasına nezaret etmiş, yeni bir ulusal ordu kurulması ve bu süre sonunda yapılacak seçimler için gereken hazırlıklar için çalışmalar yürütmüştü. 2004 yılının Ekim ayında düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Hamid Karzai, oyların yüzde 55,4'ünü alarak, Cumhurbaşkanı olarak seçilmişti.
 
Karzai, 2001 yılında Geçici Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla göreve başladığında, yakın çevresinde görevlendirilen kilit bakanlıklardan korucularına kadar, tam itimat edemeyeceği bir takım isimlerle çalışmak durumundaydı. Nitekim, Taliban hükümeti yeni devrilmişti ve ülke tam anlamıyla kaos içindeydi. O tarihte, Afganistan içinde etkin olan isimlerinden hemen hemen hiçbirinin merkezi hükümeti desteklemesi beklenmiyordu.
 
2001 yılında Afganistan’da başlatılan Amerikan müdahalesi sonrasında zayıf düşen Taliban’a yönelik operasyonlar bugünkü gibi kapsamlı ve yoğun değildi, dolayısıyla yaşanan sivil kayıplar da bugünküne kıyasla daha düşük seviyedeydi. 2002 yılında NATO kuvvetlerinin Afganistan sorununa müdahil olduklarında sayıları 5 bin civarındaydı. Bugün ise mevcut sayı 100 bini aşmıştır. Asker sayısındaki artış doğru orantılı olarak işgale karşı direnişi yani Taliban militanlarının sayısı ve nüfuzunda da yükselişe yol açmıştır. Her ne kadar beklenen durum, Taliban’ın yükselişiyle Afganistan’da sivil otoritenin güç kaybetmesi ve kaybedeceği konumunu Batı desteği üzerinden kapatmak için çabalaması olmasına rağmen; Karzai’nin otoritesi güç kazandı ve ülke yönetiminde daha etkin bir konuma yükseldi. Karzai’nin yükselişi; terörle mücadele adına baskıların, sivil kayıpların, hapishane şartları ve tutukluların durumunun, basına açık ve ses getiren toplantılarda yüksek tondan eleştirilmesini de beraberinde getirdi. Daha fazla yetki ve sorumluluğun Afganlılara devredilmesi tartışmalarıyla beraber, Karzai’nin, ABD’nin gerçekleştirdiği/gerçekleştireceği operasyonlarından haberdar olmak istemesi, ABD’nin yöntemlerini sorgulaması ve sonuçlarını eleştirmesine yol açtı. Yapılan yanlışlıklar neticesinde Taliban’ın yükselişi ve bu yükselişin merkezi hükümetin güvenliğini de tehdit edici boyutlara geldi.
 
ABD’nin beklentisi, Karzai’nin kendisine biçilen ‘sözcü’ rolünü aşmaması ve olumsuz bir durumda muhalefet etmemesi yönündeydi. Nitekim 2001-2006 arası dönemde Karzai, bu beklentilerle paralel hareket etmek zorunda kaldı. Karzai’nin Batıya yönelik suçlamalarının bu tarihten sonra artış göstermesi, Karzai’nin ülke içindeki otoritesinin yükselişiyle eş zamanlı bir dönemine rastlamaktadır.
 
ABD’nin askeri operasyonlarının kesin neticelerle sonuçlanamaması, asker kayıplarının artması ve Afganistan operasyonunun ABD ekonomisine getirdiği külfet, ABD iç kamuoyunda da, Afganistan’daki operasyonun meşruiyetin ve fayda-maliyet dengesinin de sorgulanmasına yol açmıştır.
 
Karzai ile görüşleri uyuşamayan ABD, Afganistan yönetimde alternatif arayışına girdi. Halbuki, 2004 yılında ‘Batı’nın müttefiki’ olarak uluslararası kamuoyuna tanıtılan Karzai; Yunus Kanuni, Abdurreşid Dostum, Muhammed Mahkık gibi güçlü rakipler arasından seçilmişti ve herhangi bir hile suçlamasıyla karşılaşmamıştı. 2009’daki ikinci devlet başkanlığı seçimlerinde ise, 2004’teki rakiplerinin desteğini kendi lehine çeviren Karzai, bu kez hile suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Seçimlerin ikinci tura kalması, Batı’ının Karzai’ye verdiği ciddi uyarılardan biriydi ve Karzai muhalif tavrını sürdürürse, kendisine alternatif bulabileceklerini ispatlamaya çalıştılar. Bu hedef doğrultusunda, Abdullah Abdullah ikinci turda Karzai’ye karşı koz olarak kullanılmaya çalışıldı. Ancak Abdullah’ın Karzai’den farkının, Afganistan’ın bütün etnik yapılarını kucaklayan bir lider gücüne sahip olmadığı Batılılar tarafında da fark edildi ve Karzai yine alternatifsiz olarak cumhurbaşkanı oldu.
 
Seçimler sırasında yaşanan gelişmelerden tek ders çıkaran Batılılar değildi. Karzai de Batıların hatalarına sessiz kaldığında, dünyanın ‘en demokratik ve modern cumhurbaşkanı’ olduğunu, aksi takdirde yolsuzluğa, rüşvete ve hilekarlığa bürünmüş başarısız bir cumhurbaşkanı olarak uluslararası kamuoyuna sunulacağını görmüş oldu.
 
Batılıların Karzai’ye alternatif arayışlarının aynısını Karzai de Batılılar aleyhine düşünmüştür. Karzai, bir yandan Afganistan’ın iç faktörlerini hesaba katarak bağlantılarını kuvvetlendirdi ve bunu dış destek temaslarıyla da pekiştirdi. Bugün Karzai’nin kazandığı otoritesinin sınırlarına bakıldığında; Hizb-i İslam lideri Hikmetyar’a bağlı heyetlerle yapılan görüşmelerin olumlu geçtiği, Afganistan’da etkili olan etnik ve mezhepsel liderlerinden olan Tacik asıllı Muhammed Kasım Fahim’in, Karzai’nin başyardımcısı ve Hazara asıllı Muhammed Kerim Halili’nin ikinci yardımcı olarak seçilmesi, seçimlerde Karzai’yi açık biçimde destekleyen Özbek asıllı Abdulraşid Dostum, Peştun asıllı Abdurrab Resul Sayaf, Tacik asıllı Muhammed İsmail Han gibi Afganistan’ın en önde gelen liderlerinin desteğinin alındığı bir dönemden bahsetmek mümkündür. Diğer yandan Afganistan’ın komşuları (Çin ve İran) başta olmak üzere, bölgesel destek arayışlarına girişen Karzai, önemli kazanımlar da elde etmiştir.
 
Karzai’nin söz konusu girişimlerinin ardından, kendisinin ve ailesinin hedef alındığı, Batı merkezli medya kampanyaları, Batılı diplomatlar ve temsilcilerinin sistematik olarak Karzai’yi yıpratma girişimleri ve yoğun propaganda faaliyetlerine maruz kalmıştır. Batının Karzai’den beklediği, baskıların ardından geri adım atmasıydı. Karzai bunun yerine tutumunu sertleştirdi ve Afganistan güvenlik birimleriyle gerçekleştirdiği özel bir toplantıda ‘Baskıların artması görevini bırakıp, Taliban’a katılacağını’ söyleyerek tüm beklentileri boşa çıkardı. Kısacası Karzai, Batıyı bir kez daha ‘hayal kırıklığına’ uğrattı ve dengeleri kendi lehine çevirmeyi başardı.
 
ABD’nin Afganistan’da askeri cephede uğradığı sıkıntıları, siyasi boyuta da taşımak istememesi sonucunda,  9 Nisan’da Obama’nın Hamid Karzai’ye gerilen siyasi ilişkileri gözden geçirme ve düzeltme bağlamında bir mektup göndermiş, Afganistan ve ABD’nin işbirliği içinde çalışmasının önemini vurgulamıştı. Bu mektuptan sonra, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Savunma Bakanı Gates, 11 Nisan’da CBS televizyonu “Face the Nation” programına katılmış, Gates; Karzai’nin uyuşturucu kullandığı suçlamalarını ‘aptalca bir iddia’ olarak değerlendirmiş, Clinton da Karzai’nin akıl sağlığının yerinde olduğu ve fikirleriyle tutarlı bir tablo çizdiğini dile getirmişti. Yine 11 Nisan’da General Petraus ve Richard Halbrooke Kabil’de düzenlenen konferansta Karzai’yle bir araya gelerek Afganistan’ın sorunlarını görüşmüş ve her ikisi de ABD’nin Karzai’yi cumhurbaşkanı olarak desteklediğini ifade etmiştir.
 
Afganistan’a 2001’de müdahale eden ABD, zaman geçtikçe bu ülkede yapmış olduğu yanlışlardan dolayı, Taliban’ın güç kazanması, Kabil ve yakın çevresi dışında otorite ve güven eksikliğinin çekilmesi, yolsuzluk, işsizlik, fakirlik, uyuşturucu üretimi ve rüşvetin yaygınlaşmasına yol açmıştır. Bir dönem yaşanan gerginliğin ardından, Batılarla ve Afgan halkı arasında tutarlı diyalog kurabilecek tek isim olan Karzai ile ilişkilerin düzeltilmesine öncelik vererek, doğru bir adım atmışlardır. Afganistan’dan hezimete uğrayarak ayrılmak istemeyen ABD, yaşanan gerilimden sonra geri adım atmış ve Karzai’nin görev süresinin biteceği 2014 yılını her ne kadar istemeden de olsa beklemek zorunda kalmışdır.
 
Khalilullah RASULİ-SDE Afganistan Uzmanı
Ali ERTAN-SDE Asistanı




ORTA ASYA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya