ENGLISH
23.05.2012
Ana Sayfa » OrtadoğuGeri Dön «

Türkiye, Irak'ın Bütünlüğünü Etkiler mi?

09.11.2009 16:31:35

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye, Kuzey Irak'ın bağlanmasını kabul ederse, Irak'ın bölünmesine yardımcı olmakla kalmayacak aynı zamanda Iraklı Arapları ve özellikle bölgedeki Arap ülkelerini de karşısına alma olasılığını dikkate alınmalıdır.

 

Türkiye, Irak'ın Bütünlüğünü Etkiler mi?
 
Temmuz 2009'da merkezi Brüksel'de bulunan Amerikan düşünce kuruluşu ‘Uluslararası Kriz Grubu', 'Irak ve Kürtler' başlıklı raporunda, Kuzey Irak'ın Türkiye'ye bağlanması ile birlikte Türkiye'nin petrol ve doğal gaza doğrudan erişim imkanı elde edeceğini ve dolaylı yollarla Kerkük'e sahip olacağını" ileri sürmüştü.(Tıkla-1) Sözkonusu rapor, gerek Ankara kulislerinde, gerekse Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ve Kürt halkı arasında büyük yankı uyandırmıştı. Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) Dış İlişkiler Sorumlusu Sefin Dizayi, CNN Türk'e verdiği demeçte, raporun varlığını reddetmeyerek bunu bir "spekülasyon" olarak nitelemişti. (Tıkla-2) Aslında Uluslararası Kriz Grubu'nun raporuna daha önce Türkiye'ye karşı tehditkar söylemleriyle bilinen Kuzey Irak Kürtlerinin fazla tepki göstermemesi "ABD sonrası Irak'ta, Türkiye'nin dönemi mi başlıyor?" sorusunu akıllara getirmişti. Raporun gündeme gelmesinin ardından Türkiye'de de 'Kürt Açılımı' projesinin tartışılmaya başlaması dikkatlerden kaçmadı. AK Parti'nin Kürt Açılımı Projesi Kuzey Irak Kürtleri tarafından desteklenmektedir. Bugüne kadar Türkiye'nin Kürt meselesine hep değinen Kuzey Irak yetkililerinin son zamanlarda Türkiye'de tartışılan Kürt Açılımı konusunda herhangi bir baskıcı söylemde bulunmamaları, Kuzey Irak Kürtleri'nin AK Parti'nin bu projeyi sonuna kadar götüreceği kanaatinde olduklarının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
 
ABD güçlerinin Irak'tan çekilmesinin ardından muhtemel bir Arap-Kürt çatışmasının yaşanması durumunda Kürtlerin, bölgede güvenebileceği tek ülkenin Türkiye olduğu söylenebilir. Ayrıca Kürtler, Kuzey Irak'ın Türkiye'ye bağlanması durumunda denize ve Avrupa'ya açılmayı hedeflemektedirler. Kürtlerin en büyük endişesi ise ABD sonrası Irak'ta Araplar ile Farslar arasında sıkışıp kalmaktır. Bu nedenle Türkiye'yi kendileri için en güvenilir hami olarak görmektedirler. Son dönemlerde Ankara-Erbil hattında yaşanan diplomatik trafiğin Kuzey Irak Kürtlerini bağımsız bir devlet kurma hayalinden en azından bu aşamada uzaklaştırmış olduğu izlenimini vermektedir. Uzun yıllar hep bağımsız bir Kürt devletinden söz eden Kuzey Irak Kürt yönetimi, bugün bağımsızlığın kendileri için bir hayalden öteye gitmeyeceğini anlamakta ve 2011'de ABD güçlerinin çekilmesinden sonrası için çıkış yolları aramaktadır. Kerkük ve petrol sorunu yüzünden Erbil ve Bağdat yönetimi arasında yaşanan krizin halen aşılamamış olması da, Kürtleri kaygılandırmaktadır. Her iki yönetimin (Erbil ve Bağdat) birbirine karşı suçlamalarda bulunması, aralarındaki krizi daha da kızıştırmaktadır. Son günlerde Kürtlerin en büyük korkularından biri bölgede yalnız kalma ve bu yalnızlık yüzünden Araplar tarafından baskıya maruz bırakılma ihtimalidir. Bu nedenle Türkiye'nin Kürtler için önemli bir açılım kapısı olduğu söylenebilir.
 
Sonuç olarak, Türkiye'nin Kuzey Irak hamiliği konusunun Irak'ın bütünlüğünü etkileme olasılığı da ciddi şekilde göz önünde bulundurulmalıdır. ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile beraber Kuzey Irak'ın Türkiye'ye bağlanması konusunun birden gündeme gelmesi Irak için düşünülen "yeni bölünme senaryosu" olarak görülebilir. 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgal ettiği günlerde Kuzey Iraklı üniversite gençlerinin "Kuzey Irak Türkiye'ye mezar olacak" sloganı atarken, son günlerde Türkiye'nin hamiliğine destek çıkması Kürtlerin bölgede Türkiye'siz ayakta kalmalarının zor olduğunu göstermektedir. Kuzey Irak'ın Türkiye'ye bağlanması konusunda Türkiye'nin bu süreci dikkatli bir şekilde okuması gerekmektedir. Çünkü gerek Ortadoğu bölgesi, gerek Türkiye çok hassas bir süreçten geçmektedir. Türkiye, Kuzey Irak'ın bağlanmasını kabul ederse, Irak'ın bölünmesine yardımcı olmakla kalmayacak aynı zamanda Iraklı Arapları ve özellikle bölgedeki Arap ülkelerini de karşısına alma olasılığını dikkate alınmalıdır.
 
(Ali SEMİN, Ortadoğu- Afrika Masası,Kıdemli Asistan, 05.102009)
 



ORTADOĞU KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya