Türkiye, Irak'ın Bütünlüğünü Etkiler mi?
Temmuz 2009'da merkezi Brüksel'de bulunan Amerikan düşünce kuruluşu ‘Uluslararası Kriz Grubu', 'Irak ve Kürtler' başlıklı raporunda, Kuzey Irak'ın Türkiye'ye bağlanması ile birlikte Türkiye'nin petrol ve doğal gaza doğrudan erişim imkanı elde edeceğini ve dolaylı yollarla Kerkük'e sahip olacağını" ileri sürmüştü.(Tıkla-1) Sözkonusu rapor, gerek Ankara kulislerinde, gerekse Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ve Kürt halkı arasında büyük yankı uyandırmıştı. Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) Dış İlişkiler Sorumlusu Sefin Dizayi, CNN Türk'e verdiği demeçte, raporun varlığını reddetmeyerek bunu bir "spekülasyon" olarak nitelemişti. (Tıkla-2) Aslında Uluslararası Kriz Grubu'nun raporuna daha önce Türkiye'ye karşı tehditkar söylemleriyle bilinen Kuzey Irak Kürtlerinin fazla tepki göstermemesi "ABD sonrası Irak'ta, Türkiye'nin dönemi mi başlıyor?" sorusunu akıllara getirmişti. Raporun gündeme gelmesinin ardından Türkiye'de de 'Kürt Açılımı' projesinin tartışılmaya başlaması dikkatlerden kaçmadı. AK Parti'nin Kürt Açılımı Projesi Kuzey Irak Kürtleri tarafından desteklenmektedir. Bugüne kadar Türkiye'nin Kürt meselesine hep değinen Kuzey Irak yetkililerinin son zamanlarda Türkiye'de tartışılan Kürt Açılımı konusunda herhangi bir baskıcı söylemde bulunmamaları, Kuzey Irak Kürtleri'nin AK Parti'nin bu projeyi sonuna kadar götüreceği kanaatinde olduklarının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
ABD güçlerinin Irak'tan çekilmesinin ardından muhtemel bir Arap-Kürt çatışmasının yaşanması durumunda Kürtlerin, bölgede güvenebileceği tek ülkenin Türkiye olduğu söylenebilir. Ayrıca Kürtler, Kuzey Irak'ın Türkiye'ye bağlanması durumunda denize ve Avrupa'ya açılmayı hedeflemektedirler. Kürtlerin en büyük endişesi ise ABD sonrası Irak'ta Araplar ile Farslar arasında sıkışıp kalmaktır. Bu nedenle Türkiye'yi kendileri için en güvenilir hami olarak görmektedirler. Son dönemlerde Ankara-Erbil hattında yaşanan diplomatik trafiğin Kuzey Irak Kürtlerini bağımsız bir devlet kurma hayalinden en azından bu aşamada uzaklaştırmış olduğu izlenimini vermektedir. Uzun yıllar hep bağımsız bir Kürt devletinden söz eden Kuzey Irak Kürt yönetimi, bugün bağımsızlığın kendileri için bir hayalden öteye gitmeyeceğini anlamakta ve 2011'de ABD güçlerinin çekilmesinden sonrası için çıkış yolları aramaktadır. Kerkük ve petrol sorunu yüzünden Erbil ve Bağdat yönetimi arasında yaşanan krizin halen aşılamamış olması da, Kürtleri kaygılandırmaktadır. Her iki yönetimin (Erbil ve Bağdat) birbirine karşı suçlamalarda bulunması, aralarındaki krizi daha da kızıştırmaktadır. Son günlerde Kürtlerin en büyük korkularından biri bölgede yalnız kalma ve bu yalnızlık yüzünden Araplar tarafından baskıya maruz bırakılma ihtimalidir. Bu nedenle Türkiye'nin Kürtler için önemli bir açılım kapısı olduğu söylenebilir.
Sonuç olarak, Türkiye'nin Kuzey Irak hamiliği konusunun Irak'ın bütünlüğünü etkileme olasılığı da ciddi şekilde göz önünde bulundurulmalıdır. ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile beraber Kuzey Irak'ın Türkiye'ye bağlanması konusunun birden gündeme gelmesi Irak için düşünülen "yeni bölünme senaryosu" olarak görülebilir. 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgal ettiği günlerde Kuzey Iraklı üniversite gençlerinin "Kuzey Irak Türkiye'ye mezar olacak" sloganı atarken, son günlerde Türkiye'nin hamiliğine destek çıkması Kürtlerin bölgede Türkiye'siz ayakta kalmalarının zor olduğunu göstermektedir. Kuzey Irak'ın Türkiye'ye bağlanması konusunda Türkiye'nin bu süreci dikkatli bir şekilde okuması gerekmektedir. Çünkü gerek Ortadoğu bölgesi, gerek Türkiye çok hassas bir süreçten geçmektedir. Türkiye, Kuzey Irak'ın bağlanmasını kabul ederse, Irak'ın bölünmesine yardımcı olmakla kalmayacak aynı zamanda Iraklı Arapları ve özellikle bölgedeki Arap ülkelerini de karşısına alma olasılığını dikkate alınmalıdır.
(Ali SEMİN, Ortadoğu- Afrika Masası,Kıdemli Asistan, 05.102009)