ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » Asya - PasifikGeri Dön «

Taliban’ın Afganistan İçin Barış Teklifi

21.04.2010 14:13:06

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

28 Ocak 2010’da Londra Konferansı’nda konuşan Karzaî, ülkesinde barışın nasıl temin edileceği konusunu ele almak için Büyük Meclis "Loya Jirga"nın toplanması çağrısında bulunacağını açıkladı. Toplantıya Taliban da davet edildi. Karzai, Afganistan'da istikrarın ilgili ülkelere de bağlı olduğunu ifade ederek, Pakistan ile Suudi Arabistan'dan, ülkesinde barışın tesis edilmesinde önemli bir rol üstlenmesini istedi.

 

Karzaî'nin uzlaşma planı, silah bırakacak ve siyasi yapıya entegre olmayı kabul edecek olan Taliban mensuplarına güvenlik, istihdam vaat ediyor ve böylece Taliban tehdidini en az seviyeye indirmeyi öngörüyor. Uluslararası toplum, bu planın uygulanabilmesi için 140 milyon dolarlık bir fon oluşturulmasına da karar verdi.

Taliban’ın barış sürecine müdahil olması için Londra Konferansı’ndan bir gün önce, BM Güvenlik Konseyi Taliban’ın beş yetkili üyesini (Vekil Ahmed Mutevekil, Fazıl Muhammed, Şemsusefa, Muhammed Musa ve Abdulhakim) kara listeden çıkarıldığını açıkladı. Tüm bu açıklamalar ışığında, Afganistan Hükümeti, ABD ve müttefikleri ile birlikte bir taraftan uzlaşma ve barıştan bahsederken diğer taraftan da şiddetli ve geniş çaplı bir operasyon gerçekleşmeyi planlıyorlardı. Yaptıkları bu plana göre Taliban’ın iki seçeneği var: “Savaşmak ya da teslim olmak”. Taliban ise Londra Konferansı’ndan bir gün önce yaptığı değerlendirmede, bu konferansı faydasız olarak nitelendirdi.
 
Taliban, Afganistan sorununa çözüm olarak tüm Taliban üyelerini ABD kontrolündeki hapishanelerinden serbest bırakılmasını, ABD’ye ait olan Guantanamo, Afganistan ve Pakistan’da bulunan hapishanelerin kapatılmasını ve yabancı askerlerin Afganistan’dan çıkmasını istemekteydi.
 
Helmand operasyonu sırasında Pakistan’da bulunan Taliban’ın ikinci lideri Molla Birader ve ardından Molla Kebir yakalandı. Afganistan’daki bazı siyasi partiler, Molla Birader ve Molla Abdulkebir’in yakalanmasını olumlu değerlendirerek, yakın gelecekte Molla Ömer’in yakalanmasına yol açacağı yorumunu yapmaktadırlar. Sözü geçen görüşün tam tersi de Kandahar milletvekili Halid Peştun’dan gelmiştir. Peştun’a göre, “Molla Birader, Taliban arasında önemli bir isimdir ve bu hareketin ılımlı komutanlarındandır. Bununla birlikte O, Hamid Karzaî ile görüşen ilk Taliban komutanıdır. Afganistan için hayati öneme haiz Taliban’la uzlaşı projesinden kısa bir sonra Molla Birader’in bir operasyonla yakalanması, söz konusu barış sürecine zarar verecektir” açıklamasını yapmıştır.
 
Molla Birader ve Molla Kebir’in yakalandığı ve Helmand operasyonundan kısa bir süre sonra 21 Mart’ta Afganistan eski mücahit gruplarından Hizb-i İslami lideri olan Gülbeddin Hikmetyar’ın heyeti Kabil’e geldi. Hizb-i İslami’nin sözcüsü Harun Zergun’a göre, Hikmetyar’ın başyardımcısı Kutbeddin Hilal’in başkanlığındaki, ABD ve Avrupa’dan Kabil’e gelen heyet, barış için 15 maddelik bir ön şartla katılacaklarını belirttiler. Bu şartlar arasında en çok öne çıkanlar, NATO güçleri verdiği tarihten itibaren altı ay içinde Afganistan’dan çıkmaları, tarafsız bir grubun geçici hükümeti kurması, şeffaf ve adil bir seçim sonucunda cumhurbaşkanı ve parlamento üyelerinin seçilerek, ulusal uzlaşı sağlamış İslamî nitelikli bir hükümetin teşkil edilmesidir. Zergun, 15 maddelik şartın değiştirilebilmesinin ucunu da açık bıraktı. Hikmetyar’ın heyeti Kabil görüşmelerinin olumlu geçtiğini açıkladılar. Bu görüşmelerden önce Hikmetyar’ın barış sürecine katılması için her şeyden önce NATO’nun çıkması ön şart olarak belirtmesi, ancak son görüşmede daha yumuşak ve uzlaşmacı olması da dikkat çekicidir.
 
Bahsi geçen konulardan sonra, 18 Nisan’da Taliban grubun iki etkili lideri, Sunday Times’la yaptığı görüşmede, Molla Ömer’in artık Afganistan’da hakim olmayı niyetinde olmadığını, verdikleri mücadelenin üç amacı olduğunu açıkladılar. Birincisi yabancı güçlerin ülkeden çıkartılması, ikincisi şeriatı hakim kılma, üçüncüsü ise güvenliği sağlamaktır. Sözü geçen liderlerden Molla Abdürreşid’e göre, Molla Ömer Taliban’ın lideri olarak bundan sonra Afganistan’daki siyaset ve devlet yapısında yer almak istememektedir. Afgan mücahitleri yabancıları ülkeden çıkartma ve anayasayı değiştirmek için mücadele vermektedir.
 
Abdürreşid, 1996-2001 arasında Afganistan’da gücü elinde tutan Taliban yönetimini değerlendirirken, bu harekete fazlaca siyaset karıştırıldığını açıkladı. Taliban Afganistan’ın yönetimini elinde tutarken, ülkeye hakim olmalarına rağmen, bazı alanlarda eksiklik hissettiklerini dile getirmişti. O dönem Taliban hükümetinde yeterli uzman ve bürokratın yer almaması, bunun en bariz örneğidir. Abdürreşid’in şimdiki bütün çabalarının yabancıları çıkartmak, ondan sonra devleti siyasetçilere bırakıp, medreselere dönmek olarak tanımladığı üç hedefi, Afganistan ve ABD’de pek çok tartışmaya neden olmuştur.
ABD’lilere göre, eğer Taliban Afganistan hükümetini ele geçirmekten vazgeçmişse, gelinen nokta barış süreci için büyük ve önemli bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. Taliban’ın Batı ile görüşmek için ön şart koşmamaları ve sadece onlarla samimi bir ortamda görüşmeyi kabul etmelerinin de tesadüf olmadığı açıktır.
 
Taliban, bütün yabancıların Afganistan’dan çıkmasını hedeflemektedir. Ancak ABD ile görüşmek için sadece Taliban temsilcilerinin güvenliğinin sağlanması ve NATO tarafından ateşkes yapılması yeterli olmaktadır. Yakın gelecekte Kandahar’da yapılması planlanan operasyonla ilgili soruya cevap veren Abdürreşid, mücahitlerin şehir içinde, hükümette ve güvenlik birliklerinde de yer aldığını belirtmektedir.
 
Bilindiği gibi ABD’nin Afganistan’da yeterince sorunu vardır. Kandahar’da operasyon ancak ABD aleyhinde gelişmelerin yaşanmasına sebep olur. Çünkü Afganlar yabancılara inanmamakta ve güvenmemektedirler. Abdürreşid’e göre, Taliban’ın bir kısmı savaş masraflarını NATO’dan aldığı rüşvetten karşılamaktadır. Bu kişiler, para karşılığında NATO konvoyları ve uyuşturucu ticaretinin güzergah yollarının güvenliğini sağlamaktaydı. Şu an Molla Ömer’in emriyle bu tür faaliyetler durdurulmuştur. Taliban’ın faaliyetleri dünya için herhangi bir tehdit oluşturmamaktadır. Özetle, ABD’nin askeri istihbarat kaynaklarına göre, Taliban’ın son açıklaması barış yolunda atılan müspet bir adım olup, barış sürecine katılmayı istedikleri anlamına gelmektedir.
  
Gelinen noktaya bakıldığında, Taliban’ın açıklaması karşısında farklı bir siyaset izlenmediği takdirde, küresel ve bölgesel güçlerin Afganistan konusunda kendi aralarında bir antlaşmaya varmış olabileceği düşünülebilir. Yakın bir zamanda Afganistan’dan ayrılması beklenen ABD askerlerinin de, farklı bir hedefe yönelmesi beklenmektedir.
  
(Khalilullah Rasuli-SDE Uzmanı)



ASYA - PASİFİK KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya