Merkezi Asya’da yer alan Kırgızistan, günümüzde yeni olaylara sahne olmakta. Bu sefer Rusya’nın desteklediği bu yeni devrim ya da darbe maalesef zaten ekonomisi zor durumda olan Kırgızistan’ı iyice sarsmaktadır. Daha önceki Turuncu veya Lale devrim gerçekleşeli beş sene geçmeden şimdi de mavi bayraklarla yeni bir ‘devrim’ gerçekleşmektedir.
Eski Cumhurbaşkanı Akayev’in, 2005 Turuncu devrimde çekilmek zorunda kalması durumu ile şu andaki vaziyet arasında bu sefer fark var. Akayev’e karşı bütün Kırgız halkı isyan etmişti. Kan dökülmesini istemeyen Askar Akayev kaçmayı tercih etmişti. Oysa durumu meçhul Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev koltuğundan çekilmeyi düşünmemektedir. Çünkü Bakiyev’i destekleyen ve arka çıkan Güney Kırgız halkı mevcut. Bütün bu olup bitenleri daha iyi anlamak için öncelikle Kırgızların sosyal yapısına göz atmakta fayda var.
Asırlardır göçebe hayatını sürdüren Kırgızlar, iç ve dış düşmanlarla savaşırken, 70 yıl süren Sovyet İmparatorluğuna bağlı yaşarken bile kaybolup gitmemiş ve birlikteliğini koruyabilmiştir. Özellikle Rusya’nın sömürgesi döneminde Kırgızlar geçmişini unutmamak için kabile düzenine bağlı kalmışlardır. 1990’da bağımsızlığını kazanmış Kırgızistan’da günümüze kadar devam eden kabilecilik halen gücünü ve varlığını korumaktadır. Her Kırgız kendisini hangi boya ait olduğunu bilir, korur ve önem verir. Böylece kabilecilik düzeni Kırgız ulusundan bir adım önde yürümektedir. Milletvekili seçimlerinde bile adaylara oy verirken adayın hangi boya ait olması önemlidir. Kendi boyundan olması oy vermek için yeterli olabiliyor. Kırgızların bir millet olarak gelişmesini engelleyen ve onları geriye götüren kabilecilik sisteminden kurtulmak yerine politikacılar tam tersi bu özelliği kullanmaktalar. En basit kavga ve tartışmada milletin değil, boyların çıkarı ön plana çıkarılmaktadır.
Yeterince sıkıntıları olan Kırgızistan bir de coğrafi açıdan sıradağlar ile güney ve kuzey olarak ikiye ayrılmış durumda. Yüksek dağ geçidi küçük Kırgız topraklarının birbirine yakın olmasına engellemiştir. Güney topraklarda Özbek asıllı vatandaşların ve dolayısı ile dine daha bağlı Kırgızların çoğunluk oluşturduğu bölge olarak bilinmektedir. Kuzey ise 1917 Rus Bolşevik devriminden beri iktidarda söz sahipliği yapmış bölge sayılmaktadır. 2005 Lale devriminde kuzeyli Askar Akayaev gitmiş ve yerine unutulmuş güneyin temsilcisi Bakiyev gelmişti.
Şimdi de kan dökülmesine, ülkenin ikiye bölünme tehlikesine karşın Bakiyev’in iktidardan kolay kolay vazgeçmemesinin esas nedeni hemşehrilerinin onu koruyup kollamasıdır. Güç ve destek gören Bakiyev (herhalde ABD’nin desteğini unutmamak gerek) işi yokuşa süreceğe benziyor. Eğer, güney ve kuzey ayrımı, “senin Cumhurbaşkanın benim yeni geçici hükümetim” görüşü ortaya çıkarsa Kırgızistan’ın ekonomik, siyasi ve sosyal vaziyeti çıkmaza girer. Bunca işsizlik ve sefaletin kol gezdiği Kırgız toprakları ilerlemek yerine geriye gideceği bellidir. Kaostan faydalanmak isteyen yağmacılar ayrı bir sıkıntı konusudur.
Coğrafi konumundan dolayı önemli bir yeri olan Kırgızistan, kendi politikacılarının çıkarlarından uzağa gidemiyorsa, aralarında kavga ediyorsa, büyük devletlerin arasında çaresizce duruyorsa ve Kırgızlar kalkınmayı başaramıyorsa... O zaman filler tepişir Kırgızlar da ezilir...
(Dr. Tamara Ölçekçi, Türk Dünyası Uzmanı)