Türkiye-Irak İlişkilerinde Yeni Dönem Neler Getirecek?
Temmuz 2008'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bağdat ziyaretinde, Türkiye-Irak arasında "Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi" anlaşmasının temeli atılmıştır. İki ülke yetkilileri arasında uzun bir süredir görüşülen anlaşma, 15 Ekim'de Başbakan Erdoğan ve beraberindeki kalabalık heyetle Bağdat'ı ziyaretinde imzalandı. Anlaşma çerçevesinde, iki ülke arasında enerji, çevre, sağlık, su, sınır kapıları, Kerkük petrol boru hattının yenilenmesi, demiryolu ve kanal bağlantısı, tarım ve ormancılık alanlarında olmak üzere 48 mutabakat zaptı imzalandı. Bu anlaşmaların iki ülke arasında imzalanmasının gerek bölge, gerek Türkiye-Irak ilişkileri açısından önemli bir adımı teşkil ettiği ve iki ülkeye de birçok alanda fayda sağlayacağı konusunda herkesin hemfikir olduğu söylenebilir. Başbakan Erdoğan Bağdat'ta yaptığı bir konuşmada, Kerkük bir etnik unsura teslim edilemez" açıklamasında bulundu. (Tıkla-1) Ardından Irak Başbakanı Nuri El-Maliki'nin ortak basın toplantısında, Irak'ın içişlerine karışılmamasına vurgu yapması dikkat çekmektedir. Maliki'nin bu açıklaması, Türkiye'nin Kerkük konusundaki tutumuna bir nevi gönderme yaptığını hissettirmektedir. Bu nedenle Türkiye ve Irak arasında imzalanan kapsamlı bir anlaşmadan, Irak'la her konuda uzlaşmaya varıldığı anlamını çıkarmak gerçekçi bir yaklaşım olmaz.
Türkiye-Irak ilişkilerine bakıldığında, iki ülke arasında bu kadar önemli adımların atılmasına rağmen, üç temel sorunun halen aşılamadığını görmekteyiz. Bu sorunları şu şekilde sıralayabiliriz: Su sorunu, Irak'ın kuzeyindeki PKK sorunu ve Kerkük'ün statüsü sorunu. Bu sorunların giderilmesi konusunda bazı somut adımlar atılsa da, bunların kökten çözüme kavuşturulduğu söylenemez. Özellikle de PKK ve Kerkük sorununun geleceği konusunda kesin bir çözüme ulaşılamadığı görülmektedir.
Başbakan Erdoğan, Irak'ın kuzeyi ile ilgili yaptığı açıklamada, Ankara'nın Erbil'de konsolosluk açmak istediğini belirtti. Bu kararın Bağdat yönetimi tarafından nasıl karşılanacağı merak edilmektedir. Merkezi Bağdat Hükümeti ile Irak'ın kuzeyindeki yönetim arasında uzun süredir yaşanan krizin, Bağdat-Ankara ilişkilerini sözkonusu mutabakat zaptının imzalanması sonrasında nasıl etkileyeceğini bekleyip görmek gerekmektir.
Sonuç olarak, ortak basın açıklamasında tarafların vurguladıkları hususlara bakıldığında, Maliki'nin konuşmasının değişik yerlerinde, ülkesinin içişlerine karışılmaması koşulunu tekrarladığı dikkat çekmektedir. Başbakan Erdoğan'ın da, PKK terör örgütü sorununa, su sorununa ve Kerkük'ün statüsü sorununa vurgu yapmasına ve iki ülke arasında genişletilen işbirliğine rağmen bu üç önemli mesele hakkında halen kaygıların giderilemediği anlaşılmaktadır.. Ayrıca, her iki ülkenin de başbakanının Suriye-Irak ilişkilerinde yaşanan gerilme değinmemesi dikkat çeken bir başka husustur. Bu nedenle sözkonusu mutabakat zaptının önümüzdeki günlerde Türkiye-Irak ilişkilerine nasıl bir ivme kazandıracağını zaman gösterecektir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan, 16.10.2009)