ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

AB ile ABD’nin SWIFT Pazarlığı

06.04.2010 10:42:28

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bankalar arası para transferi, yani SWIFT bilgilerinin ABD istihbarat servislerine gizlice açıldığının öğrenilmesi, AB ile ABD arasında önemli bir gerginliğe sebep olmuştu. 11 Eylül saldırılarının ardından Başkan Bush’un onanıyla gizli bir program devreye girmiş ve bu kapsamda Al-Kaide bağlantılı para transferlerinin tespit edilebilmesi gerekçesiyle milyonlarca kişisel bilgi, CIA tarafından SWIFT şirketinden alınmaya başlamıştır. Dolayısıyla, 2001 yılından sonra, başka bir ülkeye yapılan para transferlerine ilişkin tüm kişisel bilgiler muhtemelen ABD makamlarının elindedir.

Avrupa Komisyonu geçen hafta, terörle mücadelede istihbarat ve analiz kapasitesini güçlendirilmek amacıyla, AB bünyesinde ‘Terörist Finans Takip Programı’ kurmayı planladığını açıkladı. Bu programla Avrupa Komisyonu, kişilere ait finansal bilgilerin paylaşılması konusunda ABD makamlarıyla son dönemde yaşanan sıkıntıların da aşılacağına inanmaktadır.

Hatırlanacağı üzere, SWIFT bilgilerinin ABD istihbarat servislerine gizlice açıldığının öğrenilmesi, AB ile ABD arasında önemli bir gerginliğe sebep olmuştu. 2006 yılında ABD basını tarafından deşifre edilen gizli anlaşmanın detayları ortaya çıktıkça, AB’nin seçimle oluşan tek organı olan AB Parlamentosu, insan haklarına müdahale olarak gördüğü bu uygulamayı sert bir dille eleştirmekten geri durmamıştır.

Bu anlaşma kapsamında yapılan neydi diye bakacak olursak, 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarının ardından Başkan Bush’un onanıyla gizli bir program devreye girmiş ve bu kapsamda Al-Kaide bağlantılı para transferlerinin tespit edilebilmesi gerekçesiyle milyonlarca kişisel bilgi, CIA tarafından SWIFT şirketinden alınmaya başlamıştır. Dolayısıyla, 2001 yılından sonra, başka bir ülkeye yapılan para transferlerine ilişkin tüm kişisel bilgiler muhtemelen ABD makamlarının elindedir.

Şirketin veri bankasının ABD topraklarında olması, şirketin herhangi bir sınırı ve orantılılığı olmayan gizli bilgi paylaşımına ikna edilmesinde ABD’nin elini güçlendirmiştir.

ABD tarafından neden SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication - Bankalar Arası Küresel Telekomünikasyon Birliği ) şirketinin seçildiği bu şirketin küresel para transferlerinde oynadığı kritik rolle açıklanabilir.
Belçika Merkez Bankası’nın gözetim ve denetimi altında ve Belçika kanunlarına göre çalışan şirket, tüm dünyada para transferi mesajlarının bir ülkeden diğerine iletilmesini sağlayan önemli bir merkezdir. 208 ülkeden 8300’ün üzerinde banka, sermaye piyasası aracı kurumları ve para transferi yapmaya yetkilendirilmiş şirket, SWIFT üzerinden para transferlerini gerçekleştirmektedir. (1)  Elbette bunun için SWIFT’e yıllık belirli bir aidat ödenmektedirler. Türkiye, SWIFT sistemine 1989 yılında katılmıştır. SWIFT bir anlamda, Türkiye’de Merkez Bankası tarafından işletilen Elektronik Fon Transferi (EFT) sisteminin küresel boyuttaki versiyonudur.

Yıllık faaliyet raporlarına göre, SWIFT kanalıyla yapılan para transferleri, geçen yıla göre yüzde 10 artarak günlük 15,3 milyon seviyesine ulaşmıştır. Küresel para transferlerinin yüzde 70’i Avrupa, Orta Doğu ve Afrika kaynaklıdır. (2) SWIFT ve ABD istihbaratının kendi aralarında yürüttüğü mali istihbarat paylaşımından Belçika Merkez Bankasının da bilgisi olduğu daha sonradan anlaşılmıştır. Belçika makamları bunu bildiklerini zımnen kabul ederken kişisel verilerin korunmasının devlet kurumları arasındaki bilgi paylaşımını kapsadığını ancak SWIFT şirketinin devlet kurumu değil özel sektör olduğunu belirtmişlerdir. Bu elbette çok da geçerli bir mazeret değildir. Zira, bu alandaki bilgi paylaşımı meselesinin AB ile ABD arasında hukuki zemin bulma tartışmasına dönüşmesi, bunun bu kadar da basit bir şey olmadığını en açık bir şekilde gözler önüne sermektedir.

2009 yılı Temmuz ayında, Swift ağından ABD’ye veri aktarılması konusunda müzakereleri yapma ve neticelendirme görevinin Avrupa Komisyonu’na verilmesi Avrupa’da yoğun eleştirilere ve tartışmalara sebep olmuştur. AB Parlamentosu ve bazı hukukçular, kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliği ve hukuki açıdan Avrupa Komisyonu’nun böylesi bir anlaşmayı müzakere etmeye ve sonuçlandırmaya yetkisinin olmadığını ileri sürmüşlerdir. ABD ile AB Parlamentosu arasında kalan AB Bakanlar Konseyi, anlaşmanın gelecek yıl tekrar müzakere edilmesine karar vererek kendisine göre bir ara formül bulmuştur.

Aslında bu karar, Avrupa Parlamentosu’nun lehine verilmiş bir karardı. Zira, her türlü anlaşma akdinde son sözü söyleme hakkını AB Parlamentosu’na veren Lizbon Antlaşması Aralık 2009 itibariyle yürürlüğe girmiştir.Avrupa Komisyonu ile ABD Hazine Bakanlığı arasında imzalanması planlanan SWIFT bilgi paylaşımı geçici anlaşması Şubat 2010 tarihinde AB Parlamentosu’nda görüşülerek reddedilmiştir. Görüşmelerde bazı parlamenterler, böyle bir anlaşmanın hem Avrupa’nın bağımsızlığına hem de AB vatandaşlarının özel hayatına ciddi bir müdahale olduğunu savunmuşlardır. (3)  AB tarafı, bilgi paylaşımının sınırlı, dengeli, tutarlı, orantılı ve karşılıklı olmasını istemektedir.

Anlaşmanın reddedilmesi üzerine harekete geçen Avrupa Komisyonu, kurmayı planladığı ‘Terörist Finans Takip Programı’ ile bu alanda ABD’nin istediği bilgi transferine kurumsal ve hukuki bir zemin sağlayabileceğini ve bu alanda kendisine daha rahat hareket etme fırsatı vereceği hesap etmektedir. Önümüzdeki günlerde ABD makamlarıyla tekrar müzakerelere başlanacağı ve bu müzakereleri AB Komiserlerinden içişlerinden sorumlu Cecilia Malmström ile Adalet, Temel Haklar ve Vatandaşlık Alanından sorumlu Viviane Reding’in yürüteceği tahmin edilmektedir.

Ancak böylesine hassas bir konuda AB üyesi ülkelerin nasıl bir yol izleyeceği ve Komisyon’un bu fikrine nasıl bakacakları net değildir. Terörist Finans Takip Programının kurulması için AB üyesi ülkelerin ve AB Parlamentosu’nun onayı gerekmektedir. Konuya ABD açısından baktığımızda ise, söz konusu programı devam ettirmek için AB tarafıyla bir uzlaşı bulmak zorunda oldukları görülmektedir. Aksi halde programın son bulma ihtimali ortaya çıkacaktır.
 

(Ömer Ersoy, Araştırmacı)

[1] http://www.swift.com/about_swift/company_information/index.page?lang=en
[2] http://www.swift.com/about_swift/publications/annual_reports/index.page?

[3] http://www.euractiv.com/en/justice/meps-say-no-swift






SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya