ENGLISH
07.02.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

TİB'de Arama

31.03.2010 10:39:02

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yargıtay ve Danıştay'ın telefonlarının dinlenildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Ankara 9'uncu Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararı ile 29.03.2010 tarihinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda (TİB) arama yapıldı. Arama, Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Nuri Yiğit ile konusunda uzman üç bilirkişi tarafından sabah saatlerinde başlayıp akşama kadar devam etti. Oldukça sakin ve olağan bir şekilde geçtiği bildirilen aramada özellikle Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarının telefonlarının daha önce dinlenip dinlenilmediğini tespit etmek için incelemelerde bulunuldu, konu hakkında TİB Başkanı Fethi Şimşek'in de aralarında bulunduğu yetkililerden bilgi alındı.

Bu kapsamda; Yargıtay tarafından verilen numaralardan uygulamalar yaptırıldı ve bu kayıtların sistemde nasıl kaydedildiği bilirkişi heyeti tarafından incelendi. Savcılık heyetinin TİB'deki incelemeleri sırasında, bir Cumhuriyet Savcısının da kontrol ve tutanak için Yargıtay Başkanlığı'nda beklediği ifade edildi. (1)

TİB Başkanı Fethi Şimşek aramaların bitmesinin ardından bir açıklama yaparak; “Sözkonusu iddialarla ilgili olarak gerekli araştırmaları, incelemeleri yaptılar, bu konu ile ilgili yaptıkları incelemelere ilişkin notlarını aldılar ve buradan ayrıldılar. Kendilerine her türlü kolaylık gösterilmiştir, bakmak istedikleri her konu kendilerine açılmıştır” dedi. (2) Hatırlanacağı üzere, TİB’de daha önce de YARSAV eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun, telefonlarının yasadışı olarak dinlendiği yönündeki iddiaları üzerine Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin aldığı karar doğrultusunda Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimi Hayri Keskin ve beraberindeki 3 kişilik bilirkişi heyet tarafından ayrı tarihlerde iki kez arama ve inceleme yapılmıştı. (3)

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), Türkiye’de iletişimin denetlenmesi faaliyetlerinin tek elden yürütülmesini sağlamak ve denetlemek üzere 2005 yılında çıkarılan 5397 sayılı kanunla kurulmuş oldukça yeni ve genç bir kurumdur.  Türkiye’de özellikle 90’lı yıllardan itibaren MİT, Emniyet, Jandarma ve Genelkurmay gibi kurumların yasadışı, keyfi telefon dinlemeleri yaptığı yönünde endişe ve iddiaların olması ve bu kurumlar arasında koordinasyon ve denetimi sağlayacak bir yapının bulunmaması nedeniyle böyle bir kuruma ciddi anlamda ihtiyaç duyulmuştur. (4) Bu kurumdan önceki dönemlerde her güvenlik birimi hâkim kararını alıp ilgili telefon şirketiyle doğrudan iletişim kurarak dinlemeyi kendisi yapıyordu. Bu uygulamada ülke genelinde kimin, kimi, nasıl, ne zaman ve ne kadar süre ile dinleme yaptığı konusunda ortak, tam ve doğru bir bilgiye ulaşmak, bu konularda etkin bir denetleme mekanizması kurmak pek mümkün değildi. Bu yeni düzenleme ile birlikte, ülkedeki iletişimin denetlenmesi tedbirinin dağınıklığını gidermek, yasadışı uygulamaları önlemek ve bu yöndeki faaliyetleri tek elde toplamak amaçlanmıştır.

TİB başta olmak üzere bütün operatörler ve ilgili güvenlik ve istihbarat kuruluşları iletişimin denetlenmesi kapsamında yer alan faaliyetleri mümkün kılacak her türlü teknik alt yapıyı kurmuş durumdadırlar. Mahkeme kararı çerçevesinde bu operatörlerden alınan her türlü bilgi, belge ve kayıtlar TİB aracılığıyla bilgi güvenliği kriterlerine uygun olarak dinleme yapan ilgili kurumlara aktarılmakta ve arşivlenmektedir. TİB aracılığıyla 2006 yılında 29.133, 2007’de 38.646, 2008’de 41.772 ve 2009’da 32.852 dinleme gerçekleştirildi.

TİB’de, kimilerinin “telekulak” yakıştırmaları ile ima ettiği gibi, hâkim kararı olmadan iletişimin denetlenmesinin yapılabileceğine hiç ama hiç ihtimal vermiyorum. Burada her türlü telefon dinlemesi mutlaka hâkim kararıyla yapılmak zorundadır. Bu kurumda telefon görüşmeleri dinlenilmemekte, kayıtlar kendi kullanımları için arşivlenmemekte, sadece kayıtlar yapılıp ilgili güvenlik biriminin hizmetine aktarılmaktadır.

TİB, istisnai olarak, hâkimin verdiği kararı hukuki ve teknik açıdan kanunlara ve teknik altyapıya aykırı gördüğünde devreye girerek bu konuda gerekli itirazları yapabilmektedir. TİB bunu hâkimin vermiş olduğu kararı inceleyerek eksik ya da yanlış olup olmadığını denetleme yetkisine sahip bir makam olarak yapmamaktadır. TİB idari bir organ olarak yukarıda ifade edilen çerçevede ve sadece üst mahkemeye itiraz edebilmektedir. Yapılan itiraz hiçbir şekilde hâkimin vermiş olduğu kararın uygulanmasını durdurmamaktadır. Tedbirin uygulanması ancak, kararına itiraz edilen mahkemenin veya kararı inceleyen üst mahkemenin kararı ile mümkündür. Bu şekilde TİB, hâkim tarafından verilen dinleme kararlarından 2006 yılında 176, 2007’de 564, 2008’de 484 2009 yılında da 185 tanesine itiraz ederek kararların uygulamasını durdurmuştur.
Hâkim kararıyla böyle bir tedbirin uygulanmış olması, az da olsa, ihtimal dâhilindedir. Böyle bir durumun meydana gelmiş olması halinde hukuka aykırılık söz konusu olacaktır.

Kimler hakkında ve hangi şartlar çerçevesinde iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulanabileceği CMK madde 135’de açıkça belirtilmiştir: Sadece şüpheli ve sanık hakkında ve bu kişilerin kullandığı telefon numaralarına ilişkin olarak bu tedbir kullanılabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de aynı görüşte olup, şirketlere ve işyerlerine gelen ve giden telefon haberleşmelerinin dinlenmesini, AİHS’nin 8/1nci maddesindeki “özel hayat ve haberleşme hürriyeti” içinde değerlendirmektedir. Dolayısıyla bu durum, doğrudan doğruya bu hakka müdahaledir ve elde edilen bilgilerin kullanım şekli veya kaydedilen konuşmaların hiç kullanılmadan imha edilmiş olması bile bu hakka müdahaleyi ortadan kaldırmamaktadır. (5)  Diğer taraftan, Yargıtay 9. CD’nin (04.06.2008 tarih ve 2008/874-7160 sayılı kararı) de aslında genel amaçlı iletişimin tespiti uygulamasının Anayasaya ve AİHS’ne aykırı olduğu yönünde kararı mevcuttur.

Yargıtay ve Danıştay santrallerinin bu şekilde hâkim kararıyla dinlenmiş olması halinde konu olağan hukuk kuralları çerçevesinde ele alınmalı, sağduyulu ve sakin bir şekilde bu uygulamanın sonuçlandırılması ve bundan sonra bu tür genel içerikli kararların verilmemesi için Yargıtay tarafından içtihat oluşturulmalıdır. Nitekim bu güne kadar bu tür süreçler hep böyle işlemiştir. Doğal ve hukuki olan da budur.

Yargıtay ve Danıştay gibi, personel sayısı ve dolayısıyla günlük telefon görüşme trafiği çok fazla olan kurumların santrallerinin düzenli olarak dinlenmesi ve görüşmelerin kaydedilmesi pratik olarak mümkün değildir. Bir (1) özel eğitimli personelin günde normal olarak 7 kişiyi dinleyip bunlarla ilgili işlemleri yerine getirebildiği dikkate alındığında 1000 abonelik bir santrali dinlemek için bile yaklaşık 150 personel istihdam etmek gerekir ki bu da akıl almaz bir iştir.
TİB’de yapılan arama ve inceleme bir “BASKIN” değildir. BU şekilde bir yaklaşım kurumları yıpratır, kurumlar arası çatışmayı körükler ve toplumda kutuplaşmaya yol açar. Bu olağan bir hukuki işlemdir. Yargıtay ve Danıştay gibi iki önemli Yüksek Mahkemenin telefonlarının dinlendiği iddiası çok ciddidir. Bunun ortaya çıkarılması için her türlü hukuki ve teknik yol kullanılmalıdır.

TİB, iletişimin denetlenmesi konusunda geliştirilmiş çok uygun ve başarılı bir mekanizmadır. Bu kurumun ve sistemin günlük polemiklerle yıpratılmasının, siyasi ve diğer çekişmeler içerisinde bir taraf gibi göstertilmeye çalışılmasının hiç kimseye yararı olacağı düşünülemez. Her kurumda yasalara aykırı bazı davranışların gerçekleşmesi mümkündür. Önemli olan bu yasadışlılıkların ortadan kaldırılması (veya en aza indirilmesi), yasadışı davranışları gerçekleştirenlerin cezalandırılması, yanlış uygulamaların önüne geçilmesi için yasal ve yüksek mahkemeler nezdinde gerekli adımların atılmasıdır. Bu konulara büyük bir önyargı, saldırı psikolojisi ve ötekiler olarak yaklaşmak, sorunu çözmek yerine büyütecek, her şeyin olağan olduğu durumlarda sanal ancak çok sarsıcı sorunlar meydana getirecektir.

(Doç. Dr. Aytekin Geleri, SDE Uzmanı)

Referanslar

  (1) http://www.aksam.com.tr/2010/03/30/haber/guncel/11183/tib_e_yine_baskin.html
  (2) http://taraf.com.tr/haber/48153.htm
  (3) http://www.habertek.net/article.php?article_id=13005
 (4) TBMM 125. Bileşim,  5397 Sayılı Kanun Genel Kurul Tutanağı, TBMM Tutanak Dergisi, http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem22/yil3/bas/b125m.htm
  (5) Çoksezen, Atakan,  (2006),  “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Ceza Muhakemesi Tedbiri Olarak İletişimin Dinlenmesi” 
 






SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya