Değişiklik yürürlüğe girmeden seçilen Cumhurbaşkanının görev süresi ile ilgili anayasaya geçici madde konulmaması bugün yapılan tartışmaların kaynağıdır. Başka bir ifadeyle, yapılan anayasal revizyonda böyle bir ihtimal için geçici bir madde konulmaması ‘süre tartışmaları’na yol açmıştır. Acaba bundan sonra süreç nasıl işleyecek; Cumhurbaşkanlığı seçimi 2012’de mi, yoksa 2014’te mi yapılacaktır? Konuyla ilgili olarak basına kulak verdiğimizde ‘kazanılmış hak’ , ‘statünün korunması’, ‘statünün değişiklikle devam etmesi’ gibi ilkeler; kararı Yüksek Seçim Kurulu vermeli, yasal düzenleme yapılmalı gibi öneriler duymaktayız. Ayrıca bu süreçte 2000 yılında Fransız Anayasasında yapılan değişiklikle Cumhurbaşkanının görev süresi 7 yıldan 5 yıla indirilmesine rağmen mevcut Cumhurbaşkanı Chirac’ın 7 yıl görev yaptığı örneğini sıklıkla işitmekteyiz.
Öncelikle belirtmek gerekir ki ‘kazanılmış hak’ kavramı daha ziyade özel hukukta geçerli bir ilke olup kamu hukukunda istisnai durumlar haricinde sözkonusu olmaz. Kuşkusuz anayasal gereklilikleri yerine getirmekle bir kişi cumhurbaşkanı olabilir ve anayasa tarafından cumhurbaşkanı için belirlenmiş statüye sahip olur. Ancak bu statü o kişiye verilmiş bir hak değildir. Diğer bir deyişle bir kişi hak kullansın diye o statü oluşturulmaz. Örneğin Medeni Kanun yürürlüğe girmeden önce kazanılmış bir hak, kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı olmamak kaydıyla korunur. Ancak Cumhurbaşkanı, seçildiğinde elinde olan bir yetkinin (örneğin rektör atama yetkisi) anayasa tarafından elinden alınması durumunda böyle bir hak iddiasında bulunamaz. Bu örnek ‘statünün korunması’ ilkesi adına da geçerlidir.
Nitekim yetkiler de statü içerisindedir. O halde bu ilke (statünün korunması) gereğince hangi anayasal revizyonu yaparsanız yapın Cumhurbaşkanının yetkilerini elinden alamazsınız. Aslolan ‘statünün değişiklikle devam etmesi’dir. Böylelikle Cumhurbaşkanı görevi süresinde yürürlüğe giren anayasal statü değişikliklerinden etkilenecek, görevine yeni statüsüyle devam edecektir. Dolayısıyla hali hazırdaki Cumhurbaşkanın her ne kadar seçildiğindeki anayasal görev süresi 7 yıl olsa da 21 Ekim 2007 tarihli halkoylaması ile yürürlüğe giren değişikliğe göre 5 yıl görev yapacaktır. Ancak tekrar belirtmek gerekir ki, sözkonusu anayasa değişikliği ile hali hazırdaki Cumhurbaşkanı’nın 7 yıl görev yapacağı geçici madde ile belirlense(ydi) böyle bir yorum geçerliliğini yitirecek(ti).
Başbakanın konuyla alakalı bir soru üzerine Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) karar vereceği yönündeki cevabı da aslında üzerinde durulması gereken bir meseledir. Bu alternatif bugün çoğu kişi tarafından çözüm önerisi olarak sunulmaktadır. Bu noktada YSK’nın böyle bir konuda karar vermeye yetkili olup olmadığı sorusu akla gelmektedir. Anayasanın 79. maddesinde yer alan YSK, madde okunduğunda anlaşılacağı üzere karar mekanizmalarının aldığı karar üzerine devreye giren ve seçimin yargı organının genel yönetim ve denetimi altında yapılmasını sağlayan bir kurumdur. Anayasanın ifadesiyle
seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulu’nundur. Sözkonusu hükmün başında ifade edildiği gibi YSK’nın görevi seçimlerin başlamasından bitimine kadar olan sürecin hukukiliği ile ilgilidir. Dolayısıyla anayasadan ve YSK ile ilgili diğer mevzuattan
[1] YSK’nın Cumhurbaşkanının görev süresi gibi anayasal bir statü ile ilgili karar vermesi sonucu çıkarılamaz.
Anayasa’nın 102. maddesindeki “Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usûl ve esaslar kanunla düzenlenir” ifadesi de maddenin genelinden anlaşılacağı üzere seçim prosedürü ile ilgilidir. Yani sözkonusu hüküm parlamentoya Cumhurbaşkanı’nın görev süresini belirleyici yasal düzenleme yapma yetkisi vermez. Aksi bir durum anayasal bir statünün yani anayasa değişikliği ile yapılması gereken düzenlemenin kanunla yapılması anlamına gelir.
Fransa örneği incelendiğinde ise bizdeki durumla uyuşan bir örnek olmadığını söylemek mümkündür. En başta Fransa için geçerli olabilecek bir teamülün bizde de geçerli olması gibi bir zorunluluk yoktur. Ayrıca Fransa’daki örnekte ‘öngörülebilirlik’ unsurunun olmaması önemli bir farklılıktır. Çünkü olaya konu olan Cumhurbaşkanı Jacgues Chirac ‘seçildikten sonra’ Cumhurbaşkanının görev süresi düşürülmüştür. Türkiye’de ise durum bu noktada tamamen farklıdır. Çünkü sonuç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de üyesi olduğu TBMM’nin kararından dolayı öngörülebilecek durumdaydı.
Sonuç olarak hâlihazırdaki Cumhurbaşkanının görev süresini uzatmak ancak Anayasa’ya konacak geçici bir hükümle mümkün olabilir. “Hâlihazırda görevde olan Cumhurbaşkanı’nın görevi bu göreve seçildiği tarihten itibaren 7 yıl sonra sona erer” şeklindeki bir geçici madde Anayasa’ya eklenmelidir. Bu, aynı zamanda yukarıda da ifade edildiği üzere Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin kanunla veya meclis kararıyla belirlenemeyeceği anlamına da gelir.
[1] Yüksek Seçim Kurulu'nun görev ve yetkileri; 5545 sayılı Kanunun 123. maddesi ile 298 sayılı Kanunun 14. maddesinde ayrıntılarıyla belirtilmiştir.