Toplantı SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın konuşması ile başladı. Aktay son dönemde gündemi meşgul eden telefon dinlemeleri ile ilgili genel bir giriş konuşması yaptı. Ardından sözü Doç. Dr. Aytekin Geleri’ye bıraktı.
Geleri, toplantıda görüşülecek konuları şu başlıklarla sıraladı;
1- İletişimin denetlenmesinde temel kavramlar
2- Teknik çerçeve
3- Uygulama
4- TİB Nedir?
5- Dinlemelerin hukuki boyutu
6- AİHM’nin konuya bakışı
7- Dinlenmelerin özel hayata etkisi
8- Sorunun çözümü
Akabinde sözü “iletişimin denetlenmesi” ile ilgili konuşmak üzere Basri Aktepe’ye bıraktı. Aktepe, istihbari dinlemeler ile adli dinlemelerin ne anlama geldiği üzerinde durdu. İstihbari dinlemelerin, ortada bir suç olmaksızın, bilgi toplama amacına yönelik olarak bire bir hedefi belli olmayan dinlemeler olduğunu belirtirken, adli dinlemelerin ise işlenmiş suçun çözümü için kişisel bazlı bir dinleme olduğunu belirtti. Ardından bugün kullanılan iletişim sistemlerini özetledi:
1- Sabit telefon
2- Araba telefonu (kapsam dışı kaldı)
3- GSM
4- Uydu üzerinden iletişim
5- İnternet üzerinden iletişim
6- İnternet üzerinden ses taşıma
İletişimin denetlenmesini ise şu alt başlıklarda inceledi:
1- İletişimin tespiti
a- Kimlik tespiti (arayan ve aranan)
b- İletişim sırasında kullanılan makinenin tespiti (arayanın ve arananın)
c- Protokol tespiti (ses taşıma, MMS, SMS…)
d- Numara tespiti (arayan ve aranan)
e- Yer tespiti (arayan ve aranan)
2- İletişimin kaydedilmesi
a- CC (iletişimin içeriğinin kaydedilmesi)
b- IRI (iletişimin hangi dakika, hangi saniyede başladı, ne zaman son bulduğu, ne kadar sürdüğünü belirtir.)
3- İletişimin dinlenmesi
4- Sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi (Herkes için her zaman tutulur. Ancak bu içeriğin alınabilmesi için mahkeme kararı olması gerekir. )
Aktepe aynı zamanda istihbari dinlemelerin mahkemede delil olarak kullanılamayacağını da belirtti. Ergenekon Operasyonu’nun yüzyılın operasyonu olduğunun altını çizen Aktepe, ortam dinlemesi konusunun da üzerinde durdu. Ses ya da görüntü kaydının mahkemeye delil olarak sunulabilmesi için ses ya da görüntü kaydedilmeden önce mahkeme kararı alınması gerektiğinin ve bu karara kişinin ev yaşantısının dahil olamayacağını da ifade etti.
Vedat Çapraz ise adli denetleme ve önleyici denetleme kavramları arasındaki farkın üzerinde durdu. Adli denetlemede; bir savuşturma ya da kavuşturmanın olması gerektiğini, belirlilik esasının geçerli olduğunu, mahkemede delil olarak kullanılabileceğini, önleyici denetlemede ise belirlenebilirlik ilkesinin geçerli olduğunu, bunun ancak ihbar gibi yollarla geçerli olabileceğini, şahsın tam olarak tespitinin olmadığını, hâkim 24 saat içinde karar almazsa mahkemede delil olarak kullanılamayacağını belirtti.
Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Cihangir Çelik ise önleyici dinlemelerin hukuki standartlara oturtulduğunu belirtti. Hukuki mevzuatta bu dinlemenin delil olmadığı üzerinde durdu. Adli dinlemelerde 18 katalog suç bulunduğunun altını çizen Cihangir bunların nelere göre sınıflandırıldığının belli olmadığını, konuyla ilgili yetersizliklerin de sınırlandırmalarla ilgili olduğunu söyledi. Mevzuatın ciddi açmazlarına değinen Çelik, örneğin dinleme sırasında başka bir suç ile karşılaşılırsa bu yeni suçun dosyaya konulamadığını, konulabilmesi için katalog suç olması gerektiğini belirtti. Ayrıca dinlemelerle ilgili süre konusuna da şöyle dikkat çekti: “Dinlemeler 6 aylık bir süre içinde yapılabiliyor. Dinleme sonrasında dinlenen şahsa bildirim yapılmak zorunluluğu vardır. Sözkonusu şahıs aynı suçtan bir defa daha dinlemez.”
Toplantı soru cevap bölümü ile sona erdi.