Bu yazımızda, dünya ülkeleri açısından bakıldığında, nüfus başına düşen mahkûm sayısı en yüksek olan ülke olan ABD’nin, soruşturma ve kovuşturma aşamasında çocuk şüphelilere karşı yaklaşımına kısaca değineceğiz.
Bundan tam 43 yıl önce ABD Yüksek Mahkemesi’nin almış olduğu bir kararla ülkenin çocuk ceza adalet sistemi radikal bir değişime uğramıştır.
1964 yılında Gerald Gault isimli 14 yaşındaki bir çocuk, evinde bulunduğu sırada, başka birisine telefon ederek müstehcen içerikli sözler söylediği iddiasıyla gözaltına alındı. Gerald, mahkemenin kendisi hakkında vereceği karar için duruşma salonuna götürülürken, haklarını savunacak bir avukattan yoksun ve hakkındaki iddiaların neler olduğundan bîhaberdi. Ailesini ise gözaltına alındıktan ancak bir hafta sonra görebilmişti.(1)
O dönemdeki kanunlara göre, bir çocuğun müdafii hakkı, kendini suçlamama hakkı, iddialardan yazılı ve sözlü olarak haberdar olma hakkı, tanıklara soru sorabilme hakkı ve lehine tanıkların dinlenmesini isteme hakkı bulunmamaktaydı. Olayın diğer bir ilginç tarafı bir yetişkinin aynı suçtan dolayı en fazla 60 gün ceza alabileceği gerçeğiydi.
Aslında, çocuğu bu haklardan mahrum bırakırkenki temel düşünce, mahkemenin çocuğu cezalandırmak için değil rehabilite etmek ve topluma tekrar kazandırmak için var olduğu, bu sebeple de çocuğun yetişkinler gibi haklara ihtiyaç duymadığı fikriydi. Fakat uygulama bunun tam tersini göstermiştir.
Hâkim, aleyhinde herhangi bir tanık beyanı ya da başkaca bir delil olmadığı halde, Gerald’a 6 yıl hapis cezası verdi. Cezasının üç yılını bitirdiği sene olan 1967’de, ABD Yüksek Mahkemesi Gerald’ın davasına bakmaya karar verdi. Aynı yıl aldığı kararda, Gerald’ın adil yargılanma hakkının elinden alındığı gerekçesiyle yerel mahkemenin vermiş olduğu mahkûmiyet kararını iptal etti.
Yüksek Mahkeme, çocukların, gözaltına alınabilecekleri bir suç şüphesiyle karşı karşıya kaldıklarında adil yargılanma hakkı çerçevesinde şu haklara sahip olduğuna hükmetti(2):
1- Çocuğun ve ailesinin, çocuk hakkındaki iddiayı tam olarak öğrenme hakkı
2- Avukata danışma hakkı. Bu hakkının var olduğu açıkça kendisine söylenmeli ve avukat tutamayacak durumdaysa mahkeme tarafından avukat görevlendirilmelidir.
3- Şüpheli çocuk tüm tanıkların beyanlarını duyma ve bu beyanlara karşı soru sorma hakkına sahiptir.
4- Sessiz kalma hakkı. Çocuk şüpheli, kendisine sorulan soruları yanıtsız bırakma ve sessiz kalma hakkına sahip olduğu yönünde açık ve net olarak bilgilendirilmelidir.
Bu hakların çocuklar için tanınması ABD çocuk ceza adaletinde bir dönüm noktası olmuştur. Ancak araştırmalar göstermektedir ki, birçok eyalette çocuk şüpheliler hukuki yardım alma hakkından feragat etmektedir. Bu feragat oranları eyaletlere göre, yüzde 80 yüzde 90’lara kadar çıkmaktadır.
(3) Bunun başlıca sebebi, çocukların haklarını bilmemesinden ve kolluğun ve mahkemelerin bu konuya gerekli özeni göstermemesinden kaynaklanmaktadır.
ABD hukuk sisteminde kaç yaşın altındakilerin çocuk sayılacağı konusunda eyalet bazında farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin, 3 eyalette 16 yaşını dolduranlar yetişkin sayılmaktadır. 10 eyalette ise, 17 yaşını dolduranlar yetişkin kabul edilmektedir.
Diğer taraftan, işlendiği iddia edilen suçun vahametine ve şüphelinin sabıka kaydına bağlı olarak hemen hemen tüm eyaletlerde yaş sınırı aranmaksızın istisnasız herkes, yetişkin ceza adalet sistemi içinde muamele görmektedir. Bu durumda, suçlu bulunan çocuk olsa bile, yetişkinin alacağı cezayı almakta ve bu cezayı yetişkin hapishanesinde çekmektedir.
ABD Yüksek Mahkemesi, 2005 yılında 18 yaşından küçüklerin idam cezasına çarptırılmaması yönünde karar vermiştir. Ancak bu çocukların ömür boyu hapis cezası alamayacağı anlamına gelmemektedir. 2004 rakamlarına göre, ABD genelinde toplam 2224 çocuk mahkûm, hiçbir surette dışarıya çıkma ihtimali olmadan ömür boyu hapis cezasını çekmektedir. İnsan Hakları İzleme Örgütüne göre bunların yaş ortalaması 16’dır ve yaşça en küçükleri ise 13 yaşındadır. Ömür boyu hapiste kalacak olan bu çocuk mahkûmların büyük bir kısmı adam öldürmekten ceza almıştır.
(4) 18 yaşından küçükler bakımından uluslararası hukukun yasakladığı ertelemesiz ölüm cezasının, dünya üzerinde başka bir uygulama alanının olmadığını da burada belirtmeliyiz.
Çocukların sahip olduğu hakları en iyi şekilde korumak amacıyla hazırlanan ve bu alanda bir ilk olan Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne kısaca değinecek olursak, 1990 yılında yürürlüğe giren sözleşmeyi şu ana kadar 193 ülke onaylamıştır. Bunun tek istisnası ise ABD’dir. ABD’nin bu sert duruşunu destekler nitelikte, ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu, çocuk suçluların daha fazla ceza almalarına yönelik kanun çalışmaları yaptıkları görülmektedir. Bu çalışmalar kapsamında, 14 ve 15 yaş üstündeki çocukların, cebir ve şiddet içeren cürümler ya da uyuşturucu suçları işlemeleri halinde otomatik olarak veya savcının kararıyla yetişkin olarak yargılanmaları istenmektedir.
(5)
Ancak ABD’de yapılan son araştırmalar, yetişkin gibi yargılanan ve yetişkinlerin gönderildiği cezaevlerinde cezaları çeken çocukların, çıktıklarında, çocuk yargı sistemi içinde muamele gören yaşıtlarına göre çok daha çabuk ve daha ağır suçlar işlediklerini göstermektedir. Dolayısıyla sadece cezaya odaklanmak, önleme, müdahil olma, yönlendirme ve rehabilite etme safhalarını yeterince tatbik etmemek pek işe yaramamaktadır.
Bu açıdan bakıldığında, en iyi yolun, çocukları, kanunu ihlal etmeleri halinde ne gibi sonuçlarla karşılaşacakları yönünde bilinçlendirmek ve eğitmek ve bu gençlerin içinde bulundukları fiziki, psikolojik ve sosyal faktörleri her zaman hesaba katmak ve bu şartları iyileştirmeye çalışmak olduğu anlaşılmaktadır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
(1) http://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=10279166
(2) http://www.abanet.org/publiced/lawday/schools/lessons/handout_gault2.html
(3) http://www.gaultat40.info/pdfs/media/abc_news.pdf
(4) http://www.hrw.org/en/node/11578/section/5
(5) http://www.abanet.org/media/jjqa.html