ENGLISH
09.02.2012
Ana Sayfa » HukukGeri Dön «

Anayasa Reformu Önündeki Engeller ve Çözüm Yolları

19.03.2010 15:46:36

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) bünyesinde “Anayasa Reformu Önündeki Engeller ve Çözüm Yolları“ konulu beyin fırtınası toplantısı düzenlendi. Toplantının açılış konuşmasını SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay gerçekleştirirken moderatörlüğünü ise Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut üstlendi. Anayasa değişikliğinin ve devamında gerçekleşmesi söz konusu olan demokratikleşme pratiklerinin tartışıldığı toplantıda söz konusu anayasa reformu için varolan koşullar değerlendirilirken ne yapılması gerektiği konusunda da görüş bildirildi.

Anayasa değişikliğinin yapılması için gerekli koşulların bütün faktörler göz önünde bulundurularak ele alındığı toplantıya Çankaya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Tanel Demirel, Ufuk Üniversitesi Araştırma Görevlisi Taylan Baran, Hacettepe Üniversitesi Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. M. Murat Erdoğan, Çevre ve Orman Bakanlığı Bakan Danışmanı Yaşar Dostbil, Kırklareli Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Kudret Bülbül ve Siyaset Bilimci Dr. Murat Yılmaz katıldı.

Anayasa değişikliğinin gerekliliğini vurgulayan SDE Başkanı Yasin Aktay, “Bugün gündemde bir anayasa değişikliği var. Biraz gecikmiş bir değişiklik bu ve bu değişikliğin en önemli maddesini yargı reformu oluşturuyor bildiğiniz gibi, ama bunun sadece yargı reformu ile sınırlı kalmaması gerekiyor. Yargı reformu ile ilgili daha doğrusu anayasa değişikliği ile ilgili gündemdeki en önemli sorulardan birisi şuanki meclis bunu yapar mı, yapmaz mı? Ancak esas sorun bu meclisin böyle bir şeyi yapma meşruiyeti var mı? Bu soruyu ne kadar ciddiye alabiliriz. Ve yine bana kalırsa bugün ki anayasayı yapabilmek için en önemli psikolojik destek anayasa mahkemesinin verdiği karardır” diye konuştu. Beyin fırtınasında özetle aşağıdaki görüşler ifade edildi:

Levent Korkut ise anayasa değişikliği ile ilgili şunları kaydetti: “Eğer demokratik değil diyorsak anayasayı değiştirmemiz gerekiyor. Kısmi değişiklik mümkün değildir. Kaldı ki bunun bir anlamı yoktur. Yargı, ordu ve üniversiteler içinde bulunduğumuz sistemin ana kurumlarıdır. 27 Mayıs’tan başlayan bir trenddir bu. 1946’daki tek partili dönemin ardından batının en önem verdiği konu çok partili olmaktı. Bu dönemden sonra anayasal tasarıma gidildi ve burada çeşitli yollar denendi. Bu düzenlemelerden biri de ordu- sivil ilişkilerinde anayasal boyutta bir takım düzenlemeler yapmak olmuştur. Geçen 20 yıl sonra anlaşılan şudur ki sivil topluma çok da güvenmemek gerektir. Devletin temelini ordu, yargı ve üniversitelerin oluşturduğu dolayısıyla bunları düzenleyen bir anayasa geliştirmek gerektiği bu durumdan sonra ortaya çıkmıştır. Bütün bunlarla beraber günümüzde anayasa değişikliğinin yapılmasının yani demokrasinin pekiştirilmesini demokratik olmayan kurumlarla yapmak mümkün müdür sorusuna bu toplantıda hep beraber cevap arayacağımızı umuyorum.”

Yaşar Dostbil: “Bizim anayasalarımız hep darbe anayasası oldu. Millete rağmen milleti idare etmek üzere yapılan anayasalardır bunlar. Demokratik olmayan bir yapıyla demokrasinin yerleşmesi gerekiyor. O halde kökten bir değişiklik yapmak gerekiyor. Bu değişikliklerin yapılabilmesi için karşılıklı tavizlerin verilmesi gerekiyor. Aksi halde bu zor bir durumdur. Gönül ister ki yeni bir anayasa yapabilelim ancak geldiğimiz şu durum itibariyle ben bunun olabileceğini sanmıyorum. Karşılıklı tavizlerin de yeterli olacağını sanmıyorum. Onların derdi yargı. Onlar yargıyı değiştirmeyecek ama hükümet değiştirmek için elinden geleni yapacak. Dolayısıyla bir mutabakat görünmüyor. Çünkü niyetleri bu değişiklerin yapılması değil. Benim kanaatim verilen tavizlerle mutabakatın sağlanamayacağıdır. Bu durumda görev iktidar partisine düşüyor. Bu değişiklik için geç kalındı ancak artık yapmak zorundalar. Bence yargı reformu dışındaki işlem teferruattır. Hükümet sadece yargı ile ilgili değişiklikler yapsa çok büyük bir iş yapılmış olacaktır.”

Murat Yılmaz: “Bana kalırsa strateji konusunu tartışmamız gerekir. Usul itibariyle AKP bir paket hazırladı bunu muhalefet liderleri ile görüşecek ve bunu referanduma götürecek aynı zamanda bunu halka anlatıp hem anayasayı değiştirmek hem de seçmen kitlesini artıracaktır. Yapmaya çalıştığı budur. Muhtemelen AKP’nin içerisinde şu veya bu sebeple muhalif olan ve bu değişikliği desteklemeyecek olan bir profil söz konusudur.  Muhalefeti ikna konusuna gelince belki BDP ikna edilebilir ama CHP dokunulmazlığı öne sürecektir ancak MHP, AKP’yi yalnız bırakacaktır. Burda aslında biraz daha geçmişe gitmek gerekiyor. AKP cumhurbaşkanlığı kriziyle başlayan süreci 22 Temmuz ve Abdullah Gül’ün seçilmesi ile beraber iyi yönetmiş ve kazanmış gibi görünüyor. Ama bana kalırsa fırsat aslında oralarda kaçtı. Özellikle 22 Temmuzdan sonra referandum yapıldı hatırlarsanız. Bundan sonra bu tartışmalı süreci sona erdirmek için ve muhalefeti bir kez daha yenmek için cumhurbaşkanı istifa etmeli ve halkoyuyla bir seçime gitmeliydi. Bu aynı zamanda bir anayasa değişikliğini beraberinde getirebilirdi.”
 
Taylan Baran: “Bu koşullarda 1982 anayasasını göz önüne aldığımızda yapılacak herhangi bir değişiklik bana kalırsa son derece önemli bir durumdur. Bu anayasa da bir nokta bile değişse demokrasi bakımından son derece büyük bir aşama katedilecektir. Öyle ya da böyle yapılacak bir anayasa değişikliği her koşulda 1982 anayasasından daha demokratik olacaktır. Diğer bir soruya geçecek olursak, anayasanın tamamının değiştirilemeyeceği görülüyor ama demokratikleşme için bu anayasa da bir tane virgül bile değiştirilse bunun kar olduğunu düşünüyorum.  Bugün izlediğim bir programda geçici 15. Maddenin kaldırılması konusunda bir öneri tartışılıyordu. Ve CHP bu madde üzerinden AKP’ye destek verecektir. Biliyorsunuz geçici 15. Madde 12 Eylül darbecilerinin yargılanma yolunu kapatan bir maddedir. Bu maddenin kaldırılması anayasanın ruhu açısından demokratikleşme yolunda bir artı getirecektir. Ben burada AKP’nin metodolojisini en azından asgari mutabakat sağladığı maddeleri toplum nezdinde deklare etmesini, hem toplumun anayasaya olan güvenini sağlaması yani toplumun bu metne bir toplum sözleşmesi gözü ile bakabileceği kanaatini taşıyorum.”
 
Taner Demirel: “Benim gözlemlerime göre halkla çok ciddi bir AKP karşıtlığı kemikleşmiş durumda. Konjonktüre bağlı olarak bu artıyor ya da azalıyor. Dolayısıyla burada “halk istiyor” gibi cevapları biraz sorgulamamız gerekiyor.  Uzlaşma konusuna da değinmek gerekiyor. Türkiye’de uzlaşma meselesi tam anlaşılamıyor.  Biz de uzlaşma dendiğinde kesin cevaplar veriliyor. Oysa sorun bundan farklıdır. Uzlaşma demek benim savunduğum görüşü karşı taraf kabul etsin demek değildir. Şimdi burada kaçırılan fırsatların üzerinde durduk. Anayasa mahkemesi durup dururken kararlar alan bir yer değildir. Karar alabilmesi için 110 milletvekilinin oraya gitmesi gerekiyor. Bu 110 milletvekilini siz bir biçimde ikna ettiyseniz o zaman o 110 kişilik kadro buraya gitmeyecektir. Gitmediği anda da bu anayasa mahkemesi iptal etme işlemini geri getirmiyor.”
 
Murat çemrek: “Ben anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesi taraftarı değilim. Bunu referanduma götürmek yerine bir şekilde seçimi erkene almak AKP’nin önünü daha fazla açacaktır. Söz konusu değişikliğe iç politikayı değerlendirerek göz attığımızda ise bana kalırsa anayasa değişikliği konusunda CHP ve MHP’nin pazarlığa oturması sözkonusu değildir. Anayasa değişikliğinin kabul edilmemesi durumunda AKP referanduma gidecektir.”
 
M. Murat Erdoğan: “Bu süreç içinde AKP önemli bir faktör olarak gözümüze çarpıyor. Burada şu sorulara dikkat etmek gerekir. AKP’nin iktidarda kalması ile demokratikleşme acaba birlikte mi ilerliyor. AKP bu konuda, Türkiye’ ye daha demokratik bir anayasa getirme konusunda bir kararlığı mı var yoksa yaklaşan seçimlere yönelik bir taktik arayışı içerisinde midir ve bu taktik arayışı meşru bir arayış mıdır? Buna dikkat etmek lazım yani bu kadar çabayı sarfetmek ve bir de sonunda üç partinin muhalefeti ardından gelebilecek referanduma rağmen bir iptal ile karşılaşıldığında bu iptalin zamanını da gözönünde bulundurmamız lazım. Onun için belki de yakın zamanda bir seçime gidilmesi hatta gerekirse bir koalisyonla Türkiye’deki anayasal yapının köklü bir biçimde değiştirilmesi daha mümkün bile olabilir.”
 
 
 



HUKUK KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya