ENGLISH
07.02.2012
Ana Sayfa » GENÇ DÜŞÜNCEGeri Dön «

Suç Gelirleriyle Mücadele

13.03.2010 09:54:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye, 1991 yılında beri FATF’ın üyesidir. Bu tarihte FATF’ın tavsiyelerine uyumlu hale geleceğini taahhüt eden Türkiye 1996 yılına kadar karaparanın aklanmasıyla mücadelede herhangi bir hukuki ve idari düzenleme yapmamıştır. Bunun üzerine FATF 1996 yılında yayınladığı resmi bir açıklamayla, Türkiye’de karapara mücadele sisteminin olmayışından duyduğu endişeyi tüm ülkelere ilan etmiştir. Türkiye’nin karapara mevzuatı olmayan tek FATF üyesi ülke olduğunu da belirtmiş ve 21 numaralı tavsiyesini Türkiye için uygulamıştır. Diğer bir ifadeyle FATF, Türkiye’deki şirketlerle, bankalarla ve diğer ticari müesseselerle iş yapan ya da yapacak olan ülkeleri, özel dikkat göstermeleri yönünde uyarmıştır.

Bunun üzerine Türkiye Meclis’te bekleyen karaparanın aklanmasının önlenmesi yasa tasarısını kısa bir süre içinde yasalaştırarak karapara mevzuatını yürürlüğe sokmuştur. Böylece, ülkemizde aklama fiilleri 19 Kasım 1996 tarihinde yürürlüğe giren 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun ile suç haline getirilmiştir. Sonrasında, suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadelede uluslararası standartlar da dikkate alınarak 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, 18 Ekim 2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Önceki kanundan daha kapsamlıca hazırlanan bu kanunda terörizmin finansmanının önlenmesi de hüküm altına alınmıştır.

Ceza Kanunumuza, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 282’nci maddesiyle birlikte giren aklama suçu kapsamında 6 ay ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamaya yönelik fiiller ve işlemler suç haline getirilmiştir. Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi görevini 1997 yılından itibaren Maliye Bakanlığı’na bağlı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı yürütmektedir. Bu kapsamda MASAK, şüpheli mali işlem bildirimlerini almakta, incelemekte ve soruşturulması için savcılıklara göndermektedir. Suç gelirlerini aklama suçuna yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında yapılan işlemler ise, CMK’nın ilgili hükümleri uyarınca adli makamlar ve kolluk birimleri tarafından yerine getirilmektedir.

Karaparanın aklanmasının önlenmesi boyutunda, müşterinin bilinmesi ve şüpheli işlemlerin bildirilmesi yükümlülüğü kilit önemdedir. Şüpheli işlem bildirimlerinin olması gereken seviyenin altında kaldığı yönünde FATF tarafından eleştirilse de, mevcut mevzuatımız bu iki hususu da düzenlenmiş durumdadır.MASAK’ın istatistiklerine göre, 2003-2007 arasında 1424 karapara aklama dosyasının ön incelemesi yapılmış, bunların 338’i öncül suçla bağlantısının soruşturulması amacıyla ilgili birimlere gönderilmiştir. Ancak bu dosyaların sadece 10’u hakkında mahkemelerce mahkûmiyet kararı verilmiştir. Yani yıl başına 2,5 mahkumiyet kararı düşmektedir. Bu dosyalar da temyizdedir.(1)

Yüksek orandaki beraat kararlarının sebebi nedir sorusunu kendimize sormamız gerekir. Öncelikle, karaparanın öncül suç soruşturmasını yapan kolluk birimleriyle, aklama şüphesi uyandıran mali işlemler hakkında bilgileri toplayan MASAK’ın bir ekip mantığı içinde beraber çalışması sağlanmalıdır. FATF’ın Türkiye değerlendirme raporlarında da belirtildiği gibi, MASAK şüpheli işlemlerin analizinde, ön mali soruşturmaların yürütülmesinde, suç soruşturma tecrübesine sahip uzman kolluk birimlerinden istifade etmelidir.

Zira öncül suç tüm yönleriyle bilinmeden, suç örgütünün varlığı ve faaliyetleri tam olarak anlaşılmadan aklama soruşturmasının güçlü bir şekilde delillendirilmesi zor görünmektedir. Diğer önemli husus ise, suç örgütü bünyesinde işlenen belirli suçlarla ilgili tespit edilen mal varlığı değerlerinin suçtan elde edildiğine ilişkin ispat yükümlüğü meselesidir. Mevcut mevzuatımıza göre, yeterli yasal geliri olmaksızın en lüks arabaları satın alan, villa, yat ya da otel gibi birçok gayrimenkul edinenlerin bunları satın alırken suçtan elde ettiği geliri kullandığını tereddüde mahal vermeden ispat etmek gerekmektedir ki, bu da tahmin edileceği gibi hiç de kolay değildir. Mahkemece verilen karapara bağlantılı müsadere kararlarının çok düşük sayıda olması bunun açık bir göstergesidir. Dolayısıyla, en azından suç örgütlerine yönelik nereden buldun soruna cevap verme yükümlülüğünün, şüpheli ve iddia makamı arasında paylaştırılması gerekir. Ayrıca, Adli makamların ve soruşturmacı birimlerin karapara aklanmasına karşı bilgisinin, uzmanlığının ve yapılanmasının yeterli düzeye yükseltilmesi de diğer önemli bir ihtiyaç olarak görünmektedir.

(Ömer Ersoy, Araştırmacı)

(1) http://www.state.gov/documents/organization/120055.pdf




GENÇ DÜŞÜNCE KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya