Lizbon Anlaşması Yine Gündemde
Avrupa Birliği’nin kurucu iki üyesi olan Hollanda ve Fransa'da 2005 yılında reddedilen Avrupa Anayasası'nın yerine oluşturulan; ancak 13 Haziran 2008 tarihinde İrlanda halkı tarafından % 53,4 ile reddedilen Lizbon Anlaşması hem Avrupa Birliği’nde hem de İrlanda’da gündem oluşturmaya devam etmektedir. Bu olumsuz referandum sonucundan sonra İrlanda Hükümeti 2 Ekim 2009 tarihinde referandumu yenileme kararı almıştır. Fakat İrlanda Başbakanı Brian Cohen aynı olumsuz sonuç ile bir daha karşı karşıya kalıp Avrupa Birliği’ni yeniden bir krize sürüklemek istemediği için bu sefer işi daha sıkı tutuyor gibi görünüyor. Yapılan ilk oylamadan hemen sonra İrlanda hükümeti olumsuz sonucun nedenlerini analiz ettirerek kamuoyu çalışmalarına başladı. Çıkan sonuçlar neticesinde İrlanda halkı, askeri açıdan tarafsızlığını kaybedeceği korkusu, kurumlar vergisi oranları üzerinde anlaşmanın potansiyel etkileri, işçi hakları ve kürtajla ilgili sorunlardan dolayı Lizbon Antlaşması’nı ret ediyor.
Aynı sonuçla bir daha karşılaşmamak için Fransa dönem başkanlığı süreci içinde Avrupa Birliği Haziran 2009 Brüksel Zirvesinde Avrupa Birliği Lizbon Antlaşmasının askeri tarafsızlık, vergilendirme ve kürtaj konularında İrlanda’nın kendi yasalarına üstün gelmeyeceği garantisi vermiştir.
Bu çerçevede Lizbon Antlaşması’nın Avrupa Birliği’nin bütünleşme sürecindeki öneminden bahsetmek gerekir. Antlaşma yürürlüğe girdiği takdirde 27 üyeli Avrupa Birliği’nde karar alma süreçleri hızlanacak ve Avrupa Birliği’nin uluslar arası alanda etkili bir aktör haline getirilmesi amaçlanacak. Ayrıca 2.5 yıllık bir süre için bir Avrupa Birliği Konseyi Başkanı atanacak ve bir de Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Komiseri getirilecek.
İrlanda’da yapılan son kamuoyu yoklamalarına bakıldığında 2 Ekim 2009 tarihinde yapılacak referanduma ilişkin desteğin düştüğü görülmektedir. Lizbon Antlaşması’na evet diyeceklerin oranı 8 puan düşerek % 46 düşmüştür.(
Tıkla -1) Bu durum haliyle Avrupa Birliği’ni olduğu gibi İrlanda Başbakanını da endişelendirmektedir. Her şeye rağmen Başbakan Brian Cohen pozitif yaklaşımını sürdürmeye çalışıyor. Kendisi yapılacak referandum sonucunun olumlu sonuçlanacağından emin olduğunu ve olumsuz bir sonucu asla düşünmediğini vurgulamaktadır zira Avrupa Birliği’ni ikinci kez bir krize sürükleyen bir ülkenin Başbakanı olmak ne kendisini ne de Avrupa Birliği’ni mutlu etmeyeceğinin bilincindedir. (
Tıkla -2 )
Elbette demokrasilerde halkın istediği olur ve dönem dönem referandum yoluyla halkın onayı alınır. Fakat Avrupa Birliği bütünleşme sürecinde unutulmaması gereken bir unsur vardır: Avrupa Birliği kamuoyu, son Fransa, Hollanda ve İrlanda örneklerinde görüldüğü gibi Avrupa Birliği gündemini ve gelişmelerini çok yakından takip etmediği için ve söz konusu olan Antlaşmaları okumadığı için referandum da sağlık bir sonuç çıkamayacağı baştan belliydi. Fransa, Hollanda ve İrlanda halkı Avrupa Anayasasını / Lizbon Antlaşmasını oylamadı, onlar ülkelerinde yaşanan küresel ekonomik kriz ve bununla beraber artan işsizlik oranlarını protesto etmek amacıyla hükümetlerine seslerini duyurdular. Bu nedenden dolayı Avrupa Birliği bütünleşme süreci için önemli Antlaşmaları ve belgeleri referandum yoluyla değil ulusal parlamentoların onaylama yoluyla yürürlüğe sokmak daha doğru gözükmektedir. Avrupa Birliği’nin 26 üyesi ulusal parlamentoları ile Lizbon Antlaşmasını onaylandı ( Polonya ve Almanya’da Cumhurbaşkanın imzası beklenmektedir ) herkes artık 2 Ekim ‘de İrlanda’dan gelecek sonucu bekliyor zira Avrupa Birliği yeni bir krizi kaldırabilir mi? .
(Yrd. Doç. Dr. Nail Alkan, AB – Balkanlar - Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı, 09.09.2009 )