Komisyon çalışmalarında hukuki dayanağını silahsızlanma kanunu oluşturmuştur. İngiliz ve İrlanda Parlamentolarında kabul edilen ortak kanunla, militanların herhangi bir cezai takibata uğramaksızın silahlarını teslim etmelerini öngörülmekteydi. Yine söz konusu kanuna göre, teslim edilen silahlar, Kuzey İrlanda’da bugüne kadar meydana gelen 3700 can kaybıyla ilgili olarak balistik ya da DNA incelemesine de alınmayacaktı. (1)
Başlangıçta, Kuzey İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) da dahil birçok yasadışı fraksiyon bu konuya olumlu yaklaşmamıştır. Sonrasında, 2001 yılında IRA, Komisyonla görüşmelere başlamış ve 2005 yılına kadar elindeki silahları teslim etmiştir. Bu elbette IRA’nın kendi beyanlarına ve Komisyon’un gözlemlerine dayanmaktadır. Ancak imha edilen silah ve mühimmatın dışında herhangi bir yerde gizlenmiş malzemenin olup olmadığının teyit edilmesi şu aşamada elbette mümkün değildir.
Silahsızlanma kanununun süresinin dolmasına az bir süre kala, Kuzey İrlanda’nın İngiltere’nin bir parçası olarak kalmasını isteyen Protestan paramiliter gruplar da IRA’yı takip ederek ellerindeki silah ve mühimmatı 2009 sonu ve 2010 yılının başında Komisyona vermiştir. Bunlardan en önemlileri ‘Ulster Gönüllü Gücü’ ve ‘Ulster Savunma Birliği’dir. Bunların dışında, başlangıçta Ulster Savunma Birliği’nin içinde yer alan ancak daha sonra Kuzey Belfast’ta organize suç örgütü gibi hareket etmeye başlaması nedeniyle örgütten ayrıştırılan Shoukri kardeşler de ellerindeki silahları teslim etmiştir.
Komisyon tarafından geçen hafta Çarşamba günü yapılan yazılı açıklamada da silahsızlandırma çalışmaları hakkında kamuoyuna bilgi verilmektedir. Ancak anlaşma gereği silahların türü ve miktarı gizli tutulmaktadır. Rapor, De Chastelain’in önemli miktardaki silah, mühimmat, patlayıcının imha edildiğine dair şahitlik yaptığını belirtmektedir. 12 yıldır devam eden bu süreç, Komisyon’un önümüzdeki günlerde tamamlayacağı ve bugüne kadar yapılan tüm çalışmalar hakkında kapsamlı bir değerlendirmenin yapılacağı raporla sona ermiş olacaktır. Raporda imha edilen silah ve mühimmatın bir envanteri de çıkaracaktır. (2)
IRA’yı bu sürece dâhil olmaya zorlayan etkenler nelerdir diye baktığımızda ise, öncelikle silahlı mücadele yöntemiyle hedeflerini realize edemeyeceklerini anlamış olmaları sayılabilir. Ayrıca, ABD vatandaşı göçmen İrlandalıların baskısıyla IRA'ya karşı sesini pek çıkarmayan ABD’nin, 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarının ardından tavır değişikliğine gitmesi ve IRA’yı masaya oturmaya zorlaması da diğer önemli bir faktördür. 1997’de İngiltere Başbakanlık koltuğunda "Silahını bırakması şartıyla şeytanla bile görüşürüm" diyen Blair’in oturuyor olması IRA'nın siyasi temsilcisi Sinn Fein ile önce gayri resmi, sonra resmi diyalog başlatması da barış sürecinin itici unsurları olmuştur.
1997’de Sinn Fein’in barış sürecine yönelmesiyle birlikte IRA’dan koparak ‘Gerçek IRA’ örgütünü kuranlar ise bu sürecin dışında durmaya devam etmektedir. Sayıları 150-200 arasında olduğu tahmin edilen Gerçek IRA ile 2008 yılında yapmış olduğu röportajda İngiliz gazeteci, ‘İngiliz ordusu 800 yıldır işgal altında tuttuğu Kuzey İrlanda’dan çıkıncaya kadar silahlı mücadelemiz sürdürecektir’ şeklinde bir yanıtla karşılaşmıştır. (3) Dolayısıyla sayı bakımından az olsa da Gerçek IRA’nın 1998 yılında 29 kişinin ölümüyle neticelenen bombalama eylemi, son 30 yıldır Kuzey İrlanda’da görülen en kanlı eylem olarak tarihe geçmiştir. Grup bu eylemden sonra kamuoyundan sert eleştiriler almıştır. (4)
Barış anlaşması çerçevesinde, IRA'nın siyasi kanadı Sinn Fein’in de içinde yer alacağı Katolik-Protestan ortak hükümetinin kurulması yolu, büyük oranda başarılan silahsızlanmayla birlikte açılmış durumdadır. Ancak bu konuda özellikle güvenlik ve adalet hizmetlerine ilişkin yetki paylaşımı konusunda bir tıkanıklık ve tartışma yaşanmaktadır. Bununla birlikte, barış süreci ‘Hayırlı Cuma’dan sonra baya bir yol almış gözükmektedir. Silahsızlanma aslında İngiltere’nin çeyrek asıdır üzerinde kafa yorduğu; barış ve kan dökülmemesine yönelik kalıcı çözüm bulma çabalarının bir orta vade sonucudur. Uzun vadede kesin çözüme giden yolun üzerinde duran büyük bir taşın alınması olarak değerlendirmemiz mümkündür. Bununla birlikte, İngiltere hükümeti, barış ve normalleşmeye yönelik müzakereleri sürdürürken, silahını bırakmayan Gerçek IRA’ya karşı da önleyici tedbirler almaya devam etmektedir. Zira büyük parçadan kopan küçük taşın görmezden gelinmesi durumunda ileride ciddi problemlere yol açabileceği endişesi varlığını korumaktadır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1] http://seattletimes.nwsource.com/html/nationworld/2011242940_apeunirelanddisarmament.html
[2]http://www.justice.ie/en/JELR/Commission%20on%20Decommissioning%20Rpt.pdf/Files/Commission%20on%20Decommissioning%20Rpt.pdf
[3] http://irelandsown.net/RIRA13.html
[4] http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/northern_ireland/2343901.stm