Küresel duruma baktığımızda, uyuşturucuyla mücadele amacıyla BM çatısı altında oluşturulan üç temel sözleşme bulunmaktadır. Bunlardan ilki olan 1961 Sözleşmesinde esrar da yasaklanan uyuşturucu maddeler arasında yer almaktadır. Sözleşmenin 36. maddesine göre, işlenmesiyle esrar elde edilen kenevir bitkisi de dâhil olmak üzere bu sözleşmede sayılan tüm uyuşturucu maddelerin ekimi, imali, bulundurulması, teslimi, arzı, satışı, nakli fiillerinin bilhassa hapisle cezalandırılmasına yönelik tedbirlerin alınması istenmektedir. Bu maddenin yorumlanması konusunda ise esnek uyuşturucu politikalarını savunanlar ile katı bir tutum benimseyen ülkeler arasında ciddi görüş ayrılıkları çıkmaktadır. Örneğin Hollanda, Sözleşmenin bu amir hükmünün kişisel amaçlı esrar kullanımını kapsamadığını ileri sürmektedir.
1973 yılında İşçi Partisi’nin iktidarında çıkarılan bir kanunla, Hollanda’da esrar kullanımına izin verilmiştir. Bu izin aslında uluslararası toplumun tepkisini fazlaca çekmeyecek şekilde yani 1961 Sözleşmesine açıktan ihlal etmeme üzerine kurulan bir politikayla ortaya çıkmıştır. Diğer bir ifadeyle esrar maddesinin satışı kanunlara aykırı ancak kullanımına yönelik cezai müeyyideler devre dışı bırakılmıştır.
Hollanda’da bugün 5 grama kadar üzerlerinde esrar bulundurmak serbesttir. Esrar içilmesi için açılan kafeler (coffe shop) ise stoklarında 500 grama kadar esrar depolama hakkına sahiptir. Hollanda’nın bu ‘göz yumma’ politikası, madde suistimalini cesaretlendirmektedir.
Kişisel Kullanımdan Karlı bir Sektöre
Hollanda’da esrarın ticari bir ürün olması 25 yıl öncesine dayanmaktadır. Daha önceleri esrar kişisel kullanıma hizmet eden ve küçük ölçekte yetiştirilen bir bitki olarak görülmekteydi. Ancak sonraları, esrarın etken maddesi olan THC oranının yüzde 4-9 seviyelerinden yüzde 18’lere, hatta bazı örneklerde yüzde 30 seviyelerine çıkarılması ile esrar önemli bir ticari ürüne dönüşmüştür. Bu artış esrarın insan beynine olabilecek zararları noktasındaki endişeleri de arttırmaktadır. Özellikle İngiltere, Belçika, Almanya Fransa ve İskandinav ülkelerinden Hollanda esrarına yoğun talep vardır. Bu talebin artması fiyatlarda da artışa sebep olmaktadır. Tahminlere göre, Hollanda’da üretilen esrarın yüzde 80’i yurtdışına sevk edilmektedir.[1]Bu ülkelerden sırf esrar içmek için günü birlik gelen binlerce insanın olduğu tahmin edilmektedir.
Müşterileri çoğunlukla yabancı turistler olan bazı büyük kafeler günlük 10-12 kg. esrar maddesi satmaktadır. Örneğin Belçika sınırına yakın yerde bulunan bir sahil şehri olan Terneuzen’de bulunan bir kafe bu işten yıllık 40 milyon Dolar gelir elde etmektedir.
Dolayısı ile esrar üretimi ve satımı Hollanda için çok karlı bir ticari sektör durumundadır. Polisler de esrar konusunda bir soruşturma yapmakta pek de istekli değildir. Zira şahıs 5 gramdan fazla esrar maddesiyle yakalandığında çok önemsiz bir para cezası ya da yazılı ikazla kurtulmaktadır. Son dönemde, Almanya ve Fransa’nın “esnek uyuşturucu politikasından vazgeç” baskısının Hollanda üzerine kısmen de olsa etkili olduğu ileri sürülmektedir. Bu kapsamda Hollanda Hükümeti, esrarın satıldığı ve içildiği kafelere sınırlama getireceğini; 3 yılda bir yenilenen uyuşturucu satışı ruhsatlarının bazı yerler için artık uzatılmayacağını açıklamıştır. Ancak önemli bir gelir kapısı olan bu işten vazgeçmek istemeyen yerel idareler ise “hoşgörü” politikasının devam etmesi gerektiğini düşünmektedirler.
[2]
Sigara Yasak, Esrar Serbest
Hollanda, AB mevzuatına uyum çerçevesinde 1 Temmuz 2008 itibariyle bar ve restoranlarda sigara içme yasağını en son yürürlüğe koyan AB ülkesi olmuştur. Esrar içilmesi serbest olan ve sayıları bin civarında bulunan kafeler de bu yasak kapsamındadır. Bu garip durum ayrı bir problemi de beraberinde getirmiştir. Esrar kullanıcıları bu maddeyi genellikle tütünle karıştırarak içmektedir. Dolayısıyla, Hollanda’da tüm dünyanın tersine, esrarın içinde tütün var mı sorusu araştırılacaktır.
Kafeler yasağa adapte olma adına çeşitli yollar aramaktadır; otun dumansız olarak yandığı buhar makineleri ya da tadı kekik otuna benzeyen öksürük otunun tütün yerine ikame edilmesi bu alternatiflerden bir kaçıdır. Coffee shop işletme sahiplerini sevindiren haber ise yasağı uygulayacak olan Gıda ve Emtia İdaresi’nden gelmekte gecikmemiştir. Yapılan açıklamaya göre, kapalı yerde sigara içme yasağının uygulanmasında coffee shoplara özellikle odaklanılmayacaktır.
Hollanda Uyuşturucu Komisyonu Raporu
Uyuşturucu politikası konusunda kurulan Hükümet Komisyonu 2009 yılında yayınladığı Raporda ise özetle aşağıdaki hususlara vurgu yapmıştır; Kafelerde satılan esrarın sıkı bir şekilde kontrolü ve sadece yerel müşterilere (Hollandalılara) satılması, ülkedeki uyuşturucu kontrol rejimine fayda sağlayacaktır. Hollanda’nın esnek uyuşturucu politikasının, bu politikanın yan etkileri olan uyuşturucu turizmi ve organize suçlara karşı cevap verecek şekilde güçlendirilmesi artık büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Mevcut uyuşturucu politikası artık işe yaramamaktadır. Daha küçük ve sadece yerel müşterilere hizmet veren kafelere geri dönülmesi gerekmektedir. Bu durumun hayata geçirilmesi halinde, esrar kullanmaya Belçika, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi diğer Avrupa ülkelerinden gelerek uyuşturucu turizmini besleyen uygulama sona ermiş olacaktır.
Hollanda’da kafelerin en önemli problemi ürünlerin tedarik safhasıdır. Zira ülkede esrar kullanılmasına izin verilirken, bu maddeyi yetiştirmek ve teminini sağlamak yasaya aykırıdır. Bu yüzden arz safhası sıkı kontrol altına alınmalıdır. Üretimin belirli kurallara bağlanmasıyla bu alanda faaliyet gösteren ve büyük miktarlarda gelir elde eden organize suç gruplarının faaliyetleri de sınırlandırılmış olacaktır.
Komisyon, raporun sonuç kısmında ülkenin uyuşturucu politikasını izlemek ve gerekli değişiklikleri önermek üzere bağımsız bir otoritenin kurulmasını ve polisin uyuşturucu bağlantılı organize suçlarla daha etkili mücadele etmesini tavsiye etmiştir.
Sonuç
Hollanda’da esrarla başlayan hoşgörü bu maddeyle sınırlı kalmamıştır. Ülkede diğer uyuşturucu maddeler için de önemli oranda bağımlı kitlesi oluşmuş durumdadır. Verilen yanlış mesaj dolaylı olarak suç örgütlerine gitmekte ve bunların yeni kullanıcı kitleleri oluşturmak için uygun mekânları ve uygun ortamları bulmalarını ve daha rahat hareket etmelerini sağlamaktadır. Hollanda’nın diğer bir uyuşturucu madde olan ekstasy’nin ana üretim merkezlerinden birisi olması da, uyuşturucu problemini, dünyanın geri kalanından daha farklı algıladıklarını gözler önüne sermektedir.
Ömer Ersoy, Araştırmacı