Türkiye Biraz Daha Bekleyecek Gibi
1959 yılında başlayan Avrupa Birliği maceramızda ellinci yılımızı tamamlıyoruz. Bu tam anlamıyla bir rekor. Hiçbir devlet bir uluslararası örgüte üye olabilmek için elli yıl beklememiştir. Türkiye elli yıldır bekliyor ve kaç sene daha bekleyeceği meçhul. Hala üyelik yolunda reformlarla uğraştığımız Avrupa Birliği’nin 2009 Türkiye İlerleme Raporu 14 Ekim 2009 tarihinde yayımlanacak. İlki 1998’de yayımlanan İlerleme Raporunun on ikincisi bugünlerde Ankara’ya iletilecek.
Sürekli demokratik açılımlar yapma konusunda uyarı aldığımız ilerleme raporlarında bu yıl da reformlardan bahsedilmiş, bunun yanı sıra Ergenekon davası, Nabucco Projesinin imzalanmasıyla başlayan Türkiye’nin daha aktif roldeki enerji politikaları, Türkiye’nin bölgesel öncülük rolünden ve uluslararası arenada sorunlarla ilgilenmesinden bahsedilmiştir. (
Tıkla – 1 )Demokratik açılım gibi Kıbrıs meselesi, dini özgürlükler ve kadın hakları konularında da aynı endişelerin yer aldığı dikkat çeken bir başka nokta. Avrupa Birliği raporunda özellikle şu beş konuda ciddi sıkıntıların hala giderilemediğinden bahsediyor: “İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü, kadın hakları, dinsel özgürlükler ve ordunun sivil denetimi”. (
Tıkla -2 )
Özellikle Kıbrıs konusunun ele alındığı bölüm, Rumları kızdıracak cinsten. Çünkü Rumlar, Türkiye’nin Rum gemilerine limanlarını kapamasından dolayı yaptırım uygulanmasını istiyorlar. Ancak Avrupa Birliği bu konuda Rumlara katılmıyor, zira Türkiye bu konuda daha önce Avrupa Birliği’nden bir uyarı almıştı. Türkiye’ye sadece yaptığının yanlış olduğunu ve gerekirse bu konuda hem Türk hem de Rum tarafına destek verebileceğini söyleyen Avrupa Birliği, bundan ilerisine gitmemiştir.
İkinci önemli konu olarak her zaman raporlarda yer alan; demokratik haklar ve azınlıklar konusu. Bu konuda Türkiye “Demokratik Açılım” başlığında bir sürece girme aşamasında. Belki henüz uygulamaya geçirilememiştir ancak, Türkiye’nin bu yönde adım atması bile Avrupa Birliği üyeliğinde ne kadar kararlı olduğunun bir göstergesidir. Söz konusu raporda da bu süreç olumlu bulunmuş ancak daha somut adımlar atılması gerektiği vurgulanmıştır.
Aynı dönemde müzakerelere başladığımız Hırvatistan ise, 2012 yılında Avrupa Birliği üyesi olmaya hazırlanıyor. Türkiye’den daha önde olan Hırvatistan Slovenya ile arasında çıkan bir sınır anlaşmazlığı yüzünden bir yıl süre ile müzakerelere ara vermişti. Ancak görünen o ki; bu ara, Hırvatistan üyelik sürecine pek de olumsuz yansımamış. Slovenya Hırvatistan’a yönelik vetosunu Almanya ve Fransa’nın devreye girmesiyle kaldırmak zorunda kaldı.
Türkiye için reformların olumlu gittiği süreç Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi tam üye olarak ne zaman istediğine bağlıdır. Zira Kıbrıs meselesinde kesin çözüm istese de, demokratikleşme sürecinde yerimizde saydığımızı iddia etse de bunların hepsinin ucu Avrupa Birliği’ne dayanmaktadır. Yani Avrupa Birliği üyeliğimizi ne zaman isterse o zaman Kıbrıs meselesi çözülür, o zaman azınlıklar için temel haklar sağlanmış olur. Fakat Avrupa Birliği de bizi her zaman “ öteki” olarak gördüğü için Türkiye, bu ilerleme raporlarını daha çok görecek gibi.
(Yrd. Doç. Dr. Nail Alkan, Avrupa Birliği Balkanlar Masası, Kıdemli Araştırmacı, 13.10.2009)