ENGLISH
05.02.2012
Ana Sayfa » AfrikaGeri Dön «

Kampala Sözleşmesi Afrika’ya Umut Getirecek mi?

01.03.2010 14:54:49

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Afrika kıtasının birçok bölgesinde devam eden çatışmaların gerçek mağdurları eline silah almamış olanlardır. Çatışmalar nedeniyle yurtlarını terk etmek zorunda kalan Afrikalıların sayısı bugün itibariyle 12 milyon seviyesindedir. Geçen yıl Afrika Birliği’nin öncülüğünde bu insani drama dur demek üzere bir araya gelen ülkeler Uganda’nın başkenti Kampala’da önemli bir Sözleşmeye imza koymuşlardır. Kampala Sözleşmesi olarak adlandırılan bu uluslararası belgenin tam ismi “Afrika’da Ülkesi İçinde Yerinden Edilmiş Kişilere Koruma ve Yardım Sağlanmasına İlişkin Sözleşme”dir. Bu Sözleşmenin kapsamına ülke topraklarını terk etmeksizin başka bir şehre ya da bölgeye kaçan insanlar girmektedir.

Şu anda Çad, Kongo, Kenya, Yemen, Somali ve Sudan’da milyonlarca Afrikalı bu durumda yaşamaktadır. Kendi ülkesinde yaşanan iç çatışmalardan ya da göreceği kötü muameleden kaçıp başka bir ülkeye sığınanlar uluslararası hukuka göre ‘göçmen’ olarak tanımlanmakta ve uzun süre uluslararası sistemin koruması altında yaşamlarını sürdürmektedir. Ancak benzer sebeplerle kendi ülkesi sınırlarında yerinden edilen kişiler ise, başka bir ülke sınırlarını geçemediği için bu uluslararası koruma sisteminden yararlanma şansı bulamamaktadır. 

Dünyanın en fakir ülkelerini barındıran Afrika, petrol, elmas, altın, platinyum, bakır, kobalt, uranyum, tropikal yiyecekler kereste gibi doğal zenginliklerin de kaynağıdır. Petrol zengini Arap dünyasının 19. yüzyıldan itibaren başına gelenler, çok önceleri Afrikalıların hem de çok daha şiddetli bir şekilde karşısına çıkmıştır.
 
15. yüzyılda Batılı ülkelerce gidilen ve adına coğrafi keşif dedikleri işgal ve sömürge dönemi boyunca ölçüsüzce mağdur edilen Afrikalılar, bu durumdan günümüzde çok da kurtulmuş değildir. Baktığınızda, eski sömürgelerin halen sömürenlerle yakın ilişkileri olduğu görülmektedir. Yöneten sınıfı diliyle, diniyle, kültürüyle, yaşam tarzıyla kendisine benzetmekte usta Avrupalılar, bir taraftan dedeleri adına Afrikalılardan özür dilerken diğer taraftan Afrika’yı kendi başına bırakılamayacak bir hazine olarak görmeye devam etmektedir.     
 
Sadece doğal zenginliğe dayalı ekonomik bir hayat, sosyo-politik hayatı da sürekli risk altında tutmaktadır. Zira, zenginliğin tabana yayılmadığı, küçük bir elit zümre tarafından Avrupalı şirketlerle paylaşıldığı bir ülkede hayatından memnun olmayan çoğunluğun her an silahlı direnişe geçmesi an meselesidir. Diğer taraftan, muhalif liderlerin ve darbeci askerlerin sıranın kendilerine gelmesini bekledikleri bir iklim yaşanmaktadır Afrika’da.
 
Türk kamuoyu Afrika’yı çok yakından tanımasa da Ruanda’da yaşanan soykırımın unutulması mümkün değildir. BM’nin sınıfta kaldığı bu soykırım nedeniyle 100 gün içerisinde 1 milyona yakın insan katledilmiştir. Raunda Devlet başkanı ölüm timlerinin Fransız subaylarca eğitilip silahlandırıldığını belirtmektedir. Afrika’daki çatışmaların en önemli karakteristiği şiddetin her türlüsünü bünyesinde taşımasıdır. Diktatörlüklerin, yolsuzlukların ve adaletsizliklerin yaygın olduğu bu topraklarda kalaşnikoflar ekmekten daha ucuza satılmakta ve daha kolay bulunabilmektedir.   
 
İç çatışmalar yüzünden yerinden edilen insanlara el uzatmak ve bu insanların az da olsa yaralarına merhem olmak adına hayata geçirilmeye çalışılan Kampala Sözleşmesi elbette ki önemli bir adımdır. Bu alanda ilk uluslararası belge olma özelliğini Sözleşmenin yürürlüğe girmesi için toplam 15 ülkenin onay vermesi gerekmektedir. Onay sürecini tamamlayarak bu yolda ilk adımı atan ülke Uganda olmuştur.
 
Sorunun uluslararası boyutunu göz önüne aldığımızda, sanayileşmiş ülkelerin iştahını kabartan doğal zenginliklerin, çatışmaların ölümcül gücünü temsil eden ateşli silahların ve sömürge döneminden itibaren özel ilişkilerini(!) korumak isteyen Batı’nın Afrika’nın geleceğini etkilemeye devam edeceği görülmektedir.
 
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)



AFRİKA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29

SDE'de "Köpükler ve Para Politikası" başlıklı seminer gerçekleştirildi...
17.12.2011 14:55:26


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya