Prof. Dr. Yavuz Atar; Türkiye bağlamında hukuk reformu yapabilmek için Anayasa Mahkemesinin onayı gerekiyor. Anayasa Mahkemesinin anayasanın değişikliği ile ilgili verdiği karardan sonra her çeşit anayasa değişikliğini iptal edebildiğini gördük. Yargıtay’ın ve Danıştay’ın aynı konuda kararları var. Fakat davacı ve davalı farklı olduğu için karar değişiyor. Bu konularla ilgili arşiv araştırması yapmak gerekir. Hatta bu kararların bir kısmı açıklanmıyor, bunlara da “kayıt dışı” karar deniyor. 1961’den 28 Şubat sürecine kadar memur ve öğrencilerin özgürlükleri ile ilgili taleplerde Danıştay son derece özgürlükçü kararlar vermiştir. Ama 28 Şubat sürecinden itibaren aynı nitelikli kararların tersine döndüğünü görüyoruz.
Prof. Dr. Mehmet Turhan; bizim Anayasa Mahkememiz çok güçlü ve aktif bir mahkemedir. Bu mahkeme yasama organının çıkardığı yasaları iptal edebiliyor aynı zamanda anayasa değişikliklerini dahi denetleme konusunda kendisini yetkili görüyor. Ama temel hak ve özgürlükleri ve insan haklarını koruma konusunda çok pasif kaldı. Avrupa’da anayasa mahkemelerinin kurulmasının amacı temel hak ve özgürlükleri korumaktır. Bizim mahkememiz ise birey ile devlet karşı karşıya kaldığında devletçi görüşlere ağırlık veren bir mahkemedir. Bence iptal davası yolunu kaldıralım, itiraz yolu kalsın. İtiraz yolunun iyi işleyebilmesi için anayasaya aykırılık yolunun iyi işlemesi gerekiyor. Hak ve özgürlükleri zedelenmiş olan kimseler Anayasa Mahkemesine bireysel olarak başvurabilsinler. Bu yol olursa Anayasa Mahkemesinin aşırı siyasallaşmasının engellenebileceğini düşünüyorum.
Doç. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez; Çoğulculuk güzeldir fakat yasama organının anayasaya uygun bir karar alması halinde anayasa mahkemesi bunu iptal ediyorsa, yasama eğer istediğini yapamaz iddiasıyla birlikte savunmak isabetsizdir. Yasama yanlış yapabilir, onun için anayasa mahkemesine gerek vardır. Fakat anayasa mahkemesi hukuku zorlayarak, kendine göre kararlar vererek, verilen özgürlükleri iptal ederek karar verdiğinde bunu çoğulculukla bağdaşlaştırmak mümkün değildir. Bu çoğulculuk sanki bürokratik vesayeti destekleyen bir çoğulculuktur. Azınlıkta kalanların özgürlüklerini koruyan bir anlayış değildir. Anayasa mahkemesinin özgürlüklerin güvencesi olması gerekirken parlamentonun çok daha gerisindedir.
Prof. Dr. Mustafa Kamalak; anayasa mahkememiz haklar ve özgürlükler konusunda pasif kalmıştır ama bunda şaşırılacak bir şey yok. Çünkü Avrupa ülkelerinde anayasa mahkemeleri hak ve özgürlükleri devlete karşı korumak amacıyla kurulmuştur. Bizde ise devleti vatandaşa karşı korumak amacıyla bir darbenin sonunda kurulmuştur. Darbeyi yapanlar milli irade ile iş başına gelemeyeceğini anlayan zihniyettir. Anayasa mahkemesi darbenin bir ürünü olarak ortaya çıkıyor. Anayasa mahkemesi gereklidir, buna itiraz edemeyiz ama ne yazık ki anayasa mahkememiz o tarihten bu yana kuruluş felsefesinden ayrılmamıştır.