Rusya’nın Afganistan Büyükelçisinin “Sovyetler Birliği’nin yapmış olduğu hataları şimdi de ABD yapmaktadır” türünden açıklaması bu gerçeği hatırlatmaktadır: Sovyetler Birliği de ilk olarak Afganistan’ı az asker ve az lojistik masraflarla ele geçirebileceğini hesaplayarak bu ülke işgal etmiştir. Hesapları tutmayınca askerlerin sayısını 10 bin’den 120 bin’e kadar artmıştır. Yine de istediği sonuca varamayan Sovyetler Birliği, taktik değiştirmeye planlanmıştı. Askeri operasyonlarda kara harekatından hava harekatına geçmiş, yasak silahlar kullanarak büyük bir soykırım yapmıştır. Sovyetlerin, 24 Aralık 1979 yılında başladıkları macera bir buçuk milyon insanın hayatına, milyonlarca insanın mülteci durumuna düşmesine sebebiyet vererek sona ermiştir. Sonuçta İngiliz İmparatorluğu gibi Sovyetlerin yıkılmasında da Afganistan’ın büyük bir payının olduğu söylenebilir.
Güney Kıbrıs milletvekillerinden Oskai Kukuma’ya göre;
“Afganistan’da sorunların asıl nedeni yabancı askerlerin bu ülkede işgalci olarak bulunmasıdır.” Kukuma sözlerinin devamında; “Afganistan sorunun çözümü ancak yabancı askerlerin ülkeden çıkması ile mümkündür. BM kurumları toplantılarında Afganistan’dan işgalci gücünü kayıtsız ve şartsız çıkma kararı vermeli ve bu yanlış tavra devam etmemelidir. Londra Konferansından çıkan kararları, Orduları kuvvetlendirmek ve Taliban’la uzlaşmak adına milyonlarca dolar ayrılmasını kınıyorum. ABD ve müttefiklerini, Afganistan’da özgür seçimlere ve Afgan halkının refaha erişmesine yardımcı olup, hatalarını devam etmemeye davet ediyorum” demektedir.(1)
ABD’nin de İngiltere ve Sovyetler Birliği gibi Afganistan’ı küçümsemesine delil olarak daha Afganistan müdahalesinin başlangıcından kısa bir süre sonra başlayan Irak işgalini gösterebiliriz. ABD de Sovyetler Birliği gibi Afganistan’a müdahale ettiği zaman 10 bin askerin bile fazla olduğunu düşünüyordu. Örneğin, BM’nin Afganistan’da insan hakları konusundaki özel temsilcisi Kamel Hossain, uluslararası kuvvetin 10 bin ila 20 bin kişi kadar arttırılmasını tavsiye etmiştir. Ancak söz konusu tavsiye, 4 bin 800 kişilik Uluslararası Güvenlik ve Yardım Kuvveti’nin genişletilmesine karşı çıkan, ABD ve Fransa’nın tepkisine neden olmuştur. Şu an ABD ve NATO’ya üye ülkelerin asker sayıları 100 bin’i aşmıştır. ABD’nin ve NATO’nun ek askerleri Afganistan’a ulaşınca asker sayısı 150 bin’e ulaşacaktır.
ABD Afganistan’da 2001’den bu yana farklı stratejiler uygulamakta. Son stratejisiyse, sivillerin ölümünü engellemek adı altında hava saldırılarına değil karar operasyonlarına ağırlık vermek için ek asker göndermektir. Son haftalarda Taliban’la uzlaşma ve ona sivilleşme hakkı verme planı ve söz konusu planın uygulanması için 140 milyon dolar bütçe ayrıldığı bildirildi. Ve bu plan için Taliban’ı zorlamak adına onlara karşı Afganistan’ın güneyinde 13 Şubat’ta Himend ilinin Marceh ve Nadali köylerinde şiddetli ve geniş çaplı bir operasyona başlandı. Sözü geçen operasyonda ABD, müttefikleri ve Afgan hükümetin ordusundan oluşan 15 bin kişilik kuvvet savaş 12 gündür sürmesine rağmen halen 2 köyü ele geçirememişlerdir, bu operasyonun da sonu bu şekilde ötekilerle aynı olacaktır izlenimi vermektedir.
NATO kuvvetleri bir taraftan Taliban’la uzlaşmadan bahsederken, diğer taraftan da ona karşı büyük çaplı bir operasyon başlatmışlardır. Bununla da yetinilmemiş, Pakistan’ı da sıkıştırarak, söz konusu örgütün tanınan isimlerinden Birader lakaplı Molla Abdulganî ve diğer bir önemli isim olan Molla Kabir’in de aralarında olduğu on kişilik üst düzey Taliban görevlisinin yakalanmasını istemişlerdir. Ve bunun sonucunda da Pakistan Taliban’la olan iyi ilişkilerini - baskılara dayanamayarak - bozup, adı geçen iki kişiyi yakalamıştır.
Öte yandan, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral David Petraeus, Marceh’te Taliban’ın şiddetli direnişiyle karşılaştıklarını söyledi. Petraeus, Taliban’a karşı Marceh ve Hilmend’e bağlı diğer bölgelerde geniş çaplı operasyon başlatan NATO birliklerinin ağır kayıplar verebileceği uyarısında bulundu. Amerika birliklerinin Afganistan’da bin’den fazla askerini kaybedebileceğini belirten Petraeus, Afganistan’ın yeniden bir “terör yuvası”na dönüştürülmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Petraeus, “Açıkçası zor bir görev. Biz, Afganistan'da önemli sebeplerden ötürü bulunuyoruz. Asla bunu unutmamamız gerekiyor. Biz, Afganistan’ın bir kez daha 11 Eylül gibi saldırıların merkezi haline dönüşmemesi için buradayız” dedi.
(2)
ABD’nin kendi halkına “Afganistan’ın bir kez daha 11 Eylül gibi saldırıların merkezi haline dönüşmemesi için buradayız” derken Afgan halkına da “Afganistan’a barış, huzur ve demokrasiyi getirmek için buradayız” diyerek ne zamana kadar iki tarafı da idare edebileceği muallâkta kalan konulardan biridir.
(Khalilullah Rasuli, Afganistan Uzmanı )