ENGLISH
30.07.2010
Ana Sayfa » GENÇ DÜŞÜNCEGeri Dön «

Pakistan’la Taliban Arasında Bilinmeyenler

18.02.2010 10:06:12

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Afganistan, 1979 yılında Sovyetler Birliği tarafından işgale uğradığı zaman Afganistan halkı işgalci güce karşı direnişe başladı. Direnişe katılamayan halktan bir kesim de Pakistan ve İran başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına göç etmek zorunda kaldı. Savaşlardan önce de zengin olmayan halk savaşlar başladığında gün geçtikçe daha da fakirleşmeye başladı. Savaşlardan çok etkilenenler göç ettiği ülkelerde daha da fakirleşti. Pakistan’a mülteci olarak sığınan fakir Afganlar çocuklarını Pakistan’daki medreselere yatılı olarak verdiler. Pakistan medreselerinde okuyanlar, Taliban ismi ile herkesçe bilinmektedir.

1989’da Sovyetler Birliği ve 1992 yılında Sovyetlerin koruduğu uydu hükümet, mücahidin hareketi tarafından yenilgiye uğratılmış ve akabinde direnişçiler tarafından bir hükümet kurulmuştur. Hükümetin oluşumundan henüz birkaç ay sonra iç savaşlar başlamış ve ülke kendini kaosun içerisinde bulmuştur. İç savaşa son vererek halkı silahsızlandırmak, ülkeye barış, birlik ve güven getirmek adı altında Taliban hareketi başlamıştır.
1994 yılında Kandahar’da ayaklanarak bu güney şehrini ele geçiren Taliban grubu büyük bir direnişle karşılaşmadan Peştun bölgelerinden başlayarak kısa sürede tüm ülkeyi ele geçirmeye başarmıştır. Tacik kökenli Devlet Başkanı Rabbanî, Taliban’ın hızlı ilerlemesini ülkede iktidar için çatışan gruplardan, Peştun lideri Hikmetyar’ın zor duruma düşmesine yarayacak bir gelişme olarak değerlendirirken, Hikmetyar rakiplerine karşı kendisine Peştun bir yandaş bulduğu kanısındaydı. Tüm beklentilerin aksine Taliban ilk olarak Hikmetyar liderliğindeki Hizb-i İslami denetimindeki bölgelere saldırmış ve Kandahar’ı ele geçirmiş, Taliban Ocak 1995’te Gazne bölgesini almış, Şubat ayında Hizbi İslami’nin kontrolünde bulunan bütün bölgeleri ele geçirmiştir. Daha sonra İran sınırına doğru ilerleyerek Herat’ı almış, 1996 Eylül’üne kadar, diğer rakip güçleri bertaraf ederek Kabil’i ele geçirmiştir.
Taliban’ın Emirliğini resmen tanıyan ülkeler ise Pakistan, Birleşik Arap Emirliği ve Suudi Arabistan olmuştur. Kuruluşundan 11 Eylül 2001 olaylarına kadar Pakistan, Taliban hareketinin hem maddi hem de manevi destekçisiydi. 11 Eylül olaylarından sonra ABD, Afganistan’a askeri müdahale kararı aldı. Ancak ABD ve müttefiklerine karşı koyan Taliban’ı, Pakistan yine açıkça desteklemeye devam ediyordu.
25-26 Ocaktan 4 Şubat’a kadar gerçekleştirilen Afganistan konulu konferansların tümünde alının karar Taliban’la uzlaşma olduğunda, Pakistan İçişleri Bakanı Rahman Malik, “Biz ister Afganistan hükümetinin ister ABD’nin talebi olsun uzlaşı konusunda Taliban’la görüşmeyiz” açıklamasını yaptı. Bu açıklamadan hemen sonra bir açıklama da ABD Devlet Başkanı Barack Obama’nın Yardımcısı Joe Biden’den geldi. Biden, “ABD çıkarlarına karşı en büyük tehdit Afganistan, Irak ve İran nükleer tehdidi değil, radikal bir nüfusa sahip ve sözde bir demokratik yönetimi olan Pakistan’dır” diyordu. Ardından Taliban lideri Molla Ömer’in yardımcısı ve ‘Molla Birader’ ismi ile müsemma Molla Abdülgani, Pakistan’ın Karaçi kentinde, ABD’nin CIA ve Pakistan’ın ISI örgütünün ortak operasyonu sonucu yakalandı.
Afganistan’daki bazı siyasi hareketler Molla Birader’in yakalanmasını olumlu değerlendirerek, yakın gelecekte Molla Ömer’in yakalanmasına yol açacağı yorumunu yapmaktadır. Sözü geçen görüşün tam tersi de Kandahar milletvekili Halid Peştun’dan gelmiştir. Peştun’a göre, “Molla Birader, Taliban arasında önemli bir isimdir ve bu hareketin ılımlı komutanlarındandır. Bununla birlikte o, Hamid Karzaî ile görüşen ilk Taliban komutanıdır. Afganistan için hayati öneme haiz “Taliban’la uzlaşı projesi”nden kısa bir sonra Molla Birader’in bir operasyonla yakalanması, sözkonusu barış sürecine zarar verecektir” açıklamasını yapmıştır.
Pakistan’ın Afganistan’daki barış sürecini desteklemediği bilindiği gibi, Londra Konferansı’nın en önemli noktası, şuan Afganistan’da ABD ve NATO’nun üstlendiği güvenlik sorumluluklarını gelecekte Afgan hükümetine bırakması olup, bu durum da ülkede hükümetin daha etkin bir konuma gelmesi anlamını taşımaktadır. Afganistan’da güvenliğin sağlanması ve etkin bir Afgan hükümetinin oluşması, Pakistan’da da güven ve istikrarın sağlanmasına olumlu etkide bulunacaktır. Bu bağlamda Pakistan’ın, Londra Konferansı’nda alınan kararlarla aynı doğrultuda hareket etmesi, gerek Pakistan’ın gerekse de bölgenin güvenliği açısından kilit önem taşımaktadır.
(Khalilullah Rasuli, SDE Afganistan Uzmanı)



GENÇ DÜŞÜNCE KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE, “Türkiye’de İletişimin Denetlenmesi” analizi yayınlandı...
19.07.2010 11:06:02

SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın yeni kitabı “Korku ve İktidar” kitapçılarda...
09.07.2010 09:38:27

SDE "Yeni Rusya" Çalışması Yayınladı...
07.07.2010 11:11:11

"Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi" 10-12 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilecektir...
28.06.2010 16:15:43


<Temmuz 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
2829301234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930311
2345678

Anayasa Paketinin oylanacağı referandumda ne yönde oy kullanırsınız?

Evet
Hayır


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya