Mısır’ın İsrail Kaynaklı Nükleer Kaygıları
Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na (NPT) taraf olan Ortadoğu ülkeleri, İsrail’in elinde bulundurduğu düşünülen çok sayıda nükleer başlık dolayısıyla bu ülkeden ciddi biçimde tehdit algılamaktadır. Bu ülkelerden biri olan Mısır, dün Dışişleri Bakanı Ahmed Ebul Gayz aracılığı ile bu endişesini dile getirmiş ve İsrail NPT’yi imzalamadığı sürece ne kendilerinin ne de diğer Arap ülkelerinin bundan sonra hiçbir ek yükümlülüğün altına girmeyeceklerine dikkat çekmiştir. (Tıkla-1)
Gerçekte Mısır bu sorunu, paktın imzalanmasından bu yana yaklaşık otuz yıl boyunca uluslararası camianın dikkatine sunmaktadır. Nihai hedef olarak Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılmış bölge haline gelmesini isteyen Mısır, buna yönelik teşebbüslerini 2000 yılında Moskova Zirvesi’nde somutlaştırmıştır. ABD ile yaptıkları görüşmelerde bu konuyu gündeme getiren Mısırlı karar alıcılar, bu ülke vasıtasıyla İsrail üzerinde baskı kurmayı denemişlerdir. ABD’nin de prensip olarak bu düşünceyi desteklemesine rağmen İsrail’in anlaşmaya taraf olması ve ülkesindeki nükleer tesisleri Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) denetimlere açması bugüne değin sağlanamamıştır.
Buna benzer talepleri diğer Arap ülkeleri de dile getirmekte ve ayrıca UAEA’nın da denetimlerin başlaması hususunda kararları bulunmaktadır. Esasen bu taleplerin, nükleer teknolojinin silah başlığı edinme amacına yönelik kullanımıyla ilgili olduğunu ifade etmeliyiz. Tam da bu noktada Arap dünyasını tedirgin eden asıl mesele İsrail’in yaklaşık yarım asırlık nükleer teknoloji tecrübesi dolayısıyla bölgedeki en avantajlı ülke olmasıdır. Bir de buna İsrail devletinin sözkonusu faaliyetleri hakkında uluslararası kamuoyuna hiçbir bilgi vermemesi, tesislerini denetimlere açmaması ve NPT ve benzeri uluslararası görüşmelere katılmaması eklendiğinde ilgili ülkelerin kaygıları haklı görünmektedir. Ancak bölgedeki Arap devletlerinin pek çoğunun askeri envanterinde bulunan kimyasal ve biyolojik kitle imha silahları da, temel tezi “bölgesel güvenlik” olan bu ülkelerin önemli bir çelişkisi olarak göze çarpmaktadır. (Tıkla-2)
Ortadoğu bölgesindeki barış ve güvenlik girişimlerinin pek çoğunda aktif rol alan Mısır’ın, nükleer başlıkların yasaklanması konusunda önündeki en önemli handikap ise NPT Anlaşmasının şu an itibariyle nükleer silah bulunduran ülkelerin pozisyonunu koruyan ve sadece bundan sonraki süreçte nükleer silah edinilmesini yasaklayan bir yapıda olmasıdır. Bu sebeple halihazırda nükleer savaş başlığı bulundurmayan Mısır, hukuki anlamda üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını düşünerek, artık İsrail’in en kısa zamanda şeffaf uygulamaları hayata geçirmesini beklemektedir.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan, 2 Ekim 2009)