ENGLISH
30.07.2010
Ana Sayfa » HukukGeri Dön «

Yargı Reformu Raporu İçin Ön Çalışma

05.02.2010 14:14:56

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) bünyesinde, “Yargı Reformu Raporu" hazırlanması ve bu amaçla konferans düzenlenmesi amacıyla çalıştay gerçekleştirildi. Toplantıya SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay, Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Çağıran, Yönetim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Ali Şafak ve Aydın Bolat’ın yanısıra, Prof. Dr. Hakan Hakeri, Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem, Prof. Dr. Yavuz Atar, Doç. Dr. Osman Can, Doç. Dr. Yusuf Tekin, Doç. Dr. Bekir Berat Özipek, Doç. Dr. Kudret Bülbül, Doç. Dr. Faruk Bilir, Doç. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez, Yrd. Doç. Vahap Coşkun, Dr. Murat Yılmaz ve Avukat Reşat Petek katıldı. Toplantının moderatörlüğünü Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut gerçekleştirdi.

Çalışmanın amacıyla ilgili olarak SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay şunları ifade etti: “Türkiye’de acilen çözülmesi gereken yargı sorununu ele aldık. Yargıya sahip çıkma amacıyla hareket ettik. Bu doğrultuda gündemde anayasa değişikliği ve yargı reformu sözkonusuyken bu sürece ne tür katkılarda bulunabiliriz diye düşünerek bunu istişare etmek üzere sizleri davet ettik. Amacımız; 15-20 günlük süre içerisinde daha geniş bir iki günlük sempozyum veya konferans düzenlemek. Bu ön çalışmada konulara değinip ayrı doküman oluşturmak, toplamda kısa vadeli raporla kamuoyunun önüne çıkmaktır.”
Moderatörün ele aldığı konu başlıklarında katılımcılar tarafından ayrı ayrı değerlendirmeler yapıldı. Metodolojik olarak sistemdeki bazı sıkıntıların var olduğu varsayımı üzerine öneriler sunuldu. Toplantıda ele alınan konu başlıkları şu şekildeydi: Anayasa Yargısı Sistemi,  Adli ve İdari Yargı,  Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu,  Askeri Yargı, Yargının Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı, Yargıda Verimlilik, İnsan Hakları ve Adil Yargılanma Ölçütleri.
 “Yargı Reformu Alanında Öneriler” başlığı altında ise Avrupa Birliği ve Adalet Bakanlığı’nın önerileri ile Prof. Dr. Ergun Özbudun Başkanlığındaki komisyonun sivil anayasa taslağındaki öneriler üzerinden değerlendirmeye sunuldu. 
Anayasa Yargısı
Katılımcılardan Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can, Anayasa Mahkemesi’nin oluşumuyla alakalı Almanya örneğini göstererek yargıç kökenli üyelerin sayısının azaltılması, çoğunluğun parlamento tarafından seçilen üyelerden oluşması gerektiğini söyledi. Anayasa yargısını politik olanın yargısı olarak niteleyen Can, yargıç kökenli üyelerin fonksiyonunu kararı yargı kararı olarak formülize etme şeklinde açıkladı. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin cumhurbaşkanı, başbakan gibi bir iki ya da en fazla üç kişiyi yüce divan sıfatıyla yargılayabilmesi gerektiğini belirten Can, onun dışındaki herkesin olağan yargı mekanizmalarıyla yargılanması gerektiğini savundu. Üyelerin görev süresi ile alakalı olarak da sürenin uzun tutulmaması gerektiğini belirten Can, toplumsal dinamiklerden bağımsızlaşmış, anayasal sistem açısından işe yaramamaya başlayan bir bilginin tecrübe olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Can, parlamento yerine halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanının, üye atayabilmesine yönelik görüşü ise cumhurbaşkanının tek kişi olduğu, kendi içerisinde muhalefeti olmadığı gerekçesiyle uygun bulmadığını ifade etti.
Doç. Dr. Faruk Bilir, Anayasa Mahkemesi’ne parlamentonun üye seçebilmesinin hukuki gerekçesi olarak Anayasa’nın “Yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır” şeklindeki 9. Maddesini gösterdi.
Yönetim kurulu üyelerinden Prof. Dr. Ali Şafak, Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi ile ilgili olarak ‘salt çoğunluk’ ifadesinin doğurduğu sıkıntıya işaret ederek en fazla oyu alanlar ifadesinin getirilmesi gerektiğini savundu. Ayrıca yüce divan yargılamasının Ceza Genel Kurulu’na verilmesi gerektiğini söyleyen Şafak, temyiz mercii olarak da Yargıtay Genel Kurulu’nu işaret etti.
Av. Reşat Petek, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesiz karar açıklaması yasağına karşı müeyyidenin olması gerektiğini belirterek, Amerika’da senato önünde yüksek yargıçların hesap vermesi örneğinden bahsetti. Yüce divan yetkisinin Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile sınırlı olması, bunun dışında ceza yargılaması görevinin Anayasa Mahkemesi’nden alınması görüşünü teyit etti.
Katılımcılardan Prof. Dr. Hakan Hakeri, Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Doç. Dr. Faruk Bilir anayasaya şikayet yolunun açılmasını savunurken bunun için Anayasa Mahkemesi’nde alt daireler olması gerektiğini belirttiler. Yrd. Doç. Vahap Coşkun ise bu kurumun vatandaşların toplum sözleşmesi olan anayasanın sahipleri olduğunu hissettirici bir kurum olduğunu söyledi. Buna karşılık Doç. Dr. Osman Can anayasa şikayeti ile ilgili olarak ciddi kuşkularının olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Ergun Özbudun Başkanlığındaki sivil anayasa komisyonunda yer alan Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem, anayasa şikayetine taslakta yer vermeme gerekçelerini “yüksek yargı organları arasında hiyerarşik yapı ortaya çıkaracağı hem de çok fazla işlevsel olamayacağı” şeklinde açıkladı. 
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem, komisyonun HSYK ile ilgili önerisini şu şekilde açıkladı: “Hakimler ile Bakanlık arasında bir ilişki var, bundan dolayı bakanın değil fakat müsteşarın kurulun üyesi olması gerektiği kabul edildi. Kurula demokratik meşruiyet kazandırabilmek için TBMM’nin üye seçmesi kabul edildi.” Kurulun yapısının demokratikleştirilmesi gerektiğini belirten Demokrat- Yargı Eşbaşkanı Doç. Dr. Osman Can “Demokrat-Yargı olarak önerimiz HSYK’ya Yargıtay, Danıştay’dan üye seçilmemesi ya da seçilecekse sembolik olması yönünde” dedi. Ayrıca yargının siyasallaşacağı yönündeki argümanlara istatistiki cevap veren Can şunları söyledi: “Siyasallaşma iddiasına bir istatistiki cevap vereyim. Lojmanları bilirsiniz devlet mahallesinde bu sandıklarda 2007 de yüzde 70 CHP, yüzde 5-6 İP, AKP MHP yüzde 8-9-10. civarında oy almıştır.”
Venedik Komisyonu raporlarından yola çıkan Prof. Dr. Hakan Hakeri konuyla alakalı şunları söyledi: “Komisyon karma bir oluşum yöntemi olmalı diyor. Burada mutlaka parlamentodan üye seçilmelidir. Demokratik meşruiyet için bu zorunludur. Bizde bu noktada çok ciddi sıkıntılar var. Hep şu söyleniyor: Adalet bakanı çıkarılsın fakat orada olması zaten anlam ifade etmiyor. 5 üye zaten yargıç. Bir anket var hakimlerin yüzde 80’i HSYK’nın yargıyı temsil etmediğini söylüyor. Bunun değiştirilmesi lazım. Üye sayısının mutlaka artırılması gerekiyor.” 
Askeri Yargı
Askeri suçlarla ilgili askeri yargının kaldırılmasına karşı olduğunu belirten Prof. Dr. Hakan Hakeri askeri yargıda temyiz mercii olarak Askeri Yargıtay’ın varlığını savundu. Yüksek yargı organlarının bütünüyle kaldırılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem Türkiye’deki asker-sivil ilişkilerinin anti-demokratik yapısı ile birlikte düşünülmesi gerektiğini belirtti. Sayın Erdem alternatif olarak da şu seçenekleri ekledi: “Askeri yargıya birkaç alternatif sunmak mümkün. Birincisi askeri yüksek mahkemelerinin bütününü kaldırmak. Yani askeri yargıyı, münhasıran askeri suçlara bakan bir mahkeme gibi örgütlemek. İkincisi askeri mahkemeleri sadece disiplin mahkemeleri olarak düzenlemek. Üçüncüsü sadece savaş halinde görev alan mahkemeler olarak örgütlemek. Dördüncü olarak, adli yargı içinde uzmanlaşmış bir mahkeme olarak düzenlenebilir.” Askeri ceza mahkemelerinin kaldırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ali Şafak Askeri disiplin mahkemelerinin ise mesleğin idamesi bakımından kalabileceğini söyledi.
Dünyada askeri yargının konumuna bakıldığında 3 önemli durum ortaya çıktığını belirten Yrd. Doç. Vahap Coşkun sözlerine şu şekilde devam etti: “Bir, askeri mahkemelerde kesinlikle siviller yargılanamaz. İkincisi, çoğu ülkede askeri yargı bulunmakla birlikte, bunların kararı mutlaka üst sivil mahkemelerde gözden geçirilir. Üçüncüsü de askeri alanın mümkün mertebe daraltılması. Bizde askeri yargının olması, görev paylaşımı konusunda problem oluyor. Yani içinde askerlerin de olduğu çok sayıda sanıklı davalara kolay kolay başlanamıyor. Ayrıca askeri mahkeme ile adliyenin verdiği kararlar arasında çok farklar oluyor.”
Askeri yargıyla ilgili olarak gerçekten kaliteli bir yargılama süreci olduğunun söylenebileceğini belirten Prof. Dr. Yavuz Atar şunları ekledi: “AYİM ve Askeri Yargıtay’a prensip olarak karşıyım ama bunlar içeriden oldukları için askeriye içinde bir hukuk alanı kuruyorlar. Bunların iş yükü az ve fazla kafa yorabiliyorlar. İkna edici gerekçeler yazabiliyorlar.”
Bu konuya Türkiye’nin tarihini ve sosyolojisini de göz önüne alarak bakılması gerektiğini söyleyen Dr. Murat Yılmaz ayrıca askeri yargının darbe teşebbüslerini de gizleyebildiğini, diğer yandan ordu içinde işini dürüstçe yapanların tasfiye edilmesinde bir araç olarak kullanılabildiğini belirtti.
Doç. Dr. Osman Can ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesine gerek olmadığını, askeri nitelikteki suç unsurları için askeri yargının kalabileceğini belirtti. Ayrıca Yargıtay’da bir dairenin askerler arasından seçilerek uzmanlığa dönüştürülmesinin mümkün olabileceğini söyledi.
Av. Reşat Petek ise konuyla alakalı şunları kaydetti: “Askeri bir uyuşmazlıkta hakim uzmanlardan görüş alır ama son kararı yine kendi verir. Konunun askeri olması sivil yargıda görülmesine engel değildir. Askeri yargının temel gerekçesi, askerlerin sivil mahkemede başlarına ne geleceğinin bilinmemesidir. Bu darbe anayasalarının işidir. Askeri Yargıtay’ın veya Yüksek İdare Mahkemesinin hukuk sistemi içinde olmaması gerektiğini düşünüyorum. Hatta disiplin konusunda bile bazı endişelerim var. YAŞ kararlarının her zaman yargısal denetime tabi olmasını savunduk. 
Adli Yargı-İdari Yargı
“Uzlaşma geleneğini tükettiğimiz için her şeyi yargıya taşıyoruz. O yüzden uzlaşma kurullarının faydalı olacağını düşünüyorum.” diyen Doç. Dr. Osman Can’ı “Yargıya gitme yollarını gereksiz hale getirecek mekanizmaları oluşturmak gerek. Bir örnek vereceğim. Bizde bilgi edinme hakkı kanunu var. Ben Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’nun üyesiyim. Buradaki hüküm yargıya da gidilebileceği, kurulda da halledilebileceği şeklinde. Vatandaşların yüzde 99’u kurula gidiyor.” ifadeleriyle Prof. Dr. Yavuz Atar destekledi.
Yargıtay ve Danıştay üyelerinin seçimlerle belirlenmesi, kurumların vakitlerinin yarısına mâl olduğunu belirten Can 288 turda bir Yargıtay başkanının seçildiği örneğini verdi. Çözüm olarak seçimlerin basitleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Ayrıca Demokrat-Yargı olarak kesinlikle tetkik hâkimliğinin kaldırılmasından yana olduklarını belirten Can bunu şu şekilde gerekçelendirdi: “Tetkik hâkim çıkarıldığında Yargıtay ve Danıştay üyesi çalışmaya başlar. Çalışmaya başladığı andan itibaren zaten bir cazibe merkezi olmaktan çıkar, hiyerarşisi ortadan kalkar. İçtihat üretir çalışmaya başlar oraya sadece çalışmak isteyenler gitmeye başlar.”
Katılımcılar konuyla ilgili ortak olarak işlevsel bir istinaf sistemi önerilerek, yüksek yargıçların görev süresinin kısıtlı tutulması gerektiği belirtildi. 
Yargı Bağımsızlığı-Tarafsızlığı
Bağımsızlık ve tarafsızlık konusu önemine değinen Av. Reşat Petek görüşlerini şöyle ifade etti: “Bağımsızlık ve tarafsızlık bizde yanlış algılanıyor ve uygulanıyor. Mahkemeler gerekçe yazarken mutlaka hukuki bir dayanağa sahip olmalı. Bu konuda yeterli donanıma sahip olmayan meslektaşlarımız var. Bazıları bağımsızlık zırhına bürünerek gerekçe ortaya koyamamalarını gizlemiş oluyorlar. Bazen mahkemeden bir talepte bulunuyorsunuz. Uygulamayı ve doktrini biliyorsunuz ama sonuçta hiç ummadığınız bir karar çıkıveriyor. Usul kanunu gerektirdiği halde gerekçe de yazmıyor. Üzerine gidildiği zaman da “bağımsız yargı” diyorlar. Bağımsızlık ve denetlenebilirlik konusu iyi birleştirilmeli.”
Konuya hukuk eğitiminin öneminden yaklaşan Doç. Dr. Faruk Bilir şunları ekledi: “Hukuk eğitimiyle ilgili geçen ay Erzurum’da bir toplantı yapıldı. Yargı reformunun ana başlıkları arasında hukuk eğitiminin olması gerektiği söylendi. Burada Adalet Akademisine büyük görev düşüyor. Üniversitelerin ve baroların, yargıyla el ele vermesi gerekir.”
Hakimler ve savcıların bağımsızlığı ile ilgili önerilerden önce HSYK değişsin ortak kararını açıklayan moderatör Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut bunları bir arada ele alınacak konular olarak niteleyip sempozyumda da iç içe ele alınacağını belirtti. 
Yargı Verimliliği
Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut yargıda verimlilik konusunu açarak şunları ekledi: “Adli yargıda istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilmesinde hemfikiriz. Kanun var zaten, uygulamaya geçemedik. İdari yargıda istinaf kurulmasında da itiraz yok ama geliştirilmeye muhtaç. Hâkime ve savcı adaylarının mesleğe seçiminde deneysel kriterler belirlenmesi. Hâkim, savcı ve yargı çalışan sayısının yeterli seviyeye getirilmesi. AB raporunda da bu sayı arttırılmasına yer verilmiş.”
Hakim yardımcılığı gibi bir kurum ihdas edilerek hakimlerin meslekte yetişmesini savunan Prof. Dr. Yavuz Atar mesleğe giriş süresinin kısa tutulması gerektiğini savundu.
Demokrat Yargı olarak, hakimlerin belli bir deneyime sahip savcı ve avukatlar arasından seçilmesi gerektiği görüşünü savunan Doç. Dr. Osman Can, en az 5-7-10 yıl savcı veya avukat olarak görev yaptıktan sonra hakim olunması gerektiğini söyledi.
SDE bünyesinde 25 ve 26 Şubat tarihleri arasında “Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı” konferansı gerçekleştirilmesine karar verilen toplantıda sempozyum için Anayasa yargısı ile ilgili Prof. Dr. Yavuz Atar, HSYK ile ilgili Doç. Dr. Y. Şevki Hakyemez, Askeri yargı ile ilgili Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem ve Yrd. Doç. Dr. Vahap Coşkun, Yargıda verimlilik ve insan hakları ile ilgili de Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut ve Doç. Dr. B. Berat Özipek’in çalışma yapmasına karar verildi.



HUKUK KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE, “Türkiye’de İletişimin Denetlenmesi” analizi yayınlandı...
19.07.2010 11:06:02

SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın yeni kitabı “Korku ve İktidar” kitapçılarda...
09.07.2010 09:38:27

SDE "Yeni Rusya" Çalışması Yayınladı...
07.07.2010 11:11:11

"Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi" 10-12 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilecektir...
28.06.2010 16:15:43


<Temmuz 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
2829301234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930311
2345678

Anayasa Paketinin oylanacağı referandumda ne yönde oy kullanırsınız?

Evet
Hayır


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya