ENGLISH
12.03.2010
Ana Sayfa » GENÇ DÜŞÜNCEGeri Dön «

İran – Azerbaycan İlişkilerinde Stratejik Eğilimler

05.02.2010 11:21:25

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Geçtiğimiz günlerde İran’la Azerbaycan arasında imzalanan doğal gaz anlaşmasının ardından İran’ın Azerbaycan ile vize uygulamasını kaldırması, iki ülke arasındaki buzların erimesi yönünde yorumlandı. Yine de iki ülke arasındaki inişli çıkışlı ilişki grafiği hesaba katıldığında bu gelişmelerin ekonomik ilişkiler düzleminden, kültürel yakınlaşma düzlemine doğru genişleyip genişlemeyeceği halen yanıtlanamayan sorular arasında.İran’la Azerbaycan ilişkileri tarihi İran’ın belirleyici olduğu bir ilişki kronolojisi gibidir. Azerbaycan’ın kuruluşundan itibaren İran’ı Azerbaycan açısından vazgeçilemez kılan büyük mesele ise Ermenistan’la yaşadığı Karabağ sorunu olmuştur. Bu bağlamda da İran’ın Azerbaycan’la ilişkilerde dominant taraf olması çok daha kolaylaşmıştır.

1990’ların başında Azerbaycan bağımsızlığını kazandığında, Azerbaycan lideri Ebulfez Elçibey, İran Azerbaycan’ı olarak kabul edilen Güney Azerbaycan’ı da içine alan Büyük Azerbaycan Devleti’ni kurmaktan bahsedince, İran’la Azerbaycan ilişkileri büyük bir yara almıştır. İslam Cumhuriyeti Azerbaycan’ı, ülkesinin toprak bütünlüğüne saldırmakla suçlamış ve iki ülke arasında günümüze kadar sürecek gergin bir süreç başlamıştır. Ve bu gerginlik giderek İran’ın Karabağ sorununa yaklaşım şeklini de belirlemiştir.

Her ne kadar Elçibey’in Haydar Aliyev tarafından devrilmesi peşine gelişen süreçte Aliyev sözkonusu ülküyü dillendirmemiş olsa da, İran Türkiye istihbaratının Elçibey’in sözkonusu ülküsüne destek verdiğini bildiğinden Ermenistan’a Karabağ konusunda yakın durarak bir anlamda Türkiye-Azerbaycan ittifakına karşın bölgede bir denge politikası yürütme yoluna gitmiştir. Yine de İran’ın Karabağ konusundaki tavrı tam olarak retçi olmamıştır hiçbir zaman. İranlı liderler Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğunu sürekli dile getirmekle birlikte 1992 yılına kadar Ermenistan’ı destekler bir çizgi benimsemişlerdir. Bu siyaset Elçibey döneminin sonundan itibaren değişmiş ve Azerbaycan’la Ermenistan arasında arabuluculuk görevi üstlenmiştir İran.
İran’ın 92 sonlarına kadar Azerbaycan karşıtlığı yapmasındaki en önemli neden Elçibey’in İran topraklarındaki Azerî nüfusa Türk milliyetçiliğini ilham ediyor olmasıydı. İran toprak bütünlüğünü korumak ve milliyetçilik ideolojisinin kendi içerisine sıçramasını engellemek için Karabağ konusunda Ermenistan’a yakın durmuştur. 92 yılında İran Dışişleri Bakanı Bakü’yü ziyaret etmiş ve İran’ın arabuluculuk görevini ifa edeceğini bildirmiştir. Aynı yıl Cumhurbaşkanı Başyardımcısı Mahmud Vaezî, Erivan ve Bakü’yü ziyaret ederek iki tarafa da ateşkes çağrısında bulunmuş olsa da Ermenistan bu teklifi reddetmiştir.
Yine de İran’ın Karabağ sorunu konusunda Azerbaycan tarafında olmaması bölgedeki belli dengeleri anlamak açısından anlaşılır görünmektedir. Azerbaycan’ın bağımsızlıktan sonra Rusya etkisini kırmak için Amerika’ya yakın durması, İran’ı Rusya’ya yakın olan Ermenistan’ın yanına itmiştir. Bu bağlamda bir pro-Rus siyaset izleyen Tahran, Ermenistan’a verdiği destekte de, inançlarıyla konjonktür arasında sıkışıp kalmış gibi görünüyor. Hem Karabağ Azerbaycan’ındır diyor, hem de Amerikan etkisini kırmak için Ermenistan’ı destekliyor. Bir anlamda Ermenistan’ı destekleyerek Amerikan etkisini kırmakla, kendi içerisindeki 200 bin civarı Ermeni azınlık konusunda Ermeni diasporasının kışkırtıcı etkisini de asgari düzeye indirmeyi deniyor.
İran-Rusya-Ermenistan ittifakı kurulurken Azerbaycan da Ankara-Washington-Bakü ittifakını kurmaya çabalasa da Amerikan’ın bölgeyi tanıma ve bu bölge üzerine proaktif siyaset üretme potansiyeli İran ve Rusya gibi iki köklü siyasal olgu karşısında yeterli olmamıştır. Tabii, bu aşamada Türkiye’nin 95’lere kadar Elçibey’e İran Azerbaycan’ında sağladığı istihbarattan dolayı İran’la ilişkilerinin sarsılması, Rusya ile zayıf olan ilişkilerin daha da bozulmasını istememesi yani siyasal bir kararsızlık içerisinde olması da bölgede Tahran-Moskova-Erivan ittifakının kuvvetli olmasında etkili olmuştur. Bu ittifaklar düzleminde Bakü-Ceyhan Boru Hattı Projesi Tahran-Moskova ittifakına karşı Washington-Ankara ittifakının yaptığı stratejik hamlelerden biridir.
İran’ın Karabağ konusundaki bu tavrı Elçibey’in öldüğü 2000 yılına kadar bazen yumuşayıp, bazen sertleşmekle birlikte devam etmiştir. Ve bu tavır genel olarak Azerbaycan-İran ilişkilerini etkilerken, Türkiye’yi de Elçibey’e verdiği destek dolayısıyla rejim için doğal şüpheli haline getirmiştir. Fakat 2000 yılında Elçibey’in ölümü ve 11 Eylül saldırılarının peşine gelişen süreçte, İran’ın Azerbaycan siyaseti de, dış siyasetindeki köklü değişikliklerden nasibini almıştır.
2000 yılında İran’daki Ekonomi Fuarına katılan Haydar Aliyev’le Hükümet sözcüsü İran Sanayi Bakanı Gulamrıza Safeî bir araya gelmiş ve BDT ve buna ek olarak Türkiye, Afganistan, Pakistan ve İran arasında Ekonomik İşbirliği Teşkilatının 2001 yılında toplanması ve İran’daki ilk toplantıya Azerbaycan’ın ev sahipliği etmesi kararlaştırılmıştır. Kendi ülkesinde düzenlenecek bir toplantıda Azerbaycan’ı ev sahibi olarak tanıtması İran’ın Azerbaycan’la yeniden yakınlaşma adımlarından biri olarak değerlendirilmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemî 5-7 Ağustos 2004 tarihinde Bakü’ye bir ziyarette bulunmuştur. Sözkonusu ziyaret sürecinde iki ülke arasında ekonomi, ulaştırma, petrol, siyaset ve doğalgaz alanlarında on adet anlaşma imzalanmıştır. Hatemî’nin yaptığı açıklamada Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğunu ve Ermenistan’ın bu toprakları işgal ettiğini açık şekilde dile getirmesiyle, 91 yılında başlayan İran-Azerbaycan ilişkileri tarihinde ilk defa İran Azerbaycan lehine açıkça tavır almıştır.
İran’ın Azerbaycan konusunda tavrının değişmesinde birkaç etkenin etkili olduğu söylenebilir:
1-      Doksanlarda Azeriler arasında gündeme gelen milliyetçi söylemlerin muhtevasıyla bugünkü söylemler aynı değildir. Dün Azeriler Elçibey’in söylemleriyle Büyük Azerbaycan hayalinden bahsederlerken, bugün Azeriler kültürel özerklik istemektedirler. Milliyetçi söylemin altyapısı 90’larda “devlet” kavramıyla oluşturulurken bugün beklenen kazanım kültüreldir, siyasal değil. Bu açıdan da İran, Azerbaycan’ı kendi toprak bütünlüğü açısından bir tehdit olarak algılamamaktadır bugün.
2-      Irak ve Afganistan’ın ABD tarafından işgali ve Amerika’nın Azerbaycan’dan askeri üs talep ediyor olması, Azerbaycan’ı İran için stratejik değerlikli bir yer haline getirmiştir. Bununla birlikte her ne kadar 2004 yılında İlham Aliyev “ülkede yabancı asker bulunmasını yasaklayan kanun”u onaylamış olsa da İran bu konuda işini şansa bırakmak istemiyor.
3-      Irak ve Afganistan’ın savaş sonrası istikrarında kilit konuma gelmesi hasebiyle İran artık Ermenistan’la ilişkilerini Azerbaycan üzerine on yıl boyunca uyguladığı siyasete çevirerek, Erivan’ı pro-Rus yöntemlerle idare etmeyi denerken, Azerbaycan’ı on sene sonra Müslüman bir ülke olarak kabul edip, Türkiye ile geliştirdiği olumlu ilişkileri Azerbaycan’la da geliştirmek istiyor.
11 Eylülle birlikte bölge konjonktürünün değişmesi, İran’ın dış siyasetini de büyük bir değişime uğratmıştır. Bu değişimi en hızlı şekilde Azerbaycan siyasetinde görmek mümkün. İran yıllardır Azerbaycan’daki milliyetçi söylemlerden dolayı ve iki ülke ilişkilerinin gerginliğinden dolayı Azerbaycan’a vize uygulamaktaydı. Geçtiğimiz hafta bu uygulamanın son bulduğunu açıkladı İran. Ve iki ülke arasında ticari ve kültürel ilişkilerin ilerletilmesi kararı alındı yetkililerce.
Ortadoğu’da değişen dengelerde belirleyici bir rol üstlenmek isteyen İran, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan ile olan ilişkilerini ilerleterek Kafkasya’da da öncü bir rol oynamak istemektedir. İran’ın Azerbaycan ile söz konusu yakınlaşması ileriki günlerde İran ve Azerbaycan açısından şu sonuçları doğurabilir:
1-      Hazar denizine kıyısı olan ülkelerin suyu kullanma konusundaki teklifleri birbirleriyle uyuşmuyor. Ve Türkmenistan’la bu konuda yaşanan anlaşmazlığı çözmek açısından İran-Azerbaycan yakınlaşması önem arz etmektedir.
2-      Karabağ konusunda İran’ın Azerbaycan lehine olası bir tavrı, Moskova’nın da Bakü’nün taleplerine duyarsız kalmamasını sağlayacaktır.
3-      Azerbaycan – İran ilişkilerinin Türkiye’nin de katılmasıyla olası bir üçlü ittifaka dönüşmesi Ermeni diasporasının etkisini azaltacak ve Karabağ sorunun çözümünü hızlandıracaktır.
4-      İran’ın da Azerbaycan’ın taleplerine cevap vermesi, geçenlerde Ermenistan’daki soykırım anıtını ziyaret eden Gürcistan Devlet Başkanının sözkonusu tavrını yeniden düşünmesini sağlayacaktır.
90’lardan itibaren Kafkasya’daki istikrarsızlığın altında yatan büyük nedenlerden biri İran ve Azerbaycan arasındaki gergin ilişkidir. İran’ın bölgenin büyük devletlerinden biri olarak belirleyici konumunu Azerbaycan aleyhine kullanması Karabağ sorununu çözümsüz bırakmıştır. Ancak bugün gelinen nokta iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşmesi yönündedir. Ve gelişmeler öngörüldüğü şekilde gerçekleşirse yüzyılın ikinci çeyreğinin başında İran – Azerbaycan ilişkileri Karabağ sorununda ortak hareket etme potansiyelini yakalayacaktır.
(Hüseyin Beheştî, SDE Asistan)



GENÇ DÜŞÜNCE KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



Stratejik Düşünce Dergisi Mart-2010 sayısı bayilerde...
10.03.2010 09:39:27

Medya, Gündemi SDE Uzmanlarıyla Değerlendiriyor...
05.03.2010 17:51:53

Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek 'Yargı Konferansı'nın açılış konuşmalarını gerçekleştirdiler...
03.03.2010 14:26:03

SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay Amerika’nin Sesi Radyosu'nda (Voice of America) gündemdeki konuları değerlendirdi...
02.03.2010 09:37:14

"Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı" konferansı sona erdi...
26.02.2010 16:59:20


<Mart 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
22232425262728
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930311234

Yargı Reformu'nu Destekliyor musunuz?

Evet
Hayır
İçeriğine göre
Kararsızım


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya.