ABD, 11 Eylül saldırılarından sonra “terörle mücadele” bağlamında uluslararası kamuoyuna, El-Kaide gibi direniş örgütlerinin başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünya için bir tehdit kaynağı olduğunu empoze ederek, önce Afganistan ve ardından da Irak’ın işgalini gerçekleştirmiştir. ABD yönetimi, Ortadoğu bölgesine yaşattığı felaketlere “Körfez ülkelerine silah satmak” ile bir yenisini eklemektedir. Gerek bölge, gerek Körfez ülkeleri (Suudi Arabistan, Bileşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn) için İran’ın, nükleer programı konusundaki girişimleri bir tehdit olgusu olarak gösterilmektedir.
2009 yılında 38,1 milyar dolarlık silah ihraç eden ABD’nin en büyük müşterileri, İslam ülkeleri oldu. ABD’den 2009 yılında sadece Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yaklaşık 8 milyar dolarlık silah satın aldı. ABD’nin bir diğer büyük müşterisi ise 5,4 milyar dolar ile her gün intihar saldırıları ve çatışmalarla gündeme gelen Afganistan’dır. (Tıkla-1)
Bunun da nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz;
- Ortadoğu ülkelerinde bugün itibarıyla yaşanan gelişmelere baktığımızda görünen manzara şudur: bölgede hangi ülkeyi dikkate alırsak alalım, içerde ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu nedenle, kendi içinde tehdit altında olan bir yönetim dışarısıyla bir sorun yaşamak istemez.
- ABD’nin, Mart 2003 yılında Irak’ı işgal etmesiyle, Irak başta olmak üzere, etnik ve mezhepsel çatışmaların baş göstermesi üzerine, bölge ülkeleri sınır ve su sorunu gibi birçok sorunu bir kenara bırakıp, kendi iç dinamikleriyle uğraşmaya başlamışlardır.
- Ortadoğu’da ülkelerin birbirlerine karşı savaşmalarının yerini günümüzde gözdağı olarak tehdit algılamaları almıştır. Bu savaş, tehdit unsuru teşkil eden ülkelerdeki yönetim karşıtı örgütler üzerinden yürütülmektedir. Örnek vermek gerekirse, İran dış örgütler üzerinden sesini dünya kamuoyuna duyurmaktadır. Son günlerin popüler ülkesi haline gelen Yemen’deki Husi Hareketinin, Yemen Hükümetine savaş açmasında gerek bölge ülkeleri, gerek Batılı ülkeler ve ABD’nin, Tahran’ı sorumlu tutması dikkat çekmektedir.
Sonuç itibarıyla ABD Yönetimi, İran’ı Körfez ülkelerine karşı bir tehdit olgusu olarak gösterip “Silah Satan Şirketleri”ne yeni bir pazar oluşturmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere, diğer Körfez ülkelerine İran’ın, nükleer programı konusunu bahane ederek ciddi miktarda silah satışı gerçekleştirmektedir. Basında çıkan haberlere göre; ABD’nin silah ihracatı, dünyadaki ekonomik krize rağmen bir önceki yıla göre yüzde 4,7’lik artış göstermektedir. ABD, Körfez ülkelerini İran tehdidiyle korkutarak, kendisini ekonomik krizden kurtarmaktadır. Amerikan silah şirketlerinden bu denli büyük rakamlarla silah alan Körfez ülkelerinin, bu savaşa girmediklerini göz önünde bulundurursak, bu silahları nerede ve ne amaçla kullanacakları açıkçası merak konusudur. Ancak şu hususu belirtmekte fayda var; gelecekte bu silahlar, Körfez ülkelerinde iç karışıklılık nedeni olabilir.
(Ali SEMİN, Asistan)