ENGLISH
07.02.2012
Ana Sayfa » Beyin Fırtınası ToplantılarıGeri Dön «

Yemen Yeni Afganistan Mı?

30.01.2010 13:56:51

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) bünyesinde “Yemen Yeni Afganistan mı? ” konulu V. Beyin Fırtınası, Ortadoğu Uzmanı Dr. Kaan Dilek’in katılımıyla gerçekleştirildi. Yemen’de yaşanan krizin nedenlerinin ve çözüm önerilerinin tartışıldığı toplantıda sorunun tarihsel arka planı ile günümüze yansımaları değerlendirildi.

Toplantının açılış konuşmasını ve yönetimini SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay yaptı. “Yemen yeni bir Afganistan olacak mı?” sorusunun son günlerde çok sık sorulduğuna dikkat çeken Aktay, zaman zaman bu tip soruların diğer ülkeler için de dile getirildiğini belirterek “Bırakınız her ülke kendi yolunda gitsin. Türkiye de, Türkiye olarak başka bir mecraya doğru aksın” diyerek ülkelerin genel olarak birbirlerinden ayrı tutulabileceğini ifade etti. Ardından sözü Dr. Kaan Dilek’e bıraktı.

Dr. Kaan Dilek, “Yemen bir Afganistan olacak mı sorusu, ABD’nin sorması gereken bir sorudur. Yemen bizim için zaten bir Afganistan’dır. Siyasal, kültürel, sosyo-ekonomik yapısı, yönetim şekli hatta jeopolitik olarak birbirlerine benzerlikleri ile bence bir Afganistan’dır” diyerek sözlerini özetle şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu’nun coğrafyasının dayattığı bir determinizm var. Bu özellikle İran ve Anadolu’yu savaştıran bir determinizm. Bir devletin dünyada söz sahibi olabilmesi için Ortadoğu’da söz sahibi olabilmesi gerekir. Yemen de bu coğrafyanın bir parçasıdır. Yemen yaklaşık 40 yıldır Zeydi İmamlık tarafından yönetilmektedir ve şuan ciddi olarak İran’ın kontrolündedir. Osmanlı 16. yüzyılda Irak ve Basra Körfezi coğrafyasında etkinliğini arttırmasına rağmen asla Yemen’in tamamına hâkim olamamıştır. Yemen’in güneyi 19. yüzyılın başından itibaren İngiliz sömürgesi haline geliyor. Yemen Doğu Afrika’nın karşısında Asya ayağını oluşturuyor. Kızıldeniz gibi suyolunun başını tutuyor. Enerji nakil hatlarının önemli bir ayağı olan Basra Körfezi’nin Akdeniz’e oradan da Atlantik’e açılan bir kapıdır. Aynı zamanda deniz ticareti açısından da çok önemlidir. Yemen’in siyasi tarihine bakacak olursak, kabilelerin bölgede önemli yeri olduğunu görüyoruz. Cumhuriyet dönemine geçildiğinde bile kabile ve aşiret sistemleri üzerine gidilememiş. Kısaca Yemen’in siyasi yapısını şöyle özetleyebiliriz: kabileler ve aşiretler arası denge. Liderin liderliğine devam edebilmesi için aşiretler ve kabileler arası dengeyi çok iyi oturtması gerekir. Ve bunlara para vermek zorundadır.
“Sovyet uydusu olan yapılarda İslamcılık hep gelişmiştir. Güney Yemen’de Sovyet uydusu olan bir yapının ortaya çıkması, kuzeyde de İslamcıların ve aşiretlerin güçlenmesine neden olmuştur. Zaten Zeydi İmamlık rejiminin bu güne kadar var olmasının nedeni de budur.
Esas Tartışılması Gereken Konu: Teopolitik
“Ortadoğu ile ilgili tartışılması gereken konunun herkes jeopolitik olduğunu söyler, ama bence Ortadoğu’da esas tartışılması gereken konu teopolitiktir. Ortadoğu’da dinleri yönetmeyi bilenler başarılı olacaklardır. Jeopolitik sonuçta determinizmdir. Dolayısıyla sizin coğrafya konusunda yapabileceğiniz bir şey yoktur. Batılı ülkeler Ortadoğu dinleri yönetmek konusunda ne kadar iyi görünseler de aslında çok başarısızlar. Bizler bu durumu çok daha iyi kavrayabiliriz. Bence teopolitik bizim de üzerinde çok ciddi olarak düşünmemiz gereken bir konu. Haklı olarak biz halifeliği kaldırdık ama halifeliğin kalkması Ortadoğu bölgesinde çok ciddi bir boşluğun oluşmasına neden oldu. Halifeliği tekrar getirelim demiyorum ama Ortadoğu’da dinleri yönetebilecek, teopolitik konusunda etkin söz alabilecek mekanizmalar geliştirmeliyiz. Aynı zamanda dinleri anlama ve algılama konusunda da kendimizi geliştirmeliyiz. Bizim şu anda Ortadoğu’ya yönelik çalışmalarımız çok derinliksiz. Konuyla ilgilenen uzmanlar Arapça bilmedikleri için Arapça yazılmış metinleri İngilizcesi üzerinden inceliyorlar. Ortadoğu çalışacaksak Farsça ve Arapçayı çok iyi bileceğiz. Bunları başarabilirsek Ortadoğu’da çok daha fazla söz sahibi olabiliriz.
Yemen Krizi’nde Nedenler:
1-    El-Husi Hareketi…
2-    El-Kaide şuan Doğu Afrika’ya doğru kaymaya çalışmaktadır. Bunun bir ayağı olarak ta Yemen çok önemlidir. El-Kaide kendisini Yemen’de çok rahat bir şekilde konuşlandırabiliyor. Coğrafi yapı buna çok müsait. Kabile yapısı olduğu için, bir kabile reisini ikna ettiğiniz takdirde o kabile ile beraber harekete geçebiliyorsunuz.
3-    Güney Kuzey birleşmesi ama iki tarafında birbirlerine hiçbir zaman güvenmemesidir. Siyasi olarak bir ölçüde birleşme sağlanmasına rağmen hala orduları birleştirmiyorlar. Bu güvensizlikte krizlerin nedeni olarak karşımıza çıkıyor.
4-    Suudi Arabistan, Yemen’in en uzun sınırlarına sahip olan komşusudur. Yemen’in Arabistan ile ilgili asıl kaygısı; İran devrimi sonrası Şiiliğin ihracı söylemi bölgedeki Şii azınlıklara sahip ülkeleri çok rahatsız etmiştir. Arabistan kendisinin Şiilerle sıkıştırıldığını hissediyor.      
5-    Yemen, El- Kaide’yi ciddi bir tehdit olarak görmüyor. Yemen bence düşmanlarını kendisi seçmiyor, batılı ülkelerin gösterdiği hedeflere saldırıyor. Çünkü bunun karşılığında para alıyor, ülkeyi yönetmek, şeyler arasında dengeyi sağlayabilmek için de para alması şart.
6-    Şiiliğin yükselişi Ortadoğu’da ciddi kaygı yaratıyor. Ama Şiiler aynı zamanda batılı devletlerin direk hedefinde değiller, hiçbir zaman da olmadılar. Şii yükselişinin ardındaki diğer kaygı körfez ülkeleri, Batılıların Şiiliğin yükselişi ile Sünni Şii çatışması peşinde olduklarını da biliyorlar. Özellikle Yemen’deki krizin bir mezhep çatışmasına dönüşmesinden, Arap yarımadasına yayılmasından korkuyorlar.
7-    Yemen’e ait Sokotra Adası stratejik önemi büyük olan bir yerdir. Amerika’da aslında bu adanın peşindedir. İran bütün bu çatışmaların arkasında bu adanın yattığını iddia ediyor. Amerika burasını uzun vadeli kiralama şeklinde ele geçirmeye çalışıyor. Adanın jeostratejik konumun yanında bir de turistik özelliği var.  Ada Somali ile Yemen arasında Yemen’in en önemli gelir kaynağını da oluşturuyor.
8-    Yemen istikrarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Ama Yemen istikrarsızlaştırılırsa hele bir de askeri müdahale olursa ve bunu Batı gerçekleştirirse Körfez ülkeleri bu duruma çok ciddi tepki gösterecektir. Amerika tek tek İslam ülkelerini işgal mi ediyor kaygısını yaşayacaklardır. Amerika’nın bunu kendi müttefiklerine bile anlatması çok zor olacaktır.
Afganistan ile Yemen’in Benzerlikleri:
1-    Engebeli arazi; burada silahlı örgütler çok rahat konuşlanabiliyorlar,
2-    Farklı etnik ve mezhepsel yapı sahipler, bu gruplar arası politika ülke politikası olarak, karşımıza çıkıyor,
3-    Kırılgan ve paraya dayalı bir yapı karşımıza çıkıyor,
4-    Afganistan’da Yemen’de bir Sovyet rejiminin uydusu oldular,
5-    El- Kaide oluşumu iki ülkede de faaliyet gösteriyor,
6-    Okuryazarlık iki ülkede de çok düşük seviyede,
7-    Gelir dağılımı düşük,
8-    Fakirlik fazla.
 
Sonuç:
28 Ocak’ta Londra Konferansı’nda Yemen konuşulursa ve Yemen hakkında yanlış kararalar alınırsa çok sıkıntılı günler yaşayacağımızı düşünüyorum. Özellikle Suudi Arabistan ve Umman’ın Yemen konusunda çok daha soğukkanlı olması gerekir. Şu an Yemen’deki pek çok kabile Umman’daki kabilelerin uzantısı gibidir. Yemen karışırsa Umman’da karışır. Körfez ülkelerinin uzun vadede rejimlerini bir şekle sokmaları gerekir. Bu dönemde Yemen’e yapılacak sosyal ve ekonomik yardımlar çok önemlidir. Aynı zamanda bölgede Sünni ve Şii çatışmasını tetikleyecek her şeyden kaçınılması gerekir. Özellikle de Yemen bunun tetikleyicisi olmamalıdır. Şii Sünni çatışması çok farklıdır. Çatışan aktörlerin Şii ya da Sünni olması çatışmanın Sünni-Şii çatışması olduğu anlamına gelmez. Batılı ülkeler İran konusunda çok ihtiyatlı olmalılar. İran’a yapılacak her türlü baskı çeşitli yerlerde patlak veriyor. Somali’de istikrar ve güvenlik olmadığı sürece bölgedeki güvenlikte aksayacaktır. Türkiye açısından olaya baktığımızda ise Şii jeopolitiği ve teopolitik konusunda ciddi çalışmalar yapacak merkezler kurulmalıdır. Biz hangi Şiilerin hangi Ayetullahları taklit ettiğini, hangi sosyal siyasi eksenlerde yer aldıklarını, birbirleri arasındaki farkları çok iyi kavrayabilecek duruma gelmeliyiz”
26 Ocak Salı günü 14.00’te başlayan toplantıda genel hatları ile Şii jeopolitiği, teopolitik, Yemen, İran gibi Ortadoğu devletlerinin birbirleri ile ve kendi içlerindeki ilişkilerden, ABD’nin bölgedeki tutumundan ve bu bölgede gelişen olayların Türkiye’ye yansımalarından bahsedildi. Genel konuşmaların ardından soru cevap kısmına geçildi.
 



BEYİN FIRTINASI TOPLANTILARI KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya